Başlangıçlar hemen her zaman bizi heyecanlandırır. Değişmesini istediğimiz konular ve alışkanlıklar için beklenen bir fırsat gibidir. Çoğunluklu yeni yıl hedeflerimiz arasında sağlıklı bir yaşam kararı da yer alır. Peki daha sağlıklı, uzun ve başarılı bir hayat için beslenme konusunda yapabileceklerimiz nelerdir? Neleri değiştirmeliyiz?

Farkındalıklar kararlarımızı etkiler. Kararların pratiği dönüşmesi için ise iç disipline ihtiyacımız vardır. Motivasyon değildir bu. Çünkü motivasyon, Alman yazar Goethe’nin de dediği gibi; “İçi boş bir sabun köpüğüne benzer. Gelip geçicidir. Bu yüzden motivasyonun ipiyle kuyuya inilmez.”

Bizim ihtiyacımız olan sağlam bir iç disiplindir. Yeme içme konusunda da alacağımız kararları pratikte uygulayabilmek bu konuya temas ediyor. Ancak konu iç disipline gelmeden önce yeme içmede çözmemiz gereken bazı başlıklar var.

Mevsim Geçişlerinde Kendinizi Daha Dinç Hissetmenin 3 Altın Kuralı >>

2021’de Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin Ne Yapmalıyım?

İşte bu durum, açlık-tokluk hislerini ayırt edip yönetemediğimiz için bu kadar kontrol dışı bir alana dönüşmeye başlıyor.

Kaç kez diyete ya da sağlıklı beslenmeye karar verip vazgeçtiniz? Kaç kez verdiğiniz kiloları, belki de fazlasıyla birlikte geri aldınız? Bu durumu kontrol etmek neden bu kadar zor hiç düşündünüz mü? Gelin bu yazıda bunu anlamaya çalışalım.

Beslenme sadece fiziksel açlıkla gerçekleşmez. Duygularımız da beynimize açlık sinyali göndererek bizi yemeye yönlendirir. Bunda bir anormallik de yoktur esasında. Ama bizler beslenme konusunda içgüdülerimizden kopalı çok oldu. Sorun da bu oluyor. Bu konuda çok fazla uyarana maruz kaldık.

Çocukken aldığımız birçok telkin beslenme konusunda var olan içsel denetimimizi bozdu. Süreç içinde açlık ve tokluğu ayırt edemez hale geldik. Nerede doyduğumuzu ve nerede acıktığımızı cevaplayamaz olduk. İşte bu durum, açlık-tokluk hislerini ayırt edip yönetemediğimiz için bu kadar kontrol dışı bir alana dönüşmeye başlıyor.

Propolis Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

Sağlıklı Besinleri De Unutmamak Lazım

Hayatımıza fazladan dahil olan rafine şekeri ve sağlıksız yağları da unutmamak lazım. Bu iki unsuru fazlaca içeren paketli ürünler lezzet algımızla oynayıp bizi daha da çıkmaza sürüklüyor. İş hayatının getirip hayatımızın orta yerine bıraktığı hareketsiz yaşam da bunlara eklenince döngü tamam oluyor. Kendimizi sağlıksız yaşam çemberinin içinde buluyoruz. Çeşitli hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalıyoruz.

Bu döngüyü kırıp kendiniz için adım atmak için ilk ihtiyacınız olan farkındalıktı. Bu kısım tamam. Şimdi önemli olan bu farkındalıkla ne yapacağınız. Her şey var olan düzendeki haliyle devam mı edecek yoksa sizi harekete mi geçirecek?

Eğer harekete geçmeye karar verdiyseniz; sağlıklı bir hayat konusunda verebileceğim 5 önemli tavsiye aşağıdaki gibi:

  1. Mümkün olabildiğince renkli beslenin. Sloganımız belli: Ne kadar renk o kadar sağlık! Bir gün içinde sarı-yeşil-turunu-kırmızı-mor rengin hepsinden yemiş olmaya özen gösterin.
  2. Mevsim sebzelerini sofranızda muhakkak bulundurun. Ne kadar çok sebze o kadar alkali yaşam demek. Alkali yaşam ise sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı diyebiliriz.
  3. İçtiğiniz su miktarına önem verin. Vücudumuzun %70’i sadece sudan oluşur. Ve hücrelerimizin sağlıklı kalabilmesi için bu suyun tazelenmesine ihtiyacı vardır. Lütfen, su için.
  4. Hareket edin. Günde en az 20 dakika fiziksel egzersiz yapın. Sizi yormayan, vücudunuza iyi gelecek hareketlerle sürdürebildiğiniz bir egzersiz planınız olsun.
  5. İyi düşünün. İyi hissedin. İyi uyuyun. Olumlu bir sonuca ancak olumlu şeylerin olduğu bir yoldan ulaşabileceğinizi unutmayın. Stres sizi yenmesin, siz stresi yenin.

Bir hedef planı oluşturup bir an önce uygulamaya başlamamıza engel ne olabilir ki; kendimizden başka.

Çok sevgiler.

Endorfin Nedir? Nasıl Artırabilirsiniz? >>

Sonbaharda vücut direncini korumak için nelere dikkat etmeliyiz? Sağlıklı beslenme ile kendimizi daha üretken hale getirebiliriz. Beslenme alışkanlıkları, işimiz ve kariyerimiz için son derece önemlidir. Peki bu süreç içerisinde nelere dikkat etmeliyiz?

Kış mevsiminde, soğuk havaların da etkisiyle insan hep sıcak bir şeyler arıyor. Bu soğuk havalarda hem içinizi ısıtacak hem de vücut direncinizi arttırıp hastalıklara karşı koruyacak kış içeceklerinden bahsetmek istiyorum sizlere.

Sonbahar Ve Kış Aylarında Mutlaka İçmeniz Gereken Top 4 İçecek

Kış ayları yaklaşıyor. Sonbaharda sağlıklı beslenme, geçiş mevsimi açısından vücut direncimizi artırabilir. Bu dönemde yanlış beslenme alışkanlıkları da bizi halsiz düşürebilir. Peki bu süreçte, vücut direnci için hangi içeceklere öncelik vermeliyiz?

1. Zencefil Çayı

Zencefil Çayı - Zencefil, bağışıklık sistemi üzerinde çok etkili olan bir bitkidir.

Zencefil, bağışıklık sistemi üzerinde çok etkili olan bir bitkidir. Özellikle soğuk algınlığı ve öksürük gibi hastalıkların tedavisinde tercih edilmektedir. Mideyi rahatlatır, bulantılara iyi gelir. Ayrıca zencefil çayı metabolik hızı arttırmada da rol oynamaktadır. Hem vücut direncinizi arttırmak hem de yağ yakmak için egzersizlerinizden önce ve de sonbaharda sağlıklı beslenme için bir fincan zencefilli yeşil çayı tercih edebilirsiniz.

Ginseng Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

2. Ihlamur

Solunum sistemi üzerinde etkileri olan ve vücudun detoksunu (toksinlerin vücuttan atımı) sağlayan mükemmel bir çay ıhlamur

Solunum sistemi üzerinde etkileri olan ve vücudun detoksunu (toksinlerin vücuttan atımı) sağlayan mükemmel bir çay ıhlamur. Aynı zamanda sinir hücrelerine etki ederek rahatlamanıza yardımcı olur. Soğuklar gelmeden önce içmeye özen gösterin.

Propolis Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

3. Adaçayı

Antioksidan özelliği olan bir bitkidir adaçayı.

Antioksidan özelliği olan bir bitkidir adaçayı. Bu özelliği ile bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça etkili olup nezle ve grip gibi hastalıklara karşı koruyucudur. Boğaz iltihabında, boğaz ağrılarınıza çok iyi gelecek bir çaydır.

Sağlık İçin Yeşil Çay >>

4. Salep

Kışın en güzel içeceklerinden biri de salep.

Kışın en güzel içeceklerinden biri de salep. Canınız tatlı bir şeyler çektiğinde , halsizlik ve şişkinlik gibi durumlarda 1 fincan bol tarçınlı ve sütle hazırlanmış salep, enerjinizi arttırarak hem tok tutacak hem de tatlı isteğinize iyi gelecektir.

Sonbaharda sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek, vücut direncinizi artırarak kış mevsimine hazırlık yapmanızı sağlayacaktır. Gerek sosyal hayatınızdan gerekse iş hayatınızdan geri kalmamak için bu tavsiyelere uymanızda fayda vardır.

Son sözler

Sonbahar ve kış aylarında sizi zinde tutacak top 4 içecek hakkındaki içeriğimizi okudunuz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Vücut direncinizi artırmak konusunda düşünceleriniz ve tecrübeleriniz nelerdir? Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. 

Şimdi Ben Bu Kadar Kiloyu Kaç Ayda Veririm? >>

Son yıllarda, modern yaşam tarzıyla birlikte beslenme alışkanlıklarının da değişmesiyle  besin destekleri konusu gündeme geldi. Bir çok insan gün içerisinde, günlük hayatında veya iş hayatının yoğunluğunda yeterince verimli, odaklı ve enerjik olamamaktan ve vücut direncinin düşük olmasından yakınmaktadır. Birçoğumuz bu gibi sorunlara  doğal yöntemler veya besin destekleriyle çare aramaktayız. Tercih edilen ve sağlık yararı en yüksek olan  besin desteklerinden biri de propolistir.

Özellikle en çok merak edilen besin takviyelerinden biridir propolis. “Propolis nedir?” sorusu pek çok insan tarafından araştırılan konular arasında yer almaya başladı. Genellikle diğer arı ürünleri ile karıştırılır. Araştırmak istediğinizde binlerce kaynak ve o kaynaklardan kopyalanmış sayısız içerikle karşılaşırsınız. Bu yazımızda propolisin ne olduğunu, ne gibi faydalarının olduğunu, nasıl kullanılacağını  açıklayacağız.

Propolis Nedir?

Propolis, arıların bitkilerden ürettiği, kovan içi temizlikte ve kovanın yalıtımında kullandıkları bir maddedir. Rengi, elde edildiği bitkisel kaynağa göre farklılık göstermekle birlikte genellikle koyu kahverengidir. Propolis, bal arıları için büyük bir amaca hizmet eder. Ürettikleri propolis kovandaki istenmeyen küçük çatlaklar ve boşlukları kapatmak için kullanılır ancak daha büyük boşluklar bal mumu ile doldurulur. Yani arılar, esasen propolis ve bal mumunu kendi evlerini ve düzenlerini korumak için yaparlar. Bilim adamları propolisin kimyasal bileşimine daha yakından baktıklarında, amino asitler, kumarinler, fenolik aldehitler, polifenoller, sekretren kinenler ve steroidler dahil olmak üzere 300’den fazla doğal bileşik içerdiğini keşfettiler.

Propolis, arıların bitkilerden ürettiği ve kovan içi temizlikte ve kovanın yalıtımında kullandıkları bir maddedir.

Propolisin Faydaları Nelerdir?

1.Kansere karşı savaşmaya yardımcı oluyor.

2.Vücutta bulunan, enfeksiyona neden olan Candida mantarının semptomlarını tedavi eder.

3.Uçuk virüsünün üremesini durdurur.

4.Soğuk algınlığını ve boğaz ağrısını önler ve tedavi edebilir.

5.İnce bağırsakta enfeksiyona neden olan parazitlerle savaşır.

5..Endometriozis’li kadınlarda doğurganlığı iyileştirir.

Nasıl Kullanılır?

Propolis özütü, propolis tentürü, propolis kapsülleri, propolis tabletleri, propolis tozu, propolis sprey, propolis merhemi ve propolis kremi gibi propolis ürünleri, tipik olarak herhangi bir sağlık gıda mağazasından veya online olarak satın alınabilir. Bazı alerjik reaksiyonlara neden olabilme ihtimaline karşın önceden hekime danışılmalıdır. Halen, daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğundan tıbbi olarak önerilen bir doz yoktur. Bir bilimsel çalışma, günde yaklaşık 70 miligram günlük konsantrasyonda bir doz önermektedir, ancak bu bir FDA önerisi değildir.

Son zamanlarda hep duymuşsunuzdur, ‘Bağırsaklar ikinci beynimizdir’ söylemlerini. Bağırsak sağlığı üzerine yapılan yüzlerce bilimsel araştırma bunu kesinlikle doğruluyor. Psikolojik durumunuzdan en çabuk etkilenen organ bile bağırsaklar oluyor. Yoğun iş temposu içerisinde bazen sağlıklı ve dengeli beslenmeden ödün vermek zorunda kalıp bağırsak sorunu(şişkinlik, gaz ,diyare ya da kabızlık) yaşadığınız oluyor mu? İş seyahatlerinde  kabızlık , ishal , şikinlik , gaz gibi problemleri sık yaşıyor musunuz? Ya da bağışıklık sisteminiz zayıf mı? Bu yazımız tam size göre !

Tüm bu sıkıntılara mucizevi doğal bir çözüm kefir!

Kefir, son zamanlarda beslenme kültürü içinde bir ikon olma yolunda ilerliyor.  Kefir tanelerinden kültüre edilen fermente bir süt içeceğidir.

Zengin bir kalsiyum, protein ve B vitamini kaynağıdır.Kimileri kefirin yoğurttan daha faydalı olduğunu savunmaktadır. Araştırmalarla desteklenmiş, kefirin sağlığa  faydalarına şöyle bir bakalım;

1.Kefir birçok besin maddesinin kaynağıdır.

Geleneksel olarak inek sütü veya keçi sütü kullanılarak yapılan fermente bir içecek.

1 porsiyon düşük yağlı kefir;

2.Kefir Yoğurttan Daha Güçlü Bir Probiyotiktir.

Kefir, 61 farklı mikroorganizma içerebilir ve bu da onu diğer birçok fermente süt ürününden çok daha güçlü bir probiyotik kaynağı haline getirir.

Kefir, 61 farklı mikroorganizma içerebilir ve bu da onu diğer birçok fermente süt ürününden çok daha güçlü bir probiyotik kaynağı haline getirir.

3.Kefir Güçlü Antibakteriyel Özelliklere Sahiptir.

Kefirdeki bazı probiyotiklerin enfeksiyonlara karşı koruduğuna inanılmaktadır.Kefirde bulunan bir tür karbonhidrat olan kefiran da antibakteriyel özelliklere sahiptir.

4.Kefir Kemik Sağlığını Geliştirir ve Osteoporoz Riskini Düşürür.

Yeterli  kalsiyum alımının sağlanması, kemik sağlığını iyileştirmenin ve osteoporozun ilerlemesini yavaşlatmanın en etkili yollarından biridir.

Tam yağlı kefir, kalsiyum metabolizmasında merkezi bir rol oynayan kalsiyum ve K2 vitamini kaynağıdır . K2 vitamini kırık oluşumunu önler.

5.Kefir Kansere Karşı Koruyucu Olabilir.

Fermente süt ürünlerindeki probiyotiklerin, bağışıklık sisteminizi uyararak tümör büyümesini azalttığına inanılmaktadır. Bu nedenle kefirin kanserle savaşması olasıdır.

6. Probiyotikler çeşitli sindirim sorunlarına yardımcı olabilir.

İshal,  irritabl bağırsak sendromu (IBS),ülserler ve daha birçok bağırsak sorunu bulunmaktadır.Bu nedenle sindirimle ilgili problemleriniz varsa kefir yararlı olabilir.

İshal,  irritabl bağırsak sendromu (IBS),ülserler ve daha birçok bağırsak sorunu bulunmaktadır.Bu nedenle sindirimle ilgili problemleriniz varsa kefir yararlı olabilir.

7.Kefirde laktoz düşüktür.

Laktoz, kefirde düşüktür, çünkü laktik asit bakterileri laktozu önceden sindirirler. Laktoz intoleransı olan kişiler genellikle kefiri problemsiz içebilirler.

8.Kefir Alerji ve Astım Belirtilerini İyileştirebilir.

Aşırı hassas bağışıklık sistemi olan kişiler, astım gibi rahatsızlıklara neden olabilecek alerjilere daha yatkındır.Hayvan çalışmalarında, kefirin alerjiler ve astıma bağlı inflamatuar yanıtları baskıladığı gösterilmiştir .

 

Yaşadığımız hayatta stres tabiki de kaçınılmaz bir şey, bunu ortadan kaldırabilmemiz mümkün değil ama bununla baş etmeyi öğrenebiliriz. Stres, beraberinde bir çok sorunu da ortaya çıkarabilmektedir. Bu yazımda , stresin beslenmemiz üzerindeki negatif etkilerini en aza indirmenin püf noktalarından bahsedeceğim. Psikolojik acıyı bastırmak  için bir çok birey  besin tüketimine yönelmektedir.

 

Peki stres halindeyken  hangi besinlerin tüketiminden  uzak durmalıyız?

*Aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Özellikle fastfood tüketimine düşkünlük bu süreçte artabiliyor. Bu besinler yağ oranı yüksek olan besinlerdir.

Aşırı yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı.

*Aşırı baharat tüketiminden kaçınılmalıdır.

*Kahve tüketiminizi azaltıp çok sert kahvelerden uzak durunuz.

 

Yoğun stres zamanlarında hangi besinleri  tercih  etmeliyiz?

*Belirli zamanlarda küçük porsiyonlarla yemek   yenmelidir. Beslenme planınızda  ara öğünlere  yer vermeye özen gösteriniz. Küçük porsiyonlarda  taze ya da kuru meyveler, süt, yoğurt  ve ceviz , badem , fındık gibi kavrulmamış kuru yemişler  ara öğünleriniz  için sağlıklı alternatiflerdir.

*Balık ve deniz ürünleri  içeriğindeki omega 3 yağları sayesinde strese karşı koruyucudur. Haftada 2   gün  ızgara ya da fırında balık tercih edebilirsiniz.

balıktaki proteinler vücudun gereksinim duyduğu bütün esansiyel amino asitleri içerir.

*Bal, en iyi antidepresan besinlerden biridir. Kahvaltınıza  ya da tükettiğiniz bitki çaylarına   1-2 tatlı kaşığı bal ekleyebilirsiniz .

*Bal en iyi antidepresan besinlerden biridir. Kahvaltınıza ya da tükettiğiniz bitki çaylarına 1-2 tatlı kaşığı bal ekleyebilirsiniz

*Bitter çikolata mutluluk hormon (serotonin)  salgısını arttıran bir besindir. Günde 20-25 gramı geçmeyecek şekilde,  kahvenizin yanına 2 kare bitter çikolata ekleyerek  daha mutlu hissedebilirsiniz.

*Günde 1-2 fincan, sinir  hücrelerini rahatlatan otların çayları tercih edilebilir. Bu bitkilere örnek;  kedi otu , nane , aslan kulağı , melisa, adaçayı, lavanta, ıhlamur ve  passifloradır.

*Günde 1-2 fincan sinir hücrelerini rahatlatan otların çayları tercih edilebilir. Bu bitkilere örnek; kedi otu , nane , aslan kulağı , melisa, adaçayı , lavanta ,ıhlamur ve passifloradır.

*Güneş ışığına çıkmaya özen gösterin. Güneş ışığı, vücutta  mutluluk hormon salınımını uyararak daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

Daha mutlu ve neşeli günler dileklerimle…

 

 

 

HAYDİ ARTIK BALIK ZAMANI !!!

Sonbaharın en gözde besinlerinden biri balık.Kimilerine göre öyle olmasa da faydalarına bakıldığında aramızı iyi tutmamız sağlığımız için daha iyi .Protein içeriği yüksek bir besin olmakla birlikte A , D, K ve B grubu vitaminleri ile fosfor, magnezyum ,selenyum , iyot , çinko gibi değerli minareller açısından zengin bir kaynaktır.Diğer et türlerinden farklı olarak doymuş yağ içermez.Balıklarda omega-3 yağ asitleri olan EPA ve DHA doymamış yağ asitleri bulunur.Bu yağ asitleri, vücudumuzun kendi kendine üretemediği ve beslenme yoluyla dışardan alınması zorunlu (esansiyel) yağ asitleridir. Bununla birlikte balıktaki proteinler vücudun gereksinim duyduğu bütün esansiyel amino asitleri içerir.

 

Peki sağlığımız üzerine ne gibi etkileri var balığın ?

Bu sağlık deposu besine, özellikle bu sonbahar aylarında soframızda daha çok yer vermemiz çok önemli.Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken en önemli konu balığın pişirilme yöntemi.Saydığımız tüm bu faydalarını ancak sağlıklı bir pişirme yöntemiyle sağlayabiliriz.Yani ızgarada , fırında ya da buğulama şeklinde pişirmek çok önemli.Yanında bol limonlu salata veya sebze garnitürlerle sağlıklı bir öğün hazırlayabilirsiniz.Afiyet olsun .Sağlıkla…