Yaptığımız en büyük hatalardan biri de hatalarımızdan daima bir şeyler öğrendiğimizi varsaymamızdır. Hiç kimse hata yapmaktan hoşlanmaz zamanını, enerjisini veya parasını kaybetmek istemez. Bu yüzden yapmamamızı istediğimiz şeylerden bir şeyler öğrenmek için çaba sarf etmeliyiz. İşlevsel felsefenin ve pragmatist felsefenin babası John Dewey, bu noktayı açıkça ortaya koydu:

“Gerçekten düşünen kişi, başarısızlıklarından, başarılarından olduğu kadar çok şey öğrenir.”

Hatalarından ders almak otomatik olarak gerçekleşmez .Düşünme ve yansıtma gerektirir. İşte yirmili yaşlarımda yaptığım hatalardan öğrendiğim dersler üzerine düşüncelerim.

  1. Her şeyi bildiğinizi sanmaktan vazgeçin.

Her defasında sizden daha zeki insanları dinlemiyorsanız, akıllı görünmek istediğinizde veya her şeyi bildiğinizi düşündüğünüzde, aptal oluyorsunuz. Egonuzu yana doğru hareket ettirmenin ve hayatın başkalarını etkilemekten ibaret olmadığını anlamanın zamanı geldi. Bazı şeylere ulaşmak istiyorsan, mütevazı olman gerekir.

  1. Mutsuzluğunuz İçin İnsanları Suçlama

Çocukken başkalarının sorumluluğu altındasınızdır. Bu ebeveynleriniz, kardeşleriniz, aile üyeleriniz, koruyucu ebeveynler veya sorumluluk alan başka herhangi bir kişi olabilir. Bu nedenle, sizden birisinin sorumlu olduğunu varsayarsınız. Ama bu doğru değil. Büyüdüğünde, kendinden sorumlusun. Bu yüzden mutsuz olduğunuz zaman başkalarını suçlamak yerine, çözüm arayın.

“Hata Yapmanın Yararları” adlı içeriğimiz için>>

  1. Aslında Çok Zamanınız Yok

Gençken, sonsuz bir zaman denizine sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz. İstediğin her şeyi yapabilirsin. Sonra gözünü açıp kapatıyorsunuz ve otuzuncu doğum gününü kutluyorsunuz.Zamanı dikkatli kullanmak kendinize yapacağınız en güzel iyilik.

  1. Muhtemelen Düşündüğün Kadar Müthiş Değilsin

Her zaman senden daha iyi görünen, daha havalı, daha zeki, daha güçlü ya da adını sen koy. Her zaman bu saydıklarımız olacaktır. Öyleyse harika olduğunu düşünmeyi bırak. Çünkü bu ifade kendini başkalarıyla karşılaştırdığın anlamına geliyor. Sadece kendin ol ve kendini başkalarıyla kıyaslama.

  1. Öğrenmeyi Asla Bırakma

Öğrenmeyi ve kendini geliştirmeyi bıraktığında; kendine en büyük kötülüğü yapıyorsun. Üniversiteden çıktığında ya da işi başlayınca öğrenmeyi bırakırsan iki yıl sonra kendimi sıkışmış ve yetersiz hissetmen çok normal.Her gün bir şeyler öğrenmek için kendini zorla. İyileşmiyorsan daha kötüye gidiyorsun.

  1. Zor Şeyler Yapmak Size Daha Fazla Zevk Verir

Zor işleri yapmak hayatınıza, zamanınıza, enerjinize ve paranıza daha fazla geri dönüş sağlayacaktır. Çok çaba gerektiren bir şey yaptığınızda, kendinizi iyi hissedersiniz. Yorgun olduğunuzda ve spor salonuna sıkı bir çalışma için hâlâ giderken, rakipsiz bir başarı ve gurur duygusu hissedersiniz.

  1. Küçük Kararlar Büyük Çıktılara Yol Açıyor

Bugün “uyumak, fazla uyumak fena fikir değil,” değil mi? Bugün antrenmanını atlamanı kimse umursamıyor, değil mi? Son paranla bir alışverişe çıkmak harika bir teklif, değil mi? Cevap hayır, hayır, hayır ve yaşamınız üzerinde hiçbir etkisi olmadığını düşündüğünüz diğer küçük kararların hepsine HAYIR . Gerçek şu ki, hayatınız küçük kararlarınızın sonucudur.

“Sen, her gün yaptığın şeysin.”

Bu, bugün hayatınızı değiştirebileceğiniz anlamına gelir . Peki ya hata yapmaya devam edersen? Kim umursar ki? Her zaman hatalarından bir şeyler öğreneceğinden emin ol.

Hayatımızı Kötü Kılan 10 Büyük Hata >>

Bugün sizinle ağ pazarlamasında kaçınacak insanlar hakkında konuşmak istiyoruz. Söyleyeceğimiz şeyi dinleyip uygularsanız, bu yazıdaki tavsiyelerin size zaman ve gönül rahatlığı kazandıracağını düşünüyoruz.

Öncelikle ve en önemlisi, pazarlama ağı endüstrisi hakkında en güzel şeylerden biri, birlikte çalıştığınız kişiyi SEÇMENİZ. Unutmayın ki sponsor olduğunuz herkes potansiyel olarak sizinle birlikte bir LIFE-LONG iş ortağı olabilir. Öyleyse, kime sponsor olmayı seçeceğiniz konusunda seçici olun. Birisi sizi sinirlendiriyorsa, yalan söylüyorsa, olumsuz bir tutum sergiliyorsa ya da dürüst değilse, onlarla günlük olarak çalışmak ister misiniz?

Peki kimden kaçınmalısın?

Kaçınmanız gereken iki grup insan var (işinizde ve hayatta). Bu iki tip insan tembel insanlar ve negatif insanlardır. Bu makalenin geri kalanında, her bir insan grubu hakkında daha fazla konuşacağız.

Tembel İnsanlar

Tembel insanlar her yerdeler. Muhtemelen bu kategorideki birçok insanı biliyorsunuzdur. Bunlar, hayatta her şeyin kendisine verilmesini isteyen millet. Hükümetin onlarla ilgilenmesini bekliyorlar. Çok az da olsa iş yerinde maaşlarında büyük bir artış bekliyorlar.  Bu kesim başarılı değil ve sadece yakınır, konuşur dururlar.

Bunlar, ağ pazarlama sektörüne katılan ve ilk ayın sonunda henüz zengin olmadıklarından şikayet eden kesimdir. Ve bunlar, ürünleri veya işletmeyi hiç kimseyle paylaşmamış olanlardır. Piyango zihniyetlerine sahipler ve işi, kendisinden başkasını herkesin yapmasını bekliyorlar. Başarılı insanların yaptıklarından hoşlanmazlar.

Veba gibi bu insanlardan kaçının. Kendi kendine yardım etmeye istekli olmayan birisine yardım etmeye çalışarak zamanınızı ve paranızı boşa harcarsınız.

Negatif İnsanlar

Ağ pazarlama sektöründe kaçınmak istediğiniz bir sonraki grup negatif kişilerdir. Bunlar her şeyde olumsuz gören millettir. Onlar her zaman karamsardırlar. Bardağın her zaman yarısı boştur onlara göre. Sadece kötü şeylere odaklanırlar.

Etraflarındayken seni germeleri çok normaldir. Odaya girdiklerinde herkes onların ne zaman gideceklerini sorgular. Her zaman, her şeyden şikayet ederler. Onlara göre, iyi giden 99 şey olsa bile, çalışmayan bir 1 şey çok önemlidir.

Olumsuz insanlarla ilgili sorun, yeterince etrafta dolanırsanız, sonunda sizi kendi seviyelerine indirecek olmalarıdır. Doğru, kötü bir elmanın iyi elmalar ile dolu bir varili mahvedebileceği doğru. Bu insanlardan ne pahasına olursa olsun kaçının ve onlarla zaman harcamayın.

Son düşünceler

Sonuç olarak, ağ pazarlamadaki belirli insan gruplarından kaçınmanız gerekir. İnanın, birlikte çalıştığınız kişi, sponsor olduğunuz kişiler ve üst sıranla ilgili seçici olmak zorundasınız. İnsanların iyi bir tavır, açık bir zihin ve güçlü bir iş ahlakına sahip olmasını istemeniz kötü bir şey değildir. Sizi aşağı çeken değil, sizi büyüten ve teşvik eden insanlarla çalışmak istersiniz.

Günümüzün karmaşık ve sürekli değişen toplumunda, hayatınızın bir noktasında endişeli ve stresli hissetmemek neredeyse imkansızdır. Stres ve anksiyete, hepimiz için bir yaşam gerçeği haline geldi ve hepimiz, stresin yaşamımızda neden olabileceği olumsuz etkilerle başa çıkmak zorundayız. Stres, bir gecede aniden hayatınıza giren bir şey değildir. Stres yavaş yavaş zamanla büyür ve bu konuda hiçbir şey yapmamayı seçtiğinizde daha da kötüleşir.

“Stresin, hayatında olanlardan gelmediğini unutma. Hayatında olup bitenlerle ilgili düşüncelerinden geliyor. ”- Andrew J. Bernstein

Stresin tatsız yanıyla başa çıkmamanın sonuçları zihinsel, fiziksel ve genel refahınız için ölümcül olabilir. Ancak, umut var. Stresin yaşamınızdaki olumsuz etkilerini en aza indirmenin ve kontrol etmenin yolları vardır.

Stres tetikleyicilerinizin ne olduğunu ve hangi başa çıkma mekanizmalarının sizin için en iyi şekilde çalıştığını anladığınızda, yaşamınızdaki endişe ve stres düzeylerini yönetme yolundasınız demektir.

Stres ve Kaygı Etkisi

►Network Marketing İle İlgili Tüm Konu,Soru ve Cevaplar YouTube Kanalımızda

Stres ve anksiyete konusunda çok fazla araştırma yapıldı. Örneğin, yapılan araştırmalar; hangi cinsiyet daha çok stresli, hangi yaş grubu en çok strese maruz kalıyor, hangi ülke en çok stresli, hangi işyerlerinde yüksek stres yaratıyor, stresin tetikleyicileri ne, strese devlet ve halk sağlığı sistemine kadar liste devam ediyor.

Tüm bu araştırmaların vurguladığı şey, stresin evrensel olarak pek çok kişi tarafından deneyimlenmesidir. Ancak sorun, tüm bu araştırmalara ve hepimizin bildiği gerçeğe rağmen, stresin dünyada yaşamın tatsız bir gerçeği olması stresle başa çıkmada pek iyi olmamasıdır. Stresle başa çıkmakta çok kötü olduğumuz için, artık stresin şu anda en ölümcül hastalıklara ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açan en önemli nedenlerden biri olduğu bir kriz noktası olduğunu görüyoruz – yüksek tansiyon, kalp hastalığı, kanser, inme, obezite ve uykusuzluk, yüksek düzeyde stres ile doğrudan ilişkili veya doğrudan etkilenebilecek tıbbi durumlardır.

Çalışan Anksiyete Başa Çıkma Mekanizmaları

Bu 5 strateji, yaşamınızdaki stres seviyelerini yönetmenize ve fiziksel ve zihinsel olarak stres ve kaygının yaşamınız üzerinde yapabileceği zararlı etkilerden kaçınmanıza olanak sağlayacaktır.

  1. Kaygı ve Stres Arasındaki Farkı Bilmek

“Dalgaları durduramazsınız, ancak sörf yapmayı öğrenebilirsiniz.”

Stres ve anksiyete arasındaki farkı bilmek, yüksek stres seviyelerinin yaşamınızdaki etkisini azaltmanızın anahtarıdır. Stres, bir durumdaki tehdide bir cevaptır. Anksiyete strese bir tepkidir. Sürekli olarak yüksek düzeyde strese maruz kalırsak, endişemiz artacaktır. Stres ve endişe ile ilgili olarak, başa çıkma mekanizmalarında hepimiz çok farklıyız. Bir kişi için stresli olan, mutlaka bir başkası için stresli olmayabilir. Endişeli olduğumuzda yaşadığımız semptomlara genellikle ‘dövüş ya da uçuş’ yanıtı denir. Bu, insanların öncelikli olarak ya savaşmalarına ya da tehlikelerden kaçmalarına yardımcı olma kaygısı yaşadıkları fikrinden geliyor.

Örneğin, bir hırsız gördüyseniz, size açık olan iki seçenek ya onlarla savaşmak ya da kaçmaya çalışmaktır. Bizim kavga ya da uçuş tepkisi bu noktada bize yardımcı olmak için devreye girer. Sorun şu ki, günümüzün karmaşık dünyasında, sürekli bozulmaya ve değişime maruz kalıyoruz. Daha stresli hayatlar yaşadığımız için, bedenimiz ve zihinlerimiz henüz bu değişikliklere yetmedi. Sonuç olarak, artık yararlı olmadığı durumlarda endişe duyuyoruz, çünkü onlardan kaçamayız. (örneğin, iş veya finansal baskılar)

  1. Yararsız Düşüncelerinize Nasıl Meydan Okunacağını Öğrenin

Bazı şeyler hakkında düşünme biçimimizin kaygı düzeyimiz üzerinde etkisi var. Bu düşüncelerin çoğu kontrolümüz dışında gerçekleşir ve olumsuz ya da yararsız olabilir. Bu nedenle, onların sadece düşünceler olduğunu, herhangi bir gerçek temeli olmadan ve mutlaka gerçek olmadıklarını hatırlamak önemlidir.

Bu soruları, dikkatinizi çeken yararsız düşüncelere uygulamaya çalışın. Kaygı düzeyinizi azaltmanıza yardımcı olabilir. Düşüncelerinizin gerçekçi ve dengeli olduğunu test etmek için bu tekniği kullanabilirsiniz.

  1. Çözüm Arayıcı Olmayı Öğrenin

Sorunun duygusuna bu kadar daldırdığınızda, bir sorunu çözmek genellikle zordur. Karşılaştığınız sorunların üstesinden gelmenin ve stres seviyenizi hafifletmenin bir yolu bu üç adımı takip etmektir:

1.Sorunun ne olduğunu belirleyin ve yazın

2.Potansiyel çözümlerin bir listesini bulun ve bunları yazın

3.Listenizden en iyi çözümü seçin ve sonra test edin. Nasıl gittiğini ve işe yaramadığını görmek başka bir çözüm seçin.

“Bütün merdivenleri görmek zorunda değilsin, sadece ilk adımı at.” – Martin Luther King

Sadece bir adım atarak, sorununuza çözüm bulmaya doğru yaklaştığınızı vurgulamaktadır. Her şey bir anda bir adım atmakla ilgili – çözüm arayanların yaptığı budur.

  1. Endişelenen Harcama Zamanını Sınırla

Endişeli insanlar zamanlarının çoğunu endişe etmeye harcarlar. Bazen, ‘kapanmayı’ ve rahatlamayı çok zor buldukları noktadan endişe ediyorlar.

Gerçekten de, stresli ve endişeli hissetme konusunda en sinir bozucu şeylerden biri, genellikle bunun yanında ortaya çıkan görünüşte kontrol edilemeyen endişedir.

Bu nedenle, endişelenmek için harcadığınız zamanı azaltabilirseniz, endişe seviyenizi azaltabilirsiniz. Endişelenmeye harcadığınız zamanı azaltmak için, endişelenmenize izin vermek için kendinize günde 10 dakika gibi “sınırlı” bir süre verin. Gün boyunca aklınıza gelen endişeler, bunları yazın. O zaman endişelenme zamanın gelene kadar onları unut. Genellikle bunu daha sonra yapmak en iyisidir.

‘Endişe zamanı’ sadece endişe ettiğiniz zamanı azaltmanıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda endişe içinde olup olmadığınıza dair daha fazla kontrol sahibi olabileceğinizi de kanıtlar.

  1. Rahatlamayı ve Buna Nasıl Karar Vereceğini Öğrenin

Rahatlamak ve eğlenceli aktiviteler yapmak için zaman ayırmak önemlidir. Bu bedeni ve zihni sakinleştirerek anksiyete seviyelerinizi azaltmanıza yardımcı olabilir. Aynı zamanda uyumana yardımcı olabilir.

Gevşemek için zaman ayırmadan, bunalmış ve stresli hissetmek kolaydır. Gevşeme, zevk aldığınız bir şeyi yapmayı veya yalnızca kendiniz olmayı içerebilir. İyi örnekler kitap okumak ve ya yürümek olabilir. Yaptıkların gerçekten önemli değil. Hoşunuza giden bir şey seçmeye çalışın ve yapmayı dört gözle bekleyin. Egzersiz özellikle rahatlamanıza yardımcı olur. Araştırmalar, sürekli aktif olmanız durumunda, stres seviyelerinizi yönetmede çok daha etkili olduğunuzu göstermiştir.

Solunumunuzu nasıl kontrol edeceğinizi öğrenmek, endişeli veya stresli olduğunuzda başınızı döndüğünüzde veya hafif bir şekilde hissettiğinizde özellikle yararlı olabilecek basit bir tekniktir. Bu bazen olur, çünkü insanların nefes alması değişir ve kendilerini sıkıntılı hissettiklerinde daha hızlı olur. Bu rahatsız edici ve nahoş bir deneyim olabilir. Öğrenme kontrollü nefes egzersizleri daha etkili bu duyguları yönetmek için yardımcı olabilir. Ayrıca aklınıza ve bedeninize sakinleşmek için bir şans vermede yardımcı olabilir.

“Hayat senin yaşadıklarının yüzde onu, buna nasıl cevap verdiğin yüzde doksanı.” – Dorothy M. Neddermeyer

Kas gevşetme egzersizleri, bu tür rahatsız edici semptomları kontrol etmenize yardımcı olabilir. Fiziksel gerginliği azaltabilir ve genel olarak rahatlamanıza yardımcı olabilirler. Yoga , masaj ve meditasyon vücudunuzun ve zihninizin gevşemesine yardımcı olmak için mükemmel aktivitelerdir.

  1. Kendinizi Tanıyın ve Başkalarıyla Bağlantı Kurun

Yaşamınızdaki stres düzeyini başarıyla yönetmeniz için sağlam bir temel oluşturacak olan bu başa çıkma mekanizmasıdır. Kaygı ve stres düzeyimiz, neyi başaramadığımız veya neyi başaramadığımız konusunda endişe duyduğumuzda artar. Kendimize her zaman “mükemmel” olmamanın tamam olduğu konusunda izin verirsek, endişe ve stres düzeylerimiz daha yönetilebilirdir.

“Gençlere Networking Başarısı İçin 5 Stratej” adlı içerik için>>

Korkularınızı ve endişelerinizi bağlı olduğunuz insanlarla paylaşmak, korkularınızla yüzleşmenize ve problemlerinizi çözmenize yardımcı olacaktır. Duygularınızı başkalarıyla tartışmaktan utanmış veya korkmuş hissetmenize rağmen, paylaşım bir sorunla başa çıkmanın bir yolu olabilir. Ve sizi dinleyecek birinin olması, desteklenmiş hissetmenize yardımcı olabilir.

Desteklendiğinizi hissettiğinizde, sürekli kaçınma döngüsünü kırarak istediğiniz veya yapmanız gereken şeyleri yapmanız daha olasıdır. Şanslar, durumun gerçeği beklediğiniz kadar kötü olmayacak, sizi yönetmeye daha iyi donanımlı hale getirecek ve endişenizi azaltacaktır.

Son düşünceler

Kaygıyla 6 başa çıkma mekanizması, yaşamınızdaki stres düzeyini yönetmenize yardımcı olacak araçlardır. Bu stratejileri denemeye karar verirseniz, kendinizi rahat hissetmemesi için hazırlıklı olun ve bu değişiklik gece boyunca gerçekleşmeyecek.

Denemeye devam et ve pes etme. Hayatınızı sonuna kadar yaşayabileceğiniz bir hediye ve gelecek yaratmak isteyen her zaman bir çözüm arayıcısı olmak için inancınızı bulmak için derinlere inin.

“Fırsatı yakalamak için, önce fırsatın nasıl kaçtığına bakmak lazım.”

Dr. Emre Soyer, Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde davranış bilimi üzerine çalışmalar yapmaktadır. Karar alma, algı, akıl yürütme, problem çözme, yaratıcılık, kritik düşünme gibi alanlarda hem eğitim vermekte hem de araştırmalar yapmaktadır.

Nottingham, Koç ve Bocconi Üniversitelerinde ekonomi üzerine eğitimler gördükten sonra, doktorasını Pompeu Fabra Üniversitesi’nden almıştır.

Konuşmalarında insanların farklı bakış açılarını yakalayabilmeleri için bir çok örnek sunan Dr. Emre Soyer’in TEDx konuşmasını birlikte izleyelim;

“Kaybedeceksem, savaşarak kaybedeceğim.”

Birçoğumuzun aslında sosyal medya üzerinden tanımış olduğu Neslican Tay, deyim yerindeyse bize savaşmanın ne olduğunu canlı olarak göstermiştir. 3 defa kanseri yenmiş, 4. defa artık bünyesi kaldıramamıştır.

Sosyal medya üzerinden her ne kadar prim kasıyor diye Neslican’ı linç etmeye çalışsalar da aslında o biliyordu ne yaptığını… Tüm dünyaya kendisinin ne kadar büyük bir savaşçı olduğunu haykırıyordu. Neden mi? Çünkü yaşamayı seviyordu, tüm dünyaya söz veriyordu; yeniden kazanmak için…

Belki son defa savaşı kazanamadı ama arkasında gerçekten gerçekten saf bir yaşama arzusu için savaşmanın ne demek olduğu konusunda insanların kalbinde bir ateş bıraktı. Savaşının son anında tüm Türkiye’yi hüzne boğan Neslican Tay’ın, hayatı sevmeye dair, gereksiz konulara takılıp da yaşamayı kaçırmamak adına tekrar tekrar izlenmesi gereken TEDx konuşmasını gelin birlikte izleyelim;

İnsan tercihleriyle hayatını güzelleştirebilir de çirkinleştirebilir de. İnsan hayatına, kendisine ve çevresine kötü sözler söyleyip yuhalıyorsa enkazlar yaratır, fakat hayatına, kendisine ve çevresine güzel sözler söyleyip sevgi ve tebessüm katıyorsa harikalar yaratır. Yani hayatımızı anlamlı kılmak ve güzelleştirmek bizim elimizdedir. Hepimiz bir başkasının yaşamına ışık tutacak, hayatını güzelleştirecek kadar güçlüyüz aslında.

Kelebek etkisini bilir misiniz?

Edward Norton Lorenz’in kelebek etkisi teorisini birçoğumuz duymuşuzdur. Lorenz teorisiyle ilgili şu örneği vermiştir: “Amazon ormanlarında bir kelebeğin kanat çırpması , ABD’ de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir.” Bunu bir hikayeyle pekiştirelim:

Bir lisenin eski mezunlarının buluştuğu gün, bazı eski öğrenciler kürsüde okula dair hatıralarını anlatıyorlardı. Yirmi yıl önce mezun olmuş öğrencilerden biri, ikinci sınıftaki sanat öğretmeninden bahsetti. Üniversiteye gitmeye onun teşvikiyle karar verdiğini ve şimdi iyi bir üniversitede profesör olduğunu, hayatından da memnun olduğunu söyledi. Günün ilerleyen saatlerinde, öğretmen ile eski öğrenci, uzun yıllar sonra birbirini bulmayı başardılar.

“Öğrettiklerim hakkında söylediklerin için teşekkür ederim” dedi sanat öğretmeni. “Bana çok güzel bir gün geçirmemi sağladın.”

“Rica ederim” diye cevap verdi öğrencisi. “Teşekkür etmek benim boynumun borcu. Çünkü siz günümü değil, bütün bir hayatımı güzelleştirdiniz!”

Her insanın kendi hayatında farklılıklar yaratabilecek kadar yaratıcılığı vardır. Ve bunu sadece kendi hayatımızı anlamlandırmak, güzelleştirmek için değil; başkalarının hayatlarına dokunabilmek, ışık tutabilmek, anlam katabilmek için de kullanabiliriz. Biliyoruz ki başkalarına yapacağımız küçük  bir davranışın bile geri dönüşü vardır. O zaman sadece kendimiz için değil, başkaları için de bir şeyler yapmalıyız.

Ne güzel özetlemiş Konfüçyüs :

“Bir insan, hayatını kurarken başkalarını da destekliyor, kendini geliştirirken, başkalarının da gelişmesine yardımcı oluyorsa o, insanları seviyordur.”

Hayatın içinde güzellikler olduğu kadar sıkıntılar da yer alır. İçinden çıkamadığınız sıkıntılar karşısında “ bunlar başımıza nereden geldi?” demek, birilerini veya kendinizi suçlamak yerine enerjinizi sıkıntılarınızı çözmek için harcarsanız dünya daha da yaşanır hale gelir. Karakterimizi daha çok yaşadığımız sıkıntılar oluşturur. Karakterimizi şekillendirip sağlamlaştırır. Yani bizim en iyi öğretmenimiz olurlar.

Yaşadığınız zorlukları sizi olgunlaştıran, geliştiren, daha çok güçlendiren kısaca size gönderilen bir hediye gibi görün. Hayatınızda kargaşa yaratan şey, problemin kendisi değil, sizin ona verdiğiniz tepkidir. Sorunlarınıza tepki değil, cevap verin. Tepki, içgüdüsel olarak gösterilen şeylerken; cevap ise, etraflıca düşünülerek oluşturulmuş şeylerdir. Unutmayın: “Sağlam ağaçlar en sert rüzgarlarda yetişir.”

Ve şu da hafızlarımızda yer edinsin! Hayatında her şey güzel olduğu için mi mutlu olur bir insan? Hayır. İnsan hayatındaki olaylara karşı tutumu doğru olduğu için mutludur.

Her şeye kötümser bakan, hiçbir şeyden memnun olmayan bir kızına babasının verdiği ibretlik derse bir göz atalım:

Bir zamanlar her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayatı ona göre çok kötüydü ve savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.

Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçı olan babası ona bir ders vermeye karar verdi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca bir cezveye patates, diğerine bir yumurta ve sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu durumu seyrediyor ve sonunda karşılacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.

Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşaltıp kızına dönerek sordu:

-Ne görüyorsun?

-Patates, yumurta ve kahve diye alaylı bir şekilde cevap verdi kızı.

-Daha yakından bak bir de! dedi baba. Patatese dokun.

Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.

-Aynı şekilde yumurtayı da incele.

Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.

En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.

Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı.

-Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?

Babası patatesin de yumurtanın da kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepkiler vermişlerdi. Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü. Yumurta ise çok kırılgandı. Dışındaki ince kabuğu içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca yumurtanın içi sertleşmiş, katılaşmıştı.

Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı.Kaynar suyun içinde kalınca kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı. “Sen hangisisin?” diye sordu kızına.

– “Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Patates gibi yumuşayıp eriyecek misin? Yumurta gibi kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?”

Peki siz hangisisiniz? Yumurta ve patates gibiyseniz, patates ve yumurta olmak canınızı yakıp bedeninizi, ruhunuzu yıpratır. Fakat kahve çekirdekleri gibiyseniz karşılaşacağınız kötü olaylara karşı daha iyi tepki verir, çevrenizdekileri daha iyi hale getirirsiniz.

Bir Kızılderili atasözü vardır:

“Her trajedi, diğer elinde bir hediye ile beraber gelir. Ama genellikle acı çekmekle öylesine meşgul oluruz ki hediyenin farkına varamayız. O da geldiği gibi yitip gider.”

Karmaşık sorunların çözülmesi zor bir süreç gibi görünebilir. Sadece doğru zihin çerçevesine ve problemin çözülmesine yönelik bir sürece ihtiyacınız var. Neyse ki sizin için, işyerinde size gelen sorunları çözmek için mevcut birçok teknik var. Bir problemle karşılaştığınızda, nereden başlıyorsunuz? Ve hangi problem çözme teknikleri iyi kararlar vermenize yardımcı olur?

Problem Çözmede Kaç Adım Var?

Özünde, problem çözme metodik dört aşamalı bir süreçtir. Bilimsel Metot’a ilk girişten itibaren bu adımları  hatırlayabilirsiniz.

  1. İlk önce sorunu tanımlamanız gerekir . Sebebi nedir? Bir problemin olduğuna dair işaretler nelerdir?
  2. Ardından, çözümler için çeşitli seçenekleri belirlersiniz . Bunu çözmek için iyi fikirler nelerdir?
  3. Ardından seçeneklerinizi değerlendirin ve birini seçin. Sorunu çözmek için en iyi seçenek nedir? En kolay seçenek nedir? Nasıl öncelik vermelisin?
  4. Son olarak, seçilen çözümü uygulayın . Sorunu çözüyor mu? Denemeniz gereken başka bir seçenek var mı?

“Yaratıcılığınızı Arttırma Teknikleri” adlı makalemiz için >>

Yaratıcı Problem Çözme Teknikleri

Yaratıcı olmanın tam zamanı! Bunun sadece beyin fırtınası yapmak için hazır olmayan yöntemlerin bir listesi olacağını düşünebilirsiniz. Yaratıcı problem çözme geleneksel beyin fırtınasının babası olarak görülen Sidney Parnes ve Alex Osborn tarafından formüle edilmiş resmi bir süreçtir . Onların yaratıcı problem çözme süreci, bazı şeyleri vurgular:

Diğer Problem Çözme Araçları

Hurson’ın Üretken Düşünme Modelini Kullanın Think Better adlı kitabında , yazar Tim Hurson, problemleri yaratıcı bir şekilde çözmek için 6 adımlı bir model önerdi. Üretken düşünme modelindeki adımlar :

  1. “Neler oluyor?” Diye sorun. Sorunu ve şirketiniz üzerindeki etkisini tanımlayın, ardından gelecekle ilgili vizyonunuzu netleştirin.
  2. “Başarı nedir?” Çözümün ne yapması gerektiğini, hangi kaynaklara ihtiyacı olduğunu, kapsamı ve sahip olması gereken değerleri tanımlayın .
  3. “Soru nedir?” Cevaplandığında sorunu çözecek uzun bir soru listesi oluşturun.
  4. Cevaplar üretin . Soruları 3. adımdan itibaren cevaplayın.
  5. Çözümü hazırlayın . Fikirleri 2. adımdaki ölçütlere göre potansiyel ile değerlendirin. Bir çözüm seçin.
  6. Kaynakları hizalayın. Çözümü yürütecek kişileri ve kaynakları belirleyin.

Sebebi ve Etkisini Görmek için Balık Kılçığı Şeması kullanın

Sorunu tanımlamanın en önemli kısmı olası kök nedene bakmaktır. Kendinize aşağıdaki gibi sorular sormanız gerekecek:

Temel olarak, etkiyi sorun ifadesi olarak sağ tarafa koyarsınız. Ardından, soldaki tüm olası nedenleri daha büyük neden kategorilerine ayırarak listelersiniz. Oluşan şekil bir balık iskeletine benzer. “Bu sorun balık kokuyor” demenin mükemmel bir yolu.

“Problemlerinizi Artık Bu Şekilde Çözebilirsiniz!” adlı makalemiz için >>

Çözüm Bulmak için Analojileri Kullanın

Kullanabileceğiniz başka bir araç analojilerdir. Analojik düşünme, farklı bir alandaki bir soruna yardımcı olmak için bir alandaki bilgileri kullanır. Kısacası, farklı bir sorunu çözmek, asıl soruna bir çözüm bulmanızı sağlayabilir. Örnek: Radyasyon Probleminde, doktorda ameliyat edilemeyen, tümörlü bir hasta var. Doktor, tümörü yok etmek için ışınları kullanabilir ancak aynı zamanda sağlıklı dokuları da yok eder.

Hatalar kimi zaman lütuftur. Yanlışınızı düzeltmek için bir şanstır. O şansı çok iyi kullanmak da kişinin kendi ellindedir. Hata yapmak elbette ki can sıkıcıdır. Ama sonucunda da sizlere getirisi olacağını unutmamak hatalarınızdan ders çıkarmanızı kolaylaştıracaktır. Hata yapmanın yararlarından bazıları şunlardır:

  1. Hatalar büyümenize ve gelişmenize yardımcı olur

Hata yapmadığınızda, bildiklerinize bağlı kalabilirsiniz, ancak hata yapmak, gözlerinizi muhtemelen tanımadığınız yeni bilgilere açar ve bu kişi olarak büyümenize yardımcı olur.

  1. Öğrendikleriniz yanınıza kar kalacaktır.

Bunu bilemeyebilirsiniz, ancak hata yapmak, haklı olmak istemeniz için ek bir arzu getirir ve bu, gerçekten daha iyi bilgi edinmeniz için sizi teşvik edecektir. Hata yapmaktan öğrendiğim şeylerin sayısını saymak mümkün değildir ve öğrenilenler asla sizi terk etmeyecek; onlar sizin bir parçanız olacaklardır.

  1. Hatalar sizi gerçeğe götürür.

Bazen, çok fazla başarı sizi yenilmez, gururlu ve hatta gerçekçi olmayanı hissetmeye teşvik edebilir. Hata yapmak her zaman size günün sonunda sadece insan olduğunuzu fark etmenizi sağlayacak mütevazı bir duygu getirecektir.

  1. Sizi daha akıllı yapar

Yaptığınız her hata ile bir ders çıkarırsanız daha akıllı olursunuz.

Al Franken’den bir alıntı:

“Hatalar insan olmanın bir parçasıdır. Hatalarınızı yaptıkları şey için takdir edin. Ölümcül bir hata olmadığı sürece zor yoldan öğrenilebilen değerli hayat dersleridir. ”

“Başarılı Olmak İstiyorsanız, Şimdiden Bunları Yapın” adlı makalemiz için >>

  1. Hatalar affetmeyi öğretiyor

Hatalardan bir şeyler öğrenmek harika bir şeydir.  Kendinizi affetmeyi, başkalarını affetmeyi öğretirler.

Steve Maraboli’den bir alıntı:

“Gerçek şu ki, kendinizi affetmediğiniz sürece, durumu affetmediğiniz sürece, ilerleyemezsiniz.”

Güven, bizlerin başarısında anahtar rol oynamaktadır – hızla büyüyen bir doğrudan satış işi kurmak da dahil olmak üzere birçok insan gerektiğinde bunları toplamak için mücadele eder.. İyi haber şu ki, birkaç faydalı ipucu kullanarak, olmayı istediğiniz kişi, o “kendinden emin bir kişi” olabilirsiniz.

Güven doğal olarak doğuştan gelmez üzülmeyin, bu konuda yalnız değilsiniz. Çünkü birkaç kişi sarsılmaz bir inançla doğuyor. Yaşam boyunca bu kavramı cilalayabilirsiniz. Azalabilir ve hatta en iyi liderlerin bile “güvensiz oldukları” günleri vardır.

Ayrıca, doğrudan satışta kadınların başarısının önündeki en büyük engellerden birinin, (istatistiklerin kadınların baskın olduğunu gösterdiği bir sektörde) önemli etkiye sahip bir mesele olan “güven eksikliği” olduğu da söyleniyor. Ancak, bildirilen  güven açığı cinsiyet olmasına rağmen, kadınlar kendilerinden kuşku duyma konusunda yalnız değillerdir. Hepimizin güvenimizi sarsacağı zamanlarımız var.

Başarılı olmanıza yardımcı olacak bazı güven artırıcı ipuçları:

1 – Başarı için giyin

Başarı için giyinme biraz belirgin görünebilir, ancak bu iyi bir izlenim vermek için sadece akıllı giysiler giymenin ötesine geçer. Bakımlı olmak ve profesyonel bir görünüm, daha emin hissettirir. Bununla birlikte, son zamanlarda yapılan ilginç araştırma , seçtiğiniz kıyafetlerin renginin de güveninizi artırabileceğini ve nasıl algılandığını etkileyebildiğini buldu – güven için siyah geliyor.

2 – Güç pozu

Profesyonel giyinmek kendinize olan güveninizi artırabilirken, bir süper kahraman gibi giyinmenin kendinizi yenilmez hissetmesine neden olsa bile, güçlü durmak önemlidir. Kahramanca bir pozun vurulması, güveniniz üzerinde de benzer bir etkiye sahip olabilir. Bir ‘güç pozu’ varsayımı ile – uzun dururken, başınızı dik tutarak ve ellerini bir süper kahraman gibi kalçalarınıza koyarak – iki dakika kadar kısa bir süre için güveninizi artırabilir ve stres düzeyinizi düşürebilirsiniz.

3 – Gülümsemenin büyüsü

“Bazen sevinciniz gülüşünüzün kaynağıdır, ama bazen gülüşünüz sevincinizin kaynağı olabilir. ”- Zen Master

Bir gülümsemenin büyüsü küçümsemez. Güvenin sizi atlattığı o günlerde, bir gülümsemeyle gününüzü boyayın – sahte bir kişinin bile yapacağı – ve kendinize güveninizin arttığını hissedin. Gülümseme sadece sizin için harikalar yaratmaz, aynı zamanda etrafınızdakileri de olumlu etkiler. Nitekim, bu bir doğrudan satıcının “olmazsa olmazı”dır.

Gülümsemenin fiziksel hareketi sadece sisteminize iyi hissettiren endorfin hormonu salmaz, aynı zamanda araştırmalar sizi daha ulaşılabilir ve güvenilir görmelerini sağlayabilir .

4 – Görselleştir ve pratik yap!

Güven artırıcı cephaneliğinizdeki bir başka güçlü gizli silah, başarıya ulaştığınızı hayal etmektir. Bu önemli sunumun her yönünü görselleştirin, bir sonraki potansiyel müşterinize atlayın veya başarılı bir başarı olarak buluşun.

Çivilenmiş ve herkes etkilenmiş! Bu, uygulama, uygulama ve daha fazla uygulama ile birlikte hazırlık araç setinizin bir parçası olarak kullanılabilir. Eşyalarınızı bildiğiniz zaman, güveniniz artar. Gerçekten de, bazıları seçtiğiniz başarılı bir rol modelin ve nasıl hareket etmek konusunda hayal etmenin yardımcı olduğunu söylüyor.

5- Ne kadar harikasın!

Hala bir güven krizinden acı çekiyorsanız, şanslınız,çünkü durumunuz düşündüğünüzden daha iyi. Bu yüzden, kendinize “ne kadar harika olduğunuzu” hatırlatmak iyi bir fikirdir. “Kendini onaylama” uygulaması sizi sakinleştirebilir, güven ve performansınızı artırabilir. Bu nedenle başarılarınızın bir kaydını tutmayı ve bunları kendinize hatırlatmayı yararlı bulabilirsiniz. En iyi 10 zaferinin bir listesini bile oluşturabilir ve buzdolabına yapıştırabilirsiniz!

“Kafanızın İçindeki Sesi Pozitif Konuşma Konusunda Eğitin” adlı yazımız için >>

Son olarak, sadece iyi bir önlem almak için sosyal medya profillerinize bakın. Araştırmalara kendi pozitif bio’nuzu okumanın kendinize olan saygınız için güzel duygular yarattığı kanıtlanmıştır.

Hepimizin bazen bir desteğe ihtiyacı vardır!