Öncelikle herkese merhabalar!…

2008 yılında yaşamış olduğumuz Türkiye devalasyonundan sonra ticaretlerim bozulmuş maddi manevi çöküntü içerisine girmiştim. Çevremde çok fazla sayıda network marketing işi yapan gerçektende kazanç elde ettiğine şahit olduğum kişiler vardı. Fakat ben hiç bir zaman bu sektöre kendimi yakın hissetmemiştim. Bu yasamış olduğum olumsuz ticari çöküntü tesadüfen beni network marketing sektörü ile karşılaştırdı. Konya Dedeman otelde katılmış olduğum ilk toplantıda inanılmaz fikirlerim ve düşüncelerim değişti. Ön yargılarım tamamen ortadan kalktı ve kazanan insanlar ile bire bir tanışma şansım oldu. Yargılamak yerine öğrenmeyi tercih ettim. Tam 11 yıldır full-time network marketing sektöründeyim. Maddi anlamda refaha ulaşmanın yanı sıra kişisel gelişim ve vizyon anlamında da düşüncelerim değişti. Ekibimi her daim ailem gibi benimsedim. Para kazanmaya değil para kazandırmaya çalışmalısınız. Ekibinizde ki kişiler para ve kariyer kazanıyorsa zaten güçlü bir ekibiniz oluyor. Yeni başlayan veya network işine başlamış fakat önerilen isteyen dostlara önerim şunlardır.

1) Ön yargılı olmayın ve etki çemberinizde ki herkesi sponsorlarınız ile liderleriniz ile tanıştırın.
2) Grup toplantılarını ve şehir toplantılarını her zaman katılın. Misafirlerinizin ve ekibinizin bu toplantılarda olmasını sağlayın.
3) Üç ayda bir motivasyon kamplarına ve akademilere ekibiniz ile birlikte mutlaka katılın.
4) İşinizi ve ürünlerinizi sundugunuz kişilerden hayırlar aldığınızda molalinizi bozmayın ve kişisel algılamayın. O kişiler size değil kendilerine hayır diyorlar.
5) Network sektörüne ilk başladığınızda ki heyecanınızı ve coşkunuzu her ne pahasına olursa olsun yitirmeyin.
6) Günlük-haftalik-aylik-üç ve altı aylık planlar yapınız.

Not : Bu sektörde uzun yıllar çalışmak ciddi anlamda maddi manevi hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, her ne yaşarsanız yaşayın ASLA VAZGEÇMEYİN … Sağlıklı, mutlu, başarı dolu bir network hayati diliyorum.

Networker
Musamettin ALPTEKİN

Merhaba ben Yusuf Aycil. 2005’ten bu zamana kadar Network Marketing Sistemindeyim. Sisteme başladığımdan bu yana bir çok müthiş duygular yaşadım. Neler mi ? Maddi özgürlük ve beraberindeki hayallerime ulaşabilmek, güvenli bir çevre. Sevilip sevdiğim çokça insanlar.Kariyer onurlandırma ekip ruhu. İnsanlara yardım etme. Gerçek emeklilik. Böyle bir platformda(network okulu) bulunmaktan da mutluluk duyuyorum bununla birlikte parlak bir fikir olmuş. Sektörümüzde objektif paylaşımlarda bulunmak çok göz alıcı.

Sizlere sektör başarı ve hayaller gibi kavramlardan bahsetmekten ziyade ülkemizdeki bunların dışında daha çok şirket yöneticileri ve sahipleri ile ilgili sorunlara değinmek istiyorum. Seçim yaparken bunların üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Malesef ki ülkemizde çok fazla şirketlerin deyimi ile stratejik yapılan birçok eylemler, liderlere sıkıntı yaşatmakta. Tabiki vizyonu büyük ve vizyona teslim olmuş şirketleri dahil etmiyorum bu konuya. Dünyada 2 türlü liderlik olduğuna inanıyorum. Yetkiye verilen liderlik ve lidere verilen liderlik. Yetkiye verilen liderliği geleneklerden vazgeçmeyen ve kalıplarını değiştirmeyen kurumlar verirken, lidere verilen liderliği ise dünyada inovatif ülkelerde yapılmaktadır. Burda vurgulamak istediğim bir nokta var. Dünyada herkesin bir görevi olması yani birinin bulup birinin getirdiği ve birinin götürdüğü bunu kabul edenler profesyonelce hareket edenlerdir. Söylemeye çalıştığım ülkemizde yeteneklerin yerinde kullanılmamasıdır. Daha çok yeteneklerin kullanılıp bir peçete gibi işi bitikten sonra kenara atılmaya çalışılmasıdır. Özel yeteneklerin varlığı çıkarlar yüzünden ekarte edilebiliniyor. Bu nedenle kurum sahiplerine sesleniyorum sizi siz yapan sahadaki bağımsız distribütörlerin başına getirdiğiniz kişiler bu sisteme uygun olmalıdır. Onlar liderlerin çalışanı olmalıdır. Hepimiz bilmeliyiz ki liderlikte bir yere kadardır. Yetkinin başladığı yerde liderlik biter. Kasası boşken yani sıfır noktasında iken herkese kuçak açan, insanlara sizler şirketin sahibisiniz vaatleri veren; iş kurulduktan sonra lideri yok etmek için harekete geçen, yetkilere ortaya koyan sen kimsin iş bizim işimiz diyen firmaları, gün yüzüne çıkartmak ve bununla ilgilide bir platform oluşmasını sağlayarak yapanların yada yapacakların kendilerine çeki düzen vermelerini zorlayacak bir kurumun olmasının gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar şirketleri tercih ederken ürüne kazanç planına ve aynı zamanda şirketlerdeki liderlerin sonunu da görüp başlama kararını öyle vermeli. Umarım bu samimi yazım sizlere gelişim sağlamıştır. Bu sektör canlı, albeni yüksek, ilginç, heyecanlı bir sektör. Çocuklarımıza bırakacağımız sınırsız bir miras kişisel kurtuluş savaşındaki en büyük okulumuz.Bu sektörün büyümesi güçlenmesi ve ilham verebilmesi aynı zamanda doğru bir şekilde kopyalanması İçin elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Dilerim parıldayan, etkili, anlayışlı, emeklerimizin karşılığını aldığımız çalışmalarımız olur.

Network Marketing mücadele gerektiren bir iş olabilir. Duygusal bir deneyimdir. İnişleri çıkışları sahneleyen dramatik bir oyunu anımsatır. Fakat sona yaklaştığında mükemmel bir final oynar ve alkışlarla sahneden inersin. İşte buna değer.

Kariyer dediğin şey tamamen senle ilgilidir. Kararları sana aittir. Kendi adıma hayatımda kariyerim için aldığım en büyük karar Network Marketing sektörüne adım atmak olmuştur. Şimdi ise keyifle başkalarının da yaptıklarımı yapmasını sağlamaya çalışıyorum. Zamanı gelince göreceksiniz. Eğlenceli oluyor.

Özgürlüğün tadını çıkaracaksınız. Özgürlük aslında ilginç bir kelimedir. Mesele iş konusuna gelince konsepti iyice değişir. Ne demek olduğunu daha iyi anlarız. Bana kalırsa özgürlük tercih meselesidir. Özgürlük istediğim hayatı yaşamaktır bence. Başkasının istediği hayatı yaşamak değil.

Ve dokunacak olduğunuz hayatlar. Başta siz ve aileniz. Ve sonrasında yakın çevreniz. Siz ne yaptıysanız onlar da aynısını yapacak. Asıl resmi görmelerini sağlayacaksınız, çoğu sadece küçük bir parçasıyla meşgul olurken. Umutsuzlara umut olabileceksiniz mesela. Hayallerini gerçekleştirmeleri için cesaretlendireceksiniz onları. Korkularıyla yüzleşip onları bertaraf etmelerine yardımcı olacaksınız. Ve her dokunduğunuz hayat, başkasının hayatına dokunacak.

Ve tanışacağınız insanlar. Network marketing sayesinde binlerce kişi tanımış oldum. Bu iş, çevrenizi genişletmekle yani yeni kişilerle tanışmakla kalmaz size onlarla daha çok vakit geçirme şansı da verir. Ayrıca bu iş haricinde başka işlerde bu kadar tutkulu bir grubu bir arada görmeniz neredeyse imkansızdır. Biri yükselirken diğerinin de kolundan tutmasını bilirler.

Ve gezip göreceğiniz yerler. Geniş ve başarılı bir Network Marketing ağı kurduğunuz takdirde, birazdan okuyacaklarınız sırasıyla gerçekleşecektir. Öncelikle dünyanın çeşitli noktalarına seyahat edebilme imkanı sağlayan promosyonlar kazanacaksınız. Sonra ağınız nereye giderse siz oraya gidip iş arkadaşlarınıza yardım edeceksiniz. Ve son olarak istediğiniz yere seyahat edebilecek kadar paraya sahip olabileceksiniz.

Ve sebepler. Bu işi yapmanızın onlarca sebebi olabilir. Ben hepsini tek bir sebebe bağladım. Değer verdiğim insanlara bir şeyler kazandırmak.

Ve gelecekteki siz. Network Marketing hayatımı daha “iyi” bir hale getirdi. Aslında daha iyi olmasına mecbur bıraktı. Görünüşte işimiz ürünlerimizi onları isteyen müşterilerimize sunmaktır. Fakat gerçek amacımız daha büyüktür.

Ve en büyük kazancımız. En büyük kazancımız istediğimizi elde etmek değildir. İstediğimizi elde etmek için neler yapmamız gerektiğini, nasıl olmamız gerektiğini öğrenmektir.

Son olarak;

Sizin için dileğim, bir Network Marketing profesyoneli olmanızdır. Artık “ELMAS” olmaya karar verin. Su götürmez bir gerçektir ki her zaman “daha iyi bir yol” vardır. Haydi şimdi bunu dünyaya duyurma vakti.

Sevgilerimle,
Enes Olgun

İsmim Duygu Çam.Hayatını tümüyle değiştirmiş bir insan olarak yazacaklarım eminim şu an da tamda en ihtiyacın olan zamanda sana yol gösterecek belkide gördüğün yolu aydınlatacak ! Hayatımdaki her şey bir kitap ismi ile başladı! (Çok Para Kazanan Kadınların Sırları)

Bundan 6 yıl kadar önce para kazanma konusunda oldukça başarısız bir girişimci olarak tabiki de dergide gördüğüm bu kitap dikkatimi çekecekti. Eşimle kendi işimizi kurmuş ancak para kazanmak şöyle dursun borç üstüne borçlandığımız işin içinden çıkamadığımız dönemlerdi. Kurduğumuz işi bırakıp bir lise mezunu olarak mağazalarda satış danışmanlığı yapmaya dönmek istemiyor, ben istemedikçede borç miktarımız ciddi artış gösteriyordu. Kendi işini kurmuş ve batmış bir çift olarak eşimle yapacak başka bir işimiz ve sermayemizde olmadığı için direndikçe dibin dibinin ne olduğunu iki çocuğumuzla beraber ailecek gördük. Öyle umutsuz bir dönemde bir dergiye göz gezdirirken Çok para kazanan kadınların sırları isimli kitap tabiki dikkatimi çekti neydi bu sır? Hemen aldım kitabı.
Aklımda kalan en önemli şey ve hayatımı değiştiren tek şey şu cümle oldu!
TUTUNDUĞUN YERİ BIRAK!

Ben tutunuyordum ve bırakmadıkça her şey dahada kötüye gidiyordu. Kitabı o gün bir solukta bitirdim ve sonrasında iş yerimizi kapattık. Evet dedim, tutunduğum yeri bıraktım elalem ne der hiç umurumda olmadı. Çok para kazanan kadınların ortak özelliklerinden biri de cesaretli olmalarıydı. Bende Cesaretli davranmıştım.

Tutunduğun yeri brakmadıkça yeni fırsatlar gelmeyecek!
Şahane ancak gelen giden bir şey yok 🙂 bir sürede birşey gelmedi. Eşim ile beraber evde ne yapabileceğimizi araştırırken sermayesiz yapılacak işler hakkında bilgi edinmek istedik. Çünkü sermaye yok! Network Marketing çıktı karşımıza ! Hımmmm asla yapmam dedim. Herhangi bir mağazada çalışırım daha iyi . Bu işlerden para kazanılmaz. Çünkü çevremde yapan çok insan var . Ben günlere gidip ürün satmak istemiyorum. Ben İyi bir iş yapmak istiyorum. Hayatımı değiştirmek istiyorum. Çocuklarıma harika bir gelecek yaratmak istiyorum. Birileri bunu yapabiliyor. Bende çok çalışır yaparım ancak bu network marketing değil! Çünkü bu bir iş değil ! Ozamanlar öyleydi bence , bu iş hakkında hiçbirşey bilmeyen ve bildiğine emin olan tüm insanların bakış açısına sahiptim.

Sonra ne mi oldu? Deli gibi bu işin içinde çalışırken buldum kendimi, kendimi bulduğumda altımda bir mercedesim vardı. Hayal bile edemeyeceğim asla sahip olamayacağım bir arabaydı bu. Ozaman buldum kendimi, ne olmuş nasıl başlamıştım. Araba kullanmayı çok seven ben, hatta öyleki arabam olmadığı için arkadaşlarının arabalarını kaçıran ben, arkadaş buluşmalarında tüm arkadaşlarımın masa üstünden anahtarlarını ceplerine koyarken duygu geldi anahtarlarınızı alın! Uyarılarına mağruz kalan ben için, araba çok şey ifade ediyordu. Şu an çalıştığım şirketi o dönem araştırırken, Mercedes ödüllerini görünce, bu arabaları nasıl veriyorlar diyerek başlayan bir iş oldu! Tutunduğum yeri bırakmasaydım bu şirketin bu ödüllerini görmeyecek bilmeyecektim. Fırsattan haberim olmayacaktı. Asla yapmam dediğim işin içinde buluverdim kendimi.

Çevrem ailem herkes karşı çıktı, olmaz dediler. Biz eşimle çok inanmıştık. Kimseyi dinlemedik. Bir karar verdik. Hayatımız daha kötü olamazdı. Aylardır ev kiramızı dahi ödeyemiyorduk. En fazla 6 ay daha sıkıntı çekerdik ve çektik de. Şu an çok mutluyum ancak ağladığım çok zamanlar oldu. Çevremde sadece 7 kişi bu iş fikrine evet demiş ve şirketimin ürünlerini almıştı. Sonra çevrem bitti çünkü diğer herkes hayır dedi, Akıl verdiler bir işe girip çalışmam konusunda 2 çocuğum olduğunuda her defasında hatırlattılar sağolsunlar. 7 kişide çevrem bitince bir yolu olmalı dedim. Çünkü başarmayı her şeyden çok istiyordum. 7 arkadaşımın arkadaşlarına anlatmaya başladığım noktada ekibim oluşmaya başladı. Sonraları hayır diyenler evet demeye de başladı. 6. Yılın sonunda Bugün 17 ülkede 130 bin kişilik bir ekip olduk. Evet hayatım tümüyle değişti. Bursada yaşıyorduk. Hayalimiz olan Bodruma yerleştik. Aylık hatrı sayılır bir gelire ulaştık binlerce insana yardımcı olarak hayatlarında bir değişim yaratarak büyüttük işimizi. Şu an büyük ve harika bir çevrem var , Ben bir lise mezunu olarak dilini bilmediğim bir ülkenin şirket genel merkezinde resmimiz ve giriş kapısında yerde yıldız içinde ismimiz çakıldı. 28 ülkede var olan şirketimde Türkiye’yi bu şekilde temsil edebilme fırsatı verdi bana tutunduğum yeri bırakmak! Ülkemi bayrağımı başarılarla temsil edeceğim nereden aklıma gelirdi?
Ben işimi yaparken çok eğleniyorum. Haaa bu arada hiç günlere gitmedim. Hiç satış yapmadım. Yapmam dediğim şeyleri hiç yapmadım. İşin kültürünü anlayınca bu iş hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biri oldu.

Ne yaptın bu işi nasıl büyüttün derseniz ,
Önce inandım. Birilerinin inanmasını beklemedim önce ben inandım. Şirketimin ürünlerini aldım onları kullandım. Çevreme bu ürünleri zaten kullandıklarını ve denemelerini, memnun kalırlarsa ve tavsiye ederlerse bu iş ile hayatlarını değiştirebileceklerini anlatırken onlara nasıl indirmli alacaklarını gösterdim. Yaptığım en güzel şeyde hayır diyenlere hiç kırılmadım. Bu işi başaracağımıza ve sonra onlarında hayatlarına fayda sağlayacağımıza çok emindik. Ve öyle de oldu.
-başarısızlıklarım da çok oldu , onlarla eğlenmesini de bildim. Çünkü her başarısızlığım bana tahmin edemeyeceğiniz deneyimler kazandırdı.
-Düştüğümde oyalanmamayı öğrendim,
-Çocuklarıma mücadeleci bir ruha sahip olmanın ne olduğunu bu iş sayesinde öğretebildiğime inanıyorum.

Network Marketing Özgür bir iş ! Kendi istediğin gibi yapabileceğin bir iş ben bu isteğimi markalaşma yolunda kullandım. Herkes gibi yapmak istemedim. Derdim ürün satmak olmadı hiçbir zaman. Herzaman şunu düşündüm. Bir yerlerde bizim yaşadığımız zor hayatı yaşayanlar var ben bu iş sayesinde onlara ulaşabilirim. Onlara yardımcı olabilirim. Eminim hepsi hayatının daha iyi olmasını isterdi. Tek isteğim ulaşabildiğim kadar insana ulaşıp hayatlarına dokunmak. İşte biz şimdilerde uzman kadrom ile bunun için çalışıyoruz. Her zamanda çalışmaya devam edeceğiz.
Network Marketing işi içinde olan büyümek isteyen meslektaşlarıma işleri ile ilgili her ay en az 4 kitap okumalarını tavsiye ederim. Ben öğrendiğim herşeyi kitaplardan öğrendim. Düştüğümde beni ayağa kaldıran kitaplar oldu. Ve öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi öğrendim , hala öğrenmeye devam ediyorum. Bu işte ne kazancın bir sınırı var nede öğrenmenin. Kazan kazanabildiğin kadar, öğren öğrenebildiğin kadar!

Ve son olarak, önünü görmek isteyen garantici arkadaşlarım, eskiden bende öyleydim. Ne kazanacağım belli olsun maaşımı bileyim, önümü göreyim.
Hayata bir bakın derim , ne belli ne kesin.
Hayatı güzel yapan belirsizliği , eğer ki bugün yarın ne olacağını bilseydin hatta sonraki gün sonraki gün herşeyi önceden bilip görseydin hayat ne kadar kötü olurdu bir düşünsene! Düşününce kötü de yaşarken yaptığınız şey bu! Önümü göreyim derken kendi hayatımıza bunu yapmıyormuyuz! Bütün hayat motivasyonumuz heyecanımız bilinmezliklerde kendimizi aştığımız geliştirdiğimiz eğlendiğimiz her şey bilinmezliklerde belirsizliklerde hayat gibi!

Tüm Network Marketing şirketleri iyidir.
Sermayesiz girebildiğiniz sistemlerden bahsediyorum. Eğer ki bir şirket yolun başında sizden yüksek miktarda bir başlangıç paketi ile başlamanızı öneriyorsa yüksek bir tutarsa orada bir düşünün derim çünkü bu iş sermaye sayılamayacak kadar küçük bir paketle başlayabilmelidir.
3-5 aya zengin olacağınız bir iş hiç değildir. Onlardan uzak durun.
Ancak uzun soluklu çalışırsanız hiçbir yerde kazanamayacağınız rakamları kazanacağınıza bahse girerim. Hatta çalıştığınız bankaya piriminizi çekmek için gittiğinizde bir kaç gün önceden haber vermenizi rica edecek kadar çok aylık gelire ulaşabilirsiniz. Eğer haber vermeden giderseniz banka sizi özür dileyerek bir kaç saat bekletebilir. Vallahi ne yalan söyleyeyim ben ilk yüksek gelirler elde etmeye başladığımız zamanlarda bankadan beni uyardıkları halde haber vermeden gidiyordum bankaya, o telaşları hoşuma gidiyordu 🙂 çünkü yıllarca kredi çekmek için çok gitmiştim o bankaya ve vermiyorlardı. Ozamanlarda o çekmek istediğim kredinin 5 katını aylık gelir olarak almaya gitmek ve onların paramı ayarlayıp toparlama süreçleri çok hoşuma gidiyordu çok eğleniyordum. Ve onlara söylüyordum Koskoca banka beni bekletiyosunuz. Ayıp 🙂 sonra o banka çalışanlarıda ekibimin birer iş ortağı oldu.

_çalıştığınız şirketin ürününü kulladığınızda ürününüz bittiğinde yenisini almak istiyorsanız, o şirketin ürünü iyidir. İyi olan her şey tavsiye edilir. Ekibinizde kullandıkları ürün bittikçe alacak ve bu hacim kendiliğindende ilerleme gösterecektir. Böylelikle siz insanları sürekli arayarak al al dememiş olup insanları rahatsız etmemiş olup , baskı uygulamamış olup, bu enerji ve zamanı ekibinizi büyütmeye harcamanız daha iyi bir yol olacaktır. Kimseyi rahatsız etmeye hakkımız yok ve en önemli kural! İnsanlar kendilerine bir şeyin satılmasını sevmez ancak kendileri satın almayı sever! O halde kendileri satın alıyor mu? Yoksa hep bir manipülasyonla mı iş ilerliyor bunu değerlendirmeniz gerekir çünkü bu düzende yıllar yıllar yıllarca bu işi yapamaz hem siz yorulur hemde çevrenizi yorarsınız.
-Yapabildiğiniz kadar iş ortağı yapabilmeli ve tüm derinliklerinizden para kazanabilmelisiniz size sınırlamalar getirilmemeli
_ böl parçala yönet sistemleri ile yıllarca çalışmazsınız çünkü onlar lider çıkardığınızda kolu sizden koparır yeni liderler çıkarmanızı ister. Ancak Network Marketing de 5 yıl çok sıkı çalışıp emekli olabileceğiniz sonrasında çalışmasanız dahi hatrı sayılır gelir sağlayabileceğiniz bir iştir. Bu sebeple sizden kol koparmaması gerekir.

Benim 6. Yılım emekli oldum ancak çalışıyorum çünkü işimi çok seviyorum. Demek istediğim şu ben çalışmasam da hatrı sayılır gelirim oluyor.
Çünkü sistem bunu gerektirir. Bir süre sonra sen istersen çalışırsın. Ben yazları 3 ay sadece çocuklarımla ailemle sevdiklerimle tatil yapmayı tercih edebiliyorum. Yaz tatili boyunca bir seminer dahi yapmamayı tercih edebiliyorum. Bunu bana sağlayan sistemin alt yapısı. Sistem seni özgürleştirmeli.
-İyi insanlar bu işte başarılı oluyor.
Yardım etmeyi seven insanlar bu işte başarılı oluyor, hayalleri peşinden koşan insanlar bu işte başarılı oluyor, fark yaratmak isteyen insanlar bu işte başarılı oluyor, ne yapacağını bilmeyen ve bu belirsizliğin içine atlayan insanlar bu işte başarılı oluyor, sende bizim gibiysen sende başarılı olursun.
Kendine İnan !
Senin daha iyi başarıların olsun!
Hayatımdaki iyi insanlara şükürler olsun

Hayatım değişti…Sizinde değişebilir. 13 yıl süren çalışma hayatım bir krizle son bulmuştu.Yeni bir iş arayışına girmektense bu işi yapmaya karar verdim. Bilinçli tüketici olmak adına başladığım işim benim için bir serüvene dönüştü.

Beni cezbeden tarafı özgür saatlerde  benim seçtiğim insanlarla çalışıyor olmaktı. Hep araştırdım, dinledim, okudum, empati kurarak çalışmaya gayret ettim. İşi çözdüğümde de “TAM BANA GÖRE “dedim. Bu yolda yürümeye kesin kararlıydım artık. Hiç bir zaman hedefim çok kazanmak olmadı. Paylaştıkça büyüyen, artan hayatlar ekledim hayatıma. Ürünleri tanıdım, tanıttım, sistemi öğrenip anlattım hep anlattım bıkmadan usanmadan. İşimizin yapılabilirliğini ispatlamıştım artık, bir kişi ile başladığımız bu yolculukta binlerce kişiyiz. Her zaman örnek olmaya çalıştım.

Ürünlerimizi uygun fiyatla alarak tüketici oldum, kullandım, denedim. Deneyimlerimi aktararak insanlarında kullanmalarını sağladım. Kayıt olarak daha uygun fiyatla alabileceklerini ,satarak kazanç elde edebileceklerini anlattım. Yeni insanlara işimize dahil ederek SEYAHATLERE KATILABİLECEKLERİNİ aktardım;çünkü ben tüm bu güzellikleri yaşamaya başlamıştım ve istiyordum ki herkes bu imkanlardan faydalansın. Yılda 3 kez yurt dışı, 2 kez yurt içi seyahatlere gittim.Hindistan, Japonya, Çin, Hong Kong, Avrupa Ülkeleri, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti, Malezya, Sidney, Amerika, Endonezya, Bali, Tayland, Bangkok  o kadar çok ki, 100 un üstünde, sayamadığım nice ülkeler… şehirler.Ödüller kazandım ve 8 yıl önce Global Lider ünvanı aldım.Türkiye nin hangi köşesinde olursa olsun bana ihtiyacı olduğunu belirten ekibimle hep iç içe oldum, paylaşmak ve örnek olmak çok önemli benim için.57 yaşındayım çalışma hayatımda 36,Oriflame de 26 yılım bitecek işimi hep çok severek yaptım ve hala yapmaya devam ediyorum. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum, gelişiyorum, değişiyorum işim beni hep canlı tutuyor ve hayatı bir yerinden yakalamamı sağlıyor.

Daha çok hayatlar var değişecek, gelişecek. Yolumuz uzun anneler para kazanmalı ki sağlıklı,eğitimli büyüyen nesiller yetişmeli. VE diyorumki, her şey çocuklar için, benim yaşadıgım mutluluk ve gururu diğer anneler yaşasın, mutlu aıle, mutlu toplum, mutlu ülke…HAYATIM DEĞİŞTİ, SİZİN DE DEĞİŞEBİLİR…

bizimle olun,sağlık ve sevgiyle kalın

Özden Gül Eski

Merhaba Değerli Network Okulu Okuyucuları ;Umarım keyifler yerindedir,

Öncelikle biraz kendimden bahsetmek isterim , ismim Subutay Balcı 33 yaşındayım 7 senedir doğrudan satış sektörünün içindeyim

Amway temsilciliğiyle başlayan sektör maceram sırasıyla LR Health & Beauty , Jeunesse Global sonrasında Huncalife Türkiye Satış Müdürlüğü ve LEA Türkiye Satış Direktörlüğü pozisyonlarında çalıştıktan sonra sahaya dönüp tekrar network kurmak için istifa etmemle devam etmektedir.

Doğrudan satış sektörü 193 milyar doları aşan hacmiyle kadın istihdamını destekleyen dünyada en hızlı milyoner çıkartan sektörler arasında yer almaktadır.
Türkiyede Avrupa pazarında en hızlı büyüyen ülkelerdendir.

Amerikan başkanlarının yıl sonu ekonomi sunumlarında teşekkür ettiği bu sektör, ülkemizde hak ettiği konuma henüz ulaşmamış olsa da , Türkiye’de artık doğrudan satış sektörünü tanıtmak yerine şirketleri tanıtmak yeterli olmaktadır.

Doğrudan satış sektörü kılıfı altında kurulan Ponzi ve saadet zinciri firmalar sektöre zarar verdiği gibi insanları da bu sektörden uzaklaştırmaktadır.

Gerek eğitim gerek sosyalleşme açısından katma değeri çok yüksek olan bu sektörde bulunmak , bir ev hanımının yapabileceği kadar basit bir iş adamının mesleği kadar prestijlidir.

Bu sektördeki ana fikir sisteme insan dahil etmek değil , kullandığınız ürünleri sevdiğiniz arkadaşlarınıza tavsiye etmektir.

Bu sektördeki sermaye para değil İnsandır.

Bu sektörde her şey sonradan öğrenileceği için bu sektörde başarı kaçınılmazdır önemli olan pes etmemektir.

Kendinize inanıp kendi gücünüzü keşfetmeye başladığınızda ve kendinizi geliştirdiğinizde başarı otomatik olarak ortaya çıkacaktır.

Yol olmayan yerden gidip iz bırakmak isteyen herkese Selam Olsun …

Sevgiler

Subutay Balcı

Günümüz dünyasında yaşıyor olmanın bir sonucu olarak, isteyerek veya istemeyerek bir çok sese maruz kalıyoruz. Evde, işte, sokakta, sosyal medyada ve diğer kitle iletişim vasıtasıyla sürekli birilerini dinliyoruz. Hatta kendi sesimizi dinlemeyi bırakıp çevremizden duyduklarımızın hayatımızı şekilendirmesine izin veriyoruz. Bunlar artık bizim doğrularımız hatta inançlarımız haline geliyor. Çoğunluğu negatif olan bu sesler bazen pozitif de olabiliyor.

Ünlü kişisel gelişim uzmanı ve yazar Mark FISHER bir kitabında “Birçok insan bir işte başarılı olmak  için gereken tüm özelliklere ve  araçlara sahip olsa bile o ana kadar etkisinde kaldığı çevrenin negatif etkisinden dolayı başarısız olmaktadır. Çevresinden aldığı negatiflere o kadar kendini kaptırmıştır ki bu artık onun inancı haline gelmiştir.”

Ünlü yazarın bu sözünü destekler nitelikteki kurbağa hikayesini neredeyse bilmeyenimiz yoktur:

Bu hikaye kurbağaların yaşadığı bir krallıkta geçer. Kurbağaların kralı bir gün büyük bir yarışma düzenleyeceğini ve kazanana büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Ödül yakınlarında bulunan bir kulenin tepesine ilk ulaşanın olacaktır.Derken, yarışma günü gelip çattığında bütün kurbağalar yerlerini almışlardır. Başlangıç işaretiyle heyecanlı bir yarış başlamıştır. Seyirciler de kimin kazanacağını merakla beklemektedirler. Ancak seyirciler kulenin çok yüksek olmasından dolayı, hiçbirinin yarışı kazanamayacağına inanıyorlarmış.

Umutsuz bir şekilde,” Zavallılar, hiç biri başaramayacak.” diye bağırıyorlarmış. Yarış ilerledikçe kurbağalar da birer birer pes etmeye başlamışlar.Kurbağalardan biri çevresine hiç aldırış etmeden sabır ve gayretle yarışa devam ediyormuş. Bütün kurbağalar zamanla yarışı bırakmış. Seyirciler, “Zavallı  boşuna çabalıyor, o da başaramayacak.” diye bağırırken  bizim kurbağa kuleye tırmanmış.Bütün kurbağalar hayretler içerisinde etrafına toplanmış ve sormuşlar:

-Bunu nasıl başardın?

Kurbağadan herhangi bir yanıt alamayınca, yine sormuşlar ama  yine yanıt alamamışlar. İşte o zaman anlamışlar ki kuleye çıkan kurbağa sağırmış.

Çevremizde hangi işe başlayacak olursak olalım, negatif verecek insanlar her zaman olacaktır.

Hikayede de gördüğümüz üzere, hayatta çevremizden gelen negatiflere karşı “sağır” olmalıyız. Çünkü insanlar kendilerinin yapamayacakları şeyleri, sizin yapmanızı istemezler.  Düşünün ki o kurbağa sağır olmasaydı büyük ihtimalle zirveyi göremeyecekti. Yapabileceğinize inandığınız şeyler için başkalarının korkularını, inançlarını dinlemeyi bırakıp sadece ama sadece işinize odaklanın.

Hikayemizi bitirirken şu ünlü sözü unutmayalım;

“İnanç dağları yerinden oynatır.”

Günümüzde biz yetişkinler farkında olmadan internet kullanımının dozunu kaçırabiliyoruz ve bağımlı olma yolunda ilerliyoruz. Çoğu zaman ise bunu kabul etmiyor ve bize bunu söyleyenlere karşı koyabiliyoruz. Bu konularla karşı karşıya geldiğimizde kendimizi bağımlılık konusunda test etmemiz oldukça basit.

Kendimize şu soruları yönelterek bağımlı olup olmadığımız kanısına varabiliriz;

Kendinize sorduğunuz sorularda genelde evet cevabı alıyorsanız siz de internetin yararlı alanlarından çok zararlı kısmıyla ilgileniyorsunuz demektir. Bu demek oluyor ki zaman yönetimi konusunda yetersiz kalıyorsunuz ve işlerinizi aksatıyorsunuz. Dahası bu tür insanların hayatlarında iş, okul, aile arasında sorunlar başlamakla beraber, akademik başarıda düşüş de görülebilmektedir. Sosyal ağlarda vakit geçirmekten aktiviteler azalmakta, zamanla uyku bozuklukları gibi sıkıntılar başlamaktadır. Eğer önlem almazsanız bu şikayetler artacak ve önüne geçilemez hal alacaktır.

     Peki Ne Tür Tedbirler Alabiliriz?

Gelirinizi büyütmek, bütçenizi kısmaktan daha önemlidir. Daha da önemli olan, ruhunuzu besleyerek, rüyalarınızı kırpabilmektir.

Robert Kiyosaki

Gelirinizi büyütmek, bütçenizi kısmaktan daha önemlidir. Daha da önemli olan, ruhunuzu besleyerek, rüyalarınızı kırpabilmektir.

Çok okunan Rich Dad Poor Dad’in (tüm zamanların 1 numaralı kişisel finans kitabı) yazarı olarak bilinen Robert Kiyosaki, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca insanın para hakkında düşündüklerini sorgulamasına sebep oldu ve bu konuda insanların fikirlerini değiştirdi. Robert her birimizin hayatımızda değişiklik yapma, finansal geleceğimizin kontrolünü ele alma ve hak ettiğimiz zengin hayatı yaşama gücüne sahip olduğuna inanan bir girişimci, eğitimci ve yatırımcı.

Parayla ilgili bakış açıları ve geleneksel inanışlarla çelişen yatırımlar sayesinde, Robert düşünmeden konuşma, patavatsızlık ve cesareti ile uluslararası bir üne kavuşmuştur ve finansal eğitim için tutkulu ve açık sözlü bir avukat haline gelmiştir.

Parayla ilgili bakış açıları ve geleneksel inanışlarla çelişen yatırımlar sayesinde, Robert düşünmeden konuşma, patavatsızlık ve cesareti ile uluslararası bir üne kavuşmuştur ve finansal eğitim için tutkulu ve açık sözlü bir avukat haline gelmiştir.

Robert’ın en yeni kitapları -Why the Rich Are Getting Richer and More Important Than Money? ( Paradan Daha Önemli Olan Zenginler Neden Daha Zengin Oluyor)bu yılın bahar aylarında ve 1997 tarihli ilk yayınının 20. yılını kutlamak için tekrar yayınlanmıştır. Kişisel finans arenasında ve dünya çapında bir klasik olarak görülen bu kitap ve mesajları, zaman tarafından sınandı. Uluslararası best seller Rich Dad Poor Dad’den ( Zengin Baba Yoksul Baba ) 20 yıl sonra yayınlanan Why the Rich Are Getting Richer and More Important Than Money’i, Rich Dad ‘in mezun olduğu okul olarak görülüyor. Robert ayrıca, ABD Baskanı Donald Trump ile beraber de iki kitap da yazdı.

Okullarınız çocuklarımızı gerçekten eğitmiyor

Öncelikle okulların çocuklarımıza modern dünyada nasıl gelişeceklerini öğrettiklerini ve risk almayı başaran yenilikçi, mükemmel ve uyumlu çalışanlar yapmaya yöneldiklerini sanmıyorum.

Çocuklarımızı finansal başarı için hazırladıklarını da sanmıyorum. Okul sistemimizde finansal eğitimin durumu korkunç. En iyi ihtimalle nasıl para biriktireceğini ve bir çek defteri nasıl yazıldığını öğreniyorlar. Hiçbir şekilde gerçek ve kalıcı finansal eğitimi öğretmiyorlar.

 

Başka bir yol var

Hayatın erken dönemlerinde, çoğu insan diğer insanların işlerini düşünmeye ve diğer insanları zenginleştirmeye programlanmıştır. Aşağıdaki gibi tavsiyelerde bulunarak masum görünmeye  başlarlar:

“Okula gidin ve iyi notlar alın, böylece iyi ücret ve mükemmel faydalarla güvenli, sürekli bir iş bulabilirsin.”

“Çalışın, böylece hayallerinizin evini satın alabilirsiniz. Sonuçta, eviniz en önemli varlık ve yatırımınızdır.”

 

Hiçbir yere çıkmayan yol

Önerilerin sözlerini körü körüne takip eden insanlar genellikle finansal olarak hiçbir yere giden yoldadır.

Çoğunlukla olacakları şey şunlardır:

Patronlarını ve sahiplerini zenginleştiren çalışanlar

Bankaları ve alacaklıları zenginleştiren borçlular

Kendi finansal rotalarını bulmak yerine, herkesin onlarınkini bulmasına yardım ediyorlar. Kendi işlerini düşünmek yerine, herkesin hayatını önemseyerek tüm hayatları boyunca çalışıyorlar.

Avukatlar, doktorlar ya da CEO’lar gibi başarılı olarak gördükleri şeylere bakıyorlar ve onları taklit etmesi gerektiğini düşünüyorlar. Böylece, yüksek ücretli çalışan statüsünü elde etmek için genç yaştan itibaren dirsek çürütüyorlar. Ama başarıya giden yol bu değil.

 

Hiçbir yerde olmayan yol

Çocukların kendi işlerine bakmalarını öğretmek.

Çocukların okulda öğrendikleri “hiçbir yere gitmeyen yol” derslerine karşı koymak için, onlara kendi işlerini düşünmeleri gerektiğini öğretmeliyiz. Bununla, çocuklarımıza kendileri için düşünmeye, yenilik yapmaya ve risk almaya teşvik eden bir girişimci ruhu aşılamamız gerektiğini kastediyorum.

Bu, ihtiyaç duyacakları “okulsuzluk”tur.

Çocuklara mümkün olan en iyi anlamda “kural kırıcıları” olmalarını öğretin. Çünkü genellikle kurala uymayanlar ya da Apple’ın da dediği gibi,  “çılgınlar” dünyayı değiştirir.