Tarih Vazgeçenleri Değil Mücadele Edip Kazananları Yazar

Network Marketing Songül Babacan

Merhabalar;
Ben Songül Babacan. 1974 tarihinde Trabzon un Araklı ilçesinde küçük bir köyde doğdum. 6 kız 3 erkekten oluşan 9 kardeşli bir ailenin 6.çocuğuyum. Tüm çocukluğum ve gençliğim köy yerinde geçti. Köy hayatını çok severdim. Evlilik yaşına gelene kadar burada hayatımın en güzel anlarını yaşadım. Gel zaman git zaman Sevgili eşim Kamil Bey ile tanışıp evlendik. Bu evlilikle köy hayatından şehir hayatına geçmiş bulundum. Kendimi sarayda kafesin içinde hissediyordum, çok zor alıştım şehir hayatına. Her şeye rağmen herkes gibi benim de Sınırlarımı zorlayan hayallerim, bunları gerçekleştirmek içinde hiç bitmeyen bir umudum vardı. Eşim Kamil Bey asgari ücretle çalışan biriydi. Ben ise sürekli bir şeyler üretmeyi çok seviyordum el sanatları kursunda sürekli bir şeyler tasarlayıp boş zamanlarımı değerlendiriyordum. Bu şekilde hem eşime hem de evime katkıda bulunuyordum. Çok kısıtlı imkanlarla büyümüş olmama rağmen içimde büyük bir başarı azmi vardı. Ama hiçbir zaman kazandığım beni tatmin etmiyordu çünkü daha fazlasını yapabilirdim. Çeşitli işlere kalkıştım ama kimse bana yapabilir gözüyle bakmadı. Benim ise kendime güvenim sonsuzdu ve herkesi düşüncelerinde haksız çıkaracaktım. Önce oğlum Berkan ı kucağıma aldım. Bu şekilde giderler arttı, bakım zorlaştı. Zamanım daraldı. Ama bunlar benim hayallerim için bir engel değildi. 3,5 sene sonra kızım Berika doğdu. Aynı zor zamanlar yine devam ediyordu ve aileden uzak kendi başıma bir şeyler başarma derdindeydim. ‘’Ben kadınım. Ben istersem yaparım’’ dedim kendime.

Arkadaşlarım sayesinde çeşitli network firmalarıyla çalıştım. Ama gerek kazancı gerekse ortamı beni tatmin etmedi. Arkadaş çevrem ‘’Sen yapamazsın, boş ver başka bir iş bul, ne gerek var zaman harcamaya’’ dediler. Hep araştırdım, öğrendim, kendimi geliştirdim. Bazen pes etme noktasına geldiğimde içimdeki kadının bana seslendiğini duydum. Düştüğüm yerden kalktım ve yeniden başladım. En sonunda gönlümde yatan şirketi buldum. Ve artık %100 Türk firması olan Farmasi ailesindeydim. Büyük bir heyecanla çalışmalarıma gaz verdim. Bu sırada Eşim Kamil Bey her Türk erkeği gibi eğitimlere katılmama çok müsaade etmiyordu. Ben ise komşuya gidiyorum diye evden çıkıp kendimi geliştirmek için ne gerekiyorsa onu araştırıyor, eğitimlere katılıyordum.

Gerçek olmayı bekleyen hayallerim vardı. Ölmeden Paris’i görmeliydim. Hep hayalini kurduğum arabayı sürmeliydim. Kendime ait evim olmalı ve çocuklarımı en güzel okullarda okutmalıydım. Hepsini de yaptım. Şuan Farmaside As Başkan Direktör olarak başka kişilerin hayatlarına dokunuyor, hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı oluyorum. Onların gönüllerinde ki dostları yüzünde ki tebessüm oldum. Artık eşim Kamil Bey de bana inanıyor ve destek oluyor. Anlayacağınız yine bir kadının fendi erkeği yenmiş oldu

Hanımlar! ben bunu nasıl başardım biliyor musunuz?
1. Kimse bana inanmazken ben kendime inandım.
2. Hep ‘’daha iyisini yapabilirim’’ dedim.
3. Hiçbir zorluğu kendime engel görmedim.
4. Bu kadın işi değil demedim. Tam tersi kadın isterse yapar dedim.

Şu an Türkiye’deki on binlerce kişi ile başka hayatlara dokunmaya devam ediyoruz. Kimseye muhtaç olmayın. Kendi kendinize yetin. Yeter ki sizde isteyin. İsteyin ve başarın…
Saygılarımla…