Risk, hepimizin yaşamlarımızda karşı karşıya gelmesi gereken bir şeydir; ancak değerini ve yaşamlarımız üzerindeki etkisini takdir etmek her zaman kolay değildir.

Hepimiz hayatta almamız gereken riskleri ne yazık ki almıyoruz. Bir riski çok büyük hissettiren nedir? Hangi dış etkiler risk algımızı değiştirir ya da iyi risk ile kötü arasındaki fark nedir? Ne zaman risk almalıyız ve farkı nasıl çözebiliriz? Hayatımızı değiştirebilecek riskleri almak için nasıl daha iyi hale gelebiliriz?

Bu yazıda, hesaplanmış bir riskin ne olduğuna ve başarıya daha yakın olabilmek için nasıl risk almayı öğrenebileceğinizi inceleyeceğiz.

Hesaplanan risk ile ilgili olan şey, insanların algılarını veya gerçeklerini, duygularını ve hatta riske girebilecekleri inançlarını ele almaları gerektiğidir. Bu yüzden insanların yüzde yüzünün “risk al” dediklerini duyabilirsiniz. Bununla birlikte, daha fazla soru yöneltilirse, muhtemelen her bir kişinin riski üstlendiği ve almadığı en az bir fırsat görebilirsiniz.

İnsanların sözleşmeleri hiçe saydıklarını, seyahatleri geciktirdiklerini, evlenmeye “evet” demelerini geciktirdiklerini, işlerini geciktirdiklerini ve hatta saçlarının kestirmesinin geciktirdiklerini sıklıkla gözlemleyebilirsiniz. Sürekli erteleme eğilimindedirler. Çünkü olacağını düşündükleri bir sonuçla önlerine çıkacak riski hesaplayamadıklarını kestirmek mümkündür.

Peki tüm riskler hesaplanabilir mi? Tabii ki hayır.

İlginçtir ki çocuklar bir süre risk altındadır. “Bunları yapma, düşeceksin!” Diye bağırarak onların arkasında duran yetişkinler hep vardır. Çocuklar risk almayı bıraksaydı ne olurdu? Yürüyebilirler miydi? Boynum kırılır diye pes etselerdi takla atabilirler miydi? Ya da boğulurum diye denize girmeseler yüzme öğrenebilirler miydi?

Bazı insanların harika şeyler elde etmelerinin nedeni, risk sınırlamalarını test etmeye hazır olmalarıdır.

Risk Toleransınızı Nasıl Artırırsınız?

Burada, aşağıdaki yöntemleri kullanarak riski hesaplayabilmeniz ve daha fazlasını başarabilmeniz için neye ihtiyacınız olduğunu, neleri bulduklarınızı ve yapmanız gerekenleri nasıl düzelteceğinizi ayırmayı hedefledim:

RRIS Yöntemi

R – Ulaşmayı Hedeflediğiniz Her Şeyi Araştırın
Araştırmaya her zaman hevesli olmanız gerektiğini daha önceki bir çok makalede belirttik. Ayrıca araştırmayı ne zaman bırakıp ne zaman tekrar başlayacağınızı da bilin.

Sizi harekete geçirmek için “biraz daha fazla araştırma yapmak” tuzağına düşmek kolaydır. Öyleyse araştırmanızı yapın ve bilginizi harekete geçirmenize yardımcı olacak diğer ipuçlarını kullanın.

R – Gerçekliğinizi Akılcılaştırın
Güvende kalmalarını sağlamak için gerçekleri söyleyin. Doğru olduğuna inandığınız ve kaçınmak imkansız olduğunu düşündüğünüz sonuçları sorgulayın. Gerçekliğinizi kanıtlamak için kanıtlarınız var mı; yoksa rahatlık bölgesinin aynı büyüklükte kalmasını sağlayan düşünceleriniz mi var?

Konfor bölgeleri büyük kalın yorganlar gibidir. Kışın ortasında müthiş yağmur yağdıran pencerelerin önünde sizler sıcak ve güvenli bir şekilde kıvrılıyorsunuz; ama aynı yorganın etrafınıza sarılabildiği yaz aylarında vücudunuz için terli bir tuzak haline geliyor. Konfor bölgenizden çıkmak ya da konfor alnınızı ayarlamak sizin elinizde.

I – Fikirler Hesaplanmış Risk Yeteneğimizi Azaltabilir ya da Düşürebilir
Bir şey yapmadan önce, kafanda bir yerde bir düşünce olmalıdır. Bunu gerçekten takdir ettiğinizde, herhangi bir riske girmeden önce, başarmak için arkasındaki fikirlere sahip olmanız gerektiğini görebilirsiniz.

Becerilerimiz, geçmiş başarılarımız ve yeteneklerimiz hakkındaki gerçeklerimizle yüzleştikten sonra, “sizi neyin durduğunu?” sorabilirsiniz. Ancak sorun değil, harika sonuçlar elde etmek için sağlam bir temel yaratıyorsunuz çünkü fikirleriniz olumlu, çünkü “işe yaramaz”, “peki başarısız olursam”, “böyle yapılmamalı”, “aptal gibi görüneceğim” gibi mantık dışı söylemlerden uzak durmanız gerektiğinizi biliyorsunuz.

S – Korkutmak Üzere Başarı
Bu hesaplanmış bir risktir ve bu nedenle korku seviyemiz azaldığında ve başarıya olan inancımız yükseldiğinde yatırım yapmaya ve devam etmeye değer bir şeydir. Bu ölçekte nerede duruyorsun?

Korkma ile başarı arasında ne kadar büyük bir boşluk olduğunu görmeye başlayabilir misiniz? İkisi arasında daima güvende ya da sıkışmış hissetme unsurları olacak ve bunu yapıp yapamayacağınız konusunda endişeleneceksiniz. Hatırlanması gereken önemli şey, korkmuş ve başarılı arasındaki boşluğu hiçbir zaman tamamen kapatmayacağınızdır. Küçük bir korku senin için çok iyi olacaktır.

Know-It Kiti

Risk almak, patronlarının karşısında durmak ya da sahne almaktan korkan şarkıcıya sahne aldırmak kadar kolay tanımlanabilir. Önemli olan, aldığınız riskleri kontrol altında tuttuğunuzu bilmektir.

Başarılı Olduğun Zamanları Bil

Pek çok kişi, korkularının elde edilebilecekleri hakkındaki inançlarını geçersiz kıldığını söyler. Bunun gibi zamanlarda, farklı bir şeyi düşünmek ve sihirli bir şekilde kolay görünmesini beklemek iyi değildir. Gerçekleri kendi tarafına al.  Başarılı olduğun ya da olacağın zamanları hatırla.

Sahip Olduğun Becerileri Bil

Yukarıdaki gibi, risk aldığımızda, istediğimiz sonuçları elde etmek için ihtiyacımız olanı aldığımızı bilmemiz gerekir. Becerilerimizin farkına varmamız kendimize olan güvenimizi artırır ve kendimizi hangi yönde geliştireceğimiz konusunda farkındalık oluşturmamızı sağlar.

Hataların İyi Olduğunu Bil

Başarının sürekli ilerlemesi için geri adım atılmaması gerekir, büyük icatların başarısızlığı olmadı. Hataların öğrenme fırsatı olduğunu ve sonuçların iyi olmasını sağlayacak bir atak olduğunu bilerek harekete geçin.

Uluslararası Vokal Antrenörü Gemma Milburne;

“En iyi şarkıcıların çoğunun risk almaya en istekli olduğunu düşünüyorum. Şarkı söylerken GERÇEKTEN iyi olmak için ayar dışına çıkma, hata yapma, kulağa kötü gelme riski taşımanız gerekir. Bir vokal koçu olarak yaptığım şeylerin çoğu, şarkıcıların bir kişinin kafasındaki “zihinsel” risk ile yüzleşmelerine yardımcı olmaktır. ”

Güvenebileceğiniz, Size Her Zaman Destek Olan İnsanları Tanıyın

Her şey yerinde olduğunda, kanıtlara sahipsin, araştırmanı yaptın, hesap verebilirsin, odaklandın ve harekete hazırsın, bazen sadece doğru kişiyle sohbet etmek, ihtiyacın olan her şey olabilir.

Bu kişilere söylemeleri gerekenleri söylemeleri için güvenebilirsiniz. Ve sadece “çok iyi olacaksın, sırf bunun için yola devam et” demesi bile orada olacak insanlara meydan okuyacak, güçlenecek ve her şeyi yapabilmek için hazır olmalarını sağlayacaktır. Bu tamamen doğru insanlara sahip olmanıza bağlıdır.

Hissetmek zorunda olduğun yolu bil

Ve son olarak; doğru insanlardan doğru kelimelere kadar her şeyin size bağlı olduğunu unutmayın.

Bazen kültürel inançlar ve duygular zihniyetimize karışabilir, aynı sektördeki diğer insanlar bize “asla böyle bir şey yapılmadığını” söyleyebilir ve odağımızı vurabilir ve düşüncelerimizi raydan çıkarabilir.

İstediğiniz sonuçları almak için nasıl hissetmeye ihtiyacınız var? 200 yıl öncesinden bir kişiye bu gezegende aynı gün herhangi bir yere uçabileceklerini söyleseydim, büyük olasılıkla kilitli kalırdım. İnançlarımız zaman ve tecrübe ile değişir. Gelecek kaygısını yok ederek, geleceğin düşüncelerini ve inançlarını yaratan kişi olmak ister misiniz? Ya da başkasının riske girmesini sağlayacak kişi?

Bugün başarılı insanlar  tarafından, risk almak üzerine söylenmiş 21 söze birlikte bakalım.

Risk almak, ticaret ile uğraşan insanları, normal iş’te 9-5 çalışan insanlardan ayıran en temel olgulardan biridir diyebiliriz. Yapılan işin getirisi ne kadar büyük olursa, tabiki riski de ona göre artmaktadır. Neden mi?

Çünkü maaşlı bir işte çalışmak, aslında düşünme mekanizmasını devre dışı bırakmak demektir. Ürünün kaç TL’ye mal edildiğini, müşterilerin artıp artmadığını, ürünün tutup tutmadığını, bir şube daha açılmasının gerekip gerekmediğini düşünmek zorunda kalmazsınız. Size verilen görev ne ise onu yaparsınız. Dolayısıyla almış olduğunuz risk, sigortanızın yatıp yatmadığı ile alakalıdır. Düşünmenizi gerektirecek bir durum yoktur.

Ancak kendi işinizi kuruyorsanız, bunların hepsinin yanında tonlarca daha şey düşünmeniz gerekmektedir. Çünkü iş, sizin işinizdir. Bu nedenle risk almışsınızdır. Getirinizin fazla olması da bu yüzdendir. Hayatta hiç risk almamış insanların, ben garanticiyim diyen insanların aslında hiçbir şey yapmadığını anlamak için müneccim olmaya gerek yoktur.

Bu yüzden, bir ticaret ile uğraşmak gerekiyorsa, risk almak gerekir. Risk alalım derken, riske balıklama atlamaktan bahsetmiyoruz. Oturup düşünerek, mantıklı riskler almaktan bahsediyoruz. Değerlendirmenizi yaptıktan sonra riskin alınabilir veya alınamaz olduğunu bulursunuz.

Gelin hep birlikte risk almak üzerine söylenmiş ve sizin için seçtiğimiz 21 söze birlikte bakalım;

“Yaşadığımız her an önümüzde iki seçenek vardır; gelişime doğru bir adım atmak ya da güvende hissetmek için bir adım geri kalmak.” – Abraham Maslow

 

“Hayatınızda riskler alın. Eğer kazanırsanız, liderlik edersiniz. Eğer kaybederseniz, rehberlik edersiniz.” – Vivekananda

 

“Büyük işler büyük tehlikelere atılmadan gerçekleştirilemez.” – Herodot

 

“Hiçbir şeyi riske atmamak, aslında her şeyi riske atmaktır.” – Albert Einstein

 

“Güvendeyim oyununu oynamak, muhtemelen dünyadaki en güvensiz şeydir. Durup bekleyemezsiniz. İleriye gitmelisiniz.” – Robert Collier

 

“Cesur ol. Risk al. Hiçbir şey deneyimin yerini tutamaz.” – Paulo Coelho

 

“Eğer bir insan fikirlerini gerçekleştirmek için risk alamıyorsa ya o fikirlerde iş yoktur ya da kendisinde.” – Ezra Pound

 

“Sizin için önemli olmayan şeyleri elde etmek için, sizin için önemli olan şeyleri riske etmeyin.” – Warren Buffett

 

“Herhangi bir sanatın önemli bir unsuru risktir. Eğer risk almazsanız, daha önce hiç görülmemiş, gerçekten güzel bir şeyi nasıl yapacaksınız?” – Francis Ford Coppola

 

“Dalın ucuna gitmekten korkmayın, meyve oradadır.” – Aldous Huxley

 

“Çoğu kimsenin zengin olmamasının başlıca nedeni, kaybetmekten korkmalarıdır. Kazananlar kaybetmekten korkmaz. Ama kaybedenler korkar. Hata yapmak, başarıya erişme sürecinin bir parçasıdır. Hataya düşmekten kaçınanlar başarıdan da uzaklaşırlar.” – Robert Kiyosaki

 

“Yükselmek ile gülünç düşmek arasında ancak tek bir adım vardır.” – Napolyon

 

“Alışılmadık risklere istekli değilseniz, sıradanlığa razı gelmek zorundasınız.”  Jim Rohn

 

“Risk, ne yaptığınızı bilmediğiniz zaman geçerlidir.” – Warren Buffett

 

“Hayatta kalmakta her zaman bir risk vardır ve eğer daha canlıysanız, daha fazla risk vardır.” – Henrik Ibsen

 

“Senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar.” – Sokrates

 

“Bugün diğer insanların yapmadıklarını yapacağım; böylece yarın diğer insanların yapamadıklarını yapabilirim.” – Randy Gage

 

“Zor bir durumdan çıkmanın en iyi yolu, içinden geçmektir.” – Robert Frost

 

“Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.” – Mevlana

 

“Korku yaşamın değil, ölümün bir parçasıdır. Yaşamın anlamı risk almaktır, maceradır, bilinmeyenin içine dalmaktır.” – Osho

 

“Hiç hata yapmayan, hiç keşif de yapmamıştır.” – Samuel Smiles

 

Girmekten korktuğunuz mağara, aradığınız hazineyi barındırır.” – Joseph Campbell

İnsanlara, zihnini kuruluşunuzdaki yaratıcılığın kilidini açacak ve en iyi sonuçları elde edecek şekilde açma konusunda nasıl ilham veriyorsunuz? Reklam endüstrisindeki eski bir iş arkadaşımın yaratıcılığın kilidini açma kabiliyeti (ve bu süreçte iyi vakit geçirme) konusunda efsanevi statü kazanmasını anlatan bir hikaye paylaşmama izin verin.

Amacı, müşterisinin işinde ürünlerin pazarlanma şeklini değiştirmekti. Ekibinin işleri hakkında tamamen yeni yollar düşünmesini ve ürünlerinin görüntüleniş şeklini değiştirmesini istedi. Bu amaçla, tüm reklam ve hesap ekibini Las Vegas’a götürdü.

Onlara yolculuk hakkında neredeyse hiçbir şey söylemedi. Takım Vegas’a geldi ve üç gün boyunca ekibine, gündemde eğlenmekten başka bir şey olmadığını söyledi. Bu yüzden yemeğe, içmeye, kumar oynamaya başladılar.

Dördüncü günde grubu topladı ve onlara “Bu sektörde ürünlerin pazarlanma şeklini değiştirmemiz gerekiyor. Yaratıcı, farklı, benzersiz olmamız gerekiyor. Müşterilerimizin temeli genç erkek izleyicisine hitap etmemiz gerekiyor – çok fazla video oyunu oynuyorlar. ”

Konuşurken, ekip üyelerinin odalarına video oyun sistemleri kuruluyordu. Sonraki üç gün boyunca, işlerinin video oyunları oynamak olduğunu söyledi. Grafikler, sesler ve hedef kitleye hitap eden karakterler dahil bir oyun oynama deneyiminin tamamını düşünmeleri gerekiyordu. Oyun tasarımcılarının içeriği nasıl sunduğunu, müşterinin ürünün görünüşünü ve hissini nasıl manipüle ettiklerini düşünmelerini istedi. Skor tablolarına, ses efektlerine ve oyun tasarımcılarının tasarladıkları küçük numaralara dikkat etmelerini istedi. En önemlisi, ekibinin, gerçek hayattaki ürünlerini yeni nesil müşterileri kazanmalarını sağlamak için müşterisinin video oyunu yeniliklerinden nasıl faydalanabileceğini düşünmesini istedi.

“Liderlik Nedir? Tanımlamanın 10 Yolu” adlı makalemiz için >>

Güneşin üç görkemli gününden sonra, ekibi yaratıcılıklarını serbest bırakmak ve insanların müşterisinin ürünlerini kullanma şeklini değiştirmek için zaman kaybetmedi. Kısacası, onları sektördeki herkesten ayıran benzersiz bir görünümle geldiler.

Ekibi aynı sonuçları New York ofislerinde oyun oynayarak da başarabilir mi? Şüpheliyim. Ekibini Las Vegas’a alarak onları çalışma modundan oyun moduna geçirdi. Sosyal bir ortamda etkileşime girmek için fazla zamanı olmayan insanları bir araya getirdi. Las Vegas’ta parti yapmanın günleri onları daha da yakınlaştırdı, ekip çalışması anlayışını inşa etti. Bir video oyunu oynayan bir otel odasındaki iki adam işlerini bilgisayarlarındaki bitişik ofislerde oturduğundan daha farklı görüyorlar.

Takımını altı günlüğüne Vegas’a (ya da başka bir yere) götürmen gerektiğini söylemiyorum. Ancak yaratıcı ekip çalışmasını teşvik etmek için onları ofis zihniyetinden kurtarmanın ve doğal dirençlerini bozmanın bir yolunu bulmanız gerekiyor. Bunların her birinin içindeki dehaya düzenli olarak dokunmanız gerekir. Yaratıcı olmak, ürününüzü satmaya çalışırken harika bir şey inşa etmekten, engelleri aşmaya kadar her şey için geçerlidir.

Aşağıdaki önerileri izleyerek çalışanlarınızın yaratıcılığına dokunabilirsiniz:

Grupları bir araya getirin.

Yeni bir işletme veya ürün başlatırken ekip üyeleri hep meşguldür. Hepsininde başları aşağıya eğiktir, sorumlu olduklarına odaklandılar. Zamanlarının çoğu, departmanlarındaki diğer insanlarla çalışmak için harcanmaktadır. Yaratıcı ve teknik insanlar etkileşimde bulunmak için fazla zamana sahip değiller. Bunu değiştirmenin yolları var.

Xoom’da saat 3’te pizza ve bira yedik. Her Cuma. Farklı gruplardan insanlar sosyal bir ortamda etkileşim kurdu. Şirket büyüdükçe, bu Cuma öğleden sonraları yeni ekip üyeleriyle tanışma fırsatı sundu ve birlikte şirketin ortak bir vizyonunu geliştirdik. Farklı sorumluluklara sahip kişiler şirkete farklı şekillerde baksalar bile, bira ve pizza konusunda en yaratıcı ve işbirlikçi fikirlerimizden bazılarını bulduk.

Düzenli olarak çık.

Ofis dışında bir şeyi en az dörtte kez yapın. Faaliyetin pahalı ya da abartılı olması gerekmez. Mutlu bir saat, minyatür golf ya da at arabası yarışı planlayabilirsiniz. Her ne ise, insanları yeni bir ortamda buluşturmak, ilişkiler kurabilir ve yaratıcılığa ilham verebilir. Çalışanlarınızı kendi rahatlık bölgelerinden çıkararak ve birbirleriyle etkileşime girmelerini sağlayarak gözlerini yeni olasılıklara açabilir.

Denemeye teşvik etmek.

Her ay birkaç saatliğine kimsenin bilgisayarını veya akıllı telefonunu kullanmasına izin verilmediğini beyan edin. Ekranlar yerine, her çalışana bir not defteri verin ve onlardan işin nasıl geliştirileceği konusundaki düşünce ve fikirlerini yazmak, eskiz yapmak ve diyagramlarını çizmek için zaman harcamasını isteyin. Kağıdı kağıda koymanın yeniliği onları farklı bir şekilde düşünmeye zorlar. Egzersizden sonra, sayfalarını defterlerinden ayırmalarını ve beyin fırtınası duvarlarına göndermelerini teşvik edin.

Riske teşvik etmek.

Bazen yenersin bazen kaybedersin. Ancak insanlar risk almak ve yaratıcı olmak için teşvik edilmelidir. Bir şey işe yaramasa bile, bu deneyimlerin bir işletmenin büyümesinin değerli bir parçası olduğunu bilmeleri gerekir. Bunu yapmanın bir yolu, ekibinizi yan projelerle deneme yapmaya teşvik etmektir. Bunların çoğu başarısız olacak, ancak olasılıklar bunlardan bir sonraki büyük fikrinize dönüşebilir. İşe yaramayan bir şey denerlerse, tüm işlemi – veya kişinin işini – riske sokması endişesi yoktur.

Bir şey işe yaramazsa, ekibinizle bunu kutlayın.

En başarılı ve yaratıcı insanlar risk alan kişilerdir. Deniyorlar, başarısız oluyorlar ve hatalarından ders alıyorlar. Yeni bir şeye ateş edilmenin bir şey öğrenildiği sürece kutlandığı bir kültür yaratın.

(Bir iş geliştirme uzmanının hayatından alıntıdır.)

Kaynak: The Balance

Tony Robbins bir keresinde insanları hayatlarında dramatik değişiklikler yapmaya motive eden iki şey olduğunu söylemişti: İlham ve umutsuzluk. Çılgınca dursa da, aslında dibi görmenin ya da hayatınızda düşük bir noktada olmanın muazzam bir gücü vardır.

Peki dibi görmenin ne gibi faydaları olabilir, bunu kendi avantajınıza nasıl kullanabiliriz görelim.

Dibi Görmenin Faydaları

Durum Değerlendirmesi: Dibi gördüğünüzde yapmanız gereken ilk şey durumu yeniden gözden geçirmektir.  Eskiyi fethedebilirseniz, yeniyi kurtarmanız çok daha kolay olur. Önemli olan, hayattaki mevcut durumunuzu bugün bulunduğunuz yerin çok ötesinde bir seviyeye çıkarmak için bir fırsat olarak görmektir.

Kaybedecek Bir Şey Yok: Dibi görmenin güzelliği, gerçekten kaybedecek hiçbir şeyin olmamasıdır. Evsiz insanların zamanlarını kütüphanelerde geçirerek akıllarını milyoner olmak için yeterli bilgiyle doldurduklarına dair hikayeler duyduğunuzda sizin de hayatınızı değiştirmek için muazzam bir güce sahip olduğunuzun farkına varırsınız. Kaybedecek hiçbir şeyin olmamasının güzelliği, sonuçlardan tamamen kurtulma gücüne sahip olmanızdır. Ve bu, hedefleri gerçekleştirme yolundaki en büyük şeylerden biridir.

Büyük Riskler / Büyük Hedefler: Kaybedecek hiçbir şey yokken, büyük riskler almak ve büyük hedefler belirlemek için mükemmel konumdasınız. Dibi görmediğinizde konfor bölgenizin tuzağına düşersiniz. Düşük bir noktada olduğunuzda, mümkün olanı gerçekten zorlama eğiliminiz vardır. Birçok başarılı insan, bazı sonuçlar nedeniyle içinde bulundukları durumda olmak zorunda kalmıştır. Karları ise, şu anda hayal ettiğimizden çok daha iyi bir hayat yaşamaları.

Yaşamınızda düşük bir noktadaysanız, bunun hayatınızın gidişatını tamamen değiştiren tanımlayıcı bir an – bir başlangıç noktası olabileceğine dair biraz düşünmenizi öneririz. Kendinize “Neden bu durumdayım, bu berbat mı?” diye soruyorsanız, kendinizi başarısızlığa hazırlıyorsunuz demektir. Odağınızı değiştirmeli ve kendinize şu soruyu sormalısınız: “Bu fırsatı, hayatımı bir sonraki seviyeye taşımak için nasıl kullanabilirim?”. Bunu yaparsanız, olumlu bir değişimin kaçınılmaz olduğunu görürsünüz.

“Herkesin zengin ve ünlü olmasını ve hayal ettikleri her şeye sahip olmasını isterdim, bu şekilde esas cevabın bunlar olmadığını anlarlardı.”   – Jim Carey

Hepimiz mutlu olmak isteriz. Bu yaptığımız şeyleri yapmamız için bizi yönlendirir. Ancak modern hayatta dikkat dağıtmak çok kolay. Para ve başarıyı kovalamak için çok fazla zaman harcayabiliriz ve GERÇEKTEN önemli olan şeylere çok az şey harcarız.

Bize ne yapmamız gerektiğini, bizi reklamlarla ve medyayla sürekli olarak bombardımana tutarak söylüyorlar. Yaptıkları her şey onların hedeflerine uygun şeylerdir bizlerin hedeflerine değil. Dikkatli olmazsanız, bu yaptıkları şey sizi mutluluk yolunda etkileyebilir.

Sürekli böyle konulara maruz kalmak, sizi mutsuz yapan alışkanlıklar geliştirmenize sebep olur. Ne olduklarını öğrendiğinizde, onları mutluluk verecek alışkanlıklarla değiştirmesi daha kolay olacaktır.

İşte mutsuz insanların bazı yaygın kötü alışkanlıkları…

Kendinizle Olumsuz Konuşmak

Hepimiz hayatta zorluklarla karşılaşırız. Bunlar olmazsa yaşıyor olmazsınız. Mutsuz insanlar kendi morallerini aşağı çekmek için kendilerini kullanıyorlar. Kendilerine; “Yapamam” ve“Yeterince iyi değilim” gibi şeyler söylüyorlar.

Bu bir olumsuzluk döngüsü yaratabilir. Kendi moralinizi ne kadar fazla aşağı çekerseniz, o kadar kötü hissedersiniz. Ne kadar kötü hissediyorsanız da moralinizi o kadar aşağı düşürürsünüz.

Kendinizle bu şekilde konuşmak sizi asla mutlu etmeyecek. Bir şey yapamıyorsanız, sorun değil. Ya öğrenin ya da başka birinden sizin için yapmasını isteyin. Her şeyi yapabilmeyi bekleyemezsiniz .

Kendiniz ve yetenekleriniz hakkında olumlu olun. Hepimizin sınırları var. Yapabileceklerinize odaklanın.

Her Şeyin Yolunda Gitmesini Ümit Etmek

İşler “yanlış gittiğinde” mutsuz insanlar fazlasıyla olumsuz duygular yaşarlar. Bunlara genellikle “hiçbir şey benim için doğru gitmiyor” veya “hayat adil değil” gibi bir doz olumsuz konuşma eşlik eder.

Mesele şu ki, hiçbir şey herkes için güzel gitmez. Çamaşır makineniz en çok ihtiyacınız olduğunda bozulabilir. Arabanız beklemediğiniz bir anda bozulabilir.

Hayattan en iyi şekilde faydalanmak için elinizdekilerle en iyisini yapmayı öğrenmelisiniz. Hayat rüzgarda yelken açmak gibidir. Bazen arkanızdaki rüzgar sizi hedeflerinize doğru iter. Diğer zamanlarda ise size karşı eser. Ama ne olursa olsun asla pes etmeyin – ne ile karşı karşıya kalırsanız kalın savaşmaya devam etmelisiniz.

Kin Tutmak

Birisi sizi yanlış anladığında kendini kötü hissedebilir. Daha kötü olan şey ise kin tutmak ve aylarca hatta yıllarca kötü hissetmektir.

Tüm bunlar, kendinizi rahatsız hissetmenize sebep olur – kin tuttuğunuz kişiyi değil sadece size kötü hissettirir. Affetmeyi öğrenin. Sadece sağlığınız ve mutluluğunuz için daha iyi hissettirmekle kalmaz, size haksızlık yapan kimse için sizin bu davranışınız güzel bir örnek de olacaktır.

Oynamayı Unutmak

İş, fatura, çocuklarla uğraşmak derken, eğlenmeyi unutmak çok normal bir hale gelir. Mutlu olmak istiyorsanız kendinize eğlenmek için zaman ayırın.

Her gün eğlenmeyi bir öncelik haline getirin. Gerekirse, özellikle bu amaç için bir miktar “oyun zamanı” belirleyin. Bu sadece mutluluk seviyenizi yükseltmekle kalmaz, sorumluluklarınızla daha iyi başa çıkmanıza yardımcı olur.

Diğerlerini Çok Fazla Memnun Etmeye Çalışmak

Mutsuz insanlar kendilerini memnun etmeyi unutup diğerlerini memnun etmeye çalışırlar. Elbette insanların bizimle mutlu olmasını istiyoruz, ama bu kendi mutluluğumuz pahasına olmamalıdır.

Bazen, kendi yararınıza yönelik kararlar vermeniz gerekir. Etrafınızdaki insanlar bunu takdir edemezlerse, o zaman sahip olacakları iyi bir arkadaş veya aile değildirler. Başlangıçta biraz dirençle karşılaşacaksınız, ancak bir süre sonra insanlar kendiniz yararına yaşamanıza alışır ve geri çekilirler.

Risk Almamak

Mutsuz insanlar nadiren risk alırlar. Neyin yanlış gidebileceği konusunda korkarlar. Bu onları sıkıcı ve sıradan bir hayata yönlendirir.

Asıl korkutucu olan şey hayatınızı asla yeni veya farklı bir şey denemeden geçirmektir. Hayattaki bütün güzel şeyler bir risk unsuru içerir. Değişikliği kabullenin ve işlerin her zaman planladığınız gibi olamayacağını kabul edin.

Risk almaktan ve yeni şeyler denemekten daha iyi bir bilinçlenme şekli yoktur. Ayrıca, ne olursa olsun, değerli bir yaşam deneyimi kazanırsınız.

Kalbini Takip Etmemek

Mutsuz insanlar mantıksal düşünceye dayanarak hayat değiştiren kararlar alırlar. Sonuç olarak, işlerinde ve mutsuzluklarına sebep olan ilişkilerde sıkışıp kalabilirler.

Bankadaki işiniz size iyi para veriyor ama sizi mutsuz ediyorsa, burada sizi tutabilecek şey nedir? Kalbinizde hissettiğiniz hayatı yaşamaya gayret edin, gerçekten yaşamak istediğiniz hayatı.

Diğerlerini Suçlamak

Mutsuz insanlar, her şeyin bir başkasının suçu olduğunu düşünür. Ortaklarını, ebeveynlerini ve çocuklarını hayatları için suçlayabilirler. Bu iç karartıcı ve güçsüzleştirici olabilir.

Kendi yaşamınız için sorumluluk alırsanız, değişiklik yapmak ve geliştirmek için daha iyi bir durumda olacaksınız.

“Şimdi”de Yaşamamak

Mutsuz insanlar nadiren ‘şu an’da yaşarlar. Geçmişteki olumsuz deneyimler üzerinde durup, o korkunç duyguları tekrar yaşarlar. Ya da gelecekte daha fazla para, yeni bir ev vb. sahibi olduklarında mutlu olacaklarını düşünürler.

Sadece şu anda mevcut durumda yaşarsanız gerçekten mutlu olabilirsiniz. En basit şeyler, şu anda olduğunuzda sizi mutlu edebilir – temiz ve taze havayı, derin bir şekilde nefes alarak akciğerlerinizde hissedin. Bunu şimdi deneyin.

Hayatı Fazla Ciddiye Almayın

Mutsuz insanlar genellikle her şeyi ciddiye alırlar. Bu, en küçük şeylerin sıkıntıya neden olmasına sebep olabilir. Düşmeyi eğlenceli bir deneyim olarak görmelisiniz (elbette ciddi şekilde incinmediğiniz sürece).

Bir şey “yanlış gittiğinde” gülmeyi öğrenin ve her zaman hayatın aydınlık tarafını görmeyi hedefleyin.

***

Bunlar mutsuz insanların yaptığı şeylerden sadece birkaçı. Şimdi mutlu olmaya karar verin. Mutlu olmaya karar vermek savaşın yarısıdır. Karar verdiğinizde işler daha kolay hale gelecektir.

Kötü alışkanlıklara geri dönmekten sakının. Mutlu olmak için kendinize bilinçli bir şekilde hatırlatma yapın. Bir süre sonra bunlar sizin yeni alışkanlıklarınız olacaktır.

Şimdi, kendinizi mutlu etmek için bildiğiniz her şeyi derinlemesine yapmalısınız. Hayatın ve mutluluğun keyfini çıkarın!

Bazen ağır bir sırt çantası takmış gibi hissederiz, ama sırtımıza değil de aklımıza sıkıca sarılmış bir sırt çantasıdır bu.

Artık böyle yaşamak istemiyorsan, durmaya, sırt çantasını atıp yükünü hafifletmeye hazırsan; seni mutluluğa sürüklemeyen şeylerden vazgeçmelisin.

Yükünüz ne?

Çantanız ne dersiniz? Ağır mı? Neleri bırakabileceğinizi görmenin zamanı geldi mi? Bu bağımlılıktan kurtulacak mısınız? Bağımlılığı bırakacak mısınız? Yükünüzü daha hafif yapmak için neleri atacaksınız?

Birçok insan, yıllar boyunca topladıkları olumsuzlukları atmaktan korkuyor. Hayatınızdaki en muhteşem şeylerden biri, her an onu değiştirme gücüne sahip olmanızdır. Korkmanızda sorun yok. Emin olmak iyi değildir. Korkuyu hissedin ama hayatınızı yine de değiştirin. Hayatın ışığına bakın ve acıya neden olan şeyden kurtulursanız neler olacağını kendinize sorun.

Kapıyı açın

Geçmişinizde yaşamak, kendinizi ifade etmenize izin vermeyen zihinsel hapishanede sizi kilitler. Hayat, neyin ne olduğundan ziyade ne olabileceğinin özgürlüğüyle izlenmelidir. Ama kilitli kalmak zorunda değilsin. Bu kapı içeriden açılır. Kapıyı açmak ve kendini bırakmak biraz cesaret ister. Cesaretli olun.

Garanti yoktur

Enerjiyi kendine vermeden önce vereceği çabanın sonuçlarının ne olacağını bilmek ister insan doğası. Sanki yatırım yapmadan önce paramızın pozitif bir getiri sağlayacağını bilmek rahatlatıcıdır. Hayatlarımızı değiştirmek de farklı değil. Yaşamımızın hapishane kapısının kilidini açmayı ve hayatımızın hayal ettiğimiz gibi olacağı yönüne doğru gitmeyi seçersek, bilmek isteriz. Ama hayatta hiçbir garanti yoktur.

Hayatınızda ne zaman ne olacağını bilemezsiniz. Spor yıldızlarının kariyerlerinde hayallerine kısa bir süre içerisinde varmak için çok fazla ileriye gitme ümitleri vardır. Ve birçok kişi, o günün son olacağını bilmeden sıradan bir güne başlar. Her birinizin mevcut durumunuzu tahmin edemeyeceğine bahse girerim; işiniz, ilişkiniz, ev konumunuz, vb… bunu yapamayacağımızı biliyorum.

Bazılarımız yanımızda tuttuklarımızın bizi güçlü kıldığını düşünüyor, ama bazen gitmelerine izin vermeliyiz.

– Herman Hesse –

Bırakın

Her durumda “yanlışı” görmeyi bırakın. Bunun yerine, fikrinizi doğru şeye doğru şekilde odaklayın. Dünyayı kontrol edemezsiniz, ancak içinizdeki dünyayı kontrol edebilirsiniz. Bir köpek havlaması, bir bebeğin ağladığını ya da sizi rahatsız eden başka bir ses duyduğunuzda, bundan şikayet etmeyi bırakın. Köpek sadece bir köpek ve bebek sadece bir bebek olmalıdır. Bunlara takılmak yerine, şikayetlerinizden kurtulun. Tam anlamıyla, tutumunuzu değiştirin ve olumsuzluğu bırakın. Hayattan şikayetçi iken ondan zevk almazsınız. Aklınızdaki yorumların sizi yenmesine izin veriyorsunuz.

 

Eğer zor zamanlarınızda size yardımcı olan bir tekniğiniz varsa, bunu fiziksel bir egzersizle destekleyebilirsiniz. Hangi ruh halindeyseniz, yükünüzü hafifletmede yardımcı olmak için aşağıdaki alıştırmalardan birini seçebilirsiniz. Bırakmak uzun ve zorlu bir süreç olmak zorunda değildir. Bir anda yapılabilir. Bırakmak istediğiniz şeyi yazın ve:

Bunu gerektiği kadar tekrarlayın. Belki yükünüz o kadar hafif olur ki artık sırt çantasına bile gerek kalmaz.

Özellikle önemli kararlar söz konusu olduğunda karar vermek hiç de kolay değildir. Bazen, karar verme becerilerimizi geliştirmek için sadece perspektifinizde bir değişime ihtiyacınız vardır. Nasıl daha iyi bir karar verici olabileceğinizi merak ediyorsanız, kullanabileceğiniz birkaç yararlı ipucu:

Artıları ve eksileri tartın

Artıları ve eksileri tartın

Bir liste yapmak, aslında beyninizde sıralanan fikirleri belirlemek için yararlı bir yoldur.

Bir şey yapmanın olumlu yönlerini not edin ve ilk etapta karar gerektiren faktörleri dahil etmeyi unutmayın. Olumsuz yönler de önemlidir, bu yüzden sizi harekete geçmek konusunda isteksiz yapan şeyleri düşünün. Harekete geçmenin ve geçmemenin sonuçları hakkında dürüst olmaya çalışın.

Aynı tecrübeye sahip birini bulun

Saygı duyduğunuz ve karşı karşıya olduğunuz durumu tecrübe etmiş birini bulun

Saygı duyduğunuz ve karşı karşıya olduğunuz durumu tecrübe etmiş birini bulun. Ona öğle yemeği ya da en sevdiği kahveyi almayı teklif edin.

İsteğinizde net olun, böylece kişiyi şaşırtmaz ve aradığınız şey hakkında dürüst olursunuz. Bu onlara sizinle rahat bir şekilde paylaşımda bulunup bulunmadığına karar verme şansı verecektir. Eğer olumlu yönde karar verirlerse, toplantıya hazırlanabilirsiniz.

Alternatif kararları tartın

Alternatif kararları tartın

İlk önce, harekete geçmezseniz nasıl hissedeceğinizi düşünün. Kararı aldıktan ve bir şeyler yaptıktan sonra kendinizi gelecekte düşünün. Verdiğiniz kararla ilgili duygularınızı hayal edin.

Bunu yaptığınızda pişman olmaktan çok kararınızı uygulamayı düşünüyorsanız, harekete geçin. Risk büyük olsa bile, pişmanlığın daha büyük olabileceğini unutmayın.

Kendinize güvenin ve sıkıntıları aştığınız zamanları düşünün. Bu zamanların üstesinden geldiğinizi ve tekrar risk almaya hazır olacağınızı bilin.

Sonuç olarak

Hayatta zor kararlarla karşılaşmak kaçınılmazdır, tıpkı riskin kaçınılmaz olduğu gibi. Ancak risk almamak fırsatları  kaçırmaya sebep olabilir ve hayatınızı pişmanlıklarla doldurabilir. Kararsızlıkla mücadele etmek iyidir, ancak gelişmeye çalışmamak ve zorluklarla yüzleşmemek için yollar aramak kabul edilemez.

Kimse mükemmel değildir; en iyi insanların bile zayıflıkları vardır. Fakat çoğumuz genellikle, bizim güçlü yanlarımızın ne olduğunu bulamadığımızdan şikayet ederiz. Arkamıza yaslanıp başarılı insanların bunu kolay kazandığını söyler dururuz – ama bu doğru değildir. Onlar da, zirveye ulaşmadan önce  mutlaka büyük mücadele verirler.

İşte başarılı insanların zayıflığın üstesinden gelmelerinin birkaç yolu

 

Sizi ilgilendiren konulara odaklanın

Sevdiğiniz bir şeyler bulun. Tutkulu olduğunuz bir şeye karşı çok sıkı çalıştığınız zaman, başarı sizin yolunuzu izler.

 

Zamanınızı yönetin

Akıllı bir yönetim sayesinde, insanlar daha az zamanda daha fazla iş yapabilir. Zamanınızı verimli bir şekilde geçirin; bir dakika bile boşa harcamayın.

 

Anahtar becerilerinizi geliştirin

Hepimizin olağanüstü derecede iyi olduğu bazı becerileri vardır. Zeki insanlar zamanlarını ve enerjilerini zaten iyi oldukları konuları iyileştirmek üzerine harcarlar, bu da zaten kuvvetli oldukları alanları daha da kuvvetlendirir.

 

Bir hedef ve bir plan belirleyin

Bir plan olmadan, yolumuzu kaybedebilir ve başarıya giden yolculuğumuzu geciktirebiliriz. Ne istediğiniz ve nasıl başarmayı planladığınız üzerinde düşünün.

 

Risk almaya cesaretiniz olsun

Zorlayıcı olan herhangi bir şey zaten risksiz değildir. Belirsizlik, başarının bir parçasıdır – sadece devam etme isteğiniz sizi oyunda aktif tutacaktır.

 

Başarısızlığın sizi durdurmasına izin vermeyin

Yol boyunca sizi bekleyen zorluklar olacak. Her zaman her şeyi kendi istediğiniz gibi şeklilendiremezsiniz. Başarılı insanlar bile hayatta başarısızlığa uğrarlar, ama her zaman ayağa kalkmasını bilirler.

 

Kendinizi pozitiflik ile çevreleyin

Herhangi bir zihnin en kötü düşmanı olumsuzluktur ve bu sizi umutsuzluğa sürükleyebilir. Zayıflığın üstesinden gelmek istiyorsanız, bu gibi şeylerin size ulaşmasına izin vermemelisiniz.