Hayata bakış açınızı değiştirecek altın değerinde Gandhi sözleri nelerdir? Asıl adı Mohandas Karamçand Gandhi olan, Gandhi, 2 Ekim 1869 yılında Hindistan’ın Porbandar kentinde doğmuştur. Babası Porbandar veziri olan Gandhi, Londra’da hukuk eğitimi görmüştür. Daha sonra Güney Afrika’da 21 yıl avukatlık yapmıştır. Buradaki ırkçı ayrıma şahit olan ve nasibini alan Gandhi, orada yaşayan Hintlilerin haklarının savunucusu haline geldi.

Hindistan’a döndükten sonra, barışçıl bir başkaldırı ile silah kullanmadan ülkesinin İngiliz sömürgesinden kurtulması için çabalamıştır. Ülkesindeki insanları ona “yüce ruh” anlamına gelen “Mahatma” unvanını vermişlerdir.

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek Gandhi Sözleri

Hayata bakış açınızı değiştirecek altın değerinde Gandhi sözleri – Halkına hep, sorunun İngilizlerde olamadığını, sorunu hep kendilerinde aramaları gerektiğini belirtmiştir. Sayısız defa hapse atılmış ama hedefinden bir an olsun şaşmamıştır. Ömrünü Hindistan’ın bağımsızlığına adamıştır ve sonunda bu hedefine ulaşmıştır.

Günümüzde Gandhi’nin düşünceleri, dünyanın neresinde olursa olsun hala insanları etkilemektedir. Mahatma Gandhi’nin hayata bakış açınızı değiştirecek 16 sözünden alınması gereken derslere birlikte bakalım.

Mevlana Kimdir? Mevlana Sözleri >>

16 Mahatma Gandhi Sözü Ve Alınması Gereken Dersler

Hayata bakış açınızı değiştirecek altın değerinde Gandhi sözleri – Yaşadığı çağda dünyanın en önde gelen kanaat önderleri arasında olmuş bir kişi olan Gandhi, vefatından sonra dahi insanları düşünceleri ile etkilemeye devam etmektedir. Sözleri adeta bir hayat dersi niteliğinde olan ünlü düşünürün sizler için seçtiğimiz altın değerine 16 sözüne birlikte bakalım:

“Tanrı dualarımızı bize göre değil, kendi yöntemine göre yanıtlar.”

Gandhi - “Tanrı dualarımızı bize göre değil, kendi yöntemine göre yanıtlar.”

Hepimiz başımıza gelen olayları, istediğimiz şeylere göre yorumluyoruz. Eğer istediğimiz şey olmuşsa iyi, olmamışsa kötü diyoruz. Ancak şunu unutuyoruz; bizim bir planımız var, fakat bir de master plan var. Bize kötü gibi görünen şey belki bizim için iyidir.

“Sonsuza kadar yaşayacakmış gibi öğrenin, yarın ölecekmiş gibi yaşayın.”

Öğrenmenin ve kendini geliştirmenin asla bir sınırı yoktur. Tarihe baktığımızda başarılarıyla ölümsüz olan insanlar hayatlarının sonuna kadar öğrenmeyi bırakmadıklarını görebiliriz. Einstein, Thomas Edison, Tolstoy gibi isimler, ölüm onlara gelinceye kadar öğrenmeye ve üretmeye devam etmişlerdir.

“Yanlışı savunup kalabalıkları arkama katmaktansa, doğrumu savunup yalnız kalmayı tercih ederim.”

Her ne yaparsak yapalım, doğrunun izinden şaşmamalıyız. Kuru kalabalık ne bize, ne çevremize, ne ülkemize ne de dünyaya bir yarar sağlayabilir. Tarihte iz bırakmak istiyorsak, doğruyu, gerçeği sonuna kadar savunmalıyız.

“Siz yolunuza bakın. Böyle yaparsanız hedefe kendiliğinden varırsınız.”

Bir hedefe doğru yola çıktığımızda dikkatimizi dağıtacak pek çok şey olması muhtemeldir. Belki planımız sekteye uğrayabilir. Dağın diğer yamacından tırmanmak zorunda kalabiliriz. Ayakkabılarımız parçalanabilir. Boşuna uğraştığımızı söyleyebilirler. Ama hedefimiz değişmediği sürece oraya ulaşmamız kesindir.

“Geçmiş bir sevgi, sadece bir hatıradır. Gelecek olan bir sevgi sadece bir rüya ve bir arzudur. Gerçekte ise biz sevgiyi, bugün ve şu anda yaşayabiliriz.”

Geçmiş bizim için bir ders, gelecek ise bir umuttur. Hayatımıza yön verebilleceğimiz ve elimizde olan tek şey “şu an”dır. Buna odaklanmalıyız.

Nelson Mandela’nın Hayatınızı Sorgulatacak Sözleri >>

“Davranışın ana kuralı karşılıklı hoşgörüdür. Çünkü hiçbir zaman aynı biçimde düşünmeyiz ve gerçeğin yalnız bir parçasını ve değişik açılar altında görürüz.”

Gandhi - “Davranışın ana kuralı karşılıklı hoşgörüdür. Çünkü hiçbir zaman aynı biçimde düşünmeyiz ve gerçeğin yalnız bir parçasını ve değişik açılar altında görürüz.”

Bir söz vardır; herkes sizinle aynı fikirde ise artık çevrenizi değiştirme vakti gelmiştir. Değişim ve gelişim farklı fikirlerin bir arada olduğu yerde olur.

“İnsanlar genellikle olduklarına inandıkları kişi haline gelirler. Eğer bir şeyi yapamayacağıma inanırsam, bu inanç onu yapma gücünü elimden alır. Yapabileceğime inanırsam, başlangıçta sahip olmasam bile onu yapacak gücü kendimde bulurum.”

Bir işin olacağına da inansak, olmayacağına da inansak haklı çıkacağız. Önemli olan şey, tercihimizi hangisinden yana kullanacağımızdır. Kendimize bir iyilik yapalım ve yapabileceğimize, olmasını istediğimiz şeye inanmayı seçelim.

”Güç, fiziki kapasiteden değil, boyun eğmeyen iradeden gelir.”

Hiçbir güç, kararlı bir iradenin karşısında duramaz. Gandhi, hiçbir silahlı güç kullanmadan Hindistan’ın özgürlüğünü kazanmasını sağlamıştır.

“Kimseye kirli ayaklarıyla beyninizde gezme fırsatı vermeyin.”

Gerçekten özgür olduğumuz tek yer, zihnimiz değil midir? Düşüncelerimizin hiçbir sınırı yoktur. Başkalarının korkularının, endişelerinin, negatiflerinin orada gezinmesine fırsat vermeyin.

“İnsan, yaptıklarının toplamıdır.”

Bir insanın değeri, söyledikleriyle değil; yaptıklarıyla doğru orantılıdır. Bizi biz yapan şey, şimdiye kadar yaptıklarımızdır.

Zihninizi Rahatlatacak Pozitif Düşünce Sözleri >>

“Önce seni görmezden gelirler, sonra sana gülerler, sonra seninle dövüşürler ve sonra sen kazanırsın.”

Gandhi - “Önce seni görmezden gelirler, sonra sana gülerler, sonra seninle dövüşürler ve sonra sen kazanırsın.”

Başarının sürecini bundan daha basit anlatacak bir cümle olmayabilir.

“Korkmayı reddedersen, seni korkutacak bir şey kalmaz.”

Korku gerçek değildir, o bir illüzyondur. Onun bizi kuşatmasına biz izin veririz veya vermeyiz. Cesur olmayı seçersek, geriye hiçbir şey kalmayacaktır.

“Eylemler, öncelikleri gösterir.”

Bir şeye değer verdiğinizi söylemek hiçbir anlam ifade etmez. Önemli olan eylemlerinizdir. Eylemleriniz, sizin değerlerinizi önceliklerinizi gösterecektir.

Warren Buffett Kimdir? En Güzel Warren Buffett Sözleri >>

 “Sabrı kaybetmek, savaşı kaybetmektir.”

Bir şey biz istedik diye hemen olmayabilir, bunda şaşılacak veya moral bozacak bir durum yoktur. Unutmayalım, sizin canınız domates çekti diye domatesler erkenden kızarmaz; zamanı gelince kızarır.

“Gelecek, bugün ne yaptığınıza göre şekillenir.”

Geleceğimizi, bizi, hayallerimizi şekillendiren şey şu anda yaptıklarımızdır. Onu boşa geçirmek de bizim elimizde, boşa harcamak da bizim elimizde.

“Keyif zaferde değil; mücadele, girişim ve çekilen ıstıraptadır.”

Mutluluğu varış noktasında aramak geçtiğin yolların hep sıkıntısına, ayaklarına batan dikenlere odaklanmak demektir. Keyif, sürecin içerisinde gizlidir.

Hayata bakış açınızı değiştirecek altın değerinde Gandhi sözleri ilgili yazımızı okudunuz. Sizin en çok sevdiğiniz, Gandhi sözü hangisi? Düşüncelerinizi bizimle yorum kısmından paylaşmayı unutmayın. 

Büyüme zihniyeti varsa, iş, uygulama ve azim ile akademik performansınız ya da başka bir becerinizi, geliştirebilirsiniz. Kendinizi geliştirebilir, ileri bir seviyeye taşıyabilirsiniz. Tam tersini düşünenler, yani sabit bir zihniyete sahip olanlar, zekamızın ve yeteneklerimizin etkin olduğuna inanır.

Stanford Üniversitesi’den Carol Dweck’in yaptığı büyük çaplı araştırma çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor. Bu çalışması sayesinde, sadece büyüme zihniyetinin doğru olmadığını, aynı zamanda bu inançlara sahip olanların aslında sabit bir zihniyete sahip olanlardan daha fazla geliştiğini biliyoruz. Bu da onu, çocuklar için çok önemli hale getiriyor!

Ruh Sağlığı Ve Uzaktan Eğitim >>

Büyüme Zihniyeti Nasıl Geliştirilebilir?

Büyüme zihniyeti geliştirilebilir, edinilebilir.

Büyüme zihniyeti geliştirilebilir, edinilebilir. Dar bir bakış açısına sahip çevrede büyümüş olabilirsiniz. İmkanlarınız çok kısıtlıdır belki. Ancak kendinizi geliştirmek için yapabileceğiniz birçok aktivite olduğunu bilmelisiniz. Hatta ve hatta en önemlisi, düşüncelerinizi değiştirerek, hayatınızı da değiştirebileceğinizin farkında olmalısınız.

Evde bir büyüme zihniyetinin geliştirilmesine nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Proaktif Bir Zihniyet İle Başarıya Nasıl Ulaşılır? >>

  1. Dikkatli olun ve çocukları önceden belirlenmiş gibi görünmeyen, becerileri için sözlü olarak övün: Sıkı çalışma, sebat, meydan okumaya yükselme, hatadan öğrenme, vb., Çocuklarınız için yapmacık övgülerden uzaklaşmalısınız. Çocuklarınız sizleri anlar. Bu nedenle çoçuklarınızı bir birey olarak yetiştirin.
  2. Büyüme zihniyeti rol modeli olun. Dürüst olun: Ne sıklıkta umarım (yemek / şarkı söyleme / banka hesabımı dengede tutamam)” ya da “(korkunç / spor / yazım / topluluk önünde konuşma) korkunçum” diyor? Sanki onun için hiç umut yokmuş gibi? Doğru mesajı gönderdiğinizden emin olun – belki de yeni bir şey alın! Rahatlayın. Çünkü çocuklar, “henüz” kelimesinin anlamını bilmiyorlar.
  3. Çocuğunuza zorluklarla mücadele etmeyi öğretin: Çocuğunuzu kolay yoldan geçmeyi (çok az öğrenebileceği noktalar) unutmaya teşvik edin ve bunun yerine zorlukları kucaklayın. Zaten bildiği sorularla dolu bir sayfa, çözülmesi gereken daha derin bir problem gibi (doğru cevabı almasa bile) “beyni büyütmeyecektir”.
  4. Büyüme zihniyetinin sadece akademik olmadığını unutmayın: Yaşamın birçok alanı için geçerlidir (spor, müzikal, sosyal). Bir gitar akordunda hata yapmaya devam mı ediyorsun? Biriyle oyun başlatmayı denedin ama iyi gitmedi mi? İyileştirme için bir sonraki adımı tartışın.
  5. Akranların kıskançlığından vazgeçin: Çocuğunuzla daha başarılı görünen başkalarından neler öğrenebileceği hakkında konuşun. Beceriler içinde bazılarına daha kolay gelse de, çoğu zaman başarıya yol açan (muhtemelen görülmeyen) bir uygulama, kalıcılık ve sıkı çalışma unsuru vardır.

Çocuklarda büyüme zihniyeti nasıl geliştirilir? Sorusuna cevap vermeye çalıştık. Bu durumu benimsemek her zaman kolay değildir, ancak çocuğunuz üzerinde ve belki de sizin üzerinde büyük bir etkisi olabilir!

Evden Çalışma – Verimliliğinizi Nasıl Artırırsınız? >>

Başarıya giden yolda kişisel direnç ne kadar önemli biliyor musunuz? Zorluklar karşısında kişisel gelişiminiz, zihniniz, bilinçaltınız sizi daha güçlü kılıyor mu? Tüm bunların ortak bir noktası var; kişisel direnç. Peki nedir bu direnç?

Başarıya Ulaşmanın Önündeki En Büyük Engel; Direnç

Başarıya giden yolda önümüze çıkan en büyük engeller dışarıdan değil bizzat kendi içimizden gelir. Bir başka deyişle hiçbir dış faktör bizi içimizde var ettiklerimiz kadar derinden etkilemez, etkileyemez.

Hatalarımız Ve Başarılarımız >>

İstediğimiz Şeylere Ulaşabiliriz

Başarıya giden yolda önümüze çıkan en büyük engeller dışarıdan değil bizzat kendi içimizden gelir.

Üzerine hayaller kurduğumuz farklı fikirlerimiz gezinir durur zihnimizde. İçlerinden birine tutunur ve yürümeye başlarız. Ancak süreç ilerledikçe yolun başındaki duygularda arkamızda kalmaya başlar. Çeşitli sorunlar ortaya çıkar, vermemiz gereken emek artar. Mevcut yaşantımızı istediğimiz yaşantıya dönüştürmenin çok da kolay olmadığı gerçeğiyle burun buruna geliriz. İşte tam da bu noktada sizlere yazar ve senarist Pressfield’ın sözlerini aktarmak istiyorum.

Pressfield satırlarında şöyle diyor; “İnsan için iki yaşam vardır. Bunlardan ilki yaşadığı; ikincisi ise yaşamak istediği hayattır. Direnç ise tam bu ikisinin çatışmasından doğar.” Sonra direnci tanımlar. Sandığımızdan daha güçlü olduğunu ifade eder. Bizim için mutluluğun önündeki en sağlam engeldir direnç. Yapmamız gerekenle aramızda durur. Ve der ki; “Eğer bir sabah ansızın sihirli değnek değmişçesine rüyalarımızı gerçekleştirmek için gerekli ilk adımı atacak güçle güne başlasaydık, dünya olduğundan çok daha farklı bir yere dönüşürdü.”

Ulaşabileceği boyutları belki de en çarpıcı örnekle anlatır. Ve Hitler’den bahseder:

Hayallerinizi Gerçekleştirmek İçin 15 Fikir >>

Kendimiz İçin Durum Nasıl İşliyor?

Peki kişisel direnç hakkında konuyu yeniden kendimize getirecek olursak… Belki de yazılmamış yazıların yazarı, çizilmemiş resimlerin ressamı, üretilmemiş projelerin tasarımcısı olarak tek yapabildiğimiz; direncin içimizde çıkardığı savaşı günden güne kızıştırmak mı? Boş bir yazı sayfasına, boş bir tuvale ya da nota kağıdına bakmak “kendimizle savaşmaktan” daha zor geliyor.

İç dünyamızın Hitler’i olmayı bırakabilecek miyiz? Zira savaşırsak kaybedenin biz olacağını bile bile kılıç sallamış oluruz. Böyle bir gafleti hak edecek ne yapmış olabiliriz ki?  İlla savaşta olacaksak “kendimizle” değil “direncimizle” savaşmalıyız. Velhasıl ortada bir savaş var. Tarafımızı iyi seçmemiz gerekiyor.

Kendinizi Sevmenin Önemi >>

Kişisel gelişim köşemizde bu defa hatalar yapılmasına rağmen tekrar tekrar denemenin bize olan faydalarından ve bizi nasıl başarıya ulaştırdığından bahsedeceğiz. Hata yapmanın, aslında bir başarısızlık olmadığını, başarı yolunda bir durak olduğunu farkedeceksiniz.

Hatalarımız Ve Başarılarımız

Hatalarımız ve başarılarımız, aslında ayrılmaz bir bütündür. Çünkü insanoğlu hayatı boyunca mutlaka bir şeyler yapmıştır ve denemiştir. Doğası gereği insan en iyisi olabilmek ve başarılı olabilmek için bir şeyler yapmayı istemiştir ve yapmıştır da. Kimi insan bir başarıya ulaşmak için yaptığı şeylerden kolayca vazgeçmiştir de. Peki bunun nedeni nedir? Nedeni ise kaybetme korkusudur. 

Yeterince Güçlü İstiyor Musunuz? >>

Bir insanın başarıya ulaşmak isteyip de ilk hatada vazgeçmesi yeniden hata yapmaktan korkmasıdır. Eğer korkularımızın üzerine gidersek her şey bambaşka olabilir. İnsan korkularının üzerine giderek korkularının esiri olmaktan kurtulur ve kendini daha güçlü hisseder. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için dünyaca ünlü fizikçi aynı zamanda büyük bir bilim adamı olan Albert Einstein’ın şu sözüne bakalım;

“Hiç hata yapmamış bir insan hiç bir şey denememiş demektir.”

Gerçekten de öyledir. Einstein, hatalar yapmış yeniden denemiş bunu defalarca tekrarlamış ve sonunda başarıya ulaşmış. Einstein, dünyayı değiştirebilecek buluşlara imza atmıştır. Hatalar yapacağız ki bir şeyler yapmış olalım.

Umutsuzluk Üzerine >>

Hatalarımız ve Başarılarımız İçin

Hatalarımızı da kendimize basamak olarak görürsek ve sabredersek tüm yapılanların sonucunda başarı bizim olacaktır.

Hatalarımızı da kendimize basamak olarak görürsek ve sabredersek tüm yapılanların sonucunda başarı bizim olacaktır. Hayatta, başarılı olarak kabul edilen insanların bizlerden daha fazla yanlışı olmuştur. Daha fazla risk almışlar, daha fazla denemişler, düşmüşler. Ancak tekrardan ayağa kalkmasını da bilmişlerdir. Aslında başarı hikayesi oluşturmak bu kadar kolay.

Peki neden bu hikayeleri başkası yazarken biz sadece okuyoruz. Bir başarı hikayesini biz de oluşturabiliriz. Bu nedenle şunları sakın unutmayın:

Yukarıda da değindiğimiz üzere, hatalarımız ve başarılarımız bir bütündür. Kendinize güvenin ve hatalara rağmen denemeye devam edin. Başarınız, belki de bu son çabanızda gizlidir. 

Empati Kurmada 7 Altın Kural Nedir? >>

Zihni geliştirmek için ne yapmalısınız? Vücudunuzu geliştirmek için egzersiz yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Peki zihninizi geliştirmenin de önemli olabileceğini biliyor muydunuz? Birçok araştırmacı, bu maddelerin beyin sağlığınız için geçerli olduğuna inanıyor.

Beyin eğitimi bugünlerde, genellikle zihninizi keskinleştirmek ve hatta zekayı artırmak için bir yol olarak lanse edildi. Birçok bilim adamı, beyin eğitimini çevreleyen iddiaların hem abartılı hem de yanıltıcı olduğunu öne sürerken, bazı tür aktivitelerin beyninizin sağlığı için faydalı olabileceğini gösteren çok sayıda araştırma olduğunu da ortaya çıkardı.

Beyinde bulunan plastisite, yaşlandıkça büyüse de, beyne adapte olması ve değişmesi için yardım eder. Yeni şeyler öğrendikçe, sinirsel yollar ve ağlar oluşturabilir ve güçlendirebilirsiniz. Bu, beyninizi daha güçlü hale getirmeye yardımcı olur. Ve aynı zamanda değişime daha esnek ve uyarlanabilir hale getirmeye yardımcı olabilir. Bu faydalar, yaşlandıkça zihninizi keskin tutmak için özellikle yararlı olabilir.

Kapsamlı bir çalışma, 65 yaşın üzerinde her biri üç farklı bilişsel eğitim biçiminden birine katılan 2.800’den fazla katılımcıyı içeriyordu. Kullanılan eğitim türleri işleme hızı, hafıza eğitimi ve akıl yürütme eğitimini içeriyordu.  Araştırmacılar, işleme grubunun hızındaki kişilerin, muhtemelen eğitimin daha geniş bir beyin aktivasyon partneriyle sonuçlanması nedeniyle en büyük faydaları yaşadığını buldular. Bununla birlikte, her üç grup da en az beş yıl süren yaşa bağlı bilişsel gerilemelere karşı korunma sağladığını da ortaya çıkardı. Açıkça belli oluyor ki zihinsel faaliyetlerin beyne önemli yararları olabilir.

Zihninizi Güçlendirmek İçin Etkili Beyin Egzersizleri

Şimdi evde yapabileceğiniz bazı beyin egzersizlerini ele alalım. Bu beyin oyunları sizi daha zeki yapmak için tasarlanmamış olsa da, düzenli olarak uygularsanız zihinsel olarak daha keskin ve bilişsel olarak daha güçlü hissettiğinizi görebilirsiniz. Zihninizi güçlendirmenin en iyi yollarından biri biraz bağlılık gerektirir. Ancak aynı zamanda en etkili ve ödüllendirici olanlardan biridir. Beyninizi uçtan uca şekillendirmek için ne yapmanız gerektiğini öğrenin.

Zihin Haritalama Nedir? >>

1. Zihninize dikkat etmek için vücudunuza iyi bakın

Zihni geliştirmek istiyorsanız, olaya vücudunuza dikkat ederek başlamanız gerekir.

Zihni geliştirmek istiyorsanız, olaya vücudunuza dikkat ederek başlamanız gerekir. Araştırmalar, egzersiz ve uygun beslenme gibi sağlıklı davranışlarda bulunan kişilerin yaşlanma süreciyle ilişkili bilişsel gerilemelere daha az duyarlı olduklarını tekrar tekrar göstermiştir.

2006’daki çalışmalar bile egzersizin sizi daha akıllı hale getirebileceğini ve beyninizi yaşlandıkça büzülmeden koruyabileceğini düşündürmektedir. 2013 yılında fareler üzerinde yapılan araştırmalar, egzersizin beynin hipokampusunda nörogenezi veya yeni beyin hücrelerinin oluşumunu artırabileceğini ortaya koydu.

2013 yılında yayınlanan bir çalışma otuz yıl boyunca yaklaşık 2.300 erkeğin sağlıklı davranışlarına baktı. Araştırmacılar, orta yaştan itibaren katılımcıların davranışlarına ve bilişsel yeteneklerine baktılar ve yaşlılıktaki ilerlemelerini izlediler.

Araştırmacılar, belirli sağlıklı davranışları uygulayan erkeklerin, yaşlandıkça bilişsel bozukluk ve bunama yaşamalarının yaklaşık yüzde 60 daha az olduğunu keşfettiler. Bu sağlıklı davranışlar arasında sigara içmemek, düzenli egzersiz yapmak, çok fazla sebze ve meyve tüketmek ve düşük ila orta miktarda alkol tüketmek yer alıyordu.

Eğer daha iyi bir zihin oluşturmak istiyorsanız, önce fiziksel sağlığınız üzerinde çalışın. Yürüyüşe çıkın, diyetinize daha fazla taze meyve ve sebze katmaya başlayın ve aşırı alkol tüketimi veya tütün kullanımı gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçmeye çalışın. Bunlardan bazıları diğerlerinden daha zor olabilir, ancak beyniniz yıllar boyunca size teşekkür edecektir.

2. Hafızadan şehrinizin haritasını çizin

Gözleriniz kapalıyken mahallenizin sokaklarında gezinebileceğinizi düşünürken, aslında belgenizin veya mahallenizin bir haritasını hafızadan çizerek beyninize meydan okumayı deneyin. Hile yok! Büyük sokakları, büyük yan sokakları ve yerel simge yapıları dahil etmeye çalışın.

İşiniz bittiğinde, bellek haritanızı bölgenin gerçek bir haritasıyla karşılaştırın. Nasıl yapmışsınız kontrol edin? Kaçırdığınız şeylerden şaşırdınız mı? Bu etkinliği çok kolay bulduysanız, tüm Tükiye veya Avrupa’nın haritası gibi bellekten daha az tanıdık bir alan çizmeyi deneyin ve her eyaleti veya ülkeyi etiketlemeyi deneyin.

Arabanızın direksiyonuna geçtiğinizde süpermarkete veya doktor ofisine giderken basit ve neredeyse otomatik görünebilir. Ancak, kendinizi mahallinizin düzenini hatırlamaya zorlamak, çizmek ve etiketlemek beyninizin çeşitli alanlarını aktive etmeye yardımcı olur.

Zihninizi Temizlenmenin 29 Yolu >>

3. Yeni bir şey öğrenin

Zihni geliştirmek için gerekli olan bu beyin egzersizi biraz bağlılık gerektirir. Ancak aynı zamanda paranız için en fazla patlamayı verebilecek olanıdır. Yeni bir şey öğrenmek, beyninizi ayak parmaklarında tutmanın ve sürekli yeni zorlukları ortaya çıkarmanın bir yoludur.

Bir çalışmada, araştırmacılar, dijital fotoğrafçılıdan kapitone etmeye kadar çeşitli yeni becerileri öğrenmek için yaşlı yetişkinleri görevlendirdi. Daha sonra hafıza testleri yaptılar ve deney gruplarını kontrol gruplarıyla karşılaştırdılar. Kontrol gruplarındakiler film izlemek ve radyo dinlemek gibi eğlenceli ancak zihinsel olarak zorlayıcı olmayan faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Araştırmacılar, sadece yeni bir beceri öğrenen katılımcıların hafıza testlerinde iyileşme yaşadıklarını buldular. Ayrıca, bir yıl sonra tekrar test edildiğinde bu bellek iyileştirmelerinin hala mevcut olduğunu keşfettiler.

Denemek isteyebileceğiniz bazı şeyler arasında yeni bir dil öğrenmek, müzik aleti çalmayı öğrenmek veya yeni bir hobi öğrenmek yer alır. Sadece zihninizi geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda becerilerinizi geliştirmeye ve daha başarılı olmaya devam ettiğiniz için sürekli olarak yeni bir şeyler öğreneceksiniz.

4. Baskın olmayan elinizi kullanmayı deneyin

Zihni geliştirmek için sırada, bir nörobiyologun "beyninizi canlı tutmasına" yardımcı olabileceği ilginç bir beyin egzersizi var.

Zihni geliştirmek için sırada, bir nörobiyologun “beyninizi canlı tutmasına” yardımcı olabileceği ilginç bir beyin egzersizi var. Nörobiyolog Lawrence Katz, zihninizi güçlendirmek için dominant olmayan el kullanılmasını önerir. Karşı elinizi kullanmak çok zor olabileceğinden, beyin aktivitesini arttırmanın harika bir yolu olabilir.

Akşam yemeği yerken veya bir şeyler yazmaya çalışırken ellerinizi değiştirmeyi deneyin. Zor olacak, ama asıl mesele bu. En etkili beyin aktiviteleri, mutlaka kolay olmayan aktivitelerdir.

Sırada muhtemelen her gün yaptığınız bir etkinlik var, ancak bunun zihinsel gücünüz için ne kadar yararlı olabileceğini anlamayabilirsiniz.

5. Sosyalleşmelisiniz

2019’daki çalışmalar, sosyal olarak aktif olan kişilerin demans ve alzheimer hastalığı geliştirme riskinin de daha düşük olduğunu göstermektedir. Sosyalleşme beynin birden fazla alanına girme eğilimindedir ve birçok sosyal aktivite de spor yapma gibi zihninize de faydalı olan fiziksel unsurları içerir.

İstenmeyen bir ilişkiler zincirinde iç içe geçmiş olsanız bile, sosyal etkileşimler aramak hem kısa hem de uzun vadede beyninize faydalı olabilir. Topluluğunuzda gönüllü fırsatlara kaydolmayı, bir kulübe katılmayı, yerel bir yürüyüş grubuna kaydolmayı ve arkadaşlarınızla ve ailenizle yakın iletişimde olmayı içeren sosyal olarak meşgul olmak için bazı fikirlerdir.

Sosyal Becerilerinizi Nasıl Geliştirebilirsiniz? >>

Bonus: Meditasyon yapın

Zihni geliştirmek için sırada binlerce yıldır kullanılmakta olan ancak son zamanlarda etkinliği konusunda hatırı sayılır bir beyin egzersizi var. Düşünmediğiniz bir beyin egzersizi aslında son derece etkili olabilir – meditasyon. Özellikle farkındalık meditasyonu, şu anda olumlu psikologlar , iş liderleri ve alternatif sağlık uygulayıcıları tarafından savunulan bir yoldur. Bu eski Budist geleneğin sizin için çok yeni olduğunu söylemeden önce, meditasyonun birçok faydasını gösteren araştırmalardan bazılarını düşünün.

2007 yılındaki çalışmalar, farkındalık meditasyonunun yeni sinirsel yollara girmeye yardımcı olabileceğini ve bunun sonucunda kendini gözlemleme becerilerinin ve zihinsel esnekliğin artmasını sağladığını göstermektedir.

2007 araştırması ayrıca meditasyonun dikkati artırmaya, odaklanmaya, empatiye ve hatta bağışıklığa yardımcı olabileceğini göstermiştir. Çalışmalar ayrıca meditasyonun çalışma belleği kapasitesini bile artırabileceğini düşündürmektedir.

Zihni geliştirmek hakkında son düşünceler

Muhtemelen, orada bulunan birçok beyin jimnastiği oyunundan, web sitesinden ve uygulamasından en azından bazılarını duymuş veya denemiş olabilirsiniz. Bu araçların birçoğu, bu bilgisayarlı beyin egzersizlerinin zihinsel esnekliğinizi artırabileceğini, yaşlandıkça sizi daha keskin tutabileceğini ve hatta daha akıllı hale getirebileceğini iddia ediyor.

Bu iddiaların doğru olup olmadığı konusunda hala çok fazla tartışma olsa da, bu tür zihinsel oyunları oynamanın beyniniz için iyi olma ihtimali vardır. Hala tartışmaya açık. Bu tür oyunlardan hoşlanacağınızı düşünüyorsanız, kontrol etmek isteyebileceğiniz güzel bir beyin eğitimi kaynak listesi bulun.

Ancak, zaten bilgisayar ekranınıza veya akıllı telefonunuza bakarak çok fazla zaman harcıyorsanız, zaman, muhtemelen bir gezintiye çıkmak, yeni bir hobinin tadını çıkarmak ve hatta bir arkadaşınızla ziyaret etmek için çok daha iyi harcanır. Tüm bu aktivitelerin beyninizin sağlığı ve canlılığı üzerinde uzun vadeli önemli etkileri olacaktır.

Yeni Başlayanlar İçin Meditasyon >>

Öğrenilmiş çaresizlik nedir? Kötü şeyler olduğunda, durumu değiştirmek için ne gerekiyorsa yapacağımıza inanmak isteriz. Öğrenilmiş çaresizlik olarak bilinen şey üzerine yapılan araştırmalar, insanlar neler olup bittiğini kontrol edemediklerini hissettiklerinde, sadece kaderlerinden vazgeçme ve kabul etme eğiliminde olduklarını göstermiştir. Peki bu durum neden kaynaklanmaktadır?

Hangi yaş grubunda olursak olalım, kendimizi olumsuz, verimsiz hissettiğimiz zamanlar mutlaka vardır. Etkisiz bir insan olduğumuzu hissetmişizdir. Kendimizi ne yaparsak yapalım başarısız olarak görürüz. Peki bu durum neden kaynaklanır? Çözümü nedir?

Öğrenilmiş Çaresizlik Nedir?

Öğrenilmiş çaresizlik hakkında bir örnek, olayı daha çabuk kavramanızı sağlayacaktır. Bu durum, bir hayvanın tekrar tekrar kaçamayacağı aşırı bir uyarana maruz kaldığında ortaya çıkar. Sonunda, hayvan uyarıcıdan kaçınmaya çalışmayı bırakacak ve durumu değiştirmek konusunda tamamen çaresizmiş gibi davranacaktır. Kaçış fırsatları sunulduğunda bile, bu öğrenilmiş çaresizlik herhangi bir eylemi önleyecektir.

Kavram, hayvan psikolojisi ve davranışına güçlü bir şekilde bağlı olsa da, insanları içeren birçok durum için de geçerli olabilir. İnsanlar durumları üzerinde hiçbir kontrolleri olmadığını düşündüklerinde, çaresiz davranmaya başlayabilirler. Bu hareketsizlik, insanların rahatlama veya değişim fırsatlarını gözden kaçırmasına yol açabilir.

1. Öğrenilmiş Çaresizliğin Keşfi

Öğrenilmiş çaresizlik kavramı yanlışlıkla psikolog Martin Seligman ve Steven F. Maier tarafından  keşfedildi.

Öğrenilmiş çaresizlik kavramı yanlışlıkla psikolog Martin Seligman ve Steven F. Maier tarafından keşfedildi. Başlangıçta, bir tonu duyduktan sonra elektrik çarpmasını beklemek için klasik şartlandırılmış köpeklerde çaresiz davranış gözlemlemişlerdi. Daha sonra köpekler, düşük bir bariyerle ayrılmış iki oda içeren bir mekik içine yerleştirildi. Zemin bir tarafta elektrikli, diğer tarafta değil. Daha önce klasik şartlandırmaya tabi tutulan köpekler\ küçük bir bariyerin üzerinden atlamayı içeren şoktan kaçınmasına rağmen kaçmak için hiçbir girişimde bulunmadı.

Araştırmacılar daha sonra başka bir deneme tasarladı. Birinci grupta, köpekler bir süre koşum takımlarına bağlandı ve daha sonra serbest bırakıldı. İkinci gruptaki köpekler aynı koşum takımlarına yerleştirildi. Ancak burunlarıyla bir panele basılarak önlenebilecek elektrik çarpmalarına maruz kaldılar. Üçüncü grup, ikinci gruptakilerle aynı şokları aldı. Ancak bu gruptakiler şoku kontrol edemedi. Üçüncü gruptaki köpekler için şoklar tamamen rastgele ve kontrolleri dışında görünüyordu.

Köpekler daha sonra bir mekik içine yerleştirildi. Birinci ve ikinci gruptaki köpekler, bariyeri atlamanın şoku ortadan kaldırdığını çabucak öğrendi. Ancak üçüncü gruptakiler şoklardan kurtulmak için hiçbir girişimde bulunmadı. Önceki deneyimleri nedeniyle, yaptıkları hiçbir şeyin şokları önleyeceği veya ortadan kaldıracağına dair bilişsel bir beklenti geliştirdiler.

Daha Başarılı Olmak İçin Bu Kurala Uymalısınız >>

2. İnsanlarda Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizliğin etkisi farklı hayvan türlerinde gösterilmiştir. Ancak etkileri insanlarda da görülebilir. Sık kullanılan bir örneği düşünün: Matematik testleri ve ödevleri üzerinde kötü performans gösteren bir çocuk, yaptığı hiçbir şeyin matematik performansı üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını çabucak hissetmeye başlayacaktır. Daha sonra matematikle ilgili herhangi bir görevle karşılaştığında, çaresizlik hissi yaşayabilir.

Öğrenilmiş çaresizlik ayrıca birkaç farklı psikolojik bozukluk ile ilişkilendirilmiştir. Depresyon, anksiyete, fobiler, utangaçlık ve  yalnızlık , öğrenilmiş çaresizlikle daha da kötüleşebilir.

Örneğin, sosyal ortamlarda utangaç bir kadın sonunda semptomlarını aşmak için yapabileceği hiçbir şey olmadığını hissetmeye başlayabilir. Semptomlarının doğrudan kontrolünün dışında olduğu bu duygu, kendisini sosyal durumlara girmeye çalışmayı durdurabilir. Böylece utangaçlığını daha da belirgin hale getirebilir.

Ancak araştırmacılar, öğrenilmiş çaresizliğin tüm ortamlarda ve durumlarda her zaman genelleme olmadığını bulmuşlardır. Matematik dersi konusunda çaresiz öğrenen bir öğrenci, gerçek dünyada hesaplamalar yaparken karşılaştığında aynı çaresizlikle karşılaşmayabilir. Diğer durumlarda, insanlar çok çeşitli durumlarda genelleştirilmiş öğrenilmiş çaresizlik yaşayabilirler.

3. Açıklayıcı Stillerin Rolü

Öyleyse bazı insanların neden öğrenilmiş çaresizlik geliştirdiklerini, diğerlerinin ise geliştirmediğini açıklayan nedir? Neden bazı durumlara özgü, bazılarında daha küresel bir etki görülür?

Birçok araştırmacı, atıf veya açıklayıcı stillerin, insanların öğrenilmiş çaresizlikten nasıl etkilendiğini belirlemede rol oynadığına inanmaktadır. Bu görüş, bireyin olayları açıklamanın karakteristik tarzının, öğrenilmiş çaresizlik tarafından geliştirip geliştirmeyeceğini belirlemeye yardımcı olduğunu göstermektedir.

Kötümser bir açıklayıcı stil, öğrenilmiş çaresizlik yaşama olasılığı ile ilişkilidir. Bu açıklayıcı stile sahip insanlar, olumsuz olayları kaçınılmaz olarak görme eğilimindedir. Ve bu tür olumsuz olaylar için kişisel sorumluluk alma eğilimindedir.

Topluluk Önünde Nasıl Etkili Konuşulur? >>

4. Çocuklarda Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizlik genellikle çocukluk çağından gelir.

Öğrenilmiş çaresizlik genellikle çocukluk çağından gelir. Ve güvenilmez veya cevap vermeyen bakıcılar bu duygulara katkıda bulunabilir. Bu öğrenilmiş çaresizlik hayatın çok erken başlarında başlayabilir. Örneğin, kurumsallaşmış ortamlarda yetiştirilen çocuklar, bebeklik döneminde bile genellikle çaresizlik belirtileri gösterirler.

Çocuklar yardıma ihtiyaç duyduğunda ama kimse yardımına gelmediğinde, yaptıkları hiçbir şeyin durumlarını değiştirmeyeceğini düşünebilirler. Bu çaresizlik ve umutsuzluk duygularını arttıran tekrarlanan deneyimler, yetişkinliğe dönüşerek sonuçta kişinin sorunlarını değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey olmadığını hissetmeye neden olabilir. Çocuklarda öğrenilmiş çaresizliğin bazı yaygın belirtileri şunlardır:

Öğrenilmiş çaresizlik kaygı, depresyon veya her ikisiyle de sonuçlanabilir. Çocuklar, yaşamlarının geçmiş olayları üzerinde hiçbir kontrolleri olmadığını düşündüklerinde, gelecekteki olayların da kontrol edilemez olacağı beklentisini kazanırlar. Yaptıkları hiçbir şeyin bir olayın sonucunu değiştirmeyeceğine inandıkları için çocuklar genellikle denemekten bile rahatsız olmamaları gerektiğini düşünüyorlar.

Akademik mücadeleler de genellikle öğrenilmiş çaresizlik duygularına yol açabilir. İyi yapmak için çaba harcayan ama yine de kötü performans gösteren bir çocuk, notları veya performansı üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını hissedebilir. Yaptığı hiçbir şey farketmediği için denemeyi bırakacak ve notları daha da acı çekecektir. Bu tür problemler çocuğun yaşamının diğer alanlarını da etkileyebilir. Okuldaki zayıf performansı, yaptığı hiçbir şeyin doğru veya yararlı olmadığını hissetmesini sağlayabilir. Bu yüzden hayatının diğer alanlarında da bir şeyi deneme motivasyonunu kaybedebilir.

Geleceğe Umutla Bakmanızı Sağlayan Şey Nedir? >>

5. Ruh Sağlığında Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizliğin anksiyete duygularına katkıda bulunduğu düşünülmektedir ve genel anksiyete bozukluğu (YAB) gibi koşulların başlangıcını, şiddetini ve kalıcılığını etkileyebilir. Kronik kaygı yaşadığınızda, sonunda rahatlamadan vazgeçebilirsiniz, çünkü endişeli duygularınız kaçınılmaz ve tedavi edilemez görünür. Bu nedenle, anksiyete veya depresyon gibi zihinsel sağlık sorunları yaşayan insanlar semptomlarını hafifletmeye yardımcı olabilecek ilaçları veya tedaviyi reddedebilirler.

İnsanlar yaşlandıkça, öğrenilmiş çaresizlik kısır döngü haline gelebilir. Anksiyete veya depresyon gibi sorunlarla karşılaşırken, insanlar bu duyguları hafifletmek için hiçbir şey yapılamayacağını hissedebilirler. İnsanlar daha sonra çaresizlik ve endişe duygularına katkıda bulunabilecek yardımcı seçenekler aramazlar.

Düşünce Değişimi Zamanı >>

6. Öğrenilmiş Çaresizliğin Üstesinden Nasıl Gelinir?

Araştırmalar, özellikle erken başlangıçta müdahale olursa, öğrenilmiş çaresizliğin başarılı bir şekilde azaltılabileceğini göstermektedir.

Peki insanlar öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelmek için ne yapabilir? Araştırmalar, özellikle erken başlangıçta müdahale olursa, öğrenilmiş çaresizliğin başarılı bir şekilde azaltılabileceğini göstermektedir. Uzun vadeli öğrenilmiş çaresizlik de azaltılabilir. Ancak daha uzun vadeli çaba gerektirebilir.

Terapi öğrenilmiş çaresizlik belirtilerini azaltmada etkili olabilir. Örneğin bir çalışmada, bazı katılımcılardan çözülemeyen bir görevi tamamlamaları istenmiştir. Görevde başarısız olduktan sonra terapik bir müdahale alanların tekrar denemeleri ve bir takip görevini başarıyla tamamlamaları daha olasıdır. Müdahale almayanların öğrenilmiş çaresizlik ve pes etme olasılığı daha yüksekti.

Peki insanlar öğrenilmiş çaresizliğin üstesinden gelmek için ne yapabilir? Bilişsel-davranışçı terapi, öğrenilmiş çaresizliğe katkıda bulunan düşünce ve davranış kalıplarının üstesinden gelmede faydalı olabilecek bir psikoterapi şeklidir. CBT’nin amacı, hastaların öğrenilmiş çaresizlik duygularına katkıda bulunan olumsuz düşünce kalıplarını belirlemelerine yardımcı olmak ve daha sonra bu düşünceleri daha iyimser ve rasyonel düşüncelerle değiştirmektir. Bu süreç genellikle ne düşündüğünüzü dikkatle analiz etmeyi, bu fikirlere aktif olarak meydan okumayı ve olumsuz düşünce kalıplarına itiraz etmeyi içerir.

Son düşünceler

Öğrenilmiş çaresizliğin zihinsel sağlık ve refah üzerinde derin bir etkisi olabilir. Öğrenilmiş çaresizlik yaşayan insanlar ayrıca depresyon belirtileri, yüksek stres seviyeleri ve  fiziksel sağlıklarına bakmak için daha az motivasyon yaşayabilirler  .

Herkes deneyimlere aynı şekilde cevap vermez. Bazı insanlar, genellikle biyolojik ve psikolojik faktörlerden dolayı kontrol edilemeyen olaylar karşısında öğrenilmiş çaresizlik yaşama olasılığı daha yüksektir. Örneğin, çaresiz ebeveynler tarafından yetiştirilen çocukların da öğrenilmiş çaresizlik yaşama olasılığı daha yüksektir.

Öğrenilmiş çaresizliğin yaşamınız ve sağlığınız üzerinde olumsuz bir etkisi olabileceğini düşünüyorsanız, bu tür düşünceyi ele almak için atabileceğiniz adımlar hakkında doktorunuzla konuşmayı düşünün. Daha fazla değerlendirme, olumsuz düşünce kalıplarınızı daha olumlu olanlarla değiştirmenize yardımcı olabilecek doğru bir tanı ve tedaviye yol açabilir. Böyle bir tedavi, öğrenilmiş çaresizlik duygularını, öğrenilmiş iyimserlik duygusu ile değiştirmenize yardımcı olabilir.

Tutum Başarınızı Nasıl Etkiliyor? >>

Büyük hayaller nasıl kurulur? Büyük hayallerimize ulaşmak için neler yapmalıyız? Girişimci olalım veya olmayalım, hepimizin bir hayali vardır. Ancak onlara şimdiye kadar ulaşamadıysanız belki yolunu bilmiyorsunuzdur. Gelin bu hayallerimize ulaşmak için neler yapmalıyız bir bakalım.

“Hayal edebiliyorsan, yapabilirsin. Her şeyin bir fare ile başladığını her zaman hatırla.”

– Walt Disney

Hayatınızı daha verimli ve sizi mutlu edecek bir şekilde yaşamanız için, aklınızda bulunması gereken tek önemli faktör hayallerinizin ne kadar büyük olduğudur. Eğer hayalleriniz küçükse, önünüzdeki fırsatları kaçırmanız çok normal. Bu yüzden büyük hayal kurmayı öğrenmeniz önemlidir. Hayatınız, küçük hayaller peşinde koşarak geçirmek için çok değerli. Büyük hayal kurun böylece potansiyelinize tam olarak ulaşabilirsiniz.

Büyük Hayaller Nasıl Kurulur Ve Onlara Nasıl Ulaşılır?

Büyük hayallere ulaşmak için yapılacak belli başlı kurallar vardır. Her şeyden önce, doğru hayallerin peşinde olduğunuzdan emin olmalısınız. Siz, hayallerinizin hem doyurucu hem anlamlı olduğundan emin olmalısınız. Bu, hayallerinizin dünyaya katkıda bulunması gerektiği anlamına gelir.

Hayalleriniz sadece bir şeyleri almak ile ilgili değil vererek almak hakkında olmalıdır. Sadece kendinize odaklanırsanız, istediğiniz şeyi alsanız bile, kendinizi tatmin hissetmezsiniz. Bunu göz önünde bulundurarak, şimdi nasıl büyük hayal kuracağınıza ve bunları başaracağınıza dair bazı ipuçlarına bakalım:

1. Başarılı insanların hikayelerinden ilham alın.

Sık sık tüm başarılı insanların bir yerlerden başladığını unutuyoruz. Sonunda ne olurlarsa olsunlar, hepsi mütevazi başlangıçlara sahipti. Onların hikayelerini, özellikle de nasıl başladıklarını okumak, size ilham verecek ve zihninizi yeni olasılıklara açacaktır.

Büyük hayaller kurmak için birinci anahtar şudur: Başarılı insanların alışkanlıklarını gözlemlemek ve onları takip etmek. Kendinizi onların yerine koyun. Kendinizi onların pozisyonunda olduğunuzu, zorlukların üstesinden geleceğinizi ve beklentileri karşıladığınızı hayal edin. Bu, kendiniz için daha büyük hayallere sahip olmanıza yardımcı olup size ilham verecektir.

2. Hayallerinizi yazın.

Yaşamın meşguliyeti hayallerinizi unutmanıza neden olabilir.

Yaşamın meşguliyeti hayallerinizi unutmanıza neden olabilir. Bu yüzden kendinize sürekli hatırlatmanız gerekir. Hayallerinizi yazın ve yazdıklarınızı erişilebilir bir yere koyun.

3. Bir savaş planı yapın.

Hayal sahibi olmak bir şeydir, ama bunu yapmak başka bir şeydir. Bir savaş planınız olmalı. Scott Adams’ın dediği gibi: “Kaybedenlerin hedefleri var ama kazananlar da sistemlere sahip.”

Planın mükemmel olmak zorunda değil. Aslında, yeni durumlarla karşılaştıkça bu yolu güncellemeniz gerekebilir. Önemli olan, hayallerinize nasıl ulaşacağınızı düşünmenizdir.

Uzun Vadeli Başarı Neye Bağlıdır? >>

4. Bedelini günlük ödeyin.

Hayalleriniz, bunaldığınızda çok büyük görünebilir. Büyük hayallerimiz varsa bu daha da zor görünebilir. Ama unutmayın ki, bir fili yemenin yolu, her seferde sadece bir lokma yemenizdir. Benzer şekilde, yapmanız gereken şey, bedelini günü gününe ödemek. Zorluğun ne kadar büyük olduğunu düşünmeyin. Bunun yerine, her gün en az bir adım ilerlediğinizden emin olun. İstikrarlı olun, zaman içinde önemli ilerlemeler kaydedersiniz.

5. Önünüzdeki zorluklara göğüs gerin.

Hayallerinizin peşinde koşarken, kendinizi zorluklarla karşılaşmaya hazırlayın.

Hayallerinizin peşinde koşarken, kendinizi zorluklarla karşılaşmaya hazırlayın. Zorluklarla karşılaşacaksınız, bunu aklınızda bulundurun. Bu şekilde zorluklar geldiğinde sizi yıkamayacaklar ve önünüze bakacaksınız.

6. Sıkıştığınız zamanlarda hayallerinizi bırakmayın.

Büyük hayalleriniz peşinde koşarken, köşeye sıkıştığınız zamanlar olabilir. Uzun süredir anlamlı bir ilerleme göremeyebilirsiniz. Böyle bir durumda, hayallerinizden vazgeçmek cazip ve kolay bir yol gibi gözükebilir. Bunu yapmayın.

Böyle zamanlar normaldir ve atlatmak için her zaman bir yol vardır. Hayal kurmaya devam edin ve önünüze bakın. İçinizdeki ateşi hissedin. Neleri geliştirebileceğinizin analizini yapın. Bunu yaparsanız, nihayet bir şeyler yeniden canlanacak ve yeni bir dönem başlayacaktır.

Normal yaşamak kolaydır. Ancak hayatınızı sonuna kadar öyle yaşamak değil. Yine de hayat harika bir macera. Yola çıkmaya hazır mısın?

İşte Engelleri Sevmeniz İçin Birkaç Neden >>

Ümmiye Koçak, Adana’da dünyaya gelmiş, Mersin’de yaşamaktadır. Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasya’lı Kadın Sanatçı” ödülünü alan “Yün Bebek” adlı filmin yazarı, yönetmeni ve Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nun kurucusudur.

İlk okuduğu kitabın Maksim Gorki’nin “Ana” adlı eseri olan Ümmiye Koçak, ilk hikayesini de 13 yaşında yazmıştır. “Hasret Çiçekler, Taş Badem” gibi birçok oyunu sahneye taşıyan ve birçok ödül alan Ümmiye Koçak en son 2017 senesinde dünyaca ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo’nun oynadığı Türk Telekom reklam filminin yönetmenliğini yapmıştır.

Zor Zamanlarınızda Sizi Ayakta Tutacak Şey >>

Köyden New York’a Sanat – Ümmiye KOÇAK

Ümmiye Koçak - İlk okuduğu kitabın Maksim Gorki’nin “Ana” adlı eseri olan Ümmiye Koçak, ilk hikayesini de 13 yaşında yazmıştır.

Başarılı insanlarla başarısız, sıradan insanların en büyük farklarından biri engellere karşı bakış açılarıdır. Engellerin onları durdurmasına izin vermek veya o engelleri basamak olarak görmek… İkisi de insanların seçimine kalmıştır. Ya başarı için engelleri, Ümmiye Koçak gibi basamak olarak göreceğiz. Ya da milyonlarca sıradan insanlar gibi engeller hakkında yakınmaya devam edeceğiz.

“Köyde doğdum, köyde büyüdüm, köyde yaşıyorum. Köylü olmaktan gurur duyuyorum.” – Ümmiye Koçak

Hayatının zorluğu karşısında kendi düşüncelerini geliştiren Ümmiye Koçak, köyünün, köyündeki kadınların sıkıntılarını insanlara anlatmak istemektedir. İyi bir dinleyici olduğunu belirten Koçak, köydeki kadınların ona anlattıklarına bir çözüm bulmak için yol aradığını belirtmiştir. Tam bu zamanlarda köylerine gelen bir sinema ekibinden etkilenerek, arkadaşları ile köyde tiyatro ekibini kurmuştur.

Düşüncelerinizi Değiştirin Hayatınız Değişsin >>

Kadınların sesini, köyünde duyuran Ümmiye Koçak hayallerini, hedeflerini daha da ileriye taşıyarak, topumun sorunlarına değinmek istemiştir. “Yün Bebek” filmini bu nedenle çekmek istediğini belirten Ümmiye Koçak, özellikle çocukların gelişimi için kadınların önemine vurgu yapmaktadır. Babasından önce, annelerini örnek alan çocukların, gelişimi için önce kadınların gelişmesi gerektiğini belirtmektedir.

En son birçok insanın sadece hayalini kurabildiği, ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo’nun oynadığı reklam filminin de yönetmenliğini yapan Koçak, kendini ifade etmek isteyen birçok kadına da ilham olmaktadır. İnsanların zorluklar karşısında, çevresindeki insanların negatiflerini karşısında asla pes etmemesi gerektiğini inandığını söylemiştir. Onlara karşı en iyi cevap, işinizi başarıya ulaştırmaktır, diyerek insanlara başarı zihniyetini de aşılamaktadır.

Hayal Ederken Eşekten Düşülür Mü? – Refika Birgül >>

Köy hayatının zorluğu içerisinde 15 tiyatro oyunu yazan ve sahnelediği oyunlarını bugüne kadar yaklaşık 50 bin kişinin izlediği Ümmiye Koçak’ın TEDx konuşmasını birlikte izleyelim;

YouTube Kanalımız Network Okulu Tv’den Daha Fazla İçeriğe Ulaşabilirsiniz >>

Kaynak; Wikipedia

Başarıyı yakalamak, başarılı bir insan olmak için herkesin öğrenmesi gereken bazı önemli dersler vardır. Bu noktalar tecrübelerden dersler çıkarmamızı ve bir bakış açısı geliştirmemize olanak sağlar.

Hayata sıfırdan bir başlangıç yapmak için erken yaşlarda, başarılı insanların tecrübelerini dinlemek, başarı hikayelerini dinlemek kadar önemli bir konu yoktur aslında. İnsanlar başarı yolunda hangi çukurlara düşmüşler, engelleri nasıl aşmışlar bize bakış açısı verir. Bu nedenle başarıyı yakalamanız için almanız gereken 5 mükemmel dersi sizler için derledik.

Başarıyı Yakalamanız İçin Almanız Gereken 5 Mükemmel Ders

Hayatta yapmak istediklerinizi bulmak ve hayallerinizi gerçekleştirmek, başarıyı yakalamak için bakış açısı alabileceğiniz 5 adet küçük; fakat mükemmel derslere gelin birlikte bakalım;

Kural 1: Daima istediğiniz şeylerin peşinden gitmektir.

Başarıyı yakalamak için uymanız gereken birinci kural; İstediğin her şeyin ardından gidebilirsin.

Başarıyı yakalamak için uymanız gereken birinci kural; İstediğin her şeyin ardından gidebilirsin. Ama istedikleri şeylerin peşinden giden başka insanları gözardı edemezsiniz. Öyleyse bütün mesele şu ki sıranızı beklemek mecburiyetinde değilsiniz. Yapacağınız şeyleri, başkalarının yaptığı şekilde yapmak zorunda değilsiniz. Kendi yolunuzdan gidebilirsiniz; kuralları yıkabilirsiniz. Sadece başkalarının kendi isteklerini elde ederken izledikleri yolu takip etmek zorunda değilsiniz.

Başarılı İnsanların Yapılacaklar Listesindeki 29 Madde >>

Kural 2: Bazen sorun SEN’sindir.

Başarıyı yakalama yolunda almanız gereken diğer bir ders; 18.yy’da Avrupa’da yaygınlaşan ve nihayetinde ‘’Lohusalık Kara Ölüm’’ olarak adlandırılan ve Puerperal Humması veya Lohusalık Humması olarak Amerika’ya kadar ulaşan bir şey vardı. Esasen olan şey, kadınların doğum yapması ve doğumu takiben 48 saat içinde ölecek olması. Bu lohusalık Avrupa’nın yıkımı oldu ve bir asır boyunca daha kötüye gitti. Bazı hastanelerde doğum yaparak ölen kadınlar, toplam doğum yapan kadınların %70’ine ulaşıyordu.

Ama dönem, Rönesans Dönemi idi. Deneysel veri ve bilim zamanıydı. Gelenek ve mistisizm gibi şeyler artık hayattan çıkıyordu. Bunu yapanlar doktorlar ve bilim adamlarıydı. Lohusalık Kara Ölüm vakalarının sebebini araştırarak bulmaya çalıştılar bu nedenle okumak ve çalışmak zorunda kaldılar. Ölen kadınların cesetlerini inceliyorlardı. Sabah erken saatlerde otopsi yapıyor, ardından gidip bebeklerin doğumuna giriyor ve böylelikle rutin faaliyetlerini tamamlıyorlardı.

1800’lü yılların ortalarına kadar bu böyle devam etti. Daha sonra Yüksek Mahkeme Yargıcı Oliver Wendel Holmes’in aynı ada sahip babası Dr. Oliver Wendel Holmes, sabah saatlerinde otopsi yapan doktorların ellerini yıkamadan öğleden sonra doğumlara girdiğini fark etti. Ve ‘’Arkadaşlar, sorun sizde!’’ dedi. Diğer doktorlar tabii ki bunu göz ardı ettiler ve 30 yıl boyunca ona deli muamelesi yaptılar. Ta ki sonunda birilerinin ellerini yıkadıkları takdirde bu hastalığın ortadan kaybolacağını fark edene kadar. Tam olarak olan buydu.

Aletlerini sterilize etmeye ve ellerini yıkamaya başladıklarında, Lohusalık Kara Ölüm kaybolmaya başladı. Aslında anlatılmak istenen şey, ‘’Bazen sorun, sensindir.’’

Burada anlatılmak istenen esas şu: eylemleriniz ve hareketlerinizin sorumluluğunu almanız gerekmektedir. Doğru yaptığınız zaman övgüler alabilirsiniz, başarıyı üstlenebilirsiniz; fakat aynı şekilde hata yaptığınız zaman da sorumluluğunu üstlenmeniz gerek. Dengeli bir denklem kurmanız gerek. Sadece tek yönlü yapamazsınız. Başarıyı ve övgüyü üstlendiğiniz zaman hatalarınızı da üstlenmeniz ve sorumluluk almanız gerekir.

Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı – Stephen Covey >>

Kural 3: Birbirinizi gözetin ve sahip çıkın.

Komandonun cevabı şu şekilde oldu: ‘’Kimin komando olabileceğini söyleyemem; ama kimin olamayacağını söyleyebilirim.’’

Başarıyı yakalamak için almanız gereken 3. ders; Birleşik Devletler Donanması SEAL deniz komandoları, belki de dünyadaki en seçkin savaşçılardan biridir. Gazetecilerden biri, komandolardan birine hangi adayların programı başarıyla tamamlayıp komando olmaya hak kazanabileceklerini sorar. Komandonun cevabı şu şekilde oldu: ‘’Kimin komando olabileceğini söyleyemem; ama kimin olamayacağını söyleyebilirim.’’

Dünyaya ne kadar güçlü olduklarını kanıtlamaya çalışırcasına dövmelerle kaplı kocaman şişirilmiş kaslarıyla ortada dolaşan adamlar, işte bunlar olamaz. Sorumluluklarını sürekli olarak başkalarına devreden, başkalarının üzerine atan ve kendisi hiçbir zaman bir şey yapmayan kendini beğenmiş liderler, işte bunların hiçbiri başaramaz.

Kendilerini sonuna kadar zorlamayan lise takımlarının yıldız oyuncuları bunu başaramaz. Sıska ve cılız gibi görünenler bunu başarabilir. Bunu başarabilenlere baktığımız zaman aslında korkudan titrediklerini görürüz. Komando olabilenlerin her şeylerini sonuna kadar kullandıklarını, harcadıklarını ve kanının son damlasına kadar savaştıklarını, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda tükendiklerini görürüz. Fiziksel ve ruhsal açıdan gücü kalmayanlar yanındakilere yardım etmek için ihtiyaçları olan enerjiyi içlerinde hissederler ve ortaya çıkarırlar. İşte bu insanlar komando olurlar.

Uzun Vadeli Başarı Neye Bağlıdır? >>

Seçkin bir savaşçı olmak istiyorsun.

Bu sizin fiziksel olarak ne kadar güçlü olduğunuzla alakalı değil. Ne kadar akıllı ya da ne kadar hızlı olduğunuzla da alakalı değil. Eğer seçkin bir savaşçı olmak istiyorsanız bunun için sağınızdaki kişiye, solunuzdaki kişiye gerçekten elinizden geleni yapıp yardımcı olmak için en iyisini yapmanız gerek. İşte insanlar bu şekilde bir yerlere geliyorlar.

Bütün her şeyi tek başınıza yapmak için dünya çok tehlikeli ve çok zorlu bir yer. Size tavsiye ettiğimiz gibi hayatta yapmak istediğinizi ve hedeflerinizi bulabildiyseniz eğer kimden yardım isteyeceğiniz ya da size teklif edilen bir yardımı ne zaman kabul edeceğinizi biliyorsunuz demektir.  Bu becerinizi geliştirin. Pratik yaparak birbirinize yardımcı olmayı öğrenin. Size yardım sunulduğu zaman bu yardımı kabul etmek ve herhangi bir şeyi yapamayacağınızı bildiğiniz zaman yardım istemek.

Şaşırtıcı olan yardım istemeyi öğrenirken, etrafınızda her zaman size yardım etmeyi isteyen insanların olduğunu keşfedeceksiniz. Şu ana kadar bunu yapmadılar. Çünkü sizin yardıma ihtiyacınız olduğunu hiç düşünmediler. Siz daima her şeyi kontrolünüz altındaymış gibi yapmaya devam ettiniz ve ‘’ne yaptığımı bilmiyorum, sıkıştım, korkuyorum, bunu yapabileceğimi sanmıyorum’’ dediğiniz anda, sizi seven birçok insanın yardımcı olmak için gayret ettiğini ve sizinle ilgilendiklerini göreceksiniz. Fakat bu, onlarla ilgilenmeyi ve onları gözettiğiniz zaman olur.

Bill Gates’in İlham Veren 13 Sözünden Alınması Gereken Dersler >>

Kural 4: Bazen dinlemelisin.

Başarıyı yakalamak için almanız gereken 4. ders; Nelson Mandela, özellikle liderler dünyasında ayrı bir yere sahiptir. Çünkü o, evrensel olarak büyük bir lider olarak kabul edilir. Mensubu olduğunuz ulusa bağlı olarak değişik bazı şahsiyetleri de ele alabilirsiniz. Bu kişiler hakkında her birimizin farklı görüşleri vardır. Ancak Nelson Mandela, dünya çapında mükemmel bir lider olarak kabul edilmektedir. Aslında bir kabile şefinin oğluydu. Bir gün kendisine, “Büyük bir lider olmayı nasıl öğrendiniz?” diye soruldu. Bu soruya cevabı şöyle oldu:

Babamla kabile toplantılarına beraber gidiyorduk. Babam kabilenin diğer önde gelenleri ile görüşmeye gittiği zaman dikkatimi çeken iki şey olduğunu hatırlıyorum. Birincisi, her zaman daire şeklinde oturmaları, ikincisi de babamın her zaman konuşan en son kişi olmasıydı.

Hayatınız boyunca bir şeyler anlatabilmeniz için, dinlenmeyi öğrenmeniz gerektiğini, konuşacak son kişi olmayı öğrenmeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Haftanın her bir günü yönetim kurulu toplantıları görüyoruz. Kendilerini iyi bir lider olarak gören, hatta gerçekten iyi liderler diyebileceğimiz insanlar bile bir odaya girip, ‘’İşte sorunumuz bu, bununla ilgili düşüncem bu, fakat sizin fikrinizi de merak ediyorum, hadi sizleri dinleyelim’’ diyorlar. Artık tabii ki çok geç.

Birincisi; Herkesin kendi hislerini duyma imkânı ve herkese katkıda bulunduklarını hissetme olanağı verir. İkincisi; Düşüncenizi paylaşmadan önce herkesin düşündüğü şeyleri işitme fırsatı elde edersiniz.

Bu beceri gerçekten görüşlerinizi kendinize saklama becerisidir. Biri ile aynı görüşteyseniz başınız ile onayladığınızı göstermeyin. Biri ile aynı görüşte değilseniz, yine başınız ile onaylamadığınızı göstermeyin. Sadece öyle oturun ve karşınızdakinin söylemek istediği her şeyi dinleyin ve sadece soru sorun. Böylece ne demek istediklerini daha iyi anlar ve neden o şekilde düşündüklerini öğrenme fırsatınız olur.

Sadece ne söylediklerini değil, neden o görüşte olduklarını bilmeniz gerek. En sonunda konuşma sırası size gelecek. Aslında her ne kadar kolay görünse de kolay olmayacaktır. Aynı Nelson Mandela gibi en son kişi olarak konuşmayı öğrenin ve kendinizi alıştırın.

Başarılı İnsanların Hayat Hikayelerini Konu Alan Filmler >>

Kural 5: Konum önemlidir ancak mütevazı olmalısınız.

Şunu asla unutmayın: İtibar veya şöhret kazanmaya, servet sahibi olmaya başladığınız zaman, insanlar size daha iyi davranmaya başlarlar.

Başarıyı yakalamak için almanız gereken son der; Büyük bir konferans sırasında binlerce kişi önünde konuşma yapmak üzere davet edilen eski bir Savunma Müsteşarının hikayesi çok manidardır. Müsteşar arkasında PowerPoint ile hazırladığı sunumları ile elinde kahve fincanıyla sahnede duruyordu. Kahvesini yudumladı; gülümsedi ve kahveye baktıktan sonra bir hikâye anlattı;

“Biliyorsunuz, geçen sene de aynı konferansta konuştum. Geçen sene de müsteşardım. Geçen sene burada konuşma yapacağım zaman, beni Business Class ile uçurdular. Havalimanına geldiğimde, otelime götürmek için karşıladılar. Beni otele götürmeden önce girişim yapılmıştı. Odama kadar götürdüler. Ertesi sabah aşağı indim ve beni karşılamak için lobide bekleyen biri vardı. Beni alıp buraya aynı mekana getirdiler. Önce beni arka girişe götürdüler, sonra yeşil bir odaya girdik, bana güzel bir seramik fincanda kahve ikram ettiler.”

Sözlerine şöyle devam etti; “Buradan alınması gereken ders şu ki, seramik fincan asla benim için değildi; konumum, pozisyonum ve görevim içindi.‘’

Şunu asla unutmayın: İtibar veya şöhret kazanmaya, servet sahibi olmaya başladığınız zaman, insanlar size daha iyi davranmaya başlarlar. Her zaman kapınızı tutarlar, hatta siz sormadan bile kahvenizi hazırlayıp size getirirler. Size ‘’beyefendi’’, ‘’hanımefendi’’ diye hitap ederler. Size daha birçok şey hazırlayıp verirler. Aslında bunların hiçbiri sizin için değildir. Bütün bunlar konumunuz içindir.

Şunu asla unutmayın: her zaman alçak gönüllü ve minnettar olmalısınız. Size verilen tüm bu bedava şeyleri alabilirsiniz, avantajlardan sonuna kadar faydalanabilirsiniz ve kesinlikle tüm bunların tadını çıkarabilirsiniz. Fakat minnettar olun, bunların aslında şahsınıza yönelik olmadığını hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

Kendini Geliştiren İnsanlardan 7 Tavsiye >>

Komik ve anlamlı karikatürler bölümümüzde bugün, yeterince güçlü istemek konusuna değineceğiz. Tutku önemli mi? Yeterince istersek istediklerimizi elde edebilir miyiz? Siz dua edip hiç bir şey yapmayanlardan mısınız yoksa hem isteyip hemde istediğiniz şey için bir şeyler yapanlardan mısınız? Bu ikisinden birini seçmek için  çok düşünmeye lüzum yoktur. Çünkü bize hangisinin sonuç getireceğini ve bizi istediğimiz şeye hangisinin ulaştıracağını biliriz.

Yeterince güçlü istiyor musun?

Komik ve Anlamlı Karikatürler - İstemek çok önemlidir.

İstemek çok önemlidir. Neyi istediğimizden ziyade nasıl istediğimiz çok daha önemlidir. Tutkuyla istemeliyiz. Çünkü fikirlerimizi, düşüncelerimizi başarılı bir işe dönüştürmek için buna ihtiyacımız var. Tutku, isteğimizi artıran çok önemli bir kavramdır. Bu konuyu daha iyi anlatabilmek için sizlere felsefenin babası olarak bilinen Sokrates’in bir adamla geçen diyaloğunu paylaşalım;

Tutkudan uzak genç bir adam Sokrates‘in yanına yaklaşarak, “Büyük Sokrates, ben sana Bilgi için geldim” der. Filozof genç adamı denizin kenarına götürmüş, onu suya sokmuş ve otuz saniye boyunca suyun altına bastırmıştır.

Kısa Hikayeler – Konfor Alanından Çık >>

Sokrates, genç adamın suyun üzerine çıkmasına izin verdiği zaman ona bunu tekrarlamasını isteyip istemediğini sorar. “ Bilgi, büyük bir şeydir. “ diye ağzı su dolu olarak konuşur genç adam. Sokrates onu yine suyun altına doğru bastırır ve bu kez biraz daha uzun bir süre öyle tutar.

Bu bir kaç kez tekrarladıktan sonra, filozof, “ Ne istiyorsun? Diye sorar. Genç adam sonunda nefes nefese kalmış şekilde “ Hava, hava istiyorum! “ der. “ İyi “ diye yanıtlar Sokrates. “ Eğer bilgiyi de havayı istediğin kadar istersen, ona sahip olabilirsin.”  der.

Tutku’nun yerine geçebilecek hiç bir şey yoktur.

O isteğin yakıtıdır. Yani Tutku’yu ve isteği ayrı ayrı düşünemeyiz. Eğer bir şeyi yeterince çok istiyorsanız, onu elde edecek istek gücü bulabilirsiniz. Böyle bir arzuya sahip olmanın tek yolu Tutku’yu geliştirmektir. Tabi ki sadece tutkuda değil. İstediğimiz şeyin gerçekleşmesi için yapılması gereken şeyleri yerine getirmeliyiz, vazgeçmeden, yorulmadan, büyük bir Tutku ile.

Ünlü yazar, John C. Maxwell de bu konu ile ilgili şu sözleri söylemiştir;

“Zayıf arzu, zayıf sonuç doğurur. Bu küçük bir ateşin az ısı oluşturması gibidir. Ateşiniz ne kadar güçlüyse, arzunuz o kadar büyük olacaktır. Ve potansiyeliniz de o denli büyük olacaktır.”

Güldürürken düşündürmek istediğimiz konu aslında, sadece bekleyerek elimize bir şey geçmeyeceğidir. Ya da sadece dua etmenin, sadece istemenin tek başına yeterli olmayacağıdır. Sadece dua edip beklemek gördüğümüz gibi doğru sonuçlar doğurmayacaktır. İstediğimiz şeyler için hem dua edip hem de elimizden geleni yaparsak sonuçlar gerçekten çok daha güzel olacaktır.

Komik Ve Anlamlı Karikatürler – Başkaları Ne Der? >>

Kaynak; Pinterest