Kişisel gelişim bölümümüzde bu kez analiz etmek üzerine kafa yoracağız. İnsanları geride bırakan, gelişmesini ve değişmesini engelleyen bir düşünce yapısını inceleyeceğiz. Nedir bu analizci bakış açısı?

Analiz Etmek Ne Demektir?

Analiz etmek, herhangi bir şey hakkında detaylı inceleme yapmaktır. Analiz etmenin iki türü vardır. Bir kasıtlı anlamda olur birde araştırma tekniği olur maalesef günümüzde açık arama(birilerinin hatasını arama) ve kasıtlı olarak yapılmaktadır.

İnsanlar doğru olan bir konuyu ısrarla analiz etme derdine düşerler. Bu dert kendilerini rezil etse de ısrarla bunu tekrarlar. Aslında bunun en temel sebebi her şeyi ben biliyorum kafasıdır.

Yeterince Güçlü İstiyor Musun? >>

Analiz Etmekle Zaman Kaybetme

Ünlü düşünürlerden tarihin en önemli filozofu, felsefenin babası Sokrates; “Bildiğim tek şey var oda hiç bir şey bilmediğimdir.” diyerek bu konuya açıklık getirmiştir. Gerçekten normal hayatta bizim bilmediğimiz o kadar çok şey vardır ki tahmin bile edemeyiz bunu. Her gün yeni şeyler öğrendiğimizden bu durumu daha iyi anlayabiliriz.

Çok fazla bilmediğimiz şey vardır. Her yeni kitap okuduğumuzda, bir şeyler öğrendiğimizde kendimize olan saygımız artar, kendimizi daha iyi hissederiz, hayata daha geniş bir pencereden bakarız. Ama herhangi bir kitabı ben biliyorum kafasıyla okursak yada bu yazıların altında mutlaka kötü bir şey vardır düşüncesiyle okursak hiç bir şey elde edemeyiz.

Bilgi Güçtür >>

Bilmediğin Çok Şey Var

Bu konu çok hassas ve üzerinde durulacak bir konudur. Her şeyi biliyorum kafasında olan  insanların yerinde saydığını görürüz hatta bu durum bireyde gerilemeye de sebep olabilir. Hayatı geriden yaşamak bizi mutsuz eder, her alanda başarısız olmamıza sebep olur. Ama öğrenmeye açık bir insan olursak herkesten daha önde oluruz.

Hayata olan bakış açımız genişler kendimizi daha öz güvenli hissederiz daha rahat oluruz ve aynı zamanda pozitif oluruz. Çünkü yeni şeyler öğrenmek insanı mutlu eder, hayat dolu olmamızı ve hayatta bir heyecanımızın olmasını sağlar. Heyecan ise insanlara yenilenme hissi verir.

Bardağını Boşalt

Her şeyin daha anlamlı olması için analiz etmek yerine yeni bilgilere ve öğrenmeye açık olunmalıdır. Tabiri caizse bardağımız boş olmalıdır. Eğer bardağımız dolu ise yeni bilgi alamayız her seferine taşar. Fakat bardağımız boş olursa her zaman yeni bilgileri bardağımıza alabiliriz. O halde bardağınızı boşaltın ve yeni bilgilerin size ulaşmasına izin verin.

Başarı yolundaki engeller, kişisel gelişimimiz için gerekli midir? Bu engeller, zihnimizde mi yoksa gerçekte de var mı? En son ne zaman, bir engel ile karşılaşıp geri döndüğünüzü hatırlayın. Ya da sizi gerçekten ağırlaştıran bir engelle karşılaştığınız zamanı düşünün. Kişisel gelişiminizin zirve yapacağı bu dönemlerde bakış açınız nasıldı?

Her ne kadar tatsız olsa da, yolumuza gelen engeller büyüme için gereklidir. Hayatta hiçbir sıkıntı, engel veya başarısızlıkla yüzleşmek zorunda kalmazsak, deneyimlerimiz oluşmazdı. Dezavantajı nedir peki? Uyum sağlamak ve olgunlaşmak zorunda kalmayız. Dolayısıyla teoride, yaşamdaki engellerle yüzleşmek aslında arzu edilir. Karşılaştığınız engeller ne kadar fazlaysa, oldukça olgun ve uyarlanabilir olmanız da o kadar iyi olur. Yine de herkes hevesli bir şekilde engelleri aşmaz ve başa çıkmaz.

İşte Engelleri Sevmeniz İçin Birkaç Neden

Bazı insanlar engellerden kaçınmak için büyük çaba sarfederler. Veya varlıklarını inkar ederler. Diğerleri ise engellerin onları ezmesine izin verir. Kendilerini mağlup hissederler. Ancak bu başarısız, sıradan insanların düşünce yapısıdır.

Hayatında başarılı olmuş insanlar sizce hiç engelle karşılaşmamış olanlar mıdır? Size bir sır verelim. Cevap “Hayır”! Karşılarına engel çıkıyor. Ancak onlar bu engellerle boğuşmak yerine, onları kabul ederek, severek çözümünü arıyorlar. Neden severek diyoruz? Çünkü onlara her şekilde deneyim sağlayacak, ders çıkaracak bir süreç gözüyle bakıyorlar.

Steve Jobs Hayat Hikayesi >>

Çoğu insan, engelleri olumsuz olarak düşünür. Ancak, engelleriniz veya sınırlamalarınızla yüzleşirken fırsatçı bir tavrı koruyabiliyorsanız. Nihayet hedeflerinize ulaştığınızda daha da etkileyici bir sonuç elde edersiniz! Gerilemeye karşı tavrınız, meydan okumadan yükselip yükselmemenizin veya bunun içinde sıkışıp kalmamanızın sonucunu belirleyecektir.

Engeller size amaç verir

Engeller size amaç verir.

Bazen engeller hedeflerinizi sıfırlayabilir. Her zaman bir şeyler yapmanın belirli bir yolunu yapmış olabilirsiniz ya da belirli hedeflerin peşinden gitmek isteyebilirsiniz. Ancak başarısızlıklar veya zorluklarla karşı karşıya kaldığınızda, yeniden düşünmek ve yolunuzu yeniden incelemek zorunda kalırsınız.

Yeni ve heyecan verici bir şeye odaklanmaya başlayabilirsiniz. Kabul edersiniz, engeliniz sizi bir süreliğine raydan çıkarabilir. Ancak aynı zamanda zorluklarla karşı karşıya kaldığınızda güç bulmanıza da yardımcı olacaktır. Bir engelin üstesinden gelmek zorunda kaldığınızda, sadece hareketlerden geçmek yerine bir amacı yerine getirmiş olursunuz.

“Engelleri Avantaja Çevirin – Betül Mardin” adlı videolu içeriğimiz için >>

Bir engelin üstesinden geldikten sonra, yolunuza çıkacak olan bir sonraki sorunun üstesinden gelme konusunda kendinizden emin hissetme olasılığınız daha yüksektir. Önünüzdeki diğer hedeflerle mücadele etmeye hazırsınız. Her ne kadar engeller hoş olmasa da, aslında amaçlarımıza ulaşmamızı engellemiyorlar. Bir sonraki yere gidilecek yerler için kılavuz görevi görürler. Bir şekilde durmanız ve belki de atılacak yeni, daha iyi bir yol olup olmadığını düşünmeniz için zaman verir.

Elbette, engeller içimizdeki hayal kırıklığı, öfke veya üzüntü gibi birçok olumsuz duyguları ortaya çıkaracaktır. Ancak bizi hedefimize ulaşmalarını engellemediklerinin farkına varmak önemlidir – yalnızca başlangıçta beklediğimiz yolu değiştirirler.

Engeller bakış açınızı değiştiriyor

İster isteyin ister istemeyin, engeller kaçınılmazdır.

İster isteyin ister istemeyin, engeller kaçınılmazdır. Hayat sürekli değişiyor ve bu yüzden sürekli yeni durumlara değişmeli ve uyum sağlamalıyız. Hayat sana yeni engeller atmayı asla bırakmayacak. Bu yüzden yapılacak en iyi şey, bu engelleri nasıl daha iyi görüp başa çıkabileceğimizi bilmektir. Ve onları kişisel gelişim için fırsatlara dönüştürmektir. Hayatı bir poker oyunu gibi düşünüyorsanız, verdiğiniz kartları en iyi şekilde kullanmanın ne kadar avantajlı olduğunu görmek kolaydır.

Kaçınılmaz olarak bazı insanlara diğerlerinden daha iyi el dağıtılırken, başarı şansınız çoğunlukla oyunu nasıl oynadığınıza göre belirlenir. Engelleri hayatınız için bir avantaj olarak görebiliyorsanız, onları o kadar iyi idare ediyor olursunuz ve bu deneyimi sizi daha da ileri götürmek için kullanırsınız.

Başarılı İnsanların Hayatlarını Konu Alan 20 Harika Film İçin >>

Zihin yapınız, engellerle karşılaştığında çok önemlidir. Sıkıntı yoluyla iyimser olmak için pratik yaparken, bilerek seni tüketebilecek olumsuz güçlerden uzaklaşıyorsun. Bu olumlu bir zihniyetin gücüdür. Engelleri kabul  etmek size bir amaç verecek, sizi beklenmeyen durumlara hazırlayacaktır ve bakış açınızı değiştirerek kendinizin daha iyi bir versiyonuna geçmenizi sağlayacaktır.

Kaderimizi belirleyen başımıza gelenler değil, fark yaratan şey, olaylarla ilgili yaptığımız şeylerdir. Yaptığımız seçimler ve yol boyunca yaptığımız eylemler, sahip olduğumuz düşünceler, odaklandığımız şey ve kendimize 7/24 söylediklerimizi nasıl çerçevelendirdiğimiz gibi… İşte size ilham verici bir alıntı:

“Eğer yürüdüğünüz yolda hiçbir engel yoksa, o yol sizi hiçbir yere götürmez.” – George B. Shaw

Peki siz de engeller hakkında böyle mi düşünüyorsunuz? Tecrübelerinizi veya görüşlerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Zor zamanlarımızdaki en güçlü motivasyon kaynağımız nedir? Engellere bakış açımız nasıl olmalı? Vizyon, yani geleceğe bakış nedir? Hayata tutunmak için neler yapabiliriz? Tüm bu sorular ile boğuşuyorsanız, hayatınızdaki zorluklara rağmen geleceğe karşı bir bakış açısı oluşturmaya çalışıyorsunuz demektir. O zaman gelin bu soruların cevabına birlikte bakalım.

Sizi Zor Zamanlarınızda Ayakta Tutacak Motivasyon Kaynağı

Bahsedeceğimiz konu, birçok insanın ilk zorluklarda, ilk “Hayır”larından sonra vazgeçmelerinin, birkaç olumsuz cevaptan sonra ellerindeki fırsatları bırakmalarının belki de en önemli nedeni konumundadır. Herhangi bir işte başarı için, 2 ile 4 sene emek verilmesi gerektiği, insanlar tarafından gözden kaçırılmaktadır. Bir söz vardır;

“Geleceğimizi düşünmek daha iyidir, çünkü hayatımızın geri kalanını gelecekte yaşayacağız…’’

Bu cümleler insanların çoğu için birkaç kelimeden başka bir anlam taşımaz. Çünkü kendilerini sadece “bugün” ile meşgul hale getirmişler. Başka bir ihtimalle, rüyada yaşıyorlar ama rüyaları için hiçbir şey yapmadan. Bunun için rüyaları iyi şekilde belirlenmemiştir. Ve rüyalarına ulaşmaktan da çok uzaktırlar. Ama gelecek için bu düşünce yanlıştır.

Sıradan olmayı reddetme nedenimiz

Neden pozitif bir düşünce ile (Devletler, Milletler, Şirketler, Organizasyonlar, Yaşlılar Ve Gençler Bizlerin Her Biri İçin) dünyada etkili olmayı istiyoruz? Bu çok önemli temel bir hayaldir. Bu gerçek 1973 yılında Vietnam Savaşının bittiği zamanlarda araştırılmaya başlanmış. Opet enerji buhranının kontrolünü ele almıştı. Vatergate’in perişanlığı en üst seviyedeydi. Enflasyon dünyada kontrolden çıkmıştı. İnsanların çoğu (şirketlerin müdürlerinden işçilerine kadar) çalışma koşulları zor olduğundan geleceği düşünmeleri onlar için imkansız ve anlamsız bir hale gelmişti.

Ama bu buhranın ortasında üç değişik bilim adamının eserleri karşımıza çıkar. Ki onlar şunu göstermişler bu durumda; ters ve pozitif düşünce, akıllılıktır. Bu bilim adamlarının her biri kendi metotlarıyla gelecek için düşünmemiz ve hayal etmemiz için bizi ikna edebilirler. Gerçek şu ki;

“Gelecek için en güçlü motive, pozitif bir bakıştır.”

Anlamlı Karikatürler – Pozitif Düşünme >>

Şimdi bir yolculuk yapacağız

İşimizi, ailemizi ve hayatımızı daha faydalı ve anlamlı kılmak için nasıl faydalanabiliriz?

İşimizi, ailemizi ve hayatımızı daha faydalı ve anlamlı kılmak için nasıl faydalanabiliriz?Yolculuğumuza başlıyoruz. Yetenekli Hollanda’lı bir bilim adamı olan Fred Polark “Geleceğin Görüntüsü” adlı kitabını (Atina’da)yazdı. Polark milletlerin itibarı olan geleceğin görüntüsüne çok önem veriyordu. Onun anlattığı konu aynen yumurta ve tavuğun hikayesidir;

Bunu anlayabilmek için birçok milletin edebiyatını araştırdı (antik çağ ve modern çağ). Bunun için onların pozitif düşünmeleri şimdi ki yaşamlarında etkili olmuş. Onun bulduğu şey  Atina’da Partenon Sarayı’nda gerçekleşmiştir. Partenon geçmişte mimarların akıllarının göstergesiydi. Sonra Yunanlılar geleceklerinin kültürünü onda hayal ettiler. Bu kadar şey nasıl olabildi? Sonra rüyalarını güçlü bir şeye değiştirdiler. “BAKIŞ!” Polark’ın bulduğu şey şudur;

‘’Önemli bakışlar, önemli başarılardan daha önemlidirler.’’

O, farklı farklı numunelerden aynı olguları bulmuştur. Önce liderler gelecekten sağlam bir görüntü gösterdiler. Sonra toplumlar bu görüntüyü kabul edip onları desteklediler. Daha sonra bunlar hep birlikte o görüntüyü gerçekleştirdiler. 2500 yıl önce bu görüntü Yunanistan da gerçekleştirildi. Bu olay Roma’da da oldu ya da İspanya’da Venezuella, İngiltere ve Fransa’da da. Aynı olgu Amerika’da da oldu. Şimdi bu olguyu tüm dünyada görebiliriz. Batı Avrupa’dan Büyük Okyanus’un sahillerine kadar.

Gerçekten onlar ırmakların tam tersi yönünde hareket ettiler. Onlarda olan tek şey, gelecek için derin bir bakış açılarıdır. Başarılı olmalarının temel unsuru şuymuş. Bu unsur tek değil ama birincisidir;

‘’Bakışı olan milletler başarılıdırlar. Bakışı olmayan milletler ise tehlikededir.’’

Fred Polark’ın kitabı her ne kadar milletler için geçerli ise bir o kadar da çocuklar için geçerlidir. Çocukların gelecekleri tam olarak şu an ki bakış açılarına bağlıdır.

Başarılı kişilerin seçiminde IQ ya da aile yapısı önemli değildir. Birçok başarılı insan yoksul ailelerden gelmiştir. Ve sosyal aktiviteleri de çok iyi değildir. IQ testinde de iyi bir derece almamışlar. Bazı başarısız insanların IQ ları özel insanlar gibidir. Peki burada ki temel fark nedir; tabii ki “Bakış Açısı”.

Hayatı Sevmek İçin 10 Neden >>

Gelecek hakkında derin bir bakış açısı

Tüm insanların ortak noktası gelecek hakkındaki derin bakış açılarıdır.

Tüm insanların ortak noktası gelecek hakkındaki derin bakış açılarıdır. Singer’in araştırmalarına göre (buradan daha iyi bir yer bulmak imkânsızdı) PS121 İlkokulu (Harlen Newyork). 1981 yılında Fujin Lenk mezuniyet balosunda bir konuşma yaptı. O, 1983 yılında bu okuldan mezun olmuştu. Şimdi o kendisini yetiştirmiş zengin birisiydi.

O, çocukların geleceğini ve sorunlarını çok endişe ederdi. Bundan dolayı onlara ümit vermeye karar vermişti. Fakat kürsüye çıkıp 6. Sınıf öğrencilerine, ailelerine ve arkadaşlarına baktığında anladı ki konuşmak onlar için faydalı olmayacaktı. Ve anında konuşmasını değiştirdi. Bu değişiklik ki o çocukların hayatlarını sonsuza kadar değiştirdi. Etkili konuşmasına bir iletişimle başladı. Ve kendi hikâyesini; Washington’da, Martin Luther King’in bir konferansında ki  “Benim Rüyam Var” adlı konuşmasını anlatarak başladı. 6. Sınıf öğrencilerine dedi ki;

“Herkesin rüyası olması gerekir. Sizin rüyalarınız önemlidir. Çünkü geleceğinizi belirleyecek. Ve eğitim o geleceğin ana hatlarıdır.”

O, ortaokul, lise ve üniversite hakkında konuştu. Üniversiteyi anlattığında anladı ki çocukların çoğu için Üniversite ulaşılamayacak bir yerdir.  “Bunun için üniversiteye gidemeyeceğinizi düşünmeyin. Çünkü gidebilirsiniz.” Sonra orada 6. Sınıf öğrencilerine aile ve arkadaşlarının yanında söz verdi. Liseyi bitiren öğrencilere kendi eğitim bursu verecekti. Orada 6. Sınıf öğrencileri toplantıya katılmadan önce biliyorlardı ki, üniversiteye gitmek için hiçbir umutları yoktu.

Kısa Hikayeler – Kozadan Çıkan Kelebek >>

Bir anda bu sözle karşılaştılar

Fakat Lenk’in ve organizasyonunun yardımıyla 6. Sınıfta ki 52 kişinin 48’i liseyi bitirdiler.

Lenk çocukların alkışları arasında yerine oturdu. Lenk bursları veremeyeceğini biliyordu. Bunu çözmesi için bir yol çizmesi lazımdı. Destek toplamak için bir organizasyon kurdu. Aileler, öğretmenler ve sosyal grupları bir araya topladı ki çocuklar üniversiteye gidebileceklerine emin olabilsinler. O okulun geçmişinden biliyordu ki sadece %25’i liseyi bitirebilecek. Ve %25’lik gruptan hiç kimse üniversiteye gidemeyecek.

Fakat Lenk’in ve organizasyonunun yardımıyla 6. Sınıfta ki 52 kişinin 48’i liseyi bitirdiler. 48 kişiden 40’ı ise üniversiteye gittiler. Burada PS121 okulunu görüyoruz ki Benjamin Singer’in anlattığı şeyler gerçekleşmiş. Çocuğun bakış gücü toplumun yardımıyla iktisadi ve tarihi sorunlara hâkim olur ve kazanır. Ve çocuklara da iyi bir motive verir ki yüksek başarılara ulaşsınlar.

Çocuklarımıza sorduğumuzda gelecekte ne yapmak istiyorsun diye, onlara yardım etmiş oluruz. Ki önemli konular hakkında düşüne bilsinler. Hiçbir zaman cevaplarını önemsememezlik yapmayın. Hatta düşünceleri her hafta farklı farklı olsa bile. Çocuklarımızı dinlediğimiz zaman gelecek hakkında ki rüyalarının önemli olduğunu gösteririz. Ve bizim önem vermemiz,  özgüvenlerini kazanmalarına yardımcı olur. Yeteneklerini ortaya çıkarırlar ki geleceklerini kursunlar. Milletler ve çocuklar arasında benzer özellikler görürüz. Benzer güçler. BAKIŞIN GÜCÜ!..

Özgüvenim Düşük, Ne Yapmalıyım? >>

Yanmak üzere olan bir insan

2.dünya savaşında milyonlarca insan (çoğu Yahudi, Polonya’lı ve Rus) bir toplama kampında öldüler.

2.dünya savaşında milyonlarca insan (çoğu Yahudi, Polonya’lı ve Rus) bir toplama kampında öldüler. Viktor Frankel (Viyana’da yaşayan Yahudi bir Psikolog) Ashuits’te bir araştırma yaptı ve o burada kendi cevaplarını buldu. Ashuits’te araştırma yapmasının sebebi en zor durumlarda “Bakışın Gücü”ydü.

Düşünce Değişimi Zamanı >>

2. Dünya Savaşında Naziler tırlarla onu ve binlerce kişiyi bu yeryüzündeki cehenneme getirmişler. Buraya getirildiğinde kendisi için üç tane ana hedef koymuş;

Şunu bir düşünün; “Yakılmayla yüz yüze olan bir insan, öğrenmeyi düşünüyor.” Frankel üç hedefine de ulaştı. Savaştan sonra Viyana’ya döndü ve kendi kitabını (İnsan Anlam Peşinde) yayınladı. Kendi gördüklerini ve öğrendiklerini açıkladı. Frankel kitabında toplama kampına getirilen insanların çoğunun anında idam edildiklerini yazdı. Ama Frankel’in odağı zor durumda bile iş yapmaktaydı.

Milyonlarca insan öldü. Ama sağ kalanlar içerisinde Frankel ortak bir nokta buldu. Bu ortak nokta, onların hayatta kalmaları için yeterliydi.’’Tüm hayatta kalan insanların gelecekte yapacakları çok önemli işleri vardı ve onları yapmaları gerekiyordu.’’ Tekrar hatırlayalım;

‘’Tüm sağ kalan insanların gelecekte önemli işleri vardı ki yapmaları gerekiyordu.’’

Burada aynı olguyu görürüz; İnanılmaz zorluklarla karşılaşabilmek için geleceğe BAKIŞIN GÜCÜ!.. Bu konuyu Frankel’in bir hikâyesi ile anlatabiliriz;

“İki kişi kendilerini öldürmek istiyorlar. Bu orada normal bir şeydi. Arkadaşları onlara geleceği hatırlatarak, ölümden kurtardılar. Birisi için geleceği çocuğuydu ki onu çok seviyordu. Ve çocuğu yabancı bir ülkede onu bekliyordu. Diğeri için ise gelecek bir kişi değildi. O da yazardı. Bazı kitaplarını henüz bitiremeden buraya getirilmişti. O kitapları, ondan başkası da bitiremezdi. Gelecek hakkında ki sorumluluklarını hissettikten sonra, geleceklerini kabul ettiler.”

Vizyon Nedir? Misyon Nedir? >>

Farklı düşünmek gerekiyor, ne olursa olsun! Yine Frankel bir hikayesinde şunları anlatıyor;

“Gerçekten göz yaşartıcı zor durumlarda ben kötü yaşamımızın küçük ayrıntılarını düşündüm. Bu gece yemekte ne verecekler? Eğer fazladan bir sosis verseler onu ekmekle değiştirsem olmaz mı? Acaba iki hafta önceden cebimde kalan bir dal sigaramı çorba ile değiştirsem daha iyi olmaz mı? Ayakkabı bağcıklarımın yerine kablo bulmayı nasıl başarırım? Kim bana yardım edebilir? Bu kadar yürümek yerine daha iyi yerde bir iş bulabilir miyim?

Her gün her saat bunları düşündüğüm için kendimden nefret ediyordum. Düşüncemi zorla başka bir tarafa yönlendirdim. Bir anda kendimi sıcak ve ışıklı bir konferans salonunda gördüm. Karşımda insanlar dikkatle benim konuşmamı dinliyorlardı. Burada yaşadığım şeyler hakkında konuşuyordum. Bu şekilde düşüncemi kötü düşüncelerden kurtardım.’’

Şimdi o, onları geçmişin bir parçası olarak biliyordu. Frankel’in anlatmak istediği şey belli.  Aynı şekilde sizin için de gelecekte yapacağınız bir işin olması gereklidir. Geleceğe pozitif bakmalıyız. Hayatımıza anlamı aslında bu kadar. Bu insanın özelliğidir, geleceği görerek hayatta kalabilir. Ve bu hayatın en zor durumlarından kurtulmanın tek yoludur.

“Bakış; rüya ve yapının sonucudur.”

Geleceğe karşı bir bakış açısı oluşturmak hakkında yazımızı beğendiniz mi? Siz de hayatınızdaki zor zamanlarınızda, kendinizi motive etmek için neler yaptığınızı, tecrübelerinizi, binlerce networkokulu.net takipçisi ile paylaşabilirsiniz.

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek Film Önerileri >>

Doğrudan satışta başarı nedir? Doğrudan satış ticaretine yeni başlamış ya da başlamak istiyor olabilirsiniz. Peki başarı sürecinde gerekli beceriler nelerdir? Bu sorunun cevabı sizin gelecekte olacağınız yeri belirleyecektir. Peki gelin birlikte bu sorunun cevabına bakalım.

Doğrudan Satışta Başarı Nedir?

Doğrudan satışta başarı, ele alınması gereken bir konudur. Online olarak pek çok insan endüstrimizdeki başarısızlık oranlarından söz ediyor. Ancak bunun yanıltıcı olabileceğini de bilmelisiniz. Online okuyacağınız şeyler doğrudan satışın, kimsenin para kazanmaması, insanların pişman olması, herkesin networkü bıraktığı, network marketigin yasal olmadığı ve herkesin kötü bir deneyime sahip olduğu gibi görünmesini sağlıyor. Bugünkü amacımız başarının gerçekte ne anlama geldiğinden bahsetmek, endüstrideki yüksek “başarısızlık oranının” yanlış olduğunu kanıtlarla ortaya koymak olacak.

Doğrudan Satışta İvme Yaratmak >>

Öncelikle en önemlisi, başarı herkes için farklı bir şey demektir. Bu sektördeki başarı tanımı, muhtemelen sizin tanımınızdan çok farklı. Basitçe söylemek gerekirse; doğrudan satışta sadece bir evrensel başarı tanımı yoktur. Bazıları ayda 2000 dolar kazanmanın başarılı olduğunu söylerken, bazıları ayda 10 bin dolar kazanmanın başarılı olduğunu söyleyebilir. Diğerleri, her ay ürünlerinde indirim almanın başarı olduğunu söyleyebilir.

Gerçek şu ki; herkes şirketine farklı bir nedenden dolayı katılıyor. İşte insanların bir doğrudan satış şirketine katılmasının bazı yaygın nedenleri:

Gerçek şu ki; herkes şirketine farklı bir nedenden dolayı katılıyor.

Yasal Network Marketing Firmalarını Ayırt Etmek İçin >>

Doğrudan satışa katılan birçok kişi, hedefleri ne ise o hedeflerine ulaşmaktadır. Bir kez daha hatırlamakta fayda var ki, herkes yapacağı iş ile para kazanma hedefine sahip değil.

Umarız bu şekilde düşünmüyorsunuzdur ya da bu şekilde düşünüyorsanız; bakış açınızı değiştirmenizi tavsiye ederiz. Size doğrudan satış içerisinde yıllarını vermiş ve başarılı olmuş liderlerin tecrübelerinden bir şeyler söyleyebiliriz ki, ekibinize katılan çoğu insan büyük para kazanmak için katılmayacak. Çoğu kimse size neden NEDEN katıldıklarını veya başarı tanımlarının ne olduğunu söyleyemeyecektir.

Bu nedenle, tüm doğrudan satış ticareti içerisindekilerin % 97’sinin veya daha fazlasının başarısız olduğunu duyduğunuzda buna inanmayın! Bu bir yalan! Bir kez daha, herkesin farklı olduğunu anlamalısınız. Bir kimseyi bir gelir veya başarı olarak basitçe kazancına dayandırmak aptalcadır; çünkü özellikle de endüstrideki birçok insanın farklı amaçları ve farklı katılım sebepleri varken.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi bildirmek için aşağıya bir yorum yapın. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Doğrudan Satış Nedir? >>

Hayata bakış açınızı değiştirmek, farklı bir pencereden bakmak için filmler bazen en iyi seçeneklerdir.İçinde bulunduğunuz karmaşık durumda bakış açınız kısıtlanır. Çıkmak istersiniz. Filmler, kitaplar, belgeseller en iyi seçenekler olarak karşımıza çıkarlar.

Çünkü hayata karşı bakış açımız, bir takım şeylerin farkına vardığımız zaman değişir. Sürekli sabit bir bakış açısıyla hayatımıza devam edemeyiz. Bundan dolayı yaşadığımız olumlu veya olumsuz olaylardan bir takım dersler çıkartarak, kendimize yeni bir değer ekleyerek devam ederiz. Bazen bu bakış açılarını okuduğumuz kitaplardan veya izlediğimiz filmlerden de ediniriz.

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek 21 Muhteşem Film Tavsiyesi

Yaşadığınız olumsuz bir tecrübe canınızı sıkmış olabilir. İşinizde belki duraksamalar yaşıyor olabilirsiniz. Daha büyük bir atılım için bir kıvılcım bekliyor da olabilirsiniz. Bu durumlarda bazen, size ilham verecek şeyleri iyi seçmelisiniz. Zamanınızı en iyi değerlendirecek ve size bir şeyler katacak seçenekler her zaman öncelikli olmalıdır.

Networkokulu.net olarak, sizin için derlemiş olduğumuz bu film listemizi keyifle izlerken bir yandan da sizi düşündürteceğini garanti edebiliriz. Şimdiden iyi seyirler.

Yukarı Bak (UP/2009) – IMDB 6.2

Sevdiğiniz birine karşı bakış açınızı bir değerlendirin. 2010’da En İyi Film Oscar’ına aday olan ve 1992 yılında aynı başarıyı gösteren Güzel ve Çirkin’den sonra bu onura erişen ikinci animasyon filmi olmuştur. Bu film de anlatılmak istenen 78 yaşındaki Carl Fredricksen çocukken, balonuyla Dünya’yı dolaşan kaşif Charles Muntz’a hayrandır ve en büyük hayali bir kaşif olmaktır. Bir gün oyun oynarken çocukluk aşkı olan Ellie ile tanışıp yıllar sonra evlenirler.

Yıllar geçer Ellie vefat eder. Carl çok yaşlanmıştır ve etrafındaki her şey değişmektedir. Ellie ile kurdukları evin etrafı şantiye olmuş ve büyük binalar inşa edilmektedir. Bir gün kapısı çalınır. Karşısında bir izci olan Russell’ı görür. Carl onu kurnazca etrafından uzaklaştırır. Ardından Ellie ile hayallerini kurdukları “cennet şelalesine” gitmek için evini binlerce balonla havaya uçurur. Kısa bir süre sonra bu yolcuğa tek başına çıkmadığının farkına varacaktır.

“Sevdiklerinizi incitmeyin. Çünkü onları bir gün incitmek için bile bulamayabilirsiniz.”

Satış Pazarlama İle İlgilenenlerin Kesinlikle İzlemesi Gereken Filmler >>

Beni Suçlu Bulun ( Find Me Guilty /2006) – IMDB 7.1

Bu filmde geçen olay kısaca şöyle; Tam tamına yetmiş altı adet suçtan yargılanmakta olan Lucchese adlı örgütün yirmi üyesi yakalanmıştır. Mahkeme karşısında hesap vermeleri beklenen çok sayıda suçları vardır. Jackie DiNorscio da bu grubun içinde yer alır. Tuhaf bir biçimde o kendi savunmasını üstlenmek istediğini dile getirir. Jackie DiNorscio’ a bir teklif gelir. Ailesine mensup insanların da yer aldığı gruba karşı tanıklık edecektir. Ancak Jackie DiNorscio bunu reddeder. Seçtiği yolda mahkeme ortamına sıra dışı bir boyut getirecektir.

“Lanet olası her iş ona bu “sevimli” adamlar yüzünden daha pahalıya mal oluyor..”

Özgürlük Yolu (Into the Wild /2007) – IMDB 7.1

Acaba şehirde veya kırsal kesimde yaşamak hakkında bakış açınız ne durumda?

Acaba şehirde veya kırsal kesimde yaşamak hakkında bakış açınız ne durumda? Ünlü oyuncu Sean Penn’in yönetmenliğini üstlendiği, iki dalda OScar’a aday gösterilen filmin başrollerinde Emile Hirsch ve Vince Vaughn bulunuyor. Bu filmde bir metropoldeki vahşi hayattan temiz saf bir hayata başlama hikayesidir. Başarılı bir atlet olan Christopher önemli bir üniversiteden de dereceyle mezun olmuştur. Mezuniyet sonrası verilen bir davette ailesine istediği hayatın bu olmadığını, bir şeylerin eksik ve yanlış olduğunu söyler.
Genç adam tüm mal varlığını hayır kurumuna bağışlayıp sahip olduğu her şeyi arkasında bırakarak yeni hayata doğru uzun bir yolculuğa çıkar.  Alaska’nın ıssız ormanlarında sona eren bu yolculuk esnasında ve sonrasında Christopher, hayatını kökünden değiştirecek yeni kişilerle tanışarak, hayatın anlamını ve ölümün kaçınılmazlığını en sert haliyle deneyimleyecektir.

“Bence kariyer denen şey bir 20. yüzyıl icadıdır ve ben bir kariyer istemiyorum.”

Gerçek Hayat Hikayelerine Dayanan Filmler >>

Benim Güzel Idaho’m (My Own Private Idaho /1991) – IMDB 7.1

Sokaklarda yaşayan iki arkadaşı yol hikayesi. Mike uyku atakları yaşayan , rüyalarında,kaybettiği annesinin peşinde görür. En yakın arkadaşı Scott ise varlıklı bir ailesi olmasına rağmen ailesini zor durumda bırakmak için sokaklardaki yaşamı seçmiştir. İki genç, uyuşturucu bağımlıları, hırsızlar ve satıcılarla dolu bir dünyada kendilerini bulmaya çalışırlar. Motosikletle Pasifik kıyılarından başladıkları bu arayış yolculuğu onları Roma’ya dek götürecektir.

“Hırsızlık benim mesleğim ve birinin mesleğini yapması günah değildir.”

Beni asla bırakma  (Never Let Me Go /2010) – IMDB 7.2

Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo Ishiguro’nun aynı isimli romanından beyazperdeye Alex Garland tarafından uyarlanan ve yönetmenliğini Mark Romanek’in üstlendiği filmin başrollerini Keira Knightley, Carey Mulligan ve Andrew Garfield paylaşıyor. Bu film de Üç küçük çocuğun önce çocuklukta başlayan hikayeleri yatılı bir okulda okuyup mezun olmakla devam etmiştir. Ruth, Tommy ve Kathy erişkinliğe ulaştıklarında ise ürpertici gerçekle tanışmaları ve kendilerine çizilmiş olan kaderlerine hazırlanmaları gerekmektedir.

“Belki de hiçbirimiz yaşadıklarımızı tam olarak anlamıyor ve yeterli zamanımız kalıp kalmadığını hissedemiyoruz.”

Miyoner Aklın Sırları | Kitap İncelemeleri >>

Terabithia köprüsü (Bridge to Terabithia /2007) – IMDB 7.2

Katherine Paterson’ın romanından uyarlanan film, yönetmen Gabor Csupo’nun ilk uzun metrajlı filmi. esse ile Leslie adındaki iki sevimli çocuğun hikayesi. Yaşamın acı gerçekliklerine uzak, kendi dünyalarında yarattıkları ütopik gerçek üstü maceraları konu edinen bu filmde, okulun en farklı çocuklarından Jesse, aynı sınıfa düşen yeni öğrenci Leslie’nin de en az kendisi kadar tuhaf ve hayal gücü kuvvetli biri olduğunu keşfeder. Oturduklara yere çok yakın olan bir ormanda sadece kendilerinin bildiği ve görebildiği, içinde devler, cinler, periler, troller ve daha bir dolu gizemin bulunduğu, Terabithia isminde faklı bir dünya oluştururlar kendilerine.

“Her zaman zihnini açık tut.”

Yıldız Tozu (Stardust /2007) – IMDB 7.7

Usta oyuncu Robert De Niro’nun acımasız bir korsan rolü ile Kaptan Shekespaere olarak karşımıza çıkacağı film, Michelle Pfeiffer, Claire Danes gibi önemli isimleri de barındırıyor. Bu film de sevdiği kadının kalbini ve sevgisini kazanmaya çalışan bir erkeğin defalarca sınandığını görmekte olacağız. Tristran, aşkının kalbini kazanabilmek için onun için kayan bir yıldızı yakalayacağına söz verir. Ama sevgilisi Yvaine ile çıktıkları bu yolda, korsanlar ve cadılarla dolu büyük tehlikeler onları beklemektedir.

“Dünyayı seyrederken öğrendiğim bir şey varsa insanların göründükleri gibi olmadığı.”

İzlediğiniz An İlham Deposu Yaratacak 24 Film >>

Kör Nokta (The Blind Side /2009) – IMDB 7.7

Michael Lewis’in The Blind Side: Evolution of a Game adlı romanından uyarlanan film de anlatılmak istenen hikaye ekonomik açıdan durumu iyi olmayan Michael Oher’ın bir kolejin futbol takımına girmeye çabalar ve istediği sonucu elde eder. Futbol takımına girince kendi hayatı ve çevresindekilerinde hayatını tümden değiştirir.

“Bazı insanlar soğan gibidir, anlayabilmek için katman katman kabuğunu soymak gerekir.”

Umut Işığım (Silver Linings Playbook /2012) – IMDB 7.7

Yönetmenliğini David O. Russell’ın üstlendiği film dram ve komedinin iç içe geçtiği bir film. Bu film de anlatılan olay şöyle; Eski bir tarih öğretmeni olan Pat Salitano (Bradley Cooper), yaşamında değer verdiği her şeyi bir günde yitirmiş bir adamdır. Yaşadığı ciddi bir travma sonrası mahkeme kararı ile 8 ay rehabilitasyon merkezinde tedavi görür. Tedavi olduktan sonra hayatını düzene koymak için karar alır ve uygular. Bu kararında başarılı olur. Artık Pat düzgün bir adam olmuş, işini gerii almış ve bu sayede eşi Vicky’le bu sayede tekrardan gönlünü kazanmıştır. Fakat durum Pat için tahmin ettiğinden daha zor olacaktır. Bir yemekte, aile dostu Tiffany ile karşılaşan Pat, genç kadınla eski eşine ulaşmak amacıyla yakınlaşır. Bir ‘iyilik’ karşılığı Pat’e yardım teklif eden Tiffany, her ikisi içinde umut ışığı olacak yeni bir kapı açacaktır…

“Hayat sana bir yardım eli uzatır, ve o ele uzanmamak büyük bir hatadır.”

İnsanların Servet Sahibi Olamamasının 30 Nedeni | Düşün Ve Zengin Ol >>

Yeni Hayat (Cast Away /2000) – IMDB 7.8

Bu film de anlatılan Chuck Noland bir sistem analist uzmanı ve tanınmış bir şirkette sorunları çözmek için dünya genelinde seyahatler yapmaktadır. Uzun süreli bir ilişkisi olan ve yoğunluğundan dolayı evlenmeye bile fırsat bulamayan Noland Noel gecesi sırasında aldığı bir telefonda bir işi çözümlemek için Malezya’ya gitmesi gerektiğini öğrenir. Hazırlıklarını tamamlayıp  yola çıktı.Güney Pasifik’te uçtuğu sırada uçak bilinmeyen bir sebeple düşer. Bilincini kaybeden Noland uyandığında kendini ıssız bir adada tek başına bulur. Modern dünyanın nimetleriyle yaşamını sürdürmüş olan çaresiz adam bu adada ne kadar ayakta kalabilecektir?

“Şimdi ne yapmam gerektiğini biliyorum, nefes almaya devam edeceğim. Çünkü yarın güneş yine doğacak, akıntıların ne getireceğini kim bilebilir ki?”

Kader (2006) – IMDB 7.9

Bu film de anlatılan Karşılığını bulamayan kalplere tutkun üç insanın yolu, tutkunun beslediği bir kaderle birbirine bağlanır. Uğur, Zagor’un hapisten çıktığı gece, mahallede işlenen bir cinayetin ardından ortadan kaybolur. Bu kayboluş, ilk başta Bekir’in umutsuz aşkından kurtulması için bir umut olsa da, aylar sonra Zagor’un İzmir’de işlediği bir cinayet sonrası hapse girmesinin ardından Uğur’un mahalleye dönmesi ile Bekir için yıllar sürecek amansız bir kovalamaca başlayacaktır. Aşkının peşinde, kendini hiçe sayarak sürecek bu kovalamaca ile gururunu, benliğini, bütün kişiliğini yitirse de, bir tek şeyi, aşkın masumiyetini yitirmez.

“Kimse seni sevmeyecek benim kadar, bu bir gerçek. İster kul ol ister köle, tüm aşklar bir gün bitecek..”

Başarılı İnsanların Hayat Hikayelerini Konu Alan Filmler >>

Truman Show (The Truman Show /1998) – IMDB 8.1

Truman Show sinema tarihinin en yaratıcı senaryolarından birine sahip. Aynı zamanda başrolündeki Jim Carrey’nin olağanüstü performansını da es geçmemek gerekiyor. Dünyanın en harika adalarından birinde yaşayan halk imrenilecek derecede üst düzey bir hayat sürmektedir. Bu adada yaşayan insanlar her güne mutlu uyanıp herhangi bir sorunla karşılaşmadan günü sonlandırıyorlardır.  Truman güzel bir eşe ve mutlu bir hayata sahip, bir gün öldüğünü zannettiği babasını bir gün caddede gördüğü ana kadar hayatı olduğu gibi yaşar. Babasını gördüğüne emindir ancak adam bir anda ortalıktan kaybolmuştur. İlerleyen günlerde çeşitli gizemli anlar yaşayan Truman bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edecek, sahip olduğu hayatın gerçek olup olmadığını anlamaya çalışacaktır.

“Çünkü insanlar böyledir,sizin onların önüne koyduğunuz yaşamı çabuk kabul ederler ve pek fazla düşünmezler.”

Siyah (Black /2005) – IMDB 8.2

Bu film de ; Hayatı karanlıkta yaşamaya mahkum olan sağır ve kör bir genç kızın öğretmeni sayesinde neler başarabildiklerini anlatan dramatik bir baş yapı. Varlıklı Hintli bir ailenin ilk çocuğu olan Michelle bebekken görme ve işitme yetisini kaybetmiştir. Sekiz yaşına gelen kızın kendisine ve çevresine zarar verdiğini düşünen aile bu sorunu çözmeye odaklanıyor. Küçük kız ya akıl hastanesine yatırılacak yada öğretmeninden yardım alacak. Annesinin babasına ısrarı üzerine öğretmenden yardım istemeleri işte film buran sonra başlıyor.

“Karanlık, umutsuzca seni yutmak istiyor..Ama her zaman ışığa doğru yürümelisin.Umutla dolu her adımın beni yaşatacak Michelle.”

Cesaretimizi Etkileyen Şey Nedir? | Kısa Hikayeler >>

Amadeus (1984) – IMDB 8.3

Bu film de Dünya müzikaline yön veren Mozart, gündelik yaşamında gerçek bir arıza karakter olarak yaşamdan uzak bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı tutarsız davranışlarda bulunmayı bir alışkanlık edinmiştir. Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için mantık dışı hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Antonio Salieri’yi endişelendirmektedir. Antonio, diğerine göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda daha hırslıdır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

“Direktör, müziğimin büyük bir kısmını yırtıp attı. Operayı yeniden yazmam gerektiğini söylüyorlar. Ama zaten mükemmeldi. Mükemmel bir şeyi yeniden yazamam.”

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem for a Dream /2000) – IMDB 8.3

Bir Rüya İçin Ağıt, Hubert Selby’nin romanından uyarlanmıştır. Bu film de anlatılan olay; Uyuşturucu bağımlısı gencin ilgisiz ve televizyon bağımlısı bir anne ile aralarında olan ilişki kopukluğudur. Uyuşturucu batağı içerisindeki Harry’nin hayattaki tek amacı daha fazla uyuşturucu almaktır, bunun yanı sıra annesinde hayata bağlayan tek şey o televizyondaki en sevdiği yarışma programıdır.Bir gün bu yarışmaya katılmaya hak kazandığında tek derdi, ödül olan kırmızı elbiseye girebilmek olacaktır. Yaşlı ve mutsuz kadın zayıflama hapları kullanmaya başlar.

“Bu gerçek değil! Hem, gerçek olsa da sorun değil… Her şey düzelecek göreceksin. Sonu güzel bitecek.”

Acaba Alışkanlıklarımız Doğru Mu? | Kısa Hikayeler >>

Amelie (Le fabuleux destin d’Amélie Poulain /2001) – IMDB 8.3

Amelie, Ünlü Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet’nin beş dalda Oscar’a aday gösterilen ve son on yılın en ses getiren yapımları arasındadır. Bu film de Amelie hayat dolu etrafına mutluluk saçan daima insanlar yardım edip onları mutlu etmeye çalışmaya başlamış ve kendini buna adamıştı. Bu adanmışlığı fark ettirmeden, bu durumdan bihaber olan insanların hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik yapmaktadır. Peki başkalarının mutluluğu için çabalayan Amelie, yalnızlığının farkına vardığı an kendi mutluluğu için de çabalamaya başlayacak mıdır?

“Hayat çok tuhaf. Çocukken zaman çok yavaş geçer. Sonra bir de bakmışsın 50 yaşına bağlısın ve çocukluğundan ne kaldıysa geriye bir kutuya sığmıştı, tozlu bir kutuya.”

Piyanist (The Pianist /2002) – IMDB 8.5

Piyanist, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir dramı konu alır. Polonya’lı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film, Nazi işgali altındaki Polonya’da yaşamanın imkansızlaştırıldığı bir dönemde esir kampından kaçan ünlü piyanist Varşova’nın kenar mahallerinde hayatta kalmak için bir mücadele verir. Varşova da sefil ve zor bir hayat sürdürmeye çalışan müzisyen diğer halkla birlikte aşağılanmalara ve kıtlığa maruz kalır ve bu karmaşanın içinden zorlukları yenerek kahramanca üstesinden gelir. Gün gelir başkentin harabelerine sığınır. Beklemediği bir anda gelen bir yardımla umudunu yeniden kazanacaktır.

“Sanki çok ömrümüz varmış gibi, beklemeyi öğretiyor bize hayat.”

Girişimciyim Diyebilmeniz İçin Mutlaka İzlemeniz Gereken Filmler >>

Yeşil Yol (The Green Mile /1999) – IMDB 8.5

Yeşil Yol, bir hapishane görevlisi ile bir mahkumun öyküsünü anlatıyor. Paul Edgecomb’un hapishanedeki görevi, idam edilecek mahkumları son yolculuklarına uğurlamaktır.Çalıştığı yıllar içerisinde yüzlerce mahkumu idam etmiştir. Bir gün John Coffey isimli heybetli bir adamla tanışır. Ancak Coffey’in bu ürkütücü görünümünün altında oldukça saf ve çocuk ruhu yatmaktadır. Coffey, iki küçük kız çocuğunun katil davasında yargılanmaktadır. Coffey’in günden güne gün yüzüne çıkan dünya ötesi güçleri, karakteri hakkında yeni ipuçlarını ortaya çıkaracaktır.

“Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma..”

Şahane Hayat (It’s a Wonderful Life /1946) – IMDB 8.6

Bu film de “Yaşamak… Her ne olursa olsun yaşamak güzel…” konusu işlenir. İş adamı George Bailey bazı olayların ters gitmesiyle intahar eşiğine kadar gelmiştir. Köprünün kenarında sallanmaktadır. Tam o sırada Clarence gelir. George’u intihar düşüncesinden vazgeçirmek için George’a küçük bir oyun oynamaya karar verir. Bu oyunda George eski hayatına geri dönecektir ve George, hayatındaki insanların George’la hiç tanışmamış olsalardı ne şekilde bir hayat süreceklerini görecektir.Bu sıradışı deneyim sonucunda George iyi niyetinden dolayı ne kadar çok insana yardım ettiğini anlar ve hayatının değerinin farkına varır. 

“Herkesin hayatı bir başkasının hayatını etkiler. O ortalarda olmadığında diğerlerinin hayatında büyük bir boşluk oluşur.”

Matrix (The Matrix /1999) – IMDB 8.7

Bu film de anlatılan; Yaşanan bir gerçek var, bir de yaşananın ötesinde olan bir gerçeklik… Neo,son derece tehlikeli bir adam olan Morpheus’un gerçeği bildiğine inanmaktadır. Bir gece Neo, kendisini başka bir dünyaya götürebilecek Trinity ile tanışır.  Bu kızın götüreceği dünyada,  Neo Morpheus’u bulacak ve Matrix hakkında bir şeyler öğrenecektir. Neo, Tam olarak kavrayamadığı şeylerin yaşamını kontrol ettiğini biliyor.. Nedir bu Matrix?

“Buraya seçim yapmak için gelmedin. Sen seçimini çoktan yaptın. Buraya, neden bu seçimi yaptığını anlamaya geldin.”

Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption /1994) – IMDB 9.3

Esaretin Bedeli, Andy ve Red isimli iki mahkumun parmaklıklar ardında kurdukları dünyanın hikayesini anlatıyor. Andy Dufresne genç ve başarılı bir bankerdir. eşini ve eşinin sevgilisini öldürmekten yargılanır ve mühebbet cezası alır. Shawsank Hapishanesi’nde dayak, işkence, tecavüz, her türlü durum yaşanmaktadır fakat Andy hayata bağlı ve iyimserdir.Bu tutumu etrafındaki mahkumları da etkiler. Andy umutlu bakış açısıyla çevresindeki tüm mahkumları, parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır.

“Unutma Red, umut iyi bir şeydir, belki de en iyisi. Ve iyi şeyler asla ölmez.”

Çalıştığın İş Sana Ne Kadar Uygun? Testi Hemen Çözmek İçin >>

Her şeyi denememize rağmen zaman zaman hepimiz birer mutsuzluk çemberi içinde buluruz  kendimizi. Bu durumlarda 1 dakika geri çekilmek ve durumu gözlemlemek gerekir. Şuan kapıldığınız umutsuzluk sağlıklı düşünmenizi engelliyor ve verdiğiniz kararların sizi yormasına sebep oluyor. Size sıralayacağımız maddeler sizi bir mutluluk durumuna sokmasa da, mutluluğun mümkün olduğu bir yaklaşıma sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Yaşamınızdaki bu zor anı geçmeye ve daha iyi bir insan ortaya çıkarmaya hazır mısınız? Hadi başlayalım.

  1. Bu süreci neden tek başına aşmayı tercih ediyorsun?

İlk önce şunu bilin: Çaresizlik içindeyken izolasyon tehlikelidir. Yıkılır ve geri alamayacağınız bir şey yaparsanız, kimsenin farklı düşünmenize yardımcı olmaması iyi bir ihtimaldir.

İntihar edenlerin yaklaşık yüzde 70’i zihinsel sağlık tedavisi görmüyor ve 34-65 yaş arasındaki insanlar için intihar oranları 2000 yılından bu yana yüzde 33 arttı.Eğer kendilerini öldüren kişiler tedavi görebilseydi, hayatlarını kurtarabilirdi. Destek görmekten, içinizi dökmekten çekinmeyin. Ya da sadece konuşacak birine ihtiyaç duyduğunuzda bir aile üyesini ya da arkadaşınızı arayın. Birisiyle konuşmak, bu kadar ağır bir yük taşıma alternatifinden daha iyidir.

Bir uyarı: Arkadaşlarınızı ve ailenizi gerçek bir terapistin yerine koymaya çalışmayın. Hem siz hem de onlar için sağlıksız bir durumdur, çünkü çok fazla duygusal bağınız var.

  1. Kendinizi Araştırın ve Kesinlikle Dürüst Olun

Şimdi konuşacak birini tanımladınız, şu önemli adımları atmanın zamanı geldi:

  1. Hayatınıza bir göz atın ve ortamınızda devam eden fiziksel, dışsal sorunların olup olmadığını sorun.
  2. Diyetinizi ve yaşam tarzınızı, sağlığınızı etkileyen faktörler açısından inceleyin.
  3. Düşüncelerinizi inceleyin ve umutsuzluğa neden olan düşünce türlerini veya çok özel düşünceleri arayın.

Bu noktada, doktora gitmek ve fizik muayene almak için yardımcı olacaktır. Biyolojik olarak nerede bulunduğunuzu öğrenin. Belki de yeterli miktarda vitamin ya da besin almıyorsunuz ya da çok fazla alıyorsunuz. Yeterli egzersiz yapamayabilirsiniz. Doktora, aile ve arkadaşlarınıza karşı dürüst olun.

  1. Sizi Umutsuzluk Duygusuna Yönelten Duygulara Ulaşın

Çaresizlik, depresyon- anksiyete negatif düşünceler, belirsiz rahatsızlık veya ajitasyon duygularına yol açar. Bu , sizin olumsuz tutum takınmanıza sebep olur. Gerçekten kötü bir şey olduğunda, olumsuz bir tutum panik, umutsuzluk ya da çaresizlik içinizde yükselir. Bu duygularınıza ulaşın ve üstesinden gelin.

  1. Bakış Açınızı Ayarlayın

Durumla başa çıkmak onun sertliğini kabul etmektir. Kendinizi kötü hissetmemek için bir mola verin.

Başkalarının nasıl hissedebileceğini düşünmeye başladın. Daha da genişletebilirsiniz. Daha uzak, dünya çapında bir bakış açısına sahip olun. Dünyadaki diğer insanlar da zor günlerden geçmiyor mu? Aslında, insanların tamamen kaybolduğu ve yıkıma uğradığı daha kötü durumlar, büyük felaketler, travmatik zamanlar yok mu? Bu durumlarında nasıl hissedersiniz? Onları kesinlikle suçlamazsınız.

Sonuçta, insan zihni bir kişinin travmatik bir olaydan sonra devam edeceği acı düzeyini belirler. Bu anlamda, umut var çünkü zihniniz dövülebilir. Kırık bir kemik gibi.

İyileşmesi için gerekli zamanı verin, bakış açınızda ufak da olsa bir değişiklik yapın.

  1. Başka Birine Yardım Etmenin Bir Yolunu Bulun

Şimdi kendinize yardım ettiğinize göre, başka birine yardım etmenin zamanı geldi. Bu dışarıya bakmanın başka bir yoludur. Zor zamanlarınızın ötesine bakın ve topluluğunuzdaki diğer kişileri desteklemek için neler yapabileceğinizi görün.

İşte başkalarına yardım etmek için bazı fikirler:

  1. Bir Enstrüman Öğrenin

Bir enstrümanı öğrenmenin, inanması güç olan birçok faydası var. Zaten nasıl çalınacağını biliyorsanız, yeni bir tane öğrenin. Enstrüman çalmak diğer tüm faaliyetlerden daha fazla yararlıdır.

İşte şaşırtıcı avantajlardan bazıları:

Evet, bir enstrüman öğrenmek zorlu bir iştir ama size iyi gelecektir.

  1. Arkadaş Edinin, Öğrendiklerinizi Paylaşın

Hayatınızdaki zorlu bir dönemden geçme konusunda proaktif bir yoldasınız. Bunun kendi dışınıza bakmakla ve kararlılıkla güç vermekle ilgili olduğunu keşfettiniz. Sonunda zor zamanlar sona erer ve duygusal olarak kendinizi kararlı hissedersiniz. Şimdi paylaşma zamanı.

Doğrudan Satış’ın geliştirilmiş şekli olan Network Marketing insanlara, iş dışında kalan ve boşa geçirdikleri zamanlarını değerlendirmek, o zaman diliminde kendileri için az da olsa ek gelir yaratabilmeleri için inanılmaz bir fırsat sunmaktadır. Maaşlı işlerinin yanında, faturaları, mutfak masrafları veya tatil planları için bir gelir oluşturabilecekleri platformdur. Peki bu ticaret için maaşlı işinizi bırakmaya gerek var mıdır?

“Asla tek bir gelire bağımlı olmayın. İkinci bir kaynak oluşturmak için yatırım yapın.” – Warren Buffett

Çocukluğumuzdan bu yana neredeyse hepimizin yetiştirilme tarzı, okula git, iyi bir üniversite kazan, maaşlı bir işe gir veya memur ol gibi olduğu için kendi işini kurmak konusunda çekincelerimizin olması normaldir. Bize hep “tek bir iş ile ilgilen, maaşını alıyorsun, sigortan yatıyor daha ne istiyorsun?” söylenmektedir. Ancak ek bir gelir oluşturmak için acaba gerçekten maaşlı işimizi bırakmamız gerekiyor mu?

İşte cevabı;

►Network Marketing İle İlgili Tüm Konu,Soru ve Cevaplar YouTube Kanalımızda

***

Bu video sorularınıza yanıt verdi mi? Sizler de bu konu hakkındaki düşüncelerinizi, yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Network Marketing ortada dolaşan “Bu iş için çok çevren olmalı. Bu ticarette insanların peşinden koşacaksın.” gibi doğru olmayan düşüncelerin aksine insanları kendinize çekme işidir. Takımınızı oluştururken, yanlış tutumlarla alınan insanlar kısa vadede size para kazandırabilir. Ancak uzun vadede bunun ne sizin takımınıza ne de sektöre hiç bir katkısı olmayacaktır.

İnsanların peşinde koşmak yerine;

“Başarı, çekici bir insan olmakla kendine çektiğin bir şeydir.” – Jim Rohn

Sadece ek gelir kazanmak uğruna insanları “ne olursa olsun, takımıma alayım” mantığı sizi bir süre sonra yoracaktır. Kendinizi geliştirmeniz ve insanların sizin takımınıza girmek için bedel ödemeye hazır hale gelmeleri gerekir. Bu yüzden, başkalarının üzerinde etki kurabilmenin yolu, kendi etkimizi arttırmaktan geçer. Daha başarılı bir insan olmak için çabalamak, daha çok takipçiyi ya da daha kaliteli takipçiyi de yanında getirecektir.

►Network Marketing İle İlgili Tüm Konu,Soru ve Cevaplar YouTube Kanalımızda

***

Bu video sorularınıza yanıt verdi mi? Sizler de bu konu hakkındaki düşüncelerinizi, yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Zaman zaman birçok insan, bir işe başlarken veya planlanan bir işi yapması gerekirken yerine başka bir aktivite yapıyor, planlanan işlerini ileri tarihe atıyor. Yani erteliyor. Erteleme kimisinde seyrek, kimisinde daha sık yaşanan bir davranıştır ve ertelenen şeyler son anda sıkışınca  aynı zamanda insanda stres ve kaygı yaratmaktadır.

Yapılan işte de olumsuz sonuçlar doğurabilmekte ve verimi düşürebilmektedir. Kimisi ailesiyle, sevgilisiyle olan sorunları çözmeyi , kimisi işinden istifa etmeyi, kimisi kendi işini kurmayı erteler.

Yumurta kapıya dayanınca insan kendini zorlayarak işe koyulur. Bu sefer de bir pişmanlık, depresyon hali sarar insanı: “ Neden daha önce başlamadım.”  Son dakika yapılan iş de yarım yamalak ve kalitesiz olur. Yani bu ertelemeler sadece insanı değil, çevresini, işini, geleceğini de olumsuz etkilemektedir.

Ertelemenin sadece insani bir sorun olmadığını gösteren  en iyi örnek Newton’un birinci hareket yasasıdır. Etki eden bir dış kuvvet yoksa duran bir nesne durmaya, hareket eden bir nesne ise sabit bir hızla hareket etmeye  devam eder. Yani sadece insanlar değil, hiçbir şey ya da nesne itici kuvvet olmadan pozisyonunu değiştirmiyor.

Her insanın itici kuvveti farklıdır. Kimisinin ev, araba almak, kimisinin rahat bir hayata kavuşmak, kimisinin ise gezmek… Ne olursa olsun insanın harekete geçmesi için itekleyici bir sebebi olması gerekir. Sizinle sürekli işini erteleyen bir adamın çevresine yaşattığı sorunları anlatan bir hikaye paylaşmak istiyorum:

Uzak bir diyarda şirin bir köy vardı…

Bu köyde yaşayan tatlı sözlü fakat kötü huylu bir adam evinin önündeki yolun üzerine dikenler ekmişti. Yoldan geçenler bu duruma kızdılar ve dikenleri sökmesi için o adamı uyardılar. Fakat adam bu uyarılara aldırış etmedi. Dikenler günden güne büyüdü, gelip geçenlerin ayaklarını kanatacak kadar çoğaldı. Öyle ki yolu kullananların elbiseleri yırtılıyor ayakkabısız yoksulların tabanları sızım sızım sızlıyordu. Şikayetler iyice artınca köyün muhtarı o kötü huylu adamı ciddiyetle uyardı:

– Bunları mutlaka sök!

Adam başkalarını rahatsız etmeyi umursamıyordu. Muhtara,

– Olur, bir gün sökerim, diye cevap verdi.

Fakat adam, “bir gün sökerim” deyişinin üzerinden epey zaman geçtiği halde dikenleri sökmedi. Sadece muhtar değil, pek çok insan onu defalarca uyardı. Fakat adam her seferinde, “yarın hallederim, öbür gün yaparım…” diye oyalanıp durdu. Bu arada günler geçip gidiyor, dikenlerse kök salıp güçleniyordu. İş öyle bir noktaya geldi ki muhtar daha fazla dayanamadı. Adamın yanına gidip ona çıkıştı:

– Yalancı! Verdiğin sözü yerine getirmek için artık adım at. Yeter sürüncemede bıraktığın. Seni son kez uyarıyorum!

Fakat anlamışsınızdır ya adam tam anlamıyla vurdumduymazın tekiydi. Muhtara,

– Bey amca, önümüzde çok günler var. Bugün olmazsa yarın… Demesin mi?

Muhtar adamın aklını başına getirmek için son kez konuştu:

– Hayır, acele davran! İşi savsakladığın yeter. Sen yarın sökerim öbür gün hallederim deyip duruyorsun ama her geçen vakit o kötü otlar daha da gençleşiyor. Onları sökecek olan sen ise yaşlanıp güçsüzleşiyorsun. Onun için seri ol, vaktini boşa geçirme!

Siz de hayalleriniz için seri olun. Vaktinizi boşa harcamayın. Üşenmeyin, ertelemeyin, zamanım yok demeyin ve bugün başlayın!

“Ertelemek yaşamı kaçırmaktır.” – Windy Dryden

Nasıl ki gül dikensiz olmaz, insan da kusursuz olmazmış. İnsana, kendinde var olan kusurları görmek, onlarla yüzleşmek ve kabullenmek zor gelir. İnsan, yüzleşemediği kusurlarını başkalarında arar ve kendince onu düzeltmeye çalışır. İnsanın kendi kusurlarını düzeltmek için yapmadığı bir şeyi başkasından yapmasını istemesi veya beklemesi ne kadar doğru? Yani bir kör başka bir köre yol gösterirse ne olur? Cevap çok basit. İkisi de çukura yuvarlanır.

Hani hep hayıflanıp dururuz ya! Nerede bu insanlık? Hiç insanlık kalmamış! Bu insanlığın hali ne olacak? Çözüm insandadır. İnsan ancak kendini düzeltirse dünyayı düzeltebilir, güzelleştirebilir. İnsan kendi içine dönüp ruhuna yük olan, içindeki kıskançlık, haset, kibir, başkasını hor görme, kin gibi kötü duygu ve düşünceleri atıp yerine hoşgörü, saygı, sevgi, ahlak, merhamet, adalet gibi ruhuna hafif gelecek erdemleri kalbinde yer etmesini sağlamalı.

Gelin birlikte kendi hatalarını görmeyip başkalarının küçük hatalarını kaçırmayıp yüze vuran dört adamın hikayesini okuyalım:

Dört adam yolculuk ediyordu. Uzun yolculukları boyunca şehirden şehre uğramışlar farklı zamanlarda farklı yerlerde konaklamışlardı. O gün de yorgun argın bir şehre girmişlerdi. Namaz vaktinin geçip geçmediğinden emin değillerdi. Ama yine de bir mescide girip namaz kılmaya karar verdiler. Huzur ve saygı içinde namaza durdular. O sırada mescidin müezzini içeri girdi. Adamlardan biri onu fark edince namazda olduğunu unuttu.

“Sağlam Ağaçlar En Sert Rüzgarlarda Yetişir” adlı başarı öyküsü için>>

– Ey müezzin, ezanı okudun mu? Yoksa daha vakit var mı, diye sordu.

Adamlardan bir başkası, kendisi de namazda olduğu halde:

– Arkadaşım konuştun, namazın bozuldu, dedi.

Üçüncü adam da gülümseyerek ikinciye seslendi:

– Yahu onu niçin kınıyorsun? Önce kendini kına; çünkü senin de namazın bozuldu!

Müezzin şaşkınlıkla bu konuşmaları izliyordu.

Derken dördüncü adam da arkadaşları gibi davrandı. Kendinden emin bir şekilde,

– Allah’a çok şükür, ben sizin gibi namazımı bozmadım, deyiverdi.

Sonunda dört adamın da namazı bozulmuştu. Müezzin hem adamların haline güldü hem de şöyle söylendi:

– Başkasının ayıbını söyleyen asıl kendisi kaybetti. Kendi ayıbını görebilen kişiye ne mutlu!

Bu dört adam kendi ayıplarını görmeyip birbirlerinin ayıplarını açığa çıkarmışlardır. Eğer kişi kendi kusurlarını görebilirse tedavisi kolaydır. Biz kendimizden sorumluyuz. Başkasının değil kişi kendi hesabını verir. Başkalarında beğenmediğimiz hal ve durumları kendimiz de bulundurmamalıyız.

“Başkalarının yanlışlıkları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karatma. Düzeltilmesi gereken biricik insan kendinsin.” – Ralph Waldo Emerson