Pazarlama ağı gerçekten bir ilişki işi midir? Bu, şu an neredeyse hepimizin milyonlarca kez neye benzediğini sorduğumuz bir soru.

Bu konu hakkında çarpıcı bir bakış açısı için, network marketing içerisinde yıllarca büyük organizasyonlar kurmuş bir liderin, yapmış olduğu açıklama şu şekildedir;

“Bu soruya cevap hem evet, hem de hayırdır. Gerçekten inandığım şey endüstrimizin, birisine sponsor olduğunuz pazarlama ve tanıtım işi olduğudur. Bundan sonra ilişki, iş haline gelir.

Bu sektördeki kişisel deneyimlerden bulduğum şey, endüstrimizde gerçekten iyi sonuç veren iki tür insan olduğudur.

İlk kişi türü, zaten tonlarca güçlü ilişkileri olan kişidir. Bu benim “bağlayıcı” veya “nüfuz sahibi” olarak adlandırdığım bir kişidir. Etki alanlarındaki insanlar tarafından beğeniliyor, güveniliyor ve saygı duyuluyor. Konuşurken insanlar dinler. Güvenilirlikleri var.

Bir dakika izin verin ve bunu perspektife koyalım.

Diyelim ki bir doktor network yapmak için bir pazarlama ağı şirketine katılmış olsun. Bir grup arkadaşını ve aile üyesini, ekstra para kazanma, sağlıklı olma ve kendi işlerini kurma konusunda açılış partisine davet ediyor.

Bunu yaptığında ne olacağını düşünüyorsun?

İnsanlar ortaya çıkar! İnsanlar partisine gelir, çünkü doktora güvenir, saygı duyar, hoşlanır ve onu çok düşünür. Basitçe söylemek gerekirse, güvenilirliği var. Bu güvenilirlik ve kurulu ağ, hızlı bir şekilde ticarete başlamasına ve onu büyük bir lider yapmasına izin vermektedir.

Öte yandan, bir kişinin kırıldığını ve işsiz olduğunu varsayalım. Aynı ağ pazarlama şirketine katılırlar ve kendi açılış partisine ev sahipliği yapmaya karar verirler. Bir grup insanı ve aileyi bir işe başlama, sağlıklı olma ve fazladan para kazanma konusunda bilgi almaya davet ediyorlar.

Ne olacağını düşünüyorsun? Çoğu insan ortaya çıkmaz! Niye? Çünkü doktor ile aynı derecede güvenilirliğe sahip değil. İnsanlar işle ya da para kazanma konusunda ona saygı duymuyorlar.

Zaten bu güvenilirliğe sahip olan insanlar büyük bir yakın ilişkiler ağı kurdular ve güvenilen, saygı duyulan ve beğenilen insanlar, kendileri için böyle bir şeyi yapmayan birine karşı büyük bir avantaja sahipler. Bu mantıklı mı, değil mi?

Ve bir dakika için bu şekilde düşünün. Gerçekten sevdiğiniz, hayran ve güvendiğiniz biri sizi fazladan para kazanmanın bir yolunu aramaya davet ettiğinde, SİZ dinler misiniz? Hiçbir başarısı olmayan bir arkadaşınız olan Samet, onlardan birinin içinde olsaydı, seni de aynı şeyi yapmaya davet ettiğinde, onu dinler misiniz yoksa fırçalar mısınız? Bu, güvenilirliğin önemini kanıtlamaktadır.

Bu iş modelinde gerçekten başarılı olan ikinci kişi, büyük satış, pazarlama ve tanıtım becerilerine sahip bir kişidir.

Nasıl müşteri adayları yaratacağını, yabancıları beklemesini, satmasını, insanları kapatmasını vb. bilen kişi, çok hızlı bir şekilde büyük bir ağ kurabilir. Bu becerilere ve kişilik özelliklerine sahip olmayan bir başkasına karşı büyük bir avantaja sahiptirler.

Hayır, ağ pazarlaması, insanları satın almaya ya da katılmaya ikna ettiğiniz geleneksel satışlar gibi değildir. Ancak, insanları araştırmak, ipuçlarını bulmak, planı göstermek ve imzalamak için yaratıcı yollar bulmalısınız. Aşırı utangaçsanız, güven duymuyorsanız veya bunu yapmakta kendinizi rahat hissetmiyorsanız, başarılı olmanız zor olacaktır.

Evet, bu becerileri öğrenebilir ve geliştirebilirsiniz, ancak en azından birkaç yıl sürecek çoğu insan için, özellikle daha önce hiç yapmadılarsa! Bu becerilere zaten sahipseniz, pazarlama ağı işinizde hızlı bir başlangıç ​​yapabilir ve potansiyel olarak büyük bir gelişim elde edebilirsiniz.

Şimdi, sürdürülebilir, uzun vadeli bir ağ pazarlama işi kurmak söz konusu olduğunda, ilişkilerin hayati önem taşıdığına inanıyorum. Bu ilişkiler, organizasyonun sağlam ve birlikte olmasını sağlayan yapıştırıcıdır. Sektörümüzde 20 yıl veya daha uzun bir süredir büyük bir grup kuran ve sürdüren başarılı distribütörlere bakın ve tonlarca sağlam ilişkiler içeren bir ağ göreceksiniz.

Öncelikle, ekibinizde işe alabileceğiniz, güvenilirliği, etkisi ve etki alanı olan insanları arayın. İkincisi, ekibinizde işe almak için iyi satış ve pazarlama becerisine sahip insanları arayın. Her iki tür insan da büyük olasılıklar içermektedir.

Son olarak, ekibinizdeki kilit kişilerle ilişkiler kurmaya odaklanın. Onlara gerçek bir insan olduğunuzu ve onları umursadığınızı gösterin. Çok büyük bir fark yaratacaktır.”

Son düşünceler

Burada bahsedilen konu, “sadece bu kişileri organizasyonunuza alın” demek değildir. İlişki üzerine, sağlam bir organizasyon kurma üzerine bakış açınızı değiştirmeniz gerektiğidir. Eğer networkten önceki hayatınızda, hiçbir işi tam yapmayan, tembel, kendini geliştirmeyen, kitap okumayan veya saygısız biriyseniz, öncelikle bu özelliklerinizi değiştirmeye başlayın.

Kendinizi geliştirmeye, çevrenize örnek birisi olmaya başlayın. İnsanlar aptal değil, sizdeki değişimi görmeye başlayacaklardır. Tabi beklentileri de doğru ayarlamakta fayda var, herkes de gelip size katılmayacak. Belki birileri sizdeki değişimi görüp, size katılacaktır.

Doğru bildiğiniz şeylerin gerçekten doğru olup olmadığını biliyor musunuz? İnsanın cahil aklıyla  doğru olarak gördüğü şey,  cehaletin verdiği acıyla karşılaştığında artık yanlış olarak görünecektir. Bir zamanlar yanlış  bildiğiniz şey, acıyla karşılaştığınızda bu sizi olgunlaştırmaya, yanlıştan dönmeye, yanlıştan öğrenmeye itecektir. Yani dünün yanlışı bugünün doğrusu olabilir.

Bir şeyi kovaladığımızda çoğu zaman önceliğimiz peşinden koştuğumuz şey oluyor ve diğer şeyleri ikinci plana atıyoruz. Aslında istediğimiz sonuca ulaşmak için at gözlüğü takıyoruz çoğumuz. At gözlüğünün ardındaki gerçeklik; hayatın görünenden çok daha fazla olmasıdır. Bu yüzden at gözlüğü takan kişinin, gözlüğün maliyeti işlevinden büyük olduğu  takdirde gözlüğü çıkartabilmesi gerekir. Yani yeri geldiğinde peşinden koştuğumuz şeyden vazgeçmek, araştırmak, eleştirel bakmak, körü körüne bir şeye inanmamak gerekir.

Bazen bazı şeyleri bırakmamızın zor olduğunu ancak bırakmazsak özgür olamayacağımızı anlatan ders verici hikayeyi paylaşmak istiyorum:

Konfüçyüs, bir gün elinde bir cam kavanoz, öbür elinde irice, kırmızı bir elmayla sınıfa girdi. Girer girmez sağ elini havaya kaldırarak sordu: “Bu elimde gördüğünüz şey nedir?”

“Kavanoooozz!…”diye koro halinde cevap verdi öğrenciler.

Konfüçyüs diğer elini havaya kaldırdı: “Peki bu nedir?”

– “Elmaaa…”

Ellerini indirdi. Kavanozu kürsünün önüne koydu. Elindeki elmayı içine attı. Gülümseyerek sınıfa döndü.

– “Kavanozdan çıkarmayı başaran elmayı yer.”

Çocuklardan biri kalktı. “Ben çıkarabilirim.”

“Gel çıkar bakalım.” Dedi Konfüçyüs. Elini kavanoza rahatça soktu , elmayı kolayca avuçladı. Ama bir türlü elmayı dışarı çekemedi. Elma ile birlikte eli kavanozun ağzına sığmıyordu. Fakat çocuk elmayı da bırakmak istemiyordu. Konfüçyüs’e yalvarırcasına baktı.

– “Hocam elimi kurtaramıyorum.”

“Elmayı bırak .” dedi Konfüçyüs.

– “Ama elma yemek istiyorum.”

Bütün sınıfla birlikte Konfüçyüs de bir kahkaha attı:

– “İki şeye aynı anda her zaman kavuşamayabilirsin oğlum. Tercih yapmak zorunda kalabilirsin.”

Çocuk düşünüyor, formül arıyor, ama bulamıyordu. Ya eli kavanozda kalacak ki o takdirde zaten elmaya kavuşamayacaktı, ya da elmadan vazgeçip elini kurtaracaktı.

İki şıkta da elmayı yeme zevkinden mahrum kalıyordu. Mecburen elmadan vazgeçti elini kurtardı.

Konfüçyüs sınıfa sordu: “Başka denemek isteyen var mı?”

Birkaç çocuk daha denemek istedi, ama başarılı olamadılar. Sonunda herkes yerine oturdu…

Konfüçyüs sınıfa dikkatle baktı.

– “Peki bu elmayı ben kavanozdan çıkarabilir miyim?”

“Hayııır!… “ diye bağırdı tüm sınıf “ imkansııız.”

Ve Konfüçyüs imkansızı başardı. Herkesin gözünün önünde avucunu açtı. Kavanozu ters çevirdi, elma yuvarlanarak eline düştü.

Bu sonucu gören herkes çok şaşırmıştı. Bu kadar basit bir yöntem neden kendi akıllarına gelmemişti?

Konfüçyüs ise herkesin aksine son derece ciddi görünüyordu.

“Çocuklar” dedi. “Aslında bu göründüğü kadar basit bir şey değil.”

“Ama çok basit” diye cevap verdi çocuklardan biri, “ kavanozu ters çevirince elma avucuna düşüyor.”

“Görünene aldanma evlat” derken konuşan çocuğa döndü Konfüçyüs.

Elma tutan elini havaya kaldırdı, herkese gösterdi:

“Gerektiği zaman bir şeyi bırakabilmek, gerçekten basit bir iş değil.”

“ Unutmayın: Bırakmanız gerekeni bırakmadan ,özgür olamazsınız.”

Konfüçyüs’ ün dediği gibi bir şeyi bırakabilmek zordur. Size zarar veriyorsa, size  bir faydası yoksa gerektiğinde peşinden koştuğunuz şeyden veya size dayatılan, çoğunluğun tamam dediği inançlardan vazgeçip yeteneklerinizi yaratıcılığa dökmek gerekir.

Immanuel Kant:

“Kendi aklını kullanma cesaretiniz olsun. Kendi aklını kullanmayan, insan olamaz, başkasının parçacığı olur.”

Dikkat, tüm yaşamınızda neler olup bittiğini bilinçli olarak farkında olmakla ilgilidir. Çok fazla dikkat dağıtıcılarla dolu bir toplumda yaşıyor gibiyiz. Bu dikkat dağıtıcı şeyler, bizi parkta yürüyüş yapmak veya gün batımını izlemek gibi basit zevklerin tadını çıkarmaktan uzaklaştırıyor.

 “Bu anda, bolca zaman var. Bu anda, tam olarak olması gerektiği gibi. Bu anda, sonsuz olasılık var ”- Victoria Moran

Dikkatli olmak, sahip olduklarınızı takdir etmenize ve geleceğinizi dört gözle beklemenize yardımcı olabilir. Sizi, iş sırasında, ailenizle birlikte veya dışarıda koşarken, daha dikkatli olmanız için eğitmenin yolları vardır. Bugünden itibaren daha dikkatli olabilirsiniz. Bu 7 yolu yaşamınıza uygulayın ve yaşamınızı takdir etmeye başlayın!

  1. Var oluş nedeninizi bulun

Hayatta gerçekten ne yaşamak istiyorsun? Devam etmek istediğiniz yolculuk nedir? Hayatta daha dikkatli olmaya gelince, her şey vizyonunuzla başlar. Var oluş nedeniniz hakkında.

Çok fazla dikkat dağıtıcı olan bir toplumda yaşamak, yaşamdaki hedeflerimiz, hayallerimiz ve tutkularımızla bizi yoldan çıkarabilir. Güneşli günler mi yoksa yağmurlu günler mi yaşamak istiyorsunuz? Ulaşmak istediğinize odaklanın. Vazgeçmek istediğiniz günlerde bile devam edin. Bu günlere dikkat edin ve var olmak istediğiniz hayatı oluşturmaya devam edin.

2.En derin değerleriniz ve inançlarınızla uyum içinde hayatı yaşayın.

Hayattaki en derin değer ve inançlarınız neler? Sizin için en önemli olan nedir? Bu soruları düşünün ve dürüstçe cevaplayın. Dikkat  dağıtıcı şeylerden uzak durun ve sessiz bir ortamda düşünün.

Her gün en derin değerleriniz ve inançlarınızla uyum içinde yaşayabildiğiniz zaman, zihinsel kararınızı hayatınıza dikkat etmeye karar verirsiniz.

Değerleriniz ve inançlarınız ile net olduğunuzda ve her gün bu değerler ve inançlar doğrultusunda yaşadığınızda, bilinçli olarak hayatınızın farkında olursunuz.

Hayatta daha dikkatli olduğunuzda, yaptığınız şeyi neden yaptığınızın farkındasınızdır. Sabahları uyanıp çalışmaya başlamanızın sebebini, ailenize değer verdiğiniz ve onlarla ilgilenmek istediğinizden anlıyorsunuz. Her gün yaşamak için bir amacın var. Değerlerinizi ve inançlarınızı öğrenin ve her gün eylemlerinizle yaşamaya başlayın!

  1. Arada sırada toplumun gürültüsünden kurtulun ve aklınıza dönün.

Sürekli olarak en son trendlere bağlı mısın yoksa, Facebook’ta neler oluyor gibi? Gürültüyle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Gürültü her yerde. Yoldan aşağıya inip tüm reklamları, fast foodları ve mağazaları seyrederken ya da televizyon izlerken ve farklı kanallar arasında gezinirken olsun. Sürekli gürültü ile çevreleniyoruz.

“Dikkatiniz Çok Mu Dağılıyor? İşte Odaklanabilmek İçin 7 Teknik” adlı çok okunan makalemiz için>>

Daha dikkatli olmak için kendinizi eğitmek istiyorsanız, arada bir toplumdan çıkmalı ve aklınıza dönmelisiniz. Aklınızda hangi duygular, duygular, düşünceler oluyor? Bu duygularla temasa geçin ve yaşamınızda hangi değişiklikleri yapmanız gerektiğini düşünün.Toplumun gürültüsüne bağlı kalmaya devam ettiğimizde kendimizi kolayca kaybedebiliriz. Çok fazla gürültü yaşarken, nasıl daha dikkatli olabilirsiniz? İmkansıza yakın. Bugün gürültüden çıkmaya ve aklınıza dönmeye başlamak için karar verin.

Geride bırakmak istediğiniz miras nedir?

Birkaç dakika ayırın ve bu soruyu cevaplayın. Ne bırakmak istiyorsun? Rutine sıkışıp kalmak ve yaptığınız şeyi neden yaptığınızı unutmak kolaydır. Aklınızdaki sonu düşünmek için zaman ayırdığınızda, daha dikkatli olursunuz.

Sürekli olarak o kadar koşturuyoruz ki, düşünecek zamanımız yok. Düşünecek zamanımız olmadığında, nasıl daha dikkatli olabiliriz? Geride bırakmak istediğiniz mirasa odaklanın. Bugünden başlayarak, her gün sizin mirasınıza göre yaşayın.

“Yaşadığımız yaşamlarla ilgili yaptığımız seçimler, bırakacağımız mirası belirler.” – Tavis Smiley

 

Davranışlarınızla dikkatli olacaksınız

Hepsi senin eylemlerinle ilgili. Düşüncelerimizi, duygularımızı ve hislerimizi içeride tutabiliriz, ancak daha dikkatli olmak için eylemleriniz aracılığıyla kendinizi ifade etmeniz gerekir. Olumsuz ya da olumlu bir şekilde daha dikkatli olabilirsiniz. Bu yazıda olumlu yönde daha dikkatli olmaya odaklanıyoruz. Davranışlarınızla, anın daha bilinçli bir şekilde farkında olacaksınız.

Örneğin, bir alışveriş merkezinde yürürken ne düşünüyorsunuz? Aklınız, hangi mağazalara girmeniz gerektiğini veya bu gece akşam yemeği için ne pişirmeniz gerektiğini düşünüyor mu?

Anı yaşayan olun. Yürüme şeklinizi düşünün. Duruşun nasıl? Yürürken duruşunuzu düşünmek için zaman ayırdığınızda, daha dikkatli olursunuz. Bunu hayatınızdaki diğer her şeye uygulayabilirsiniz. Mağazada bir dahaki sefere, nasıl yürüdüğünüzü bilinçli olarak öğrenin. Bu, daha dikkatli olmanıza yardımcı olacaktır.

Antenlerinizi yaşamdaki amacınıza göre açın.

 

Neden her gün uyanıyorsunuz? Uyanmanıza ve güne başlamanıza ilham veren bir nedeniniz var mı? Haftada 5 gün aynı rutini yapıyormuşsunuz gibi görünüyor mu?

Uyanırsın, işe gidersin, eve gelirsin, yatarsın ve rutin bir sonraki gün tekrar başlar. Bu rutine “boşaltma rutini” diyebilirsiniz. “Boşaltma rutinleri” yapmak, daha dikkatli olmanıza yardımcı olacak hiçbir şey yapmıyor.

Hayattaki amacınızla netleşebildiğiniz zaman, her gün dikkatli bir şekilde yaşamaya başlayabilirsiniz. Yaptığınız her şeyin, amacınızı yerine getirmekle ilgili olduğunu anlıyorsunuz. Öncelikle ilk önce düşünün, amacınızı yerine getirin ve net olun, ardından her gün antenlerinizin o yönde olduğundan emin olun, böylece amacınızı yerine getirdiğinizden emin olun.

Kim olduğunuz ile ilgili gerçekçi olun

Daha dikkatli olmak için kendinizi eğitmeye gelince, gerçekçi olmanız gerekir. Sahte ve materyalist bir hayat yaşarken daha dikkatli olmaya çalışmak zor olacaktır.

Her zaman kim olduğunuza sadık kalmanız ve içsel varlığınızla bağlantıda olmanız önemlidir. Her zaman içsel varlığınızla bağlantı kurabildiğiniz zaman, en yağmurlu günlerde bile, kim olduğunuza sadık kalacaksınız. Bu daha dikkatli olmanızı sağlayacaktır.

Topluma uyum sağlamaya başlamak, özellikle kendinizi gürültü ile kuşatmak kolaydır. Her zaman kim olduğunuz konusunda gerçekçi olun. Kim olduğunuzu bildiğiniz zaman, hayatınıza dikkat etmeniz daha olasıdır.

Eksiklikler, olumsuz gibi görünse de içerisinde fırsatlara ışık yakar. Kişisel olarak kendinizi geliştirmeniz de fırsatları görebilmenizde size yardımcı olur. Çünkü çok az insan eksikliklerini fırsata çevirmek için çaba gösterir.

Başarı, bütün hayatımızda kovaladığımız zor bir gökkuşağı gibidir. Her yaklaştığımızda, uzak ufka doğru soluyor gibi görünüyor. Sayısız boşuna girişimden sonra merak etmeye başlarız, oraya varabilir miyiz diye? Ancak bu böyle olmak zorunda değildir. Yazar ve motivasyon sözcüsü Jim Rohn, bir keresinde şöyle demiştir:

“Başarı, her gün uygulanmakta olan birkaç basit disiplinden başka bir şey değildir.”

Eksikliklerinizi Fırsata Çevirmek İçin Kişisel Gelişim Hedefleri

Eksikliklerimizi fırsata çevirebiliriz. Hayatta başınıza gelenler için ya üzülüp bırakanlardan olursunuz, ya da ders çıkartıp başarıya koşanlardan. Hangisini seçeceğiniz size kalmıştır. Biz, ders çıkartıp başarıya koşanlardan olmanız taraftarıyız. Bu 10 basit kişisel gelişim hedefine istinaden, bunlar üzerinde sürekli olarak çalışarak, başarı ve mutluluk dolu bir hayata doğru yol alacaksınız:

Kişisel Gelişim İçin Neler Yapmalısınız? Hemen Öğrenin >>

Büyüme, Öğrenme ve Gelişmeye Açık Olun

İdeal bir ilişki kurmak, başarılı bir iş kurmak ya da yeni bir beceri geliştirmek istiyorsanız, ilerlemeniz için bilginizi öğrenmeye ve genişletmeye açık olmanız gerekir. Vücudunuzun sağlıklı bir gıda diyetine ihtiyacı olduğu gibi, zihninizin sağlıklı bir bilgi diyetine ihtiyacı vardır.

Birey olarak gelişmek için zihninizi yeni fikir ve bilgilerle beslemek çok önemlidir. Her gün, bilginizi aydınlatan ve geliştiren okuma materyallerine en az 15 ile 30 dakika ayırın. Okuma materyaliniz kitap, dergi, gazete, dergi ve çevrimiçi yayınları içerebilir. İşitsel olarak öğrenmeyi tercih ediyorsanız, podcast’leri ve sesli kitapları da dinleyebilirsiniz.

Hedef Belirleme Uygulamasına Katılın

Hedefinizi bilmeden başarıya ulaşamazsınız. Nereye gitmek istediğinize dair bir vizyon sahibi olmak, bir yol haritası oluşturmayı ve odaklı eylem için bir plan geliştirmeyi kolaylaştırır. Bir ömür boyu vizyon planı uygun görünmüyorsa, 10 yıllık, 5 yıllık veya 1 yıllık bir plana bölün. Vizyonunuza dayanarak, uzun vadeli ve kısa vadeli hedefler oluşturun. Yol boyunca hangi engellerle karşılaşırsanız yaşayın, büyük düşünmeye ve kursta kalma taahhüdünüzü geliştirmeye ilham veren anlamlı hedefler olduğundan emin olun.

Nasıl Yeni Alışkanlıklar Ediniriz? Çözüm Yollarını Okumak İçin >>

Gerçekçi Stratejiler Oluşturun

Hedeflerinizi maddi düzlemde tezahür ettirmek için zaman, para, çaba ve bağlantılar gibi kaynaklarınızı paylaştırmak konusunda stratejik olmanız gerekir. Stratejiniz, hedeflerinizi gerçekleştirmenin gerçekte ne olduğuna dair kapsamlı bir ön değerlendirme içermelidir. Değerlendirmenize dayalı bir planın yanı sıra, yürütme stratejisini de açıklayın. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için neye ihtiyaç duyulduğuna dair gerçekçi bir genel bakış elde etmek, gereken çabanın miktarına açıklık getirecektir.

Esnek ve Sabırlı Olun

Kişisel gelişiminize odaklanmak, sabırlı olmak önemli olsa da, öngörülmeyen değişikliklere hazırlanmak zorundasınız. Nihai hedefi daima aklınızda tutun, ancak oraya nasıl ve ne zaman gideceğiniz konusunda esnek kalın. Yolunuzun nasıl görüneceğine dair beklentilerinizi azaltmanız gerekiyor. Çünkü yol boyunca çok fazla kıvrım ve sert dönüşler olacak. Sert bakış açınızdan vazgeçtiğinizde, kendinizi bir eğriliğe her çarptığınızda ortaya çıkan endişe ve hayal kırıklığından kurtarırsınız.

Değişimin Bize Katkıları Nelerdir? >>

Fiziksel Mutluluğunuza Bir Öncelik Verin

Vücudunuz hayatınız için aracınızdır. Sürekli sağlıksız ve hastaysanız, tam potansiyele ulaşmak zor olacaktır. Pek çok rahatsızlık, hastalık, duygu durum bozuklukları ve enerji eksikliği, kötü yönetilen bir yaşam tarzının doğrudan bir sonucudur. Bilim, zihinsel kapasitemizin ve duygusal refahımızın fiziksel refahımızın durumu ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu kanıtlamıştır. Sağlıklı ve besleyici yiyecekler yemek, yeterince uyku almak ve sizi zinde ve güçlü tutan aktif bir yaşam tarzı gibi temel sağlıklı yaşam ilkelerini takip ettiğinizden emin olun.

CV Nasıl Hazırlanır? – Püf Noktalar >>

Nefes Alın

Telaşlı ve hızlı dünyamızda, günümüzde mola vermek ve rahatlamak için zaman ayırmamız şart. Nefesinize farkındalık getirerek kendimizi merkezleyebiliriz. Çoğumuz, ne zaman strese girdiğimizde, nefesini tutma ve sığ nefes alma eğiliminde olduğumuzun farkında değiliz. Dikkatimizi nefesimize yönlendirerek, sadece daha fazla hava almıyoruz, bu da aklımızı rahatlatıyor, aynı zamanda burada ve şimdi yaşamayı odağımıza getiriyoruz. Belirli nefes egzersizleri, meditasyon uygulamaları ve yoga gibi nefesimize odaklanmamıza yardımcı olabilecek birkaç egzersiz var.

” Marcus Aurelius’un Meditasyonlarından Mutlu Bir Yaşam İçin 5 Temel Ders” adlı içeriğimiz için >>

Rahatlamak ve Gençleşmek İçin Zaman Ayırın

Düşünceleriniz ele almak için çok zorlanıyorsanız, gevşemek ve daha sakin bir hal almak için zaman ayırmanız en iyisi olabilir. Nefesinize daha fazla farkındalık getirmenin yanı sıra, meditasyon, yoga, tai chi, doğa yürüyüşleri, dinlendirici müzik dinlemek, bahçecilik, sakinleştirici bitki çayları içmek, aromaterapik özelliklere sahip mumlar yakmak, bir roman okumak gibi rahatlatıcı etkinliklere katılabilirsiniz. Ya da nabzını düşüren başka bir şey. Gürültülü ve kalabalık ortamlarda bulunmaktan veya kafein gibi uyarıcı maddeler kullanmaktan kaçının.

Güvenilir Bir Destek Sistemi Oluşturun

Başarı tek kişilik bir yolculuk değildir. Sizi kolaylaştırmak için güvenilir bir danışmanlar, mentorlar, arkadaşlar ve yetenekli profesyonellerden oluşan bir ekibin yardımına ihtiyacınız olacak. Çalışmalarınızda sizi destekleyen ve cesaretlendiren arkadaş ve ortaklar arayın.

“Olumlu Bir Zihniyet Sağlamak için 7 Pratik İpucu” adlı çok okunan içeriğimiz için >>

Şükran ve Sadelik Yetiştirin

Bazen şu andaki yaşamımızda olanları sevmeyebiliriz. Ancak bu şekilde sağlıksız kaçış biçimlerine teslim olmak için cazip olacağız. Kendimizi şükran ve sadelik tutumu geliştirerek yönlendirebiliriz. Normalde kabul ettiğimiz basit şeyleri takdir etme eylemi, yaşamımıza bakış açımızı anında değiştirebilir ve bu süreçte bizi yükseltir.

Bilinmeyeni Kucaklayın ve Beklentileri Salıverin

Birçoğumuz bilinmeyenden hoşlanmayız. Belirsiz sonuçlardan rahatsız oluruz ve önümüzde ne olacağını bilemeyiz. Ancak bilinmeyen bir gelecek hakkında görüş ve netlik kazanmaya çalışmak, zihinsel ıstırap için bir reçetedir. Kendinize zor zamanlarınızda yardımcı olacak bir zihinsel aktivite geliştirin. İşleriniz konusunda, sosyal hayatınız konusunda size çok katkıları olacaktır.

Bakış Açınızı Değiştirecek Film Listesini Görmek İçin >>

Gurur iki ucu keskin bir kılıçtır. Yeterince gurur duymadığın zaman, başarılı hissetmekte zorlanıyorsun. Eğer çok gurur duyuyorsan, insanlar seni narsist sanıyorlar. Gururun iyi bir şey olduğu zamanlar oldu mu? Bugün, farklı türden gururlara ve kendini nasıl gösterdiğine bakacağız. Gurur, göründüğünden daha fazlasıdır ve gururun bizim için yararlı olduğu bazı yollar keşfedebilirsiniz.

Gurur yanlış gittiğinde

Aşırı hiçbir şey asla iyi bir şey değildir – gurur duyusu bile. Gurur genellikle olumsuzdur çünkü grup pahasına egoya ve öze vurgu yapar. Çok fazla övgü, bir kişinin egosunu şişirebilir ve dış doğrulama için bir sürücü yaratabilir. Motivasyon için yalnızca dışsal övgülere güveniyorsanız, öz motivasyon ile zor zamanlar geçirirsiniz. Hak edilmemiş övgünün tadını çıkarmak, sizi övgüyü açığa çıkarmak için övünmek için kötü alışkanlık haline getirebilir.

Çok fazla gururu olan insanlar, diğerlerine göre üstünlük duygusu geliştirir. Bir birey çok gurur duyduğunda, yardımlarını istemekte isteksiz olabilir, bu da hayatlarını perişan edebilir. Bu nedenlerden dolayı, genellikle fazla gururlu insanların yanında olmaktan hoşlanmıyoruz. Gurur, yine de kötü olmak zorunda değildir.

Kazanıldığında övgü almak sağlıklıdır. Birisi iyi bir şey yaptığında takdir önermek önemlidir ve takdir edilmesi de aynı derecede önemlidir. İnsanlar, gurur ve alçakgönüllülük dengesiyle övgüyü kabul ettikleri sürece, iyi bir iş çıkardığının tanınmasında yanlış bir şey yoktur.

Gururun olumlu tarafının tadını çıkarmak için 4 neden

  1. Yüksek standartlara sahip olacaksınız

İşleriyle gurur duyan bireylerin daha kaliteli çıktılara sahip olma olasılığı daha yüksektir.

  1. Olumsuzluğa karşı geri itebilirsiniz

Bir şey istediğin gibi sonuçlanmadığında, devam etmekten gurur duymalısın. Gurur seni esnek yapar.

  1. Gurur liderliği teşvik ediyor

Gerçekten bir şeyi önemsiyorsan, bunun için savaşmaya hazırsın. Bir proje, organizasyon veya yer tehlikeye girerse, gururlu bir kişi onu korumak için lider haline gelecektir.

“Güçlü Liderlerin Kendileri İçin Belirlediği 10 Liderlik Hedefi” adlı liderlik içeriğimiz için>>

  1. Gururlu insanlar aileleriyle mutludurlar.

Ailenle gurur duyduğun zaman, onlar için çabalarsın. Onlara hayattaki en iyi şeyleri vermeye çalışıyorsun ve kötü koşullarda acı çekmelerine izin vermiyorsun.

Gurur nasıl avantaja çevrilir

Gururun olumlu yönlerini beslediğiniz ve egonuzu kontrol altında tuttuğunuz sürece, gurur gerçek bir varlık olabilir. Unutmayın, gurur, yüksek standartlar koymak, bunlarla yaşamak ve narsisizmden kaçınmaktır.

Doğru kalabalığa takıl

Gururu beslemenin ve bencillikten kaçınmanın birçok yolu vardır. Kendinizi doğru insanlarla kuşatmak, sizi doğru yola sokmak için uzun bir yol kat edebilir. Ne de olsa en çok vakit geçirdiğiniz beş kişinin toplamı olduğunuz söyleniyor.

Doğru insanlar, destek ve teşvik sağlayacak olanlardır, ancak size karşı dürüst olacaklardır. Hak edilmediği zaman övgüde bulunanlar egonuzu aşırı şişirebilir. İyi bir şey yaptığınız zaman takdir sunan bireylerle zaman geçirirseniz, sağlıklı bir benlik duygusu oluşturmanıza yardımcı olabilirler.

Mütevazi ol

Gurur hissedebilir ve yine de alçakgönüllülük gösterebilirsin. Sırf iyi bir şey yaptığın için övünmek ya da övgü aramak için yolundan çekilmen gerektiği anlamına gelmez. Dış kaynaklardan onay almak zorunda kalmadan en iyi çalışmayı yaptığınızı bilmekle rahat olun.

“Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek 21 Muhteşem Film” adlı mutlaka izlemeniz gereken filmler için>>

Yeni şeyler denemek

Yeni bir şey denediğinizde, bir şeyde en iyi olmamak için kendinize izin verirsiniz. Yeni bir yaratıcı girişimde bulunmak ya da yeni bir beceri seti geliştirmek için sizi rahatlık alanınızın dışına iten bir şey seçin. Bu size acemi olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlatacak ve bu beceriyi ustalaştığınızda, yeni bir şey başarmanın gururunu hissedeceksiniz.

Neyi seviyorsan onu yap

İnsanlar çalışmalarından memnun olmadıklarında daha fazla dış doğrulamaya ihtiyaç duyarlar. Örneğin, işinizi küçümsüyorsanız, kendinizi olumsuz duygulardan korumak için şişirilmiş bir ego geliştirebilirsiniz. Çalışmak her zaman eğlenceli olmak zorunda değildir, ancak her zaman övünmek ve ödüller almak zorunda kalmadan ondan biraz memnuniyet duymalısınız.

Kendini yansıtma için zaman ayırın

Kim olduğunuzu, neye değer verdiğinizi ve yaşam hakkında nasıl hissettiğinizi düşünmek durmadan devam etmeli. Nasıl hissettiğinizi düşünmek için zaman içinde inşa edin. Gurur seviyesinin bencil olduğunu gösteren eğilimleri fark ediyor musunuz?

Duygularınızı izleyerek, aşırı gururun yaşamınıza zarar vermesinden önce ayarlayabilirsiniz. Sağlıksız bir ego geliştirdiğinizi hissettiğiniz zaman için bir eylem planı oluşturun. Bunları tanıma konusunda sorun yaşıyorsanız, sizi doğru yöne yönlendirmek için güvenilir bir arkadaşınıza veya sevdiğiniz birisine bakın. En yakın ilişkiniz olan insanlar, kendinizle doluysa size söylemekte zorlanmayacaklardır.

Kendi dışında bir şey yap

Başkalarına yardım etmek için yeteneklerinizi kullanın. Bu, kanatlarınızın altına yeni bir iş arkadaşı almak veya ihtiyaç duyanların hizmetinde zamanınızı gönüllü yapmak anlamına gelebilir. Başkalarına hizmet etmek sizi topraklanmış tutar ve hayatınıza anlam kazandırır. Çok fazla zamanınız olmasa bile, dünyayı küçük yollarla daha iyi bir yer haline getirebilirsiniz.

“Yeteneğinize inanmakta ve iyi bir şeyler yaptığınızda iyi hissetmekte yanlış bir şey yoktur.”

“…. güzel bir şeye başla. Ama hep güzel olsun. Çünkü her insan ölecek yaşta. Geç kalmayasın…” – Şemsi Tebrizi

Emre Başkan, Marka, Marka İletişimi ve Kurumsal Gelişim alanlarında çözümler üreten Azor Brand &People Solutions adlı danışmanlık firmasını 2014 senesinde kurmuştur.

Emre Başkan (Comfort Zone Master) kendisini; kendini ve firmaları harekete geçirmeye adamış bir danışman, bir denizci, eş ve baba olarak tanıtmaktadır.

Aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi’ndeki girişimcilik programlarında dersler vermektedir.

Ünlü girişimcinin TEDx konuşmasını gelin birlikte izleyelim;

Doğrudan Satış’ın geliştirilmiş şekli olan Network Marketing insanlara, iş dışında kalan ve boşa geçirdikleri zamanlarını değerlendirmek, o zaman diliminde kendileri için az da olsa ek gelir yaratabilmeleri için inanılmaz bir fırsat sunmaktadır. Maaşlı işlerinin yanında, faturaları, mutfak masrafları veya tatil planları için bir gelir oluşturabilecekleri platformdur. Peki bu ticaret için maaşlı işinizi bırakmaya gerek var mıdır?

“Asla tek bir gelire bağımlı olmayın. İkinci bir kaynak oluşturmak için yatırım yapın.” – Warren Buffett

Çocukluğumuzdan bu yana neredeyse hepimizin yetiştirilme tarzı, okula git, iyi bir üniversite kazan, maaşlı bir işe gir veya memur ol gibi olduğu için kendi işini kurmak konusunda çekincelerimizin olması normaldir. Bize hep “tek bir iş ile ilgilen, maaşını alıyorsun, sigortan yatıyor daha ne istiyorsun?” söylenmektedir. Ancak ek bir gelir oluşturmak için acaba gerçekten maaşlı işimizi bırakmamız gerekiyor mu?

İşte cevabı;

►Network Marketing İle İlgili Tüm Konu,Soru ve Cevaplar YouTube Kanalımızda

***

Bu video sorularınıza yanıt verdi mi? Sizler de bu konu hakkındaki düşüncelerinizi, yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Network Marketing ortada dolaşan “Bu iş için çok çevren olmalı. Bu ticarette insanların peşinden koşacaksın.” gibi doğru olmayan düşüncelerin aksine insanları kendinize çekme işidir. Takımınızı oluştururken, yanlış tutumlarla alınan insanlar kısa vadede size para kazandırabilir. Ancak uzun vadede bunun ne sizin takımınıza ne de sektöre hiç bir katkısı olmayacaktır.

İnsanların peşinde koşmak yerine;

“Başarı, çekici bir insan olmakla kendine çektiğin bir şeydir.” – Jim Rohn

Sadece ek gelir kazanmak uğruna insanları “ne olursa olsun, takımıma alayım” mantığı sizi bir süre sonra yoracaktır. Kendinizi geliştirmeniz ve insanların sizin takımınıza girmek için bedel ödemeye hazır hale gelmeleri gerekir. Bu yüzden, başkalarının üzerinde etki kurabilmenin yolu, kendi etkimizi arttırmaktan geçer. Daha başarılı bir insan olmak için çabalamak, daha çok takipçiyi ya da daha kaliteli takipçiyi de yanında getirecektir.

►Network Marketing İle İlgili Tüm Konu,Soru ve Cevaplar YouTube Kanalımızda

***

Bu video sorularınıza yanıt verdi mi? Sizler de bu konu hakkındaki düşüncelerinizi, yorum kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

“Tarih, hayal mahsulü olamaz.”

ABD’li ünlü bir tarihçi olan David Christan aynı zamanda bir tarih araştırmacısı ve ünlü bir yazardır. Aynı zamanda Rusya tarihi üzerine de çalışmaları bulunmaktadır.

Herkesin ama herkesin tarihi öğrenmesi gerektiğinin altını çizen ünlü tarihçi David Christian, sosyal bilimler ile fen bilimlerini harmanlayarak bir tür insanlık tarihi oluşturmayı amaçlamaktadır.

Ünlü tarihçinin TEDx konuşmasını birlikte izleyelim;

Zaman zaman birçok insan, bir işe başlarken veya planlanan bir işi yapması gerekirken yerine başka bir aktivite yapıyor, planlanan işlerini ileri tarihe atıyor. Yani erteliyor. Erteleme kimisinde seyrek, kimisinde daha sık yaşanan bir davranıştır ve ertelenen şeyler son anda sıkışınca  aynı zamanda insanda stres ve kaygı yaratmaktadır.

Yapılan işte de olumsuz sonuçlar doğurabilmekte ve verimi düşürebilmektedir. Kimisi ailesiyle, sevgilisiyle olan sorunları çözmeyi , kimisi işinden istifa etmeyi, kimisi kendi işini kurmayı erteler.

Yumurta kapıya dayanınca insan kendini zorlayarak işe koyulur. Bu sefer de bir pişmanlık, depresyon hali sarar insanı: “ Neden daha önce başlamadım.”  Son dakika yapılan iş de yarım yamalak ve kalitesiz olur. Yani bu ertelemeler sadece insanı değil, çevresini, işini, geleceğini de olumsuz etkilemektedir.

Ertelemenin sadece insani bir sorun olmadığını gösteren  en iyi örnek Newton’un birinci hareket yasasıdır. Etki eden bir dış kuvvet yoksa duran bir nesne durmaya, hareket eden bir nesne ise sabit bir hızla hareket etmeye  devam eder. Yani sadece insanlar değil, hiçbir şey ya da nesne itici kuvvet olmadan pozisyonunu değiştirmiyor.

Her insanın itici kuvveti farklıdır. Kimisinin ev, araba almak, kimisinin rahat bir hayata kavuşmak, kimisinin ise gezmek… Ne olursa olsun insanın harekete geçmesi için itekleyici bir sebebi olması gerekir. Sizinle sürekli işini erteleyen bir adamın çevresine yaşattığı sorunları anlatan bir hikaye paylaşmak istiyorum:

Uzak bir diyarda şirin bir köy vardı…

Bu köyde yaşayan tatlı sözlü fakat kötü huylu bir adam evinin önündeki yolun üzerine dikenler ekmişti. Yoldan geçenler bu duruma kızdılar ve dikenleri sökmesi için o adamı uyardılar. Fakat adam bu uyarılara aldırış etmedi. Dikenler günden güne büyüdü, gelip geçenlerin ayaklarını kanatacak kadar çoğaldı. Öyle ki yolu kullananların elbiseleri yırtılıyor ayakkabısız yoksulların tabanları sızım sızım sızlıyordu. Şikayetler iyice artınca köyün muhtarı o kötü huylu adamı ciddiyetle uyardı:

– Bunları mutlaka sök!

Adam başkalarını rahatsız etmeyi umursamıyordu. Muhtara,

– Olur, bir gün sökerim, diye cevap verdi.

Fakat adam, “bir gün sökerim” deyişinin üzerinden epey zaman geçtiği halde dikenleri sökmedi. Sadece muhtar değil, pek çok insan onu defalarca uyardı. Fakat adam her seferinde, “yarın hallederim, öbür gün yaparım…” diye oyalanıp durdu. Bu arada günler geçip gidiyor, dikenlerse kök salıp güçleniyordu. İş öyle bir noktaya geldi ki muhtar daha fazla dayanamadı. Adamın yanına gidip ona çıkıştı:

– Yalancı! Verdiğin sözü yerine getirmek için artık adım at. Yeter sürüncemede bıraktığın. Seni son kez uyarıyorum!

Fakat anlamışsınızdır ya adam tam anlamıyla vurdumduymazın tekiydi. Muhtara,

– Bey amca, önümüzde çok günler var. Bugün olmazsa yarın… Demesin mi?

Muhtar adamın aklını başına getirmek için son kez konuştu:

– Hayır, acele davran! İşi savsakladığın yeter. Sen yarın sökerim öbür gün hallederim deyip duruyorsun ama her geçen vakit o kötü otlar daha da gençleşiyor. Onları sökecek olan sen ise yaşlanıp güçsüzleşiyorsun. Onun için seri ol, vaktini boşa geçirme!

Siz de hayalleriniz için seri olun. Vaktinizi boşa harcamayın. Üşenmeyin, ertelemeyin, zamanım yok demeyin ve bugün başlayın!

“Ertelemek yaşamı kaçırmaktır.” – Windy Dryden