Bir işi yaparken neden acele ederiz? Neden hemen olsun isteriz? Hemen hepimizin başına gelen bu durum hakkında gelin biraz konuşalım. Bu beklenti bizi çok yoruyor. Sonuçtan çok uzaklara taşıyor. Belki nedenini anlarsak ne yapabileceğimizi daha net görürüz. Gelin bir bakalım.

Sağlık İçin Yeşil Çay Tüketimi Ne Kadar Önemlidir? >>

Şimdi Ben Bu Kadar Kiloyu Kaç Ayda Veririm?

Bizi zorlayan bir his varsa ortada oturup düşünmemiz, kendimize doğru soruları sormamız gerek.

Bizi zorlayan bir his varsa ortada oturup düşünmemiz, kendimize doğru soruları sormamız gerek. İstisnasız her konuda bunu yapmak iyi olacaktır. Bizi zorlayan konu kilolarsa soruları bunun üzerine sormalıyız. O halde soralım;

Neden hemen sonuca ulaşmak istiyorum? “Çünkü artık benim için dayanılmaz bir noktaya geldi. Sosyal hayatımı olumsuz etkiliyor.” Gibi değişken cevaplar gelebilir.

Sıradaki soru, “Bunca zaman bu durum böyleydi neden şimdi daha fazla istiyorum?” Sizi harekete geçiren esas dürtünüzü keşfetmelisiniz. Onu bir kenara not alın, bizim için önemli.

Sırada, “Peki ama yine de neden acele ediyorum?”

Neden biliyor musunuz? Bakın önemli bu kısım. “Çünkü kendimize bu konuda asla güvenmiyoruz. Bu istekle nereye kadar ilerleyeceğimizi kestiremiyoruz. Hazır motiveyken sorun biran önce çözüme kavuşsun istiyoruz. “

Kendimizi doğru anlamak her zaman önemlidir. Doğru yöne gitmenin en etkili anahtarı, kendimizi doğru anlamaktan geçer çünkü. Başka bir deyişle bütün bulmacalar içimizdeki cevapları bulmakla çözülüyor. Ve her cevap doğru sorunun sorulmasına esir olmuş bir şekilde bekliyor zihnimizde.

Sağlıklı Beslenmenin Zihnimizdeki Karşılığı Nedir? >>

Şimdi ne yapacağız?

Önce durun. Sakince bakın önünüzdeki yola. Hatta önce dönüp ardınızdaki yola bir bakın. Buraya kaç adımda geldiniz. Aylarca hatta yıllarca yürüdüğünüz bu yolu (kilo alma sürecinizi), kaç adımda geri yürümek istediğinize mantıklı gözlerle bir kez daha bakın.

Bedeninizden bunu beklemek ne kadar adaletli? Sonuçta siz ne dediyseniz o onu yaptı. Üstelik aşırılıkları dengelemekle uğraştı. Sizce de ona daha nazik olmanızı hak etmiyor mu? Sorumlulukları üstlenip, gerçekçi bir beklentiyle yola çıkmayı en çok da ona borçlu değil misiniz?

İlk kazanımı böylece edindik. Süreci fark ettik. Bu farkındalıkla ne yapacağımız var sırada. Şimdi yönümüzü geçmişten çeviriyoruz ve önümüze odaklanıyoruz.

Adımlayacağınız tüm yollar, dilerim aydınlık olsun.

2021’de Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin Ne Yapmalıyım? >>

Odaklanma problemi, insanların beslenme alışkanlıkları ile bağlantılı mıdır? İşiniz uzun süre masa başında oturmayı mı gerektiriyor? Gün boyu farklı konularda dikkatinizi vererek çalışıyor olabilirsiniz. Siz de uzun süre odaklanmada problem yaşıyorsanız şimdi vereceğimiz tavsiyeler işinize yarayabilir.

Odaklanma Problemi İçin Beslenme Alışkanlıkları

Beslenme alışkanlıklarınızda yapacağınız ufak değişikliklerle bu sorunu çözebilirsiniz. Çünkü verimli bir çalışmanın baş düşmanı dağınık odaktır. Odaklanma problemi çözümü için günlük hayatta beslenmenizde dikkat etmemiz gereken noktalar şunlardır:

Mevsim Geçişlerinde Bu 3 Noktaya Dikkat Edin! >>

1. Yeterli miktarda su tüketmelisiniz

Yapılan çalışmalarla biliniyor ki; vücutta suyun yetersiz olması algı güçlüğü ve zihin bulanıklığı gibi sorunlara yol açıyor.

Odaklanma problemi için ilk olarak yeteri miktarda su tüketip tüketmediğinize bakmalısınız. Yapılan çalışmalarla biliniyor ki; vücutta suyun yetersiz olması algı güçlüğü ve zihin bulanıklığı gibi sorunlara yol açıyor. Peki günlük ne kadar su tüketmemiz gerektiğini nasıl belirleyeceğiz? Bu konuda belirli ortak görüşler var ancak suya olan ihtiyacımız birçok dış faktörle de bağlantılı oluyor. Örneğin

Tüm bu değişkenlerin dahil olduğu su ihtiyacını hesaplayan bir formülün olması ise tahmin edersiniz ki mümkün olmayacaktır. Peki içmemiz gereken su miktarını nasıl bileceğiz?Aslında bunu doğru olarak tespit edecek tek kişi sizsiniz. Nasıl mı?

Günlük ne kadar su içeceğinizi hesaplamanın en doğru ve etkin yolu idrar renginize bakmaktır. İdrar renginize bakarak değişen tüm koşullarda suya olan ihtiyacınızdaki değişimi de rahatlıkla bilebilirsiniz. İdrar renginin açık sarı olduğu durumlar sizin yeterli su içtiğinizi göstereceği gibi, koyu sarı ve amonyak kokulu olması vücudunuza ihtiyacından az su aldığınızı gösterir. Az su içmeniz durumunda böbrekler süzülme işlemini gerçekleştirmede zorlanır. Sindirim sonucu oluşan metabolitlerle idrar koyu ve kokulu bir hal alır.

Su tüketiminin böbreklerle birlikte vücutta bulunan başka birçok etkilediği durum vardır. Tansiyonun düzenlenmesi, cilt sağlığı, ödem oluşumu gibi… Siz de vücudunuza ne miktarda su almanız gerektiğini bu yolla tespit edip, uygulayabilirsiniz.

Şifalı Papatya Çayının Faydaları Nelerdir? >>

2. Belirli miktarda yeşil çay ve kahve tüketmelisiniz

Yeşil çay ve kahve içeriğinde bulunan kafein ve teanin sayesinde dikkat yoğunluğunun sağlanmasında birlikte görev alır.

Odaklanma problemi çözümü için ikinci önemli tavsiyemiz, yeşil çay ve kahve tüketimidir. Yeşil çay ve kahve içeriğinde bulunan kafein ve teanin sayesinde dikkat yoğunluğunun sağlanmasında birlikte görev alır. Kafeinin ne olduğuna hepimiz aşinayız. Peki teanin nedir? Vücutta nasıl bir etkiye sebep olur?

Güne Enerjik Başlamak İçin Kahvaltı Önerileri >>

3. Balık ve omg3 tüketimi önemlidir

Omega-3 seviyesi düşük olan kişilerde unutkanlık, ruh hali dalgalanması, depresyon ve yorgunluk daha fazla görülür.

Havaların soğumasıyla mevsim olarak da balık tüketimine uygun bir dönemde bulunuyoruz. Odaklanma problemi çözümü için de balık tüketimi son derece önemlidir. Çünkü özellikle yağlı balıklar, zihinsel aktivitenin güçlenmesinde önemli etkiye sahiptirler. Omega-3 seviyesi düşük olan kişilerde unutkanlık, ruh hali dalgalanması, depresyon ve yorgunluk daha fazla görülür. Balığın, konsantrasyonunuzu artırdığı ve ruh halinizi iyileştirdiği kanıtlanmıştır. Bu etkiyi hayatınıza dahil etmek için haftada 2 kez balık tüketmeniz yeterli olacaktır. Eğer balık tüketmeniz mümkün olmuyorsa omg3 takviyelerinden de faydalanabilirsiniz.

Sağlığınıza Sağlık Katacak Bir İçecek! >>

4. Kuru yemiş tüketmeyi unutmayın

Kuru yemişler odaklanmaya yardımcı esansiyel yağ asitleri ve amino asitler bakımından zengindir.

Kuru yemişler odaklanmaya yardımcı esansiyel yağ asitleri ve amino asitler bakımından zengindir. Özellikle yaş almakla birlikte meydana gelen bilişsel aktivitenin azalmasına olumlu katkıları vardır. Kuru yemişler içerisinden bu özelliğiyle bir tık öne geçen, cevizdir. Günlük 2/3 adet ceviz tüketimi bu konudaki ihtiyacınızı karşılamada yeterli olacaktır.

Siz de bu tavsiyeleri uzun vadede hayatınıza dahil edip uygulayarak odaklanma probleminizi çözebilirsiniz. Sürekliliğin yani alışkanlıklarımızın; her konuda olduğu gibi burada da önemli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Amerikalı ünlü vaiz Emmons’un dediği gibi;

“Alışkanlık ya en iyi hizmetçidir, ya da en kötü efendi.”

Sonbaharda Vücut Direncini Artıracak Top 4 İçecek >>

Sağlıklı beslenmenin zihnimizdeki karşılığı ne? Sağlıklı beslenmeyi kendimize nasıl öğretiriz? Nereden başlamalı ve hangi sorulara cevap aramalıyız? Bu konuda gelişen bir pazar var mı? Bu pazarın işleyiş mantığı ne ve hedef noktası olmamak için ne yapmalıyız? Tüm bu soruların cevabını ve fazlasını bu yazıda bulabilirsiniz.

Sağlıklı Beslenme Ve Bakış Açımız

Sağlıklı beslenme, çocukluk yıllarından tutun da ileri yaşlara kadar önemini eksiltmeden muhafaza eden bir konu. Ancak gerek önyargılar gerek çevresel faktörlerle olaya bakışımız sığlaşıyor.

Bunun yanında, sağlıklı beslenme konusu, sosyal medyanın, TV’lerin veya bize otorite olarak gösterilmiş insanların belirlediği bir platform olup çıkmış durumda. Son derece basit bir başlangıç ile hayatınızı daha sağlıklı bir moda alabileceğinizi biliyor musunuz?

Sizler İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri >>

Sağlıklı Beslenme Her Şeydir

Sağlıklı beslenme her şeydir. Örneğin hep konuşulan, "İstediğim kiloya ulaşmam gerçekten mümkün mü?" sorusu, diyetisyen-danışan diyaloglarının bir numaraları giriş cümlesidir.

Sağlıklı beslenme her şeydir. Örneğin hep konuşulan, İstediğim kiloya ulaşmam gerçekten mümkün mü?” sorusu, diyetisyen-danışan diyaloglarının bir numaraları giriş cümlesidir. Kilo vermeye öyle bir yerden bakıyoruz ki ‘mümkün olduğunu’ duysak da bir anlam ifade etmiyor. 90 kilodaysak tartıda 65’i görmeyi öyle bir yere koymuşuz ki; Kaf dağının ardına, anka kuşunun kanadında gitmek gibi bir şeyler bekliyoruz. Ancak masallarda mümkün olabilecek düzeyde akıl dışı önerilere ‘acaba’ gözüyle yaklaşıyoruz.

Abartmıyoruz, gerçekten de böyle oluyor. Kimse sizin kilonuzu dert ettiğinden sokaklara masa atıp, zayıflayasınız diye toz satmıyor. Yaptığı şey zafiyetinizi fırsat bilip cebini doldurmaktan fazlası değil. Yoksa sağlığınız da, kilonuz da karşıdaki için dolar işaretinden başka bir şey simgelemiyor. Ödem attırıcı etkisinden dolayı her sene yeni bir meyve ya da sebzenin itibarıyla oynanıyor. Sanki yıllardır beklenen kurtarıcıyı keşfetmişçesine abartılı ifadelerle maydanozun sapını, kerevizin yaprağını gündem yapıyorlar. Sebebi yine aynı, bizim kilo zafiyetimiz.

Şayet bu durum zafiyet olmasaydı, kilo sorununu yalnızca sabır ve istikrarla çözebileceğimizi çoktan görürdük. İrade meselesi olduğunu kabul eder, mucize beklemezdik. Saçma sapan önerilere kulağımızı tıkar, sağlığımızla oyun oynatmazdık.

Laf açılmışken soralım, sizin için bu kadar önemli ‘kilo verme’ konusunda emek verdim diyeceğiniz ne yaptınız? Kendinize dürüst olup, “ben nasıl besleniyorum” diye sordunuz mu? Bu konudaki alışkanlıklarınız üzerine düşündünüz mü? Fark ettiğiniz olumsuz durumları değiştirmek için ne gibi girişimlerde bulundunuz?

Şifalı Papatya Çayının Faydaları Nelerdir? >>

Günlük Hayatımızda Sağlıklı Beslenme

Daha fazla su içmek, sporu hayatınıza dahil etmek ya da porsiyon kontrolü sağlamak gibi şeylerden bahsediyoruz. Yoksa siz de şu ana kadar; her gece yatarken planlayıp, sabah uyanınca gecenin karanlığına gömülen, kendinize verdiğiniz sözlerin ağırlığını mı taşıdınız? Eğer öyleyse sizi tanımlayan bu satırlarla karşılaşmış olmayı, hedefinize giden ilk adım olarak görebilirsiniz. Bu başlığa tıklayıp okumayı sürdürdüğünüze göre değişimi arzuluyorsunuz. Nereden ve nasıl başlayacağınızın anahtarı ise şimdi söyleyeceklerimizde…

Hazır olmayı beklemeyi artık bırakmalısınız. Aristo, hayatı “bir devinim” olarak tanımlar ve; “Hayatta bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak ancak kararlı bir hareket haliyle mümkündür.” der. Beslenme alışkanlıklarımız söz konusu olduğunda da durum aynı, değişmiyor.

Hedeflediğimiz bir sonuç varsa kararlılıkla yürümemiz gereken bir yol bizi bekliyor. Kestirme ve riskli yollara sapıp süreyi kısaltmayı ummak yerine onaylanmış yöntemlerle, sağlığımızı göz ardı etmediğimiz yollardan yürümeliyiz. Burada iş irademize kalıyor. Ve irademizin mekanizması tıpkı vücudumuzda bulunan bir kas gibi işliyor. Onu geliştirmeye yönelik çabamız ne kadar olursa o kadar gelişip ve büyüyor. Kullanıldıkça sağlamlaşıyor. Sağlamlaştıkça zoru başarması kolaylaşıyor.

O zaman, örneğimizden yola çıkarsak, şu anki haliyle istediğimiz kiloya ulaşmak fikri irademizden daha kuvvetli olamaz. Tek bir engelimiz var. O da, hemen yola koyulmamak…

İstersek yaparız, irademize kuvvet..

Mevsim Geçişlerinde Sağlığımızı Nasıl Koruruz? >>

Sağlıklı beslenme konusu, çoğu bilim adamını ortak noktada buluşturan bir konu. Bu nedenle sağlıklı beslenme nedir? Sorusunun cevapları temelde aynıdır. Bu makalede sağlıklı yaşam için ihtiyacınız olan her şeyi sizlerle paylaşacağız. Dilerseniz, ayrıntılara geçelim;

Günümüzde sağlık sorunları büyük ölçüde insanları rahatsız etmektedir. Sebebi ise düzensiz beslenme, sağlıksız beslenme gibi etmenlerdir. Tabii sağlıklı olmak için sadece sağlıklı beslenmek yetmiyor; uyku düzeni ve spor da sağlıklı yaşamda büyük etkenler olarak görülüyor.

Sağlıklı Beslenme Konusunda Öğütler

Sağlıklı beslenme program aracılığı ile de gerçekleşebilir.

Sağlıklı beslenme program aracılığı ile de gerçekleşebilir. Fakat, aşağıda verilen sağlıklı beslenme tavsiyeleri maddelerini dikkate aldığınızda programa ihtiyaç duymayacaksınız. Çünkü aşağıda verilenler sağlıklı bir hayatı sizlere verebilir. Sağlıklı beslenmek için taktikler vardır. Bu taktikler de aşağıdaki öğütlerle paraleldir.

  1. Yağlı besin tüketimini en aza indirin.
  2. Bolca meyve ve sebze yemeye çalışın. Bunları mevsiminde tüketin.
  3. Tahıl tüketimini unutmayın.
  4. Beslenme konusunda seçici olmayın, çeşitli olmaya çalışın.
  5. Beslenme durumunuzdan zevk alın.
  6. Tükettiğiniz tuz oranını azaltın.
  7. Bol miktarda su içmeye özen gösterin.
  8. Hareketli olmaya çalışın, vücut ağırlığınızı sabit tutmaya çalışın.
  9. Öğünleri atlamayın, düzenli beslenin.

Probiyotiklerin Önemi Nedir? >>

Sağlıklı Beslenme Nasıl Olur?

Sağlıklı beslenme konusunda birçok birey, diyetisyene gitmek yerine araştırma yapmayı tercih etmektedir. Sebebi ise belirli kurallara uyulduğunda istekleri şeyin olmasıdır.

İş Performansınızı Nasıl Artırırsınız? >>

Sağlıklı Yaşam İçin Spor Yapın

Sağlıklı beslenme konusunu düzene soktuktan sonra sıra spora geldi. Spor yapmak; sizi rahatsız edici hastalıklardan korur ve sizi zinde tutar. Aynı zamanda psikolojik olarak da sizi iyi hissetirir. Şekilli vücut, özgüven demektir. Bu da spor aracılığı ile elde edilir. Sağlıklı beslenme konusunun görünmeyen etmenlerinden birisi de psikolojidir. Bireyin psikolojisinin tüm sisteme etkisi vardır.

Su deyip geçme! Çünkü yaşam kaynağımız olan su, vücut ağırlığımızın %50’sini oluşturmaktadır. Açlığa günlerce, susuzluğa sadece birkaç gün dayanabileceğimizi biliyor muydunuz? İş performansınızı artırmayı, gününüzü dinç geçirmeyi planlıyorsanız, su deyip geçmemelisiniz. Peki suyun faydaları nelerdir?

Günlük hayatımızda odaklanamama, konsantrasyon eksikliği, iş performansımızda düşüş gibi durumların nedenlerinden biri de yeterli düzeyde su tüketmemektir. Neden mi? Çünkü vücut ağırlığımızın ortalama %50 sini su oluşturuyor. Tamamen suyla çalışan bir mekanizmayız diyebiliriz. Bedende hemen hemen bütün olaylar suyla meydana geliyor. Vücudumuzdaki bulunan suda %20’lik bir kayıp ölümle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle vücudumuzdaki su oranını dengede tutmak hayati bir önem taşımaktadır.

Gün Boyu Zinde Kalmak İsteyenler Buraya >>

Su dengemizi nasıl sağlayabiliriz?

Su deyip geçme - Günlük hayatımızda odaklanamama, konsantrasyon eksikliği, iş performansımızda düşüş gibi durumların nedenlerinden biri de yeterli düzeyde su tüketmemektir.

Öncelikle yaşamın devamlılığı, elektrolit dengesi ve kilo kontrolü için su dengesi önemli.Yetişkin vücudu her gün yaklaşık 1500 ml suyu idrar, deri ve solunum yoluyla atar. Kaybedilen suyu  her gün geri alıp sıvı ve elektrolit dengesini sağlamamız gerekir.

Bedenin günlük su ihtiyacı vücut ağırlığına göre belirlenebilir. Kilogram başına 30 ml su alarak pratikçe bir denge oluşturulabilir.Yani 80 kg bir bireyin ortalama 80×30=2400 ml su alması yeterli olabilir. Bunun yanı sıra vücudun su ihtiyacı kişiden kişiye  ve hava sıcaklığına göre değişkenlik gösterebilir. Vücudun susuzluğunu kontrol etmenin en basit yolu idrar rengini kontrol etmektir. İdrar renginin çok açık sarı renkte olması en ideal olandır. İdrar renginiz ne kadar koyu renkte ise susuzluğunuz o kadar fazla demektir.

Suyun miktarı kadar nasıl tüketildiği de çok önemlidir. Tek seferde yüklü miktarda su tüketimi faydadan çok zarardır. Suyu, yudum yudum ve belli aralıklarla içmek daha sağlıklıdır; yemek aralarında, yemekten önce, sonra, uyandığınızda gibi.

Şifalı Papatya Çayının Faydaları Nelerdir? >>

Suyun bedendeki işlevlerini şöyle sıralayabiliriz;

Basit gibi görünse de su deyip geçmemeliyiz. Su tüketimi vücudumuzun her şeyidir diyebiliriz. Siz de günlük hayatınızda su tüketiminize dikkat ettiğinizde kısa sürede etkisini göreceksiniz. Daha dinç olduğunuzu, konsantrasyonunuzu koruduğunuzu, bedenen ve ruhen kendinizi daha iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Bu nedenle tekrar etmekte fayda var; Su deyip geçme!

Kolajen Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

Son günlerde yaşadığımız Korona Virüsü salgını hepimizin günlük yaşantısını derinden etkiledi. Evde sağlıklı beslenme için neler yapabiliriz? Evde sağlıklı beslenme için ipuçları nelerdir? Birçoğumuz işine gidemiyor, iş yerleri, mağazalar, spor merkezleri, özel muayenehaneler gibi özel kuruluşların hepsi kapalı. Bu durum birçok insanı ekonomik açıdan da ciddi endişelendiriyor.

Hem evlerimizden dışarı çıkamıyor olmak, hem hasta olma korkusu hem de ekonomik kaygılar gibi birçok etken bizlerde büyük stres yaratıyor. Bu stresi ise birçok insan genellikle yemek yiyerek, kendisini mutlu edebilecek yiyeceklerle (özellikle şeker oranı yüksek basit karbonhidratlarla) bastırmaya çalışır.

Bu yazımızda tam da bu konuya değinmek istiyorum. Korona günlerinde, evimizde geçirdiğimiz zaman diliminde hem bağışıklık sistemimizi güçlendirecek hem de kilo kontrolümüzü sağlayabilecek püf noktalardan bahsetmek istiyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz bu olağanüstü zamanda sağlıklı beslenme her zaman olduğundan çok daha büyük önem arz etmektedir.

Corona Virüs Döneminde Bağışıklığınızı Nasıl Güçlendirirsiniz? >>

Bu stresli günlerde nasıl sağlıklı beslenebiliriz? Kilo kontrolümüzü nasıl sağlayabiliriz?

Güne pozitif enerji ile başla

Günde en az bir öğününüzde bolca soğan, mor lahana, beyaz lahana, pancar ve bol yeşillikten oluşan bir salatayı ana yemeğinizin yanında tüketiniz.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, hepimiz aynı durumdayız, yalnız değilsiniz, negatif düşünmenin, karalar bağlamanın hiç kimseye bir yararı yok. Geleceğe dair umudumuz var, hayallerimiz var, her şeye rağmen hayattayız, sağlıklıyız. Sahip olduklarımıza ve sağlığımıza oturup şükrederek, güzel şeyler düşünerek güne başlamamız bile günümüzün enerjisini yüzde yüz değiştirecektir. Şunu unutmamak gerek; stres kanser dahil vücuttaki birçok hastalığın temel nedenidir. İnsan pozitif düşünerek, zihin gücüyle kanser gibi hastalıkları bile yenebiliyor. İçinde bulunduğumuz durum için de aynı şey geçerli, önce pozitif düşünce ve pozitif kelamla güne başlayabiliriz.

Şifalı Papatya Çayının Faydaları >>

Günlük menüler belirle

İçinde bulunduğumuz durumun pozitif bir noktasından bakacak olursak, evlerimizde ailemizle ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz zaman arttı. Kendimize ayırabildiğimiz bol bol zamanımız var. Bu zamanı çok güzel değerlendirebiliriz. Mesela kendimize özene bezene sağlıklı öğünler hazırlayıp, ne kadar değerli olduğumuzu önce kendi kendimize gösterebiliriz.  Her gün kontrol ve düzeni sağlayabilmek adına günlük menüler belirleyebilirsiniz. Böylelikle gereksiz yere fazladan alışveriş de yapmamış olursunuz.

Sağlıklı ara öğünler planla

Devamlı mutfağa gidip dolabı yoklamak, sürekli bir şeyler atıştırmak yerine kendinize belirli aralıklarla ara öğünler belirleyebilirsiniz.

Devamlı mutfağa gidip dolabı yoklamak, sürekli bir şeyler atıştırmak yerine kendinize belirli aralıklarla ara öğünler belirleyebilirsiniz. Bu ara öğünlerde hem günlük vitamin-mineral ve lif alımınıza destek olsun hem de bağışıklığınızı güçlendirsin diye taze meyveler, yoğurt, kuru yemişler, yeşil çay ve kahve gibi sağlıklı atıştırmalıklar ilave edebilirsiniz. Evinizde abur cuburlar stoklamayın. Evde olmadığında onları tüketmemeniz çok daha kolaydır.

Ölümsüzlük Mantarı >>

Sınırsızca kahvaltı yapma

Sabah kahvaltılarınızı çok geç saatlere bırakmayın. Sınırsızca kahvaltılar yapmayın. Kendinize güzel bir kahvaltı tabağı hazırlayın, tabağınızdakiler bitince sofradan kalkın. Kahvaltı tabağınızda mutlaka değerli bir protein kaynağı olan yumurta olsun. Bolca yeşillik ( roka, dereotu, tere, maydanoz, marul gibi) ve C vitamini içeren bir meyveyi ( portakal, kivi, ananas, mandalina ve greyfurt gibi) de tabağınıza ekleyin. Değerli ve sağlıklı bir besin olan zeytin veya cevize tabağınızda yer verin. Karbonhidrat ihtiyacınız için de tam tahıl, tam buğday, siyez buğdaylı, ekşi mayalı gibi esmer ekmeklerden tüketebilirsiniz.

Kendine yemek yemenin dışında uğraşlar bul

İştahınızın her zamankinden daha fazla olduğunu düşünüyorsanız sosyal medyadan sürekli yemek videoları izlemeyin.

İştahınızın her zamankinden daha fazla olduğunu düşünüyorsanız sosyal medyadan sürekli yemek videoları izlemeyin. Sizi yemek yemenin dışında da mutlu edebilecek, keyif verebilecek şeyler var unutmayın. Bazen kendinizi aç hissettiğinizde bir bardak su için veya tarçınlı bir yeşil çay için. Çok iyi geldiğini hissedeceksiniz. Sudan bahsetmişken üzerinde duralım, yeteri kadar su içmeyi ihmal etmeyiniz. Vücudumuzu toksinlerden en iyi temizleyen, bağışıklığımızı destekleyen en temel içeceğimiz sudur.

Sağlıklı Ve Fit Beden İçin Top Yiyecekler >>

Gün içinde besin gruplarını dengeli tüket

Günün bir öğününde biraz daha protein ağırlıklı besleniyorsanız diğer öğününüzde mutlaka ya kurubaklagil yemeği ile yoğurt ya da sebze yemeği ile yoğurt tüketmeye özen gösteriniz. Günde en az bir öğününüzde bolca soğan, mor lahana, beyaz lahana, pancar ve bol yeşillikten oluşan bir salatayı ana yemeğinizin yanında tüketiniz.

Kilo kontrolü ve sağlık için en temel şeylerden biri de yemekleri sağlıklı bir şekilde pişirmektir. Yemeklerinizi mutlaka tencerede, ızgarada veya fırında pişirme yöntemiyle yapınız. Kızartma, kavurma gibi besinlerin besleyici değerini düşüren ve yemeğinizi kalori bombasına çeviren yöntemlerden kaçınınız.

Sürekli mutfakta zaman geçirme

Son olarak sürekli mutfakta zaman geçirmeyin, mutfağın kapısını kapalı tutunuz. Bu basit ve pratik önerilerle bile bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ve kilo kontrolü sağlayabilirsiniz. Kendinizi beslenme konusunda yetersiz hissediyor veya yeme isteğinizi hala kontrol edemiyorsanız, sağlığınız ve kilo kontrolünüz için bir beslenme uzmanı ve diyetisyenden online diyet desteği alabilirsiniz. Bu süreçte bir diyetisyen olarak çalıştığım birçok danışanımla, online diyet ile keyif alarak uyguladığımız programlarla hem bağışıklığı destekliyoruz hem de fazla kiloları uğurluyoruz.

En kısa zamanda sağlıkla dolu günlerde görüşmek dileğiyle…

Aloe Vera Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

Sağlıklı beslenme nedir? 2020 yılında sağlıklı beslenme trendleri neler? Probiyotikler, glutensiz yiyecekler, vejetaryen ve vegan beslenme, aralıklı oruç (intermittent fasting) ve daha fazlası…

Her yıl olduğu gibi bu yıl da yepyeni sağlıklı beslenme şekillerinin trend olacağı aşikar. Bilim hızla gelişiyor, değişiyor ve ilerliyor. Hal böyle olunca bu durum tabi ki de çok normal. Bunun yanı sıra her trend, doğru ve sağlıklı bir yöntem olmayabilir. Bazı trend yöntemlerin bilimsellikten çok uzak olduğunu üzülerek belirtmek zorundayım.

Bu nedenle özellikle beslenme konusunda yeni bir yöntemi benimseyip yaşam tarzınız haline getirmek istiyorsanız bunu mutlaka uzmanından fikir alarak yapın. Bu konuda uzman olan beslenme uzmanı ve diyetisyenler, o beslenme yönteminin sizin sağlığınıza uygun olup olmayacağı konusunda en detaylı bilgiyi size sunacaktır.

Bazı moda diyetler ve zayıflama ürünleri,  bilimsel çalışmalar sonucunda  kabul görmeyen yöntemler bile olabiliyor. Buna rağmen piyasaya sürülüp, insanlar üzerinde denenebiliyor.  Şunu ısrarla belirtmek istiyorum, hiçbirimizin bedeni deneme tahtası değildir. Her şeyden daha önemli olan konu; ruh ve beden sağlımızdır. Bilinçsizce yapılan yöntemlerle  bir çok insan sağlığını ya da hayatını kaybedebiliyor. Bu nedenle bir diyetisyen olarak sağlığınızla ilgili olan her konuda çok daha özenli olmanızı tavsiye ederim.

İş Performansınızı Artıracak Beslenme Trendleri >>

2020 Yılının Beslenme Trendleri

Bu yıl da genel olarak  son zamanlarda olduğu gibi daha çok bitkisel ağırlıklı beslenme hakim olacağa benziyor. Vejeteryan ve vegan beslenme trendinin daha fazla yaygınlaşacağı düşünülüyor. Bununla birlikte ketojenik diyete olan ilgi de bir hayli artacağa benziyor.

Vejetaryan Ve Vegan Beslenme

Bu yıl daha çok bitkisel besin, daha az hayvansal besin tüketiminin olduğu esnek vejeteryan bir beslenmenin yaygınlaşacağı bir dönem olacak.

Düzenli Spor Yapmak İçin 13 Neden >>

Bu yıl daha çok bitkisel besin, daha az hayvansal besin tüketiminin olduğu esnek vejeteryan bir beslenmenin yaygınlaşacağı bir dönem olacak. Sebzelerin,  sağlıklı beslenmenin en önemli parçalarından biri olduğunu herkes biliyor. Bu yıl özellikle organik tarım ürünlerine olan ilgi bir hayli artacak.

Dünyanın yeni diyetinde olduğu gibi sürdürülebilir bir dünya ve daha sağlıklı bir yaşam için esnek vejeteryan beslenme dediğimiz; daha fazla bitkisel kaynaklı, daha az hayvansal kaynaklı beslenmenin hakimiyeti artacak. Ayrıca bitkisel protein açısından zengin olan çok daha fazla vegan ürünlerini raflarda görmek mümkün olacak.

Probiyotik Ve Prebiyotikler

Son yıllarda olduğu gibi bu sene de bağırsak sağlığı üzerinde çok konuşulacak. Probiyotikler açısından zengin besinler, probiyotik bakteri ilave edilmiş içecekler ve yiyecekler bu yıl da favori olmaya devam ediyor. Ayrıca bağırsaktaki probiyotik (yararlı) bakterilerin  büyümesini sağlayan prebiyotiklere de daha çok önem verilecek.

Hayvansal Kaynaklı Olmayan Sütler

Özellikle vegan beslenme ve bazı vejeteryan beslenenlerin  tercih ettiği badem sütü, Hindistan cevizi sütü, soya sütü gibi bitkisel süt alternatiflerinin , inek sütü hakkındaki suçlamalardan sonra daha çok ön plana çıkacağı düşünülüyor.

Propolis Nedir? Faydaları Nelerdir? >>

Glutensiz Beslenme

2020’de de glutensiz beslenme moda olmaya devam ediyor. Bu yıl çok daha fazla glutensiz alternatif ve tarif bulmanız mümkün olacak. Gluten içermeyen tahıllar; karabuğday, kinoa, teff, pirinç ve basmati pirinci gibi besinlerin tüketimi yaygınlaşacak. Ayrıca  karakılçık ve siyez buğdayı gibi ata tohumlara olan ilgi de bir hayli artış gösterecek.

Düşük Karbonhidratlı Diyetler

Son yıllarda düşük karbonhidratlı farklı diyet modelleri modaydı. Bu yıl içinde de bu diyet modellerinden özellikle ketojenik diyet ilgi toplamaya devam ediyor.  Sağlık üzerine etkileri hala tartışılıyor olsa da kısa sürede hızlı etki gösterdiği için bir çok kişinin gözde diyeti olmaya devam ediyor.

Bir diyetisyen olarak naçizane tavsiyem uzun süreli uygulanmaması yönündedir. Ruh ve beden sağlığı üzerindeki uzun dönem etkileri hala bilinmemektedir. Bu nedenle kilo verme hızınız yavaşladığında, 1 haftalık kısa periyotlarla arada bir vücudun direncini kırmak için uygulanabilir.

Ruhunuzu Besleyecek Top 7 Besin >>

Intermittent Fasting (Aralıklı Oruç)

Son yıllarda az az sık sık beslenmenin yerini daha az öğünle beslenme almaya başlamıştı.

Son yıllarda az az sık sık beslenmenin yerini daha az öğünle beslenme almaya başlamıştı. Daha az öğünle  ve belirli saat aralıklarında beslenmeye izin veren aralıklı oruç, diğer adıyla İntermittent Fasting  diyeti son zamanlarda moda olan diyetlerden biridir. 2020 yılında da modasının devam edeceği aşikardır.

Aralıklı oruç (IF) diyetinde en sık tercih edilen  ve en uygun görülen yöntem; 16/8 ‘dir. 24 saatin 16 saati açlık, 8 saati yeme süreci olan  model, uygulanabilirlik açısından yine en çok tercih edilecek  IF diyeti gibi görünüyor.

Yazımızı sonlandırırken şunu tekrar belirtmek istiyorum, su içmeyi asla ihmal etmeyin. Bunun yanında her yıl bir çok farklı trend görüyoruz. Her beslenme şekli herkes için çok iyi olmayabilir. Sizin için en iyi beslenme şekli; yaşam tarzınıza, sağlık durumunuza, yaşadığınız bölgedeki beslenme kültürüne en uygun ve sürdürülebilir olan beslenme biçimidir. Besinlerinizin ilacınız olduğu, sağlıkla dolu bir yıl diliyorum.

Aloe Vera Bitkisinin Faydaları >>

İş hayatınız da dahil olmak üzere yaşamınızın tüm alanlarında mutlu olmak istiyorsanız öncelikli olarak vücudunuzun ihtiyaçlarını yeterli ve düzgün bir şekilde yerine getirmeniz gerekiyor.Bunun yanı sıra birçok araştırma bağırsak ile beyin arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Mutluluk hormonu dediğimiz serotonin hormonu %75 oranında bağırsaklarda salgılanıyor. Durum böyle olunca sağlıklı gıdalar tüketerek bağırsaklarımıza gereken önemi vermemiz, oldukça önemli bir durum olarak önümüze çıkıyor. Bağırsakları desteklemek için ise, probiyotik bazlı gıdalar tüketebilir veya doktor onayıyla probiyotik takviyeleri kullanabilirsiniz.

Peki bu probiyotik nedir?

Öncellikle vücudumuzun onda biri bakterilerden oluşur.​Bu bakterilerin çoğu bağırsaklarımızda bulunur ve çoğunluğu oldukça zararsızdır.Vücudumuzu zararlı bakterilere karşı da korur.

Sağlıklı  bağırsak baktelerine sahip olmak, kilo kaybı, gelişmiş sindirim sistemi, artmış bağışıklık fonksiyonu, daha sağlıklı cilt ve birçok hastalık riskini de içeren sayısız sağlık yararları ile bağlantılıdır. Probiyotikler, genellikle bakterilerden oluşur ancak bazı maya türleri probiyotik işlevi görebilir. Probiyotik yiyecekler; yoğurt, kefir, lahana turşusudur. Probiyotikler, bağırsaklarımızda bulunan dost bakterileri beslemeye yardımcı olan diyet lifleri olan prebiyotiklerle karıştırılmamalıdır.

Sindirim sağlığına etkisi

Uzun süre antibiyotik kullanan kişiler, çoğu zaman enfeksiyon ortadan kaldırıldıktan sonra bile ishal olurlar. Bunun nedeni, antibiyotiklerin bağırsaklarımızdaki doğal bakterilerin çoğunu öldürmesidir, bu da bağırsak dengesini değiştirir ve zararlı bakterilerin gelişmesine izin verir.

Probiyotikler ayrıca, grip , şişkinlik , kabızlık, ishal ve diğer semptomları azaltarak irritabl bağırsak sendromu (IBS) ile savaşır.Bazı çalışmalar ayrıca Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi inflamatuar barsak hastalıklarına karşı da
yararlar sağlar.

Eğer şu anda yenmek istediğiniz sindirim problemleriniz varsa, probiyotik takviyesi dikkate alınması gereken bir şey olabilir. Bununla birlikte kesinlikle önce doktorunuza ya da diyetisyeninize danışmayı düşünmelisiniz.

Probiyotiklerin birçok yararı vardır .

● İnflamasyon: Probiyotikler, birçok hastalığın nedeni olan sistemik inflamasyonu azaltır.
● Depresyon ve anksiyete: Klinik depresyonu olan kişilerde anksiyete ve depresyon belirtilerini azalttığı gösterilmiştir.
● Kan kolesterolü: Bazı probiyotiklerin total ve kötü kolesterol seviyelerini düşürdüğü bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir.

● Kan basıncı: Probiyotikler, kan basıncında da mütevazı bir azalmaya neden olabilir .
● Bağışıklık fonksiyonu: Bağışıklık fonksiyonunu artırabilir, muhtemelen soğuk algınlığı da dahil olmak üzere enfeksiyon riskini azaltabilir.
● Cilt sağlığı: Probiyotiklerin akne, egzama ve diğer cilt hastalıklarında yararlı olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.

Teknolojinin hızla ilerlediği bu çağımızda biz insanların beslenme alışkanlıklarında da inanılmaz bir değişim söz konusudur. Metropol insanının eskiye nazaran daha çok paketli ve hazır gıda tüketiminin artmış olması, doğal ve sağlıklı beslenmeden uzaklaşmış olmamız beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Yetersiz veya düzensiz beslenme vitamin-mineral yetersizliğine, bağırsak sorunlarına, ruh sağlığının bozulmasına, hormonel sistemin işleyişinin aksamasına, obezite, diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara neden olabilmektedir.

Her mevsimin kendine has güzellikleri ve sorunlarının olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle bahar ayları ve kış dönemi bedenimizin hastalıklara en yatkın olduğu zamanlardır.  Bu aylarda bazen beslenme yoluyla bazı besin öğesi ihtiyaçlarımızı karşılayamadığımız zamanlar olur.  Besin öğesi eksiklikleri, bedenimizde bazı belirtiler gösterebilir. Örneğin; halsizlik, yorgunluk, vücut direncinin düşmesi, saç ve tırnaklarda problemler, ciltte kuruluklar gibi birçok belirti verebilir. Her birey sağlık problemi olsun olmasın 6 ayda bir rutin kan tahlillerini yaptırarak mikro besin öğesi ihtiyaçlarını, eksiklik veya fazlalığını öğrenebilir.

Klinikte birlikte çalıştığım yüzden fazla danışanım da kış aylarında en sık karşılaştığım besin öğesi yetersizlikleri; D vitamini, ferritin(depo demir) ve B12  olmaktadır. Bu besin öğelerini beslenme yoluyla bazen yeterince karşılamamız mümkün olmamaktadır.  Genel olarak kış mevsiminde en çok ihtiyaç duyulan vitamin-mineralleri vücuda etkileriyle birlikte şöyle sıralayabiliriz;

D vitamini

D vitamini en çok ihtiyaç duyulan besin takviyelerinden biridir.

Günümüzde kapalı yerlerde çalışan ya da plazada yaşayan insanların karşılaştığı sorunların başında D vitamini eksikliği geliyor. Bu vitaminin yetersizliği yaygın kemik ve kas ağrısı, kaslarda güçsüzlük ve halsizlik gibi problemlere neden olarak yaşam kalitenizi ve enerjinizi düşürebilmektedir. Metropolde yaşayan insanların  büyük çoğunluğu  yoğun çalışma temposu içerisinde, bilgisayar başında ve neredeyse bütün günü kapalı ofislerde çalışarak geçiriyor. Yaz kış fark etmeksizin güneş ışığından yeterince faydalanamıyor ve D vitamini alamıyor. Bu nedenle özellikle güneşli gün sayısının azaldığı sonbahar ve kış aylarında D vitamini seviyenizi kontrol ettirin. D vitamini seviyeniz 30’un altındaysa en azından günlük doz bir D vitamini takviyesini doktorunuza danışarak kullanınız.

Peki D vitamininin vücutta ne gibi etkileri vardır;

C vitamini

C vitamini vücut direncini arttırarak hastalıklardan korur.

Özellikle bahar  ve kış aylarında vücudun direncini arttırmak için gereksinim duyduğumuz  vitamin ve mineralleri yeteri kadar almaya daha çok özen göstermeliyiz. Daha güçlü bir bağışıklık sistemi için antioksidan özellikli A,C,E vitaminleri  olmazsa olmazlarımızdır.

Limon, portakal, mandalina, kivi, kuşburnu, yeşil biber ,maydanoz , roka , ıspanak  ve karnabahar  C vitamini  açısından  zengin besinlerdir. Besinlerle yeteri kadar  C vitamini alamadığınız  zaman  vücut direncinizi desteklemek ve daha enerjik olmak için C vitamini takviyesi tercih edebilirsiniz.

B12  vitamini

B12  vitamini enerji üretimi ve sinir sistemi sağlığı için önemlidir.

En sık karşılaşılan vitamin eksikliklerinden biri de B12 vitamini eksikliğidir. B12  vitamini enerji üretimi ve sinir sistemi sağlığı için önemlidir. B12  vitamini, midede intrinsik faktör  aracılığıyla emilmektedir. Mide problemi olan bireylerde B12 emiliminde sorun olabilmektedir. B12 vitamini sadece hayvansal besinlerde bulunmaktadır. Bu nedenle vejeteryan ve vegan beslenen bireylerde en sık ihtiyaç duyulan vitamindir.

B12 vitamini eksikliğinde;

Eğer  sizde de bu tip belirtiler varsa kesinlikle kan tahlillerinizi yaptırıp doktorunuzla görüşünüz.

Omega-3

Omega 3 yağ asitlerinin ruh ve beden sağlığı üzerine etkileri tartışılmazdır. Vücudun omega-3 ihtiyacını karşılayabilmek için haftada 2-3 gün ızgra veya fırında pişmiş deniz balığı (özellikle uskumru, sardalya, somon ve ton ) tüketmeye özen gösteriniz.

Besin öğesi yetersizliklerinin başında gelenlerden biri de, omega 3 yetersizliğidir. Omega-3 yağ asitleri, bedenimiz için inanılmaz derecede önemlidir. İnsan bedeninde sentezlenemez ve vücut için esansiyel(alınması zorunlu) bir yağ asitidir. Vücudumuz ve beynimiz için çok güçlü etkileri vardır. Omega-3 yağ asitlerinin bilimsel olarak kanıtlanmış sağlık üzerine etkilerini şöyle sıralayabiliriz;

Omega 3 yağ asitlerinin ruh ve beden sağlığı üzerine etkileri tartışılmazdır. Vücudun omega-3 ihtiyacını karşılayabilmek için haftada 2-3 gün ızgra veya fırında pişmiş deniz balığı (özellikle uskumru, sardalya, somon ve ton ) tüketmeye özen gösteriniz. Eğer balık tüketiminiz iyi değilse omega-3 desteği almayı ihmal etmeyiniz.

Tükettiğiniz besinlerin ilacınız olması dileklerimle…

Bir çoğumuzun en sevdiği mevsimler ilkbahar-yaz olsa da her mevsimin kendine has bir özelliği ve güzelliği var. Sonbahar-kış dönemi genellikle herkes için en yoğun iş temposunun ve yüksek  verimin  olduğu zamanlardır. Aynı zamanda da  hastalıklara en yatkın olduğumuz zamandır. Hava sıcaklığının hızla değiştiği ve yoğun soğukların olduğu bu aylarda beslenmenize çok daha fazla özen gösteriniz. Çünkü iş hayatınızda yakaladığınız ivmeyi sürdürmeniz için hastalıklara karşı vücut direncinizin sağlam olması gerekiyor. İşlerinizin çok iyiye gittiği dönemlerde hastalıklarla uğraşmak istemezsiniz değil mi?

Mevsimden mevsime yetişen sebze-meyvelerin farklılığından da anladığımız üzere, beslenme şeklimizde de farklılar olacağı aşikardır. Örneğin; Yaz döneminde hava sıcaklığının da etkisiyle daha çok soğuk, serin ve sulu yiyecekler ön plandadır. Sebze meyve tüketimi daha fazladır. Bununla birlikte kış aylarında,  hava sıcaklığının da etkisiyle bedenimiz ısısını koruyabilmek için daha çok karbonhidrat ihtiyacı duymaya başlar. Bu nedenle genellikle kış aylarında iştah ve kilo artışı ile karşı karşıya kalırız.

Beslenme şeklimizde  mevsimsel olarak farklar olsa da her mevsim sofralarımızdan eksik etmememiz gereken  bazı mucizevi besinlerimiz var. Bunlardan şöyle kısaca bahsedelim;

Fermente süt ürünleri

Ev yoğurdu, olgunlaşmış peynir, lor peyniri ve kefir gibi süt ürünleri, ikinci beynimiz(yani bağırsaklarımız) için mucizevi besinlerdir. Bağırsaklarımızda yaşayan probiyotik bakteri sayısını arttırmaya destek olurlar. Bu durum hem beden sağlığımızı hem de ruh sağlığımızı olumlu yönde etkiler.

Ev yoğurdu, olgunlaşmış peynir, lor peyniri ve kefir gibi süt ürünleri, ikinci beynimiz(yani bağırsaklarımız) için mucizevi besinlerdir. Bağırsaklarımızda yaşayan probiyotik bakteri sayısını arttırmaya destek olurlar.

Tıbbın babası Hipokrat ; “Mutlu bağırsak, mutlu insan” demiş. Ayrıca “Bağırsak hastaysa, tüm beden hastadır.” diyerek bağırsak sağlığının önemini vurgulamıştır.

Bağırsaklar Vagus siniriyle direk beyinle bağlantılıdır. Bu nedenle de yaşadığımız herhangi bir sıkıntı, stres direk bağırsaklarımıza etki edebilmektedir. Değişen duygu durumlarımıza göre  kabızlık, ishal veya şişkinlik gibi  bağırsak problemleri yaşamamızın sebebi budur. Aynı zamanda duygu durumumuz da bağırsaklarımızın sağlığına göre değişebilmektedir. Serotonin (mutluluk hormonu) üretiminin %90’ı bağırsakta gerçekleşir. Bağırsağımızdaki probiyotik bakteri(yararlı bakteriler) sayısı daha fazla olduğu zaman ruh ve beden sağlığımız çok daha iyi olmaktadır.

Taze sebze ve meyveler

Her mevsimin kendine has, o mevsimde insan sağlığına en iyi gelebilecek bileşenlerini içeren mucizevi sebze ve meyveleri mevcuttur. Sebze ve meyvelerin vitamin, mineral ve antioksidan çeşitleri bile her mevsimde farklılıklar gösterir. Bu nedenle her zaman sofralarımızda bulundurmamız gereken, bulunduğumuz mevsimde yetişen taze sebze ve meyveler olmalıdır.

Yeterli ve dengeli beslenmede sağlığımız için günde 5-6 porsiyon meyve-sebze tüketmemiz gerekiyor. Bunu şöyle pratikçe belirtecek olursak; öğününüzün en az birini sebze yemeği olarak tercih edip, diğer öğünlerinizde ana yemeğinizin yanına bol mevsim salataları ekleyiniz. Kahvaltı ve ikindi saatlerinde de en az birer porsiyon meyve tüketerek  günlük vitamin alımınıza destek olabilirsiniz.

Kuruyemişler

Kavrulmamış kuru yemişler sağlıklı yağlar, vitamin, mineral ve lif açısından oldukça zengindir. Ara öğünde veya kahvaltıda ceviz, badem, fındık, kaju, çiğ kabak çekirdeği gibi kavrulmamış kuru yemişlerden tüketmeye özen gösteriniz. Kilo kontrolü için tükettiğiniz porsiyonlarınıza da dikkat ediniz.

Yumurta

Anne sütünden sonra gelen en değerli proteinleri içeren yumurta, her mevsim sofralarımızdan eksik olmaması gereken bir besindir.

Yumurtanın ne kadar sağlıklı olduğunu bilmeyen yok zaten. Anne sütünden sonra gelen en değerli proteinleri içeren yumurta, her mevsim sofralarımızdan eksik olmaması gereken bir besindir.  Kahvaltıda böylesine değerli bir protein kaynağı tüketmek, gün içerisinde daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacaktır.

Zeytin ve zeytin yağı

Akdeniz kadınlarının sağlık ve güzellik  sırlarından biri de zeytindir. Kalp ve damar hastalıklarından tutun diyabet ve kansere karşı koruyucu  etkilerine bakarak zeytin ve zeytin yağının muhteşem bir besin olduğunu anlayabiliriz. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırlarından biri  olarak gösterilen zeytin ve zeytinyağının sağlık yararlarına linkten ulaşabilirsiniz.

Tükettiğiniz besinlerin ilacınız olması dileklerimle…