Çocuğunuzu çalışması için nasıl motive edersiniz? Çocuklar büyüdükçe, ödevlerini tamamlamak, derslerine daha fazla çalışmak için onlara daha fazla sorumluluk yüklenir. Bazı öğrenciler çalışmalarını zamanında tamamlama motivasyonuna sahipken, diğer öğrenciler başlamak için mücadele ederler.

Ebeveynlerin, çocuklarının ödevlerini tamamlamalarında aktif rol almaları önemli olmakla birlikte, çocuğunuzu bunu yapmaya zorlamamak da önemlidir. Çünkü zorlamak ve motive etmek arasında büyük bir fark vardır.

Çalışmak için nasıl motive olunur?

Çocuğunuzu motivasyon kaynağını bulmak, güzel alışkanlıklar oluşturmak için önemlidir. Çocuğunuzu iş yapmaya zorlamak, iyi bir seçim değildir. Eğer zorlarsanız, çalışmak için kendini motive etmeyi başaramayabilir. Peki, çocuğunuzun çalışmak için iyi bir motivasyonu olmadığında ne yapabilirsiniz? Çocuğunuzun ev ödevlerini yapma dürtüsünü bulmasına yardımcı olması için bu ipuçlarına mutlaka göz atın.

1. Çocuğunuzu neyin durdurduğunu öğrenin

Çocuğunuz bir dizi nedenden dolayı eğitim, çalışmak veya ödevler hakkında iyi şeyler görmüyor olabilir

Çocuğunuz bir dizi nedenden dolayı eğitim, çalışmak veya ödevler hakkında iyi şeyler görmüyor olabilir. Sorunun kökenini bulmak, sizin ve çocuğunuzun ödevlerini tamamlamasını engelleyen engellerin üstesinden gelmek için bir plan geliştirmenize yardımcı olacaktır. Motivasyon eksikliğinin bazı nedenleri şunlar olabilir:

2. Çalışma süresini kolaylaştırın

Çocuğunuza, işi yapmak için gereken her şeyi sağlayarak çalışma süresini mümkün olduğunca kolaylaştırın. Çünkü çocuğunuzun ihtiyacı olan her şeye sahip olduğundan emin olmak, daha az direnç ve daha az mazeret anlamına gelir.

Sessiz alan: Çocuğunuzun çalışabilmesi için sessiz, dikkat dağıtmayan bir alan bulun.
Yiyecek ve içecek: Çocuğunuz açsa, derse odaklanmak zor olabilir. Çocuğunuza bir çalışma seansından önce hafif bir atıştırmalık ve odaklanmış kalabilmesi için bol su verin.
Doğru araçlar: Kurşun kalemlerin, silginin, hesap makinesinin ve diğer önemli araçların kolayca erişilebilir olduğundan emin olun. Böylece onları bulmaya çalışırken zaman kaybetmeyin.

Kısa Hikayeler: Acaba Alışkanlıklarımız Doğru Mu? >>

3. Birlikte bir çalışma planı oluşturun

Çocuklar plan ile iyi işlerler. Sağlam bir çalışma planının olması çocuğunuzun başarı yolunda gitmesine yardımcı olacaktır.

Çocuklar plan ile iyi işlerler. Sağlam bir çalışma planının olması çocuğunuzun başarı yolunda gitmesine yardımcı olacaktır. Çocuğunuzla oturun ve her gece ödevinizi tamamlamak için bir plan oluşturun. Çocuğunuzu sürece dahil etmek, onun meşgul olmasını sağlamaya yardımcı olacaktır (ve plana uymaya daha istekli olacaktır!) Planınız şunları içermelidir:

4. Bir ödül sistemi yaratın

Çocuğunuzla birlikte bir ödül sistemi oluşturun. Ödüller, çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusu için verilebilecek en iyi örnekler arasındadır. Böylece çalışma süresi tamamlandığında sabırsızlıkla beklediği bir şey olur. Eğitim için motive olmanın anahtarıdır. Ödüller, ödev yapıldıktan sonra TV izlemek veya özel bir şey için kullanmak üzere her çalışma oturumundan sonra ‘puan’ toplamak kadar basit olabilir.

Özgüveninizi Nasıl Geliştirirsiniz? >>

5. Stresi sınırlayın

Çocuğunuz stresli ise, çalışmayı zor bulabilir.

Çocuğunuz stresli ise, çalışmayı zor bulabilir. Hatta başlamak için motivasyonunu bulamayabilir. Çocuğunuzla birlikte zaman geçirin. Onun düşünceleri ve duyguları ile ilgili konuşmaları yönünde teşvik ederek stresi azaltmasına yardımcı olun. Çocuğunuzun her akşam stresini gidermek için yeterli zamanı olduğundan emin olun. Çalışma aralarında veya ödev tamamlandıktan sonra yapılabilecek, stresin azaltılmasına yardımcı olabilecek aktiviteleri tartışın. Örneğin:

6. Performans yerine öğrenmeye odaklanın

Öncelikle notlara odaklanmak yerine, hem büyük hem de küçük olmak üzere öğrenmeyle ilgili kilometre taşlarını kutlayın. Bu, çocuğunuzun zor bir matematik problemini başarıyla çözmesi veya bir denemenin ilk taslağını yazmayı bitirmesi olabilir. Odağı öğrenmeye do[ru değiştirirken, çocuğunuz iş başarmada daha fazla zevk bulabilir. Motivasyonunu artırmaya yardımcı olabilir.

Kalıcı Öğrenme İçin Feynman Tekniği >>

7. Çocuğunuzu küçük hedefler belirlemeye teşvik edin

Çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusuna yedinci cevabımız hedeflerle ilgilidir.

Çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusuna yedinci cevabımız hedeflerle ilgilidir. Neyin başarılması gerektiğine bağlı olarak küçük, ulaşılabilir çalışma hedefleri belirlemeye teşvik edin. Hedef belirlemek çocuğunuza ne yapılması gerektiği konusunda net talimatlar verir. Ve bu hedeflere ulaştığında güvenini artırır. Çalışma hedeflerine bazı örnekler:

8. Farklı teknikleri deneyin

Eğitim için ‘herkese uyan bir çözüm’ yoktur. Çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusuna verilecek cevaplar farklı olabilir. Çünkü herkesin motive olabileceği şeyler farklı olacaktır. Her öğrencinin biraz farklı bir öğrenme şekli vardır. Çocuğunuz öğrenme tarzına uymayan bir yöntemle çalışıyorsa, materyali kavramak çok daha zor hale geldiğinden hayal kırıklığına uğrayabilir. Çocuğunuz için neyin en iyi olduğunu görmek için farklı çalışma tekniklerini deneyin.

9. Uygun çalışma molaları verin

Tüm ödevleri bir seferde denemek ve yapmak cazip gelse de, beyin mola vermeden odağı kaybedebilir (özellikle genç öğrenciler için).

Tüm ödevleri bir seferde denemek ve yapmak cazip gelse de, beyin mola vermeden odağı kaybedebilir (özellikle genç öğrenciler için). Çalışma süresinin yönetilebilir parçalara bölünmesi, çocuğunuzun zihnini taze ve meşgul tutmak için önemlidir. Çocuğunuzu, bir çalışma seansı sırasında uygun çalışma molaları vermeye teşvik edin. Verimli bir çalışma molası için şu ipuçlarını aklınızda bulundurun:

10. Egzersiz yapmayı teşvik edin

Pent-up (hapsedilmiş, bastırılmış) enerjisi hayal kırıklığına yol açar. Çalışmayı daha da zorlaştırır. Düzenli egzersiz, genel refahı artırır ve stresi azaltır. Ödevlerin gerçekleştirilmesini, yapılmasını çok daha kolay hale getirir.

Çalışmadan önce çocuğunuzun her gün bol miktarda fiziksel aktivite yaptığından emin olun. Bir çalışma molası sırasında blok etrafında hızlı bir yürüyüş bile çocuğunuzun beynine kan akmasını sağlamak için harika bir yoldur. Hayal kırıklığı ve tükenmişliği önlemeye yardımcı olur.

Analitik Düşünme Nedir? >>

11. Çocuğunuza destek sağlayın

Çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusunda son ipucumuz, destek olmakla ilgilidir.

Çocuğunuzu nasıl motive edersiniz sorusunda son ipucumuz, destek olmakla ilgilidir. Çocuğunuzla açık iletişimi sürdürün ve gerektiğinde ona destek verin. Bu, çocuğunuzun öğretmeni ile konuşmak için toplantılar yapmak, çocuğunuzun ekstra yardım almasını veya çocuğunuz bunalmışken bir mola vermeyi, konuşmayı içerebilir. Desteğinizi hissetmek, çocuğunuzun ortaya çıkabilecek sorunların üstesinden gelmek için güven geliştirmesine yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu motivasyonu bulmasına yardım edin

Korkunç ödev savaşından kaçının. Ve çocuğunuzun iyi çalışma alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmak için yukarıdaki ipuçlarını kullanın. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun ödevinin tamamlandığından emin olmak önemlidir. Ancak çocuğunuzu bunu yapmaya zorlamamak daha da önemlidir. Bunun yerine, çocuğunuzun zamanında tamamlanması için kendini motive edebilmesi için çalışma süresini olumlu bir deneyim haline getirmeye odaklanın.

Daha İyi Bir Öğrenci Olmanın 10 Yolu >>

Vizyon sahibi girişimci Elon Musk, PayPal’ın (PYPL), Tesla Motors’un (TSLA) ve SolarCity’nin (SCTY) kurucu ortağıdır. SpaceX’in kurucusudur. En son projesi ile tüm dünyanın odak noktası haline gelmiş mucit ve girişimci Musk, 2018 itibariyle Mars’a roket göndermiştir.

Birçok başarısız girişimi vardır ve bunların sonunda batmıştır. Batık haldeyken deyim yerindeyse vizyonuna tutunan Elon Musk, girişimciler için adeta bir fenomen haline gelmiştir. Şaşırtıcı başarısı Musk’un Steve Jobs, Howard Hughes, Henry Ford ve Bill Gates ile karşılaştırılmasına neden oldu.

Girişimciler Buraya! Elon Musk’ın 11 Sözünden Çıkarması Gereken Noktalar

Çoğunlukla zor bir çocukluğun ortasında Musk, acımasız bir iş disiplini (haftada 80 ila 100 saat çalıştığı biliniyor) ve inatçı tek görüşlü bir vizyon geliştirdi. O da çalışmak ve vizyonunun peşinden gitmek. Çağımızın en önemli girişimcilerinden olan Elon Musk’ın sözlerinden çıkarmamız gereken noktalara birlikte göz atalım;

Vizyon Nedir? >>

Her zaman bir şeyleri nasıl daha iyi yapabileceğinizi düşünün ve kendinizi sorgulayın. – Elon Musk

Her zaman bir şeyleri nasıl daha iyi yapabileceğinizi düşünün ve kendinizi sorgulayın. - Elon Musk

Bir işi yaparken “ben denedim, olmadı” demek, her zaman kolayına kaçmaktır. Aynı zamanda “elimden gelen bu” demek de farklı değildir. İnsan her zaman daha iyisini yapabilir. Her zaman…

Yap ya da öl ama asla pes etme. – Elon Musk

Başarılı insanlarla sıradan insanların en büyük farkı bu felsefedir. Bir hedef koyduktan sonra ona bakış açımız bu şekilde olmadığı sürece işimiz çok zor. Çünkü bırakmak her zaman en kolayıdır.

İyi fikirler, artık delice olmadıkları ana kadar delicedir. – Elon Musk

Güzel bir fikriniz olduğu zaman, insanların sizi desteklemesini sakın beklemeyin. Çünkü destek olmak yerine size hep “nasıl olmayacağı, nasıl yapamayacağınız” konusunda uzun uzun konferanslar vereceklerdir. Ne zamana kadar? Siz onu yapıncaya kadar…

Fikirlerinizi Veya Tutkunuzu Başarılı Bir İşe Nasıl Dönüştürürsünüz? >>

Üniversitedeyken hep, dünyayı değiştirecek şeylerin içinde olmak istedim. – Elon Musk 

Network Okulu Elon Musk Sözleri

Başarılı insanları başarılı yapan şey, doğuştan gelen yetenekleri değildir; vizyonları sayesinde yeteneklerini sürekli geliştirme çabasıdır. Çok çalışmalarıdır.

Yalnızca tarihte bir iz bırakmak için çalışmıyorum. Mars’ta ölmek istiyorum. – Elon Musk

Sadece yapmanız gerekeni yapın. Emin olduğunuz şeyi sadece yapın, başarıyı düşünmeyin, başarı zaten size gelecek. Ne zaman? Siz o işte iyi olunca. Şu sözü hep hatırlayın;

“Hedefinizi yıldıza koyun; en kötü aya düşersiniz.”

Bir şeyler yapabilmek için yeterince hırslı olmalısınız. Yoksa sadece kendinizi yıpratırsınız. – Elon Musk

Bir işi yapmayı kafaya koyduktan sonra, bütün gücünüzle, odağınızla o işe yüklenmelisiniz. İşinizi sürekli geri plana atmanız, sadece sizin vaktinizi çalacaktır. Kendinize bunu yapmayın.

Dikkatiniz Çok Mu Dağılıyor? >>

Bir şey yeterince önemli olduğu zaman, koşulların sizin lehinizde olup olmadığına bakmazsınız. – Elon Musk

Elon Musk Sözleri - Bir şey yeterince önemli olduğu zaman, koşulların sizin lehinizde olup olmadığına bakmazsınız. - Elon Musk

Gerçekler hala gözünüzü korkutuyorsa, demek ki hedefiniz yeterince büyük değil. Sizin için olmazsa olmaz olan şey ne? Hayaliniz ne? Hayatınızda son 1 ayınızı yaşadığınızı düşünün; “ona ulaşmadan ölmek istemiyorum” dediğiniz şeyi hedefiniz haline getirin.

Girişimcilerin Elon Musk’tan Öğrenecekleri 8 Ders >>

Bazı insanlar değişimi sevmezler. Ancak değişimi kucaklamalısınız. Kucaklamamanız yıkım demektir! -Elon Musk

Değişmeyen tek şey, değişimdir. “Ben böyleyim. Ben değişmem.” Diyen insanlarla dolu tarihin derinlikleri. Ve hiçbiri hatırlanmıyor. Değişime direnen kişi sönüp gitmeye mahkumdur.

Bir şeyi söylüyorum ve söylediklerim gerçekleşiyor. Her zaman tahmin ettiğim zamanda olmuyor tabii, ancak gerçekleşiyor. – Elon Musk

Düşündükleriniz, söyledikleriniz ve yaptıklarınız aynı doğrultuda olduğu zaman hedefinize net olarak ulaşacaksınız. Belki erken, belki geç… Ama eninde sonunda ulaşacaksınız. Çünkü bu bir yolculuk gibi; yolda yağmur yağabilir, sel oluşabilir, aracımız arıza yapabilir… Ama hedefinize ulaşmayı kafanıza koymuşsanız, ona ulaşacaksınız.

Düşünce Değişimi Zamanı >>

Haftada en az 80 veya 100 saat çalışın. Böylece başarı oranınızı geliştirin. Diğer insanlar haftada 40 saat çalışıyorsa onların 1 senede yaptığı şeyi siz 4 ayda yapacaksınız. – Elon Musk

Elon Musk - Haftada en az 80 veya 100 saat çalışın. Böylece başarı oranınızı geliştirin.

Sıradan insanların yaptıklarını yapmak; onlar kadar çalışmak, onlar gibi yaşamak seni başarıya ulaştırmayacak. Düşüncelerinin sınırlarını yıkarak hareket etmeye başlamalısın. Kapasiteni zorladıkça, aslında ne kadar az çabaladığının farkına varacaksın.

Başarısız olmak da seçeneklerimizden biri. Başarısız olmadıysanız henüz yeterince yenilikçi değilsiniz. – Elon Musk

Bir işe başladığınız zaman, sonuçların arasında yapamamak da var. Bu normal bir şey.  Lakin devam ettiğiniz sürece başarıyı da yakalayabilirsiniz. Lakin hiç hareket etmeyen biri, hiçbir şey kazanamaz.

Dünyanın En Genç Milyarderinden Altın Değerinde 20 Söz >>

Kaynak; Wikipedia

Zor zamanlarımızdaki en güçlü motivasyon kaynağımız nedir? Engellere bakış açımız nasıl olmalı? Vizyon, yani geleceğe bakış nedir? Hayata tutunmak için neler yapabiliriz? Tüm bu sorular ile boğuşuyorsanız, hayatınızdaki zorluklara rağmen geleceğe karşı bir bakış açısı oluşturmaya çalışıyorsunuz demektir. O zaman gelin bu soruların cevabına birlikte bakalım.

Sizi Zor Zamanlarınızda Ayakta Tutacak Motivasyon Kaynağı

Bahsedeceğimiz konu, birçok insanın ilk zorluklarda, ilk “Hayır”larından sonra vazgeçmelerinin, birkaç olumsuz cevaptan sonra ellerindeki fırsatları bırakmalarının belki de en önemli nedeni konumundadır. Herhangi bir işte başarı için, 2 ile 4 sene emek verilmesi gerektiği, insanlar tarafından gözden kaçırılmaktadır. Bir söz vardır;

“Geleceğimizi düşünmek daha iyidir, çünkü hayatımızın geri kalanını gelecekte yaşayacağız…’’

Bu cümleler insanların çoğu için birkaç kelimeden başka bir anlam taşımaz. Çünkü kendilerini sadece “bugün” ile meşgul hale getirmişler. Başka bir ihtimalle, rüyada yaşıyorlar ama rüyaları için hiçbir şey yapmadan. Bunun için rüyaları iyi şekilde belirlenmemiştir. Ve rüyalarına ulaşmaktan da çok uzaktırlar. Ama gelecek için bu düşünce yanlıştır.

Sıradan olmayı reddetme nedenimiz

Neden pozitif bir düşünce ile (Devletler, Milletler, Şirketler, Organizasyonlar, Yaşlılar Ve Gençler Bizlerin Her Biri İçin) dünyada etkili olmayı istiyoruz? Bu çok önemli temel bir hayaldir. Bu gerçek 1973 yılında Vietnam Savaşının bittiği zamanlarda araştırılmaya başlanmış. Opet enerji buhranının kontrolünü ele almıştı. Vatergate’in perişanlığı en üst seviyedeydi. Enflasyon dünyada kontrolden çıkmıştı. İnsanların çoğu (şirketlerin müdürlerinden işçilerine kadar) çalışma koşulları zor olduğundan geleceği düşünmeleri onlar için imkansız ve anlamsız bir hale gelmişti.

Ama bu buhranın ortasında üç değişik bilim adamının eserleri karşımıza çıkar. Ki onlar şunu göstermişler bu durumda; ters ve pozitif düşünce, akıllılıktır. Bu bilim adamlarının her biri kendi metotlarıyla gelecek için düşünmemiz ve hayal etmemiz için bizi ikna edebilirler. Gerçek şu ki;

“Gelecek için en güçlü motive, pozitif bir bakıştır.”

Anlamlı Karikatürler – Pozitif Düşünme >>

Şimdi bir yolculuk yapacağız

İşimizi, ailemizi ve hayatımızı daha faydalı ve anlamlı kılmak için nasıl faydalanabiliriz?

İşimizi, ailemizi ve hayatımızı daha faydalı ve anlamlı kılmak için nasıl faydalanabiliriz?Yolculuğumuza başlıyoruz. Yetenekli Hollanda’lı bir bilim adamı olan Fred Polark “Geleceğin Görüntüsü” adlı kitabını (Atina’da)yazdı. Polark milletlerin itibarı olan geleceğin görüntüsüne çok önem veriyordu. Onun anlattığı konu aynen yumurta ve tavuğun hikayesidir;

Bunu anlayabilmek için birçok milletin edebiyatını araştırdı (antik çağ ve modern çağ). Bunun için onların pozitif düşünmeleri şimdi ki yaşamlarında etkili olmuş. Onun bulduğu şey  Atina’da Partenon Sarayı’nda gerçekleşmiştir. Partenon geçmişte mimarların akıllarının göstergesiydi. Sonra Yunanlılar geleceklerinin kültürünü onda hayal ettiler. Bu kadar şey nasıl olabildi? Sonra rüyalarını güçlü bir şeye değiştirdiler. “BAKIŞ!” Polark’ın bulduğu şey şudur;

‘’Önemli bakışlar, önemli başarılardan daha önemlidirler.’’

O, farklı farklı numunelerden aynı olguları bulmuştur. Önce liderler gelecekten sağlam bir görüntü gösterdiler. Sonra toplumlar bu görüntüyü kabul edip onları desteklediler. Daha sonra bunlar hep birlikte o görüntüyü gerçekleştirdiler. 2500 yıl önce bu görüntü Yunanistan da gerçekleştirildi. Bu olay Roma’da da oldu ya da İspanya’da Venezuella, İngiltere ve Fransa’da da. Aynı olgu Amerika’da da oldu. Şimdi bu olguyu tüm dünyada görebiliriz. Batı Avrupa’dan Büyük Okyanus’un sahillerine kadar.

Gerçekten onlar ırmakların tam tersi yönünde hareket ettiler. Onlarda olan tek şey, gelecek için derin bir bakış açılarıdır. Başarılı olmalarının temel unsuru şuymuş. Bu unsur tek değil ama birincisidir;

‘’Bakışı olan milletler başarılıdırlar. Bakışı olmayan milletler ise tehlikededir.’’

Fred Polark’ın kitabı her ne kadar milletler için geçerli ise bir o kadar da çocuklar için geçerlidir. Çocukların gelecekleri tam olarak şu an ki bakış açılarına bağlıdır.

Başarılı kişilerin seçiminde IQ ya da aile yapısı önemli değildir. Birçok başarılı insan yoksul ailelerden gelmiştir. Ve sosyal aktiviteleri de çok iyi değildir. IQ testinde de iyi bir derece almamışlar. Bazı başarısız insanların IQ ları özel insanlar gibidir. Peki burada ki temel fark nedir; tabii ki “Bakış Açısı”.

Hayatı Sevmek İçin 10 Neden >>

Gelecek hakkında derin bir bakış açısı

Tüm insanların ortak noktası gelecek hakkındaki derin bakış açılarıdır.

Tüm insanların ortak noktası gelecek hakkındaki derin bakış açılarıdır. Singer’in araştırmalarına göre (buradan daha iyi bir yer bulmak imkânsızdı) PS121 İlkokulu (Harlen Newyork). 1981 yılında Fujin Lenk mezuniyet balosunda bir konuşma yaptı. O, 1983 yılında bu okuldan mezun olmuştu. Şimdi o kendisini yetiştirmiş zengin birisiydi.

O, çocukların geleceğini ve sorunlarını çok endişe ederdi. Bundan dolayı onlara ümit vermeye karar vermişti. Fakat kürsüye çıkıp 6. Sınıf öğrencilerine, ailelerine ve arkadaşlarına baktığında anladı ki konuşmak onlar için faydalı olmayacaktı. Ve anında konuşmasını değiştirdi. Bu değişiklik ki o çocukların hayatlarını sonsuza kadar değiştirdi. Etkili konuşmasına bir iletişimle başladı. Ve kendi hikâyesini; Washington’da, Martin Luther King’in bir konferansında ki  “Benim Rüyam Var” adlı konuşmasını anlatarak başladı. 6. Sınıf öğrencilerine dedi ki;

“Herkesin rüyası olması gerekir. Sizin rüyalarınız önemlidir. Çünkü geleceğinizi belirleyecek. Ve eğitim o geleceğin ana hatlarıdır.”

O, ortaokul, lise ve üniversite hakkında konuştu. Üniversiteyi anlattığında anladı ki çocukların çoğu için Üniversite ulaşılamayacak bir yerdir.  “Bunun için üniversiteye gidemeyeceğinizi düşünmeyin. Çünkü gidebilirsiniz.” Sonra orada 6. Sınıf öğrencilerine aile ve arkadaşlarının yanında söz verdi. Liseyi bitiren öğrencilere kendi eğitim bursu verecekti. Orada 6. Sınıf öğrencileri toplantıya katılmadan önce biliyorlardı ki, üniversiteye gitmek için hiçbir umutları yoktu.

Kısa Hikayeler – Kozadan Çıkan Kelebek >>

Bir anda bu sözle karşılaştılar

Fakat Lenk’in ve organizasyonunun yardımıyla 6. Sınıfta ki 52 kişinin 48’i liseyi bitirdiler.

Lenk çocukların alkışları arasında yerine oturdu. Lenk bursları veremeyeceğini biliyordu. Bunu çözmesi için bir yol çizmesi lazımdı. Destek toplamak için bir organizasyon kurdu. Aileler, öğretmenler ve sosyal grupları bir araya topladı ki çocuklar üniversiteye gidebileceklerine emin olabilsinler. O okulun geçmişinden biliyordu ki sadece %25’i liseyi bitirebilecek. Ve %25’lik gruptan hiç kimse üniversiteye gidemeyecek.

Fakat Lenk’in ve organizasyonunun yardımıyla 6. Sınıfta ki 52 kişinin 48’i liseyi bitirdiler. 48 kişiden 40’ı ise üniversiteye gittiler. Burada PS121 okulunu görüyoruz ki Benjamin Singer’in anlattığı şeyler gerçekleşmiş. Çocuğun bakış gücü toplumun yardımıyla iktisadi ve tarihi sorunlara hâkim olur ve kazanır. Ve çocuklara da iyi bir motive verir ki yüksek başarılara ulaşsınlar.

Çocuklarımıza sorduğumuzda gelecekte ne yapmak istiyorsun diye, onlara yardım etmiş oluruz. Ki önemli konular hakkında düşüne bilsinler. Hiçbir zaman cevaplarını önemsememezlik yapmayın. Hatta düşünceleri her hafta farklı farklı olsa bile. Çocuklarımızı dinlediğimiz zaman gelecek hakkında ki rüyalarının önemli olduğunu gösteririz. Ve bizim önem vermemiz,  özgüvenlerini kazanmalarına yardımcı olur. Yeteneklerini ortaya çıkarırlar ki geleceklerini kursunlar. Milletler ve çocuklar arasında benzer özellikler görürüz. Benzer güçler. BAKIŞIN GÜCÜ!..

Özgüvenim Düşük, Ne Yapmalıyım? >>

Yanmak üzere olan bir insan

2.dünya savaşında milyonlarca insan (çoğu Yahudi, Polonya’lı ve Rus) bir toplama kampında öldüler.

2.dünya savaşında milyonlarca insan (çoğu Yahudi, Polonya’lı ve Rus) bir toplama kampında öldüler. Viktor Frankel (Viyana’da yaşayan Yahudi bir Psikolog) Ashuits’te bir araştırma yaptı ve o burada kendi cevaplarını buldu. Ashuits’te araştırma yapmasının sebebi en zor durumlarda “Bakışın Gücü”ydü.

Düşünce Değişimi Zamanı >>

2. Dünya Savaşında Naziler tırlarla onu ve binlerce kişiyi bu yeryüzündeki cehenneme getirmişler. Buraya getirildiğinde kendisi için üç tane ana hedef koymuş;

Şunu bir düşünün; “Yakılmayla yüz yüze olan bir insan, öğrenmeyi düşünüyor.” Frankel üç hedefine de ulaştı. Savaştan sonra Viyana’ya döndü ve kendi kitabını (İnsan Anlam Peşinde) yayınladı. Kendi gördüklerini ve öğrendiklerini açıkladı. Frankel kitabında toplama kampına getirilen insanların çoğunun anında idam edildiklerini yazdı. Ama Frankel’in odağı zor durumda bile iş yapmaktaydı.

Milyonlarca insan öldü. Ama sağ kalanlar içerisinde Frankel ortak bir nokta buldu. Bu ortak nokta, onların hayatta kalmaları için yeterliydi.’’Tüm hayatta kalan insanların gelecekte yapacakları çok önemli işleri vardı ve onları yapmaları gerekiyordu.’’ Tekrar hatırlayalım;

‘’Tüm sağ kalan insanların gelecekte önemli işleri vardı ki yapmaları gerekiyordu.’’

Burada aynı olguyu görürüz; İnanılmaz zorluklarla karşılaşabilmek için geleceğe BAKIŞIN GÜCÜ!.. Bu konuyu Frankel’in bir hikâyesi ile anlatabiliriz;

“İki kişi kendilerini öldürmek istiyorlar. Bu orada normal bir şeydi. Arkadaşları onlara geleceği hatırlatarak, ölümden kurtardılar. Birisi için geleceği çocuğuydu ki onu çok seviyordu. Ve çocuğu yabancı bir ülkede onu bekliyordu. Diğeri için ise gelecek bir kişi değildi. O da yazardı. Bazı kitaplarını henüz bitiremeden buraya getirilmişti. O kitapları, ondan başkası da bitiremezdi. Gelecek hakkında ki sorumluluklarını hissettikten sonra, geleceklerini kabul ettiler.”

Vizyon Nedir? Misyon Nedir? >>

Farklı düşünmek gerekiyor, ne olursa olsun! Yine Frankel bir hikayesinde şunları anlatıyor;

“Gerçekten göz yaşartıcı zor durumlarda ben kötü yaşamımızın küçük ayrıntılarını düşündüm. Bu gece yemekte ne verecekler? Eğer fazladan bir sosis verseler onu ekmekle değiştirsem olmaz mı? Acaba iki hafta önceden cebimde kalan bir dal sigaramı çorba ile değiştirsem daha iyi olmaz mı? Ayakkabı bağcıklarımın yerine kablo bulmayı nasıl başarırım? Kim bana yardım edebilir? Bu kadar yürümek yerine daha iyi yerde bir iş bulabilir miyim?

Her gün her saat bunları düşündüğüm için kendimden nefret ediyordum. Düşüncemi zorla başka bir tarafa yönlendirdim. Bir anda kendimi sıcak ve ışıklı bir konferans salonunda gördüm. Karşımda insanlar dikkatle benim konuşmamı dinliyorlardı. Burada yaşadığım şeyler hakkında konuşuyordum. Bu şekilde düşüncemi kötü düşüncelerden kurtardım.’’

Şimdi o, onları geçmişin bir parçası olarak biliyordu. Frankel’in anlatmak istediği şey belli.  Aynı şekilde sizin için de gelecekte yapacağınız bir işin olması gereklidir. Geleceğe pozitif bakmalıyız. Hayatımıza anlamı aslında bu kadar. Bu insanın özelliğidir, geleceği görerek hayatta kalabilir. Ve bu hayatın en zor durumlarından kurtulmanın tek yoludur.

“Bakış; rüya ve yapının sonucudur.”

Geleceğe karşı bir bakış açısı oluşturmak hakkında yazımızı beğendiniz mi? Siz de hayatınızdaki zor zamanlarınızda, kendinizi motive etmek için neler yaptığınızı, tecrübelerinizi, binlerce networkokulu.net takipçisi ile paylaşabilirsiniz.

Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek Film Önerileri >>

Huzurlu bir yaşam sürmek mümkün mü? Mümkünse huzurlu bir yaşam sürmek için neler yapmalıyız? Hayatımızda aradığımız mutluluğa ulaşarak, huzuru ve sakinliği edinebileceğimizi bilmelisiniz.

Çünkü hayatta barış arıyoruz. Genellikle, gergin ve stresli bir yaşamda aradığımız tek şey huzurlu ve sakin bir ortamdır. Fakat barışı bulmak gerçekten zor… Bu stresli şehir yaşamında daha da zor. Geçim ve diğer problemlerle uğraşırken, iç huzurumuz kaçar. Mutlu bir hayat bizim için sadece bir ütopya olur çıkar. Peki huzurunuzu yakalamak üzere iç barışınız için ne yapmalısınız?

Huzurlu Bir Yaşam İçin 7 Kural

Her ne kadar uzak gibi görünse de huzurlu bir yaşam sürmek mümkün.

Her ne kadar uzak gibi görünse de huzurlu bir yaşam sürmek mümkün. Eğer hayattan beklentilerinizi doğru ayarladığınız zaman hem de çok daha kolay olacaktır. Ne kadar stres, kaygı veya korku taşırsanız taşıyın, hayatınızda huzuru sağlayabilirsiniz. Peki bunu nasıl yapacağız? İşte huzurlu bir hayat için 7 kural:

Başarı İçin İlk Faktörünüz Bu >>

Ne yaparsanız yapın, size geri dönecektir.

Etki, tepki diyebileceğimiz bir yasadır. Hayata ne verirseniz verin onu geri alırsınız. Bir bumerang gibi düşün. Yaptığın şey sana geri dönecek. O zaman bu barışı istiyorsanız olumlu adımlar atmak demektir. Olumlu eylemler olumlu düşünmeyle gerçekleşir.

Anlamak.

Çoğumuz insanları anladığımızı iddia ederiz. Ancak çoğu zaman anlayışımızı kaybettiğimiz anlar olur. İnsanların bir otobüs, trafik veya metroda aptalca şeyler için tartıştığını görürseniz, anlayışlarını zaten kaybettiklerini görebilirsiniz. Önce kendinizi sonra da toplumu anlamanız büyük bir başarıdır.

Olumsuzluklara ve olumsuz kişilere izin vermeyin.

Yaptığımız şeylerden biri bu. Önümüzde, negatiflerle dolu bir kişinin gelip tüm negatif enerjiyi bize iletmesine izin verdik. Onlar kim? Bazen arkadaş, bazen aile olabilirler. Onlarla tartıştığınızda, enerjiniz düşer ve negatif hissedersiniz.

Ne istediğinize odaklanın.

Amaca odaklanan insanlar barışçıl ve enerjiktir. Olumlu bir yükleri vardır. Bunun için amacınızı keşfedin ve ona odaklanın.

Düşüncelerinizi Değiştirin Hayatınız Değişsin >>

Duygularınızla değil zihninizle hareket edin.

Kalbinizi dinleyin diyoruz, ama duygularınızın sizi yönetmesine izin vermeyin. Çünkü duygular genellikle yanıltıcı kararlar verir ve bu bizi tedirgin eder. Endişelerinizi zihninizle iyice tartın, endişelerinizin azalacağını göreceksiniz.

Burada olun.

Geleceği planlayın ve geçmişi hatırlayın. Ama burada ol, ona odaklan. Hayatı sevin ve anın tadını çıkarın. O zaman barışı keşfedeceksiniz.

Hayat sadeliktir.

Zihin düşünmeyi sever. Ama aklına geldiği gibi de bir şeyler uçup gidiyor. Barışı sağlamak budur bazen, düşünmemek. Sakin bir ortamda rahatlayın. Güzel ve huzurlu bir müzik açın. Hayatın karmaşasından uzaklaşın. Sade ve basit düşündüğünüzde her şeyin huzur içinde olacağını göreceksiniz.

Pozitif Düşünce İle Mutluluğa Ulaşmak Mümkün >>

Yaptığımız en büyük hatalardan biri de hatalarımızdan daima bir şeyler öğrendiğimizi varsaymamızdır. Hiç kimse hata yapmaktan hoşlanmaz zamanını, enerjisini veya parasını kaybetmek istemez. Bu yüzden yapmamamızı istediğimiz şeylerden bir şeyler öğrenmek için çaba sarf etmeliyiz. İşlevsel felsefenin ve pragmatist felsefenin babası John Dewey, bu noktayı açıkça ortaya koydu:

“Gerçekten düşünen kişi, başarısızlıklarından, başarılarından olduğu kadar çok şey öğrenir.”

Hatalarından ders almak otomatik olarak gerçekleşmez .Düşünme ve yansıtma gerektirir. İşte yirmili yaşlarımda yaptığım hatalardan öğrendiğim dersler üzerine düşüncelerim.

  1. Her şeyi bildiğinizi sanmaktan vazgeçin.

Her defasında sizden daha zeki insanları dinlemiyorsanız, akıllı görünmek istediğinizde veya her şeyi bildiğinizi düşündüğünüzde, aptal oluyorsunuz. Egonuzu yana doğru hareket ettirmenin ve hayatın başkalarını etkilemekten ibaret olmadığını anlamanın zamanı geldi. Bazı şeylere ulaşmak istiyorsan, mütevazı olman gerekir.

  1. Mutsuzluğunuz İçin İnsanları Suçlama

Çocukken başkalarının sorumluluğu altındasınızdır. Bu ebeveynleriniz, kardeşleriniz, aile üyeleriniz, koruyucu ebeveynler veya sorumluluk alan başka herhangi bir kişi olabilir. Bu nedenle, sizden birisinin sorumlu olduğunu varsayarsınız. Ama bu doğru değil. Büyüdüğünde, kendinden sorumlusun. Bu yüzden mutsuz olduğunuz zaman başkalarını suçlamak yerine, çözüm arayın.

“Hata Yapmanın Yararları” adlı içeriğimiz için>>

  1. Aslında Çok Zamanınız Yok

Gençken, sonsuz bir zaman denizine sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. İstediğin her şeyi yapabilirsin. Sonra gözünü açıp kapatıyorsunuz ve otuzuncu doğum gününü kutluyorsunuz.Zamanı dikkatli kullanmak kendinize yapacağınız en güzel iyilik.

  1. Muhtemelen Düşündüğün Kadar Müthiş Değilsin

Her zaman senden daha iyi görünen, daha havalı, daha zeki, daha güçlü ya da adını sen koy. Her zaman bu saydıklarımız olacaktır. Öyleyse harika olduğunu düşünmeyi bırak. Çünkü bu ifade kendini başkalarıyla karşılaştırdığın anlamına geliyor. Sadece kendin ol ve kendini başkalarıyla kıyaslama.

  1. Öğrenmeyi Asla Bırakma

Öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi bıraktığında; kendine en büyük kötülüğü yapıyorsun. Üniversiteden çıktığında ya da işi başlayınca öğrenmeyi bırakırsan iki yıl sonra kendimi sıkışmış ve yetersiz hissetmen çok normal.Her gün bir şeyler öğrenmek için kendini zorla. İyileşmiyorsan daha kötüye gidiyorsun.

  1. Zor Şeyler Yapmak Size Daha Fazla Zevk Verir

Zor işleri yapmak hayatınıza, zamanınıza, enerjinize ve paranıza daha fazla geri dönüş sağlayacaktır. Çok çaba gerektiren bir şey yaptığınızda, kendinizi iyi hissedersiniz. Yorgun olduğunuzda ve spor salonuna sıkı bir çalışma için hâlâ giderken, rakipsiz bir başarı ve gurur duygusu hissedersiniz.

  1. Küçük Kararlar Büyük Çıktılara Yol Açıyor

Bugün “uyumak, fazla uyumak fena fikir değil,” değil mi? Bugün antrenmanını atlamanı kimse umursamıyor, değil mi? Son paranla bir alışverişe çıkmak harika bir teklif, değil mi? Cevap hayır, hayır, hayır ve yaşamınız üzerinde hiçbir etkisi olmadığını düşündüğünüz diğer küçük kararların hepsine HAYIR . Gerçek şu ki, hayatınız küçük kararlarınızın sonucudur.

“Sen, her gün yaptığın şeysin.”

Bu, bugün hayatınızı değiştirebileceğiniz anlamına gelir . Peki ya hata yapmaya devam edersen? Kim umursar ki? Her zaman hatalarından bir şeyler öğreneceğinden emin ol.

Hayatımızı Kötü Kılan 10 Büyük Hata >>

“Sezgilerimiz bizi tekrar tekrar öngörülebilir ve tutarlı bir şekilde yanıltıyor.”

Daniel H Pink, bir kariyer analistidir. İş hayatı, iş ve davranış hakkında birçok kitabı olan ünlü yazar aynı zamanda dünyaca ünlü bir psikologtur. Yazmış olduğu kitaplar Amerika’da aylarca en çok satanlar listesinde başı çekmiştir.

Ünlü yazar ve psikoloğun motivasyon üzerine TEDx konuşması en çok izlenen 10 TEDx konuşması arasındaki yerini almıştır. Daniel H. Pink’in bu konuşmasını birlikte izleyelim;

Zaman zaman birçok insan, bir işe başlarken veya planlanan bir işi yapması gerekirken yerine başka bir aktivite yapıyor, planlanan işlerini ileri tarihe atıyor. Yani erteliyor. Erteleme kimisinde seyrek, kimisinde daha sık yaşanan bir davranıştır ve ertelenen şeyler son anda sıkışınca  aynı zamanda insanda stres ve kaygı yaratmaktadır.

Yapılan işte de olumsuz sonuçlar doğurabilmekte ve verimi düşürebilmektedir. Kimisi ailesiyle, sevgilisiyle olan sorunları çözmeyi , kimisi işinden istifa etmeyi, kimisi kendi işini kurmayı erteler.

Yumurta kapıya dayanınca insan kendini zorlayarak işe koyulur. Bu sefer de bir pişmanlık, depresyon hali sarar insanı: “ Neden daha önce başlamadım.”  Son dakika yapılan iş de yarım yamalak ve kalitesiz olur. Yani bu ertelemeler sadece insanı değil, çevresini, işini, geleceğini de olumsuz etkilemektedir.

Ertelemenin sadece insani bir sorun olmadığını gösteren  en iyi örnek Newton’un birinci hareket yasasıdır. Etki eden bir dış kuvvet yoksa duran bir nesne durmaya, hareket eden bir nesne ise sabit bir hızla hareket etmeye  devam eder. Yani sadece insanlar değil, hiçbir şey ya da nesne itici kuvvet olmadan pozisyonunu değiştirmiyor.

Her insanın itici kuvveti farklıdır. Kimisinin ev, araba almak, kimisinin rahat bir hayata kavuşmak, kimisinin ise gezmek… Ne olursa olsun insanın harekete geçmesi için itekleyici bir sebebi olması gerekir. Sizinle sürekli işini erteleyen bir adamın çevresine yaşattığı sorunları anlatan bir hikaye paylaşmak istiyorum:

Uzak bir diyarda şirin bir köy vardı…

Bu köyde yaşayan tatlı sözlü fakat kötü huylu bir adam evinin önündeki yolun üzerine dikenler ekmişti. Yoldan geçenler bu duruma kızdılar ve dikenleri sökmesi için o adamı uyardılar. Fakat adam bu uyarılara aldırış etmedi. Dikenler günden güne büyüdü, gelip geçenlerin ayaklarını kanatacak kadar çoğaldı. Öyle ki yolu kullananların elbiseleri yırtılıyor ayakkabısız yoksulların tabanları sızım sızım sızlıyordu. Şikayetler iyice artınca köyün muhtarı o kötü huylu adamı ciddiyetle uyardı:

– Bunları mutlaka sök!

Adam başkalarını rahatsız etmeyi umursamıyordu. Muhtara,

– Olur, bir gün sökerim, diye cevap verdi.

Fakat adam, “bir gün sökerim” deyişinin üzerinden epey zaman geçtiği halde dikenleri sökmedi. Sadece muhtar değil, pek çok insan onu defalarca uyardı. Fakat adam her seferinde, “yarın hallederim, öbür gün yaparım…” diye oyalanıp durdu. Bu arada günler geçip gidiyor, dikenlerse kök salıp güçleniyordu. İş öyle bir noktaya geldi ki muhtar daha fazla dayanamadı. Adamın yanına gidip ona çıkıştı:

– Yalancı! Verdiğin sözü yerine getirmek için artık adım at. Yeter sürüncemede bıraktığın. Seni son kez uyarıyorum!

Fakat anlamışsınızdır ya adam tam anlamıyla vurdumduymazın tekiydi. Muhtara,

– Bey amca, önümüzde çok günler var. Bugün olmazsa yarın… Demesin mi?

Muhtar adamın aklını başına getirmek için son kez konuştu:

– Hayır, acele davran! İşi savsakladığın yeter. Sen yarın sökerim öbür gün hallederim deyip duruyorsun ama her geçen vakit o kötü otlar daha da gençleşiyor. Onları sökecek olan sen ise yaşlanıp güçsüzleşiyorsun. Onun için seri ol, vaktini boşa geçirme!

Siz de hayalleriniz için seri olun. Vaktinizi boşa harcamayın. Üşenmeyin, ertelemeyin, zamanım yok demeyin ve bugün başlayın!

“Ertelemek yaşamı kaçırmaktır.” – Windy Dryden

Nasıl ki gül dikensiz olmaz, insan da kusursuz olmazmış. İnsana, kendinde var olan kusurları görmek, onlarla yüzleşmek ve kabullenmek zor gelir. İnsan, yüzleşemediği kusurlarını başkalarında arar ve kendince onu düzeltmeye çalışır. İnsanın kendi kusurlarını düzeltmek için yapmadığı bir şeyi başkasından yapmasını istemesi veya beklemesi ne kadar doğru? Yani bir kör başka bir köre yol gösterirse ne olur? Cevap çok basit. İkisi de çukura yuvarlanır.

Hani hep hayıflanıp dururuz ya! Nerede bu insanlık? Hiç insanlık kalmamış! Bu insanlığın hali ne olacak? Çözüm insandadır. İnsan ancak kendini düzeltirse dünyayı düzeltebilir, güzelleştirebilir. İnsan kendi içine dönüp ruhuna yük olan, içindeki kıskançlık, haset, kibir, başkasını hor görme, kin gibi kötü duygu ve düşünceleri atıp yerine hoşgörü, saygı, sevgi, ahlak, merhamet, adalet gibi ruhuna hafif gelecek erdemleri kalbinde yer etmesini sağlamalı.

Gelin birlikte kendi hatalarını görmeyip başkalarının küçük hatalarını kaçırmayıp yüze vuran dört adamın hikayesini okuyalım:

Dört adam yolculuk ediyordu. Uzun yolculukları boyunca şehirden şehre uğramışlar farklı zamanlarda farklı yerlerde konaklamışlardı. O gün de yorgun argın bir şehre girmişlerdi. Namaz vaktinin geçip geçmediğinden emin değillerdi. Ama yine de bir mescide girip namaz kılmaya karar verdiler. Huzur ve saygı içinde namaza durdular. O sırada mescidin müezzini içeri girdi. Adamlardan biri onu fark edince namazda olduğunu unuttu.

“Sağlam Ağaçlar En Sert Rüzgarlarda Yetişir” adlı başarı öyküsü için>>

– Ey müezzin, ezanı okudun mu? Yoksa daha vakit var mı, diye sordu.

Adamlardan bir başkası, kendisi de namazda olduğu halde:

– Arkadaşım konuştun, namazın bozuldu, dedi.

Üçüncü adam da gülümseyerek ikinciye seslendi:

– Yahu onu niçin kınıyorsun? Önce kendini kına; çünkü senin de namazın bozuldu!

Müezzin şaşkınlıkla bu konuşmaları izliyordu.

Derken dördüncü adam da arkadaşları gibi davrandı. Kendinden emin bir şekilde,

– Allah’a çok şükür, ben sizin gibi namazımı bozmadım, deyiverdi.

Sonunda dört adamın da namazı bozulmuştu. Müezzin hem adamların haline güldü hem de şöyle söylendi:

– Başkasının ayıbını söyleyen asıl kendisi kaybetti. Kendi ayıbını görebilen kişiye ne mutlu!

Bu dört adam kendi ayıplarını görmeyip birbirlerinin ayıplarını açığa çıkarmışlardır. Eğer kişi kendi kusurlarını görebilirse tedavisi kolaydır. Biz kendimizden sorumluyuz. Başkasının değil kişi kendi hesabını verir. Başkalarında beğenmediğimiz hal ve durumları kendimiz de bulundurmamalıyız.

“Başkalarının yanlışlıkları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karatma. Düzeltilmesi gereken biricik insan kendinsin.” – Ralph Waldo Emerson

İnsan tercihleriyle hayatını güzelleştirebilir de çirkinleştirebilir de. İnsan hayatına, kendisine ve çevresine kötü sözler söyleyip yuhalıyorsa enkazlar yaratır, fakat hayatına, kendisine ve çevresine güzel sözler söyleyip sevgi ve tebessüm katıyorsa harikalar yaratır. Yani hayatımızı anlamlı kılmak ve güzelleştirmek bizim elimizdedir. Hepimiz bir başkasının yaşamına ışık tutacak, hayatını güzelleştirecek kadar güçlüyüz aslında.

Kelebek etkisini bilir misiniz?

Edward Norton Lorenz’in kelebek etkisi teorisini birçoğumuz duymuşuzdur. Lorenz teorisiyle ilgili şu örneği vermiştir: “Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması , ABD’ de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.” Bunu bir hikayeyle pekiştirelim:

Bir lisenin eski mezunlarının buluştuğu gün, bazı eski öğrenciler kürsüde okula dair hatıralarını anlatıyorlardı. Yirmi yıl önce mezun olmuş öğrencilerden biri, ikinci sınıftaki sanat öğretmeninden bahsetti. Üniversiteye gitmeye onun teşvikiyle karar verdiğini ve şimdi iyi bir üniversitede profesör olduğunu, hayatından da memnun olduğunu söyledi. Günün ilerleyen saatlerinde, öğretmen ile eski öğrenci, uzun yıllar sonra birbirini bulmayı başardılar.

“Öğrettiklerim hakkında söylediklerin için teşekkür ederim” dedi sanat öğretmeni. “Bana çok güzel bir gün geçirmemi sağladın.”

“Rica ederim” diye cevap verdi öğrencisi. “Teşekkür etmek benim boynumun borcu. Çünkü siz günümü değil, bütün bir hayatımı güzelleştirdiniz!”

Her insanın kendi hayatında farklılıklar yaratabilecek kadar yaratıcılığı vardır. Ve bunu sadece kendi hayatımızı anlamlandırmak, güzelleştirmek için değil; başkalarının hayatlarına dokunabilmek, ışık tutabilmek, anlam katabilmek için de kullanabiliriz. Biliyoruz ki başkalarına yapacağımız küçük  bir davranışın bile geri dönüşü vardır. O zaman sadece kendimiz için değil, başkaları için de bir şeyler yapmalıyız.

Ne güzel özetlemiş Konfüçyüs :

“Bir insan, hayatını kurarken başkalarını da destekliyor, kendini geliştirirken, başkalarının da gelişmesine yardımcı oluyorsa o, insanları seviyordur.”