fbpx
Network Marketing kendi içerisinde kuralları olan bir ticarettir.

Zor Zamanlarımız İçin En Güçlü Motivasyon Kaynağımız Nedir?

Network Marketing kendi içerisinde kuralları olan bir ticarettir. Bir çok insan bu kuralları görmezden gelerek hem kendileri için, hem de takımları için işlerini zorlaştırmaktadır. Ancak bu kurallar içerisinde bir nokta var ki o, hepsinden ileridedir. Zor zamanlarımızda bize güç verecek olan, bu ticarete tutunmamızı sağlayacak olan en güçlü dalımızdır.

Birçok insanın ilk zorluklarda, ilk “Hayır”larından sonra vazgeçmelerinin, bazı networkerlerinde birkaç olumsuz cevaptan sonra işi bırakmalarının belki de en önemli nedeni konumundadır. Bu ticaretin 2 ile 4 sene emek verilmesi gereken bir ticaret olduğu tanıtım sırasında anlatılmış olsa da işi bırakan kişiler burayı gözden kaçırmaktadır.

Bir söz vardır;

“Geleceğimizi düşünmek daha iyidir, çünkü hayatımızın geri kalanını gelecekte yaşayacağız…’’

Bu cümleler insanların çoğu için birkaç kelimeden başka bir anlam taşımaz. Çünkü kendilerini sadece bugünle meşgul hale getirmişler. Başka bir ihtimalle; Rüyada yaşıyorlar ama rüyaları için hiçbir şey yapmadan. Bunun için rüyaları iyi şekilde belirlenmemiştir. Ve rüyalarına ulaşmaktan da çok uzaktırlar. Ama gelecek için bu düşünce yanlıştır.

Sıradan olmayı reddetme nedenimiz

Neden pozitif bir düşünce ile (Devletler, Milletler, Şirketler, Organizasyonlar, Yaşlılar Ve Gençler Bizlerin Her Biri İçin) dünyada etkili olmayı istiyoruz? Bu çok önemli temel bir hayaldir. Bu gerçek 1973 yılında Vietnam Savaşının bittiği zamanlarda araştırılmaya başlanmış. Opet enerji buhranının kontrolünü ele almıştı. Vatergate’in perişanlığı en üst seviyedeydi. Enflasyon dünyada kontrolden çıkmıştı. İnsanların çoğu (şirketlerin müdürlerinden işçilerine kadar) çalışma koşulları zor olduğundan geleceği düşünmeleri onlar için imkansız ve anlamsız bir hale gelmişti.


Ama bu buhranın ortasında üç değişik bilim adamının eserleri karşımıza çıkar. Ki onlar göstermişler bu durumda ters ve pozitif düşünce akıllılıktır. Bu bilim adamlarının her biri kendi metotlarıyla gelecek için düşünmemiz ve hayal etmemiz için bizi ikna eddebilirler. Gerçek şu ki;

“Gelecek için en güçlü motive, pozitif bir bakıştır.”

Şimdi bir yolculuk yapacağız

Organizasyonumuzu, ailemizi ve hayatımızı daha faydalı ve anlamlı kılmak için nasıl faydalanabiliriz? Yolculuğumuza başlıyoruz:

Yetenekli Hollanda’lı bir bilim adamı olan Fred Polark “Geleceğin Görüntüsü” adlı kitabını (Atina’da)yazdı. Polark milletlerin itibarı olan geleceğin görüntüsüne çok önem veriyordu. O’nun anlattığı konu aynen yumurta ve tavuğun hikayesidir;

“Acaba pozitif bir görüntü müdür milletlerin geleceğe ilerlemesine neden olan? Ya da gelecek mi gelecek için pozitif bir düşünceye neden olur?”

Bunu anlayabilmek için birçok milletlerin edebiyatını araştırdı. (antik çağ ve modern çağ). Bunun için onların pozitif düşünmeleri şimdi ki yaşamlarında etkili olmuş. O’nun bulduğu şey  Atina’da Partenon Sarayı’nda gerçekleşmiştir. Partenon geçmişte mimarların akıllarının göstergesiydi. Sonra Yunanlılar geleceklerinin kültürünü O’nda hayal ettiler. Bu kadar şey nasıl olabildi. Sonra rüyalarını güçlü bir şeye değiştirdiler. “BAKIŞ!”

Polark’ın bulduğu şey şudur;

‘’Önemli bakışlar, önemli başarılardan daha önemlidirler.’’

O, farklı farklı numunelerden aynı olguları buldu. Önce liderler gelecekten sağlam bir görüntü gösterdiler. Sonra toplumlar bu görüntüyü kabul edip onları desteklediler. Daha sonra bunlar hep birlikte o görüntüyü gerçekleştirdiler. 2500 yıl önce bu görüntü Yunanistan da gerçekleştirildi. Bu olay Roma’da da oldu ya da İspanya’da Venezüella, İngiltere ve Fransa’da da. Aynı olgu Amerika’da da oldu. Şimdi bu olguyu tüm dünyada görebiliriz. Batı Avrupa’dan Büyük Okyanus’un sahillerine kadar.

Polark’ın araştırdığı şeyde ilginç olan şu gerçektir; “Milletler büyüme yolculuğuna çıktıklarında ne yeterli kaynakları vardı nede düzenli toplumları. Hatta stratejik özellikleri de yoktu.”

Gerçekten onlar ırmakların tam tersi yönünde hareket ettiler. Onlarda olan tek şey gelecek için olan derin bir bakış açılarıdır. Başarılı olmalarının temel unsuru şuymuş. Bu unsur tek değil ama birincisidir;4

‘’Bakışı olan milletler başarılıdırlar. Bakışı olmayan milletler ise tehlikededir.’’

Fred Polark’ın kitabı her ne kadar milletler için geçerli ise bir o kadar da çocuklar için geçerlidir. Çocukların gelecekleri tam olarak şu an ki bakış açılarına bağlıdır.


Singer’in araştırmasının sonucu şudur; ‘’ Zayıf öğrencilerin (çocukların) gelecekle ilgili hiçbir bakış açıları ya da fikirleri yoktur.’’ İlgilendikleri alan çok küçüktür. Geleceklerini sadece takdirnamelerinin belirleyeceğine inanıyorlar. Kişilikleri açısından zayıftırlar. Bu araştırma şunu gösteriyor;  ‘’Başarılı öğrenciler ya da çocuklar geleceklerinin kendi kontrolünde olduğunu hissediyorlar.’’ Beş On yıl sonra ki geleceği düşünebiliyorlar.

Başarılı kişilerin seçiminde IQ ya da aile yapısı önemli değildir. Birçok başarılı insan yoksul ailelerden gelmiştir. Ve sosyal aktiviteleri de çok iyi değildir. IQ testinde de iyi bir derece almamışlar. Bazı başarısız insanların IQ ları özel insanlar gibidir. Peki burada ki temel fark nedir; tabiki “Bakış Açısı”.

Gelecek hakkında derin bir bakış açısı

Tüm insanların ortak noktası gelecek hakkında ki derin bakış açılarıdır. Singer’in araştırmalarına göre (buradan daha iyi bir yer bulmak imkânsızdı) PS121 ilkokulu (Harlen Newyork). 1981 yılında Fujin Lenk mezuniyet balosunda bir konuşma yaptı. O, 1983 yılında bu okuldan mezun olmuştu. Şimdi o kendisini yetiştirmiş zengin birisiydi.

O, çocukların geleceğini ve sorunlarını çok endişe ederdi. Bundan dolayı onlara ümit vermeye karar vermişti. Fakat kürsüye çıkıp 6. Sınıf öğrencilerine, ailelerine ve arkadaşlarına baktığında anladı ki konuşmak onlar için faydalı olmayacaktı. Ve anında konuşmasını değiştirdi. Bu değişiklik ki o çocukların hayatlarını sonsuza kadar değiştirdi. O, konuşmasına bir iletişimle başladı. Ve kendi hikâyesini; Washington’da,  Martin Luter King’in bir konferansında ki  “Benim Rüyam Var” adlı konuşmasını anlatarak başladı. 6. Sınıf öğrencilerine dedi ki;

“Herkesin rüyası olması gerekir. Sizin rüyalarınız önemlidir. Çünkü geleceğinizi belirleyecek. Ve eğitim o geleceğin ana hatlarıdır.”

O, ortaokul, lise ve üniversite hakkında konuştu. Üniversiteyi anlattığında anladı ki çocukların çoğu için Üniversite ulaşılamayacak bir yerdir.  “Bunun için üniversiteye gidemeyeceğinizi düşünmeyin. Çünkü gidebilirsiniz.” Sonra orada 6. Sınıf öğrencilerine aile ve arkadaşlarının yanında söz verdi. Liseyi bitiren öğrencilere kendi eğitim bursu verecekti. Orada 6. Sınıf öğrencileri toplanmışlardı ki; Üniversiteye gitmek için hiçbir umutları yoktu.

Bir anda bu sözle karşılaştılar

Lenk çocukların alkışları arasında yerine oturdu. Lenk bursları veremeyeceğini biliyordu. Bunu çözmesi için bir yol çizmesi lazımdı. Destek toplamak için bir organizasyon kurdu. Aileler, öğretmenler ve sosyal grupları bir araya topladı ki çocuklar üniversiteye gidebileceklerine emin olabilsinler. O okulun geçmişinden biliyordu ki sadece %25’i liseyi bitirebilecek. Ve %25’lik gruptan hiç kimse üniversiteye gidemeyecek.

Fakat Lenk’in ve organizasyonunun yardımıyla 6. Sınıfta ki 52 kişinin 48’i liseyi bitirdiler. 48 kişiden 40’ı ise üniversiteye gittiler. Burada PS121 okulunu görüyoruz ki Benjamin Singer’in anlattığı şeyler gerçekleşmiş. Çocuğun bakış gücü toplumun yardımıyla iktisadi ve tarihi sorunlara hâkim olur ve kazanır. Ve çocuklara da iyi bir motive verir ki yüksek başarılara ulaşsınlar.


Çocuklarımıza sorduğumuzda gelecekte ne yapmak istiyorsun diye, onlara yardım etmiş oluruz. Ki önemli konular hakkında düşüne bilsinler. Hiçbir zaman cevaplarını önemsememezlik yapmayın. Hatta düşünceleri her hafta farklı farklı olsa bile. Çocuklarımızı dinlediğimiz zaman gelecek hakkında ki rüyalarının önemli olduğunu gösteririz. Ve bizim önem vermemiz özgüvenlerini kazanmalarına yardımcı olur. Yeteneklerini ortaya çıkarırlar ki geleceklerini kursunlar. Milletler ve çocuklar arasında benzer özellikler görürüz. Benzer güçler. BAKIŞIN GÜCÜ!..

Yanmak üzere olan bir insan

2.dünya savaşında milyonlarca insan (çoğu Yahudi, Polonya’lı ve Rus) bir toplama kampında öldüler. Viktor Frankel (Viyana’da yaşayan Yahudi bir Psikolog) Ashuits’te bir araştırma yaptı ve o burada kendi cevaplarını buldu. Ashuits’te araştırma yapmasının sebebi en zor durumlarda “Bakışın Gücü”ydü.

2. Dünya Savaşında Naziler tırlarla O’nu ve binlerce kişiyi bu yeryüzünde ki cehenneme getirmişler. Buraya getirildiğinde kendisi için üç tane ana hedef koymuş;

1. Ölmemek,

2. Kendi yeteneği ile insanları tedavi etmek,

3. Öğrenmek için çaba göstermek.

Bunu bir düşünün; “Yakılmayla yüz yüze olan bir insan, öğrenmeyi düşünüyor.”

Frankel üç hedefine de ulaştı. Savaştan sonra Viyana’ya döndü ve kendi kitabını (İnsan Anlam Peşinde)  yayınladı. Kendi gördüklerini ve öğrendiklerini açıkladı. Frankel kitabında toplama kampına getirilen insanların çoğunun anında idam edildiklerini yazdı. Ama Frankel’in odağı zor durumda bile iş yapmaktaydı.

Milyonlarca insan öldü. Ama sağ kalanlar içerisinde Frankel ortak bir nokta buldu. Ki onların hayatta kalmaları için yeterliydi.’’ Tüm hayatta kalan insanların gelecekte yapacakları çok önemli işleri vardı ve onları yapmaları gerekiyordu.’’

Tekrar ediyorum;

‘’Tüm sağ kalan insanların gelecekte önemli işleri vardı ki yapmaları gerekiyordu.’’

Burada aynı olguyu görürüz; İnanılmaz zorluklarla karşılaşabilmek için geleceğe BAKIŞIN GÜCÜ!.. Bu konuyu Frankel’in bir hikâyesi ile anlata biliriz. ‘’İki kişi kendilerini öldürmek istiyorlar.’’ Bu orada normal bir şeydi. Arkadaşları onlara geleceği hatırlatarak ölümden kurtardılar. Birisi için geleceği çocuğuydu ki onu çok seviyordu. Ve çocuğu yabancı bir ülkede onu bekliyordu. Diğeri için ise gelecek bir kişi değildi. O yazardı. Bazı kitaplarını henüz bitiremeden buraya getirilmişti. O kitapları, O’ndan başkası da bitiremezdi. Gelecek hakkında ki sorumluluklarını hissettikten sonra, geleceklerini kabul ettiler.

Farklı düşünmek gerekiyor, ne olursa olsun!

Yine Frankel anlatıyor; “Gerçekten göz yaşartıcı zor durumlarda ben kötü yaşamımızın küçük ayrıntılarını düşündüm. Bu gece yemekte ne verecekler. Eğer fazladan bir sosis verseler onu ekmekle değiştirsem olmaz mı? Acaba iki hafta önceden cebimde kalan bir dal sigaramı çorba ile değiştirsem daha iyi olmaz mı? Ayakkabı bağcıklarımın yerine kablo bulmayı nasıl başarırım? Kim bana yardım edebilir? Bu kadar yürümek yerine daha iyi yerde bir iş bulabilir miyim?

Her gün her saat bunları düşündüğüm için kendimden nefret ediyordum. Düşüncemi zorla başka bir tarafa yönlendirdim. Bir anda kendimi sıcak ve ışıklı bir konferans salonunda gördüm. Karşımda insanlar dikkatle benim konuşmamı dinliyorlardı. Burada yaşadığım şeyler hakkında konuşuyordum. Bu şekilde düşüncemi kötü düşüncelerden kurtardım.’’

Şimdi O onları geçmişin bir parçası olarak biliyordu. Frankel’in anlatmak istediği şey belli.  Aynı şekilde sizin için de gelecekte yapacağınız bir işin olması gereklidir. Geleceğe pozitif bakmalıyız. Hayatımıza anlamı aslında bu kadar. Bu insanın özelliğidir, geleceği görerek hayatta kalabilir. Ve bu hayatın en zor durumlarından kurtulmanın tek yoludur.

“Bakış; rüya ve yapının sonucudur.”

Yorum Yap