Güne enerjik başlamak için inanılmaz kahvaltı alternatifleri nelerdir? Gün boyu dinç kalabilmek için kahvaltı, sağlıklı beslenmenin temelidir. Peki sabahları basit ve pratik şekilde yapabileceğimiz bu alternatifler nelerdir birlikte inceleyelim.

Kahvaltının sağlık için olmazsa olmaz bir öğün olduğunu herkes bilir. Uzun saatler dinlenmeyle geçen bir gecenin sabahında enerji depolarımızı dolduracak olan şey güzel bir kahvaltıdır. Uyku ile yavaşlayan metabolizmamızı canlandırır. Gün içerisindeki performansımızı etkileyen temel öğündür. Eğer metabolizmayı bir motor olarak düşünecek olursak, kahvaltı da bu motorun çalışmasını sağlayan temel yakıttır aslında.

Güne Enerjik Bir Başlangıç İçin İnanılmaz Kahvaltı Alternatifleri

Yapılan sağlıklı bir kahvaltı, gün içerisinde hem sizi diğer öğününüze kadar tok tutacak hem de günün geri kalan öğünlerinde daha sağlıklı besinler seçmenizi sağlayacaktır. Ancak burada bahsettiğimiz sağlıklı bir kahvaltı menüsüdür. Yani yapılan her kahvaltı vücudumuzda bu olumlu etkileri yaratmaz. Ülkemizde  iş yoğunluğu fazla olan çalışan kesimin genel kahvaltı tercihi unlu mamuller olmaktadır. Yani sabah işe yetişme derdinden dolayı hemen yolda atıştırmak için simit, poğaça, börek gibi unlu besinler tercih edilmektedir.

Sağlıklı bir kahvaltı derken bu tarz bir kahvaltıdan bahsetmiyoruz. Özellikle rafine undan yapılan bu besinler gereğinden fazla yağ ve basit karbonhidrat içerikli olup boş enerji verir ve sağlığınızı bozar. Kan yağlarının artmasına, karaciğer yağlanması, obezite, insülin direnci, diyabet ve kalp hastalıkları gibi birçok ciddi rahatsızlığa davetiye çıkarır.

Bakteri Ve Virüsle Aynı Anda Savaşan Tek Ürün; Propolis >>

Sağlıklı  bir kahvaltı proteinden zengin bir menü olmalıdır.

Sağlıklı  bir kahvaltı proteinden zengin bir menü olmalıdır. Böyle bir menü gün boyunca enerjinizi olumlu yönde etkiler. Bununla birlikte sağlıklı proteinler açısından zengin bir kahvaltı, kilo problemi olan bireylerde kilo kaybında da kritik rol oynar. İşte size güne inanılmaz bir enerjiyle başlamanızı sağlayacak pratik ve sağlıklı kahvaltı alternatifleri:

Sebzeli omlet veya menemen (esmer ekmek, bol salatalık, domates, biber, yeşillik)

Güne enerjik başlamak için sabahları pratik olarak hazırlayabileceğiniz enerjik bir kahvaltı için ilk tarifimiz sebzeli omlet veya menemen. Yumurta, anne sütünden sonra gelen en değerli proteindir. Besin ve besleyici değeri inanılmaz yüksek olan bir protein kaynağıdır. Gün içerisinde uzun saatler tok kalmanıza yardımcı olur. Kahvaltılarınızda haftada 3-4 gün yumurtaya mutlaka yer veriniz.

Sıcak Yaz Günlerinde İş Temponuzu Koruyun >>

Yoğurtlu parfeler

sağlıklı kahvaltı seçeneği

1 su bardağı yoğurda 3 yemek kaşığı yulaf ezmesi ya da 3 tatlı kaşığı chia tohumu ekleyip biraz dinlendirip, üzerine de taze meyve dilimleri, ceviz,badem, fındık parçacıkları ve tarçın serpiştirerek inanılmaz lezzetli ve doyurucu bir menü oluşturabilirsiniz. Yoğurt iyi bir kalsiyum kaynağı olmasının yanı sıra protein içeriği ile de kahvaltılar için iyi bir alternatiftir.

İş Performansınızı Artıracak Pratik Beslenme İpuçları >>

Hindi fümeli tahıllı sandviç

Basit ve pratik şekilde hazırlayabileceğiniz bir diğer enerjik kahvaltı alternatifi hindi fümeli tahıllı sandviç. Evimizde sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü için yapılabilecek en basit tariflerdendir. 2 dilim tam tahıllı ekmek, bol yeşillik, salatalık, domates ve hindi füme ile hem doyurucu hem fit hem de sağlıklı bir kahvaltı menüsü hazırlayabilirsiniz.

Lor peynirli Çingene salatası ve tahıllı ekmek

2-3 yemek kaşığı az yağlı lor ve bol yeşillik, biber, salatalık, domates gibi sebzelerle güzel ve doyurucu bir kahvaltı oluşturabilirsiniz. Bütün sebzelerinizi doğrayın, içerisine lor peyniri, baharat ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı da ilave ederek karıştırın. Doyurucu ve inanılmaz fit kahvaltınız hazır.

Korona Virüs Salgınına Karşı Bağışıklığınızı Güçlendirin >>

Peynirli ve sebzeli omlet ve tahıllı ekmek

Güne enerjik başlamak için kahvaltı alternatiflerimizden bir diğeri peynirli ve sebzeli omlet, tahıllı ekmek. Mantar,ıspanak ya da kabak gibi bir sebzeyi çentilmiş maydonoz ve dereotu ile 1 tatlı kaşığı sıvı yağda soteleyin. Üzerine 2 yemek kaşığı lor peyniri + 1 yumurtayı karıştırıp dökün. İstediğiniz baharatları da ekleyip muhteşem omletinizi pişirin. İnanılmaz tok tutan ve enerji veren menünüz hazır. Afiyet olsun.

Her Mevsim Sofranızda Olması Gereken Mucizevi Besinler >>

Bir çoğumuzun en sevdiği mevsimler ilkbahar-yaz olsa da her mevsimin kendine has bir özelliği ve güzelliği var. Sonbahar-kış dönemi genellikle herkes için en yoğun iş temposunun ve yüksek  verimin  olduğu zamanlardır. Aynı zamanda da  hastalıklara en yatkın olduğumuz zamandır. Hava sıcaklığının hızla değiştiği ve yoğun soğukların olduğu bu aylarda beslenmenize çok daha fazla özen gösteriniz. Çünkü iş hayatınızda yakaladığınız ivmeyi sürdürmeniz için hastalıklara karşı vücut direncinizin sağlam olması gerekiyor. İşlerinizin çok iyiye gittiği dönemlerde hastalıklarla uğraşmak istemezsiniz değil mi?

Mevsimden mevsime yetişen sebze-meyvelerin farklılığından da anladığımız üzere, beslenme şeklimizde de farklılar olacağı aşikardır. Örneğin; Yaz döneminde hava sıcaklığının da etkisiyle daha çok soğuk, serin ve sulu yiyecekler ön plandadır. Sebze meyve tüketimi daha fazladır. Bununla birlikte kış aylarında,  hava sıcaklığının da etkisiyle bedenimiz ısısını koruyabilmek için daha çok karbonhidrat ihtiyacı duymaya başlar. Bu nedenle genellikle kış aylarında iştah ve kilo artışı ile karşı karşıya kalırız.

Beslenme şeklimizde  mevsimsel olarak farklar olsa da her mevsim sofralarımızdan eksik etmememiz gereken  bazı mucizevi besinlerimiz var. Bunlardan şöyle kısaca bahsedelim;

Fermente süt ürünleri

Ev yoğurdu, olgunlaşmış peynir, lor peyniri ve kefir gibi süt ürünleri, ikinci beynimiz(yani bağırsaklarımız) için mucizevi besinlerdir. Bağırsaklarımızda yaşayan probiyotik bakteri sayısını arttırmaya destek olurlar. Bu durum hem beden sağlığımızı hem de ruh sağlığımızı olumlu yönde etkiler.

Ev yoğurdu, olgunlaşmış peynir, lor peyniri ve kefir gibi süt ürünleri, ikinci beynimiz(yani bağırsaklarımız) için mucizevi besinlerdir. Bağırsaklarımızda yaşayan probiyotik bakteri sayısını arttırmaya destek olurlar.

Tıbbın babası Hipokrat ; “Mutlu bağırsak, mutlu insan” demiş. Ayrıca “Bağırsak hastaysa, tüm beden hastadır.” diyerek bağırsak sağlığının önemini vurgulamıştır.

Bağırsaklar Vagus siniriyle direk beyinle bağlantılıdır. Bu nedenle de yaşadığımız herhangi bir sıkıntı, stres direk bağırsaklarımıza etki edebilmektedir. Değişen duygu durumlarımıza göre  kabızlık, ishal veya şişkinlik gibi  bağırsak problemleri yaşamamızın sebebi budur. Aynı zamanda duygu durumumuz da bağırsaklarımızın sağlığına göre değişebilmektedir. Serotonin (mutluluk hormonu) üretiminin %90’ı bağırsakta gerçekleşir. Bağırsağımızdaki probiyotik bakteri(yararlı bakteriler) sayısı daha fazla olduğu zaman ruh ve beden sağlığımız çok daha iyi olmaktadır.

Taze sebze ve meyveler

Her mevsimin kendine has, o mevsimde insan sağlığına en iyi gelebilecek bileşenlerini içeren mucizevi sebze ve meyveleri mevcuttur. Sebze ve meyvelerin vitamin, mineral ve antioksidan çeşitleri bile her mevsimde farklılıklar gösterir. Bu nedenle her zaman sofralarımızda bulundurmamız gereken, bulunduğumuz mevsimde yetişen taze sebze ve meyveler olmalıdır.

Yeterli ve dengeli beslenmede sağlığımız için günde 5-6 porsiyon meyve-sebze tüketmemiz gerekiyor. Bunu şöyle pratikçe belirtecek olursak; öğününüzün en az birini sebze yemeği olarak tercih edip, diğer öğünlerinizde ana yemeğinizin yanına bol mevsim salataları ekleyiniz. Kahvaltı ve ikindi saatlerinde de en az birer porsiyon meyve tüketerek  günlük vitamin alımınıza destek olabilirsiniz.

Kuruyemişler

Kavrulmamış kuru yemişler sağlıklı yağlar, vitamin, mineral ve lif açısından oldukça zengindir. Ara öğünde veya kahvaltıda ceviz, badem, fındık, kaju, çiğ kabak çekirdeği gibi kavrulmamış kuru yemişlerden tüketmeye özen gösteriniz. Kilo kontrolü için tükettiğiniz porsiyonlarınıza da dikkat ediniz.

Yumurta

Anne sütünden sonra gelen en değerli proteinleri içeren yumurta, her mevsim sofralarımızdan eksik olmaması gereken bir besindir.

Yumurtanın ne kadar sağlıklı olduğunu bilmeyen yok zaten. Anne sütünden sonra gelen en değerli proteinleri içeren yumurta, her mevsim sofralarımızdan eksik olmaması gereken bir besindir.  Kahvaltıda böylesine değerli bir protein kaynağı tüketmek, gün içerisinde daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olacaktır.

Zeytin ve zeytin yağı

Akdeniz kadınlarının sağlık ve güzellik  sırlarından biri de zeytindir. Kalp ve damar hastalıklarından tutun diyabet ve kansere karşı koruyucu  etkilerine bakarak zeytin ve zeytin yağının muhteşem bir besin olduğunu anlayabiliriz. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırlarından biri  olarak gösterilen zeytin ve zeytinyağının sağlık yararlarına linkten ulaşabilirsiniz.

Tükettiğiniz besinlerin ilacınız olması dileklerimle…

 

Ramazan  deyince; bolluk, bereket dolu günler ve samimiyetin, dostluğun arttığı bir ay gelir aklımıza. İnsanları birbirine yaklaştıran, muhabbetin arttığı bir aydır Ramazan. Bu nedenle de bir girişimci veya networker için Ramazan Ayı inanılmaz güzel bir aydır. Şu güzel, samimi, içten günler arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirip elinizdeki inanılmaz fırsatları paylaşabilmeniz için çok büyük bir fırsattır.

Bununla birlikte Ramazan Ayı’nda enerjinizi de yüksek tutmaya özen gösterin. Malum, uzun saatler aç ve susuz kalmak insan vücudunu negatif etkileyebiliyor. Bu negatifleri en aza indirmek için sahur ve iftar menülerinde dikkat edebileceğiniz, sizleri gün boyunca daha enerjik ve odaklı tutabilecek püf noktalardan bahsetmek istiyorum.

 En iyi detoks yöntemlerinden biridir “oruç” . Mide ve bağırsakların dinlenip temizlenmesini sağlayan daha iyi bir yöntem olamazdı.

Öncelikle şunu belirtmeliyim; oruç ibadetinin, sağlık açısından  inanılmaz etkileri vardır. En iyi detoks yöntemlerinden biridir “oruç” . Mide ve bağırsakların dinlenip temizlenmesini sağlayan daha iyi bir yöntem olamazdı. Bununla birlikte, Ramazan Ayı’nda beslenme konusunda yapılan büyük hatalar insan vücudunda bazı sorunlara neden olabilmektedir. Özellikle de bu yıllarda ramazan ayının gündüz saatlerinin uzun olduğu yaz aylarına denk gelmesi, ortalama 15-16 saat hiçbir besin ve sıvı alımının olmaması, hava sıcaklıklarının yüksek olması, vücudu çok daha fazla zorlamaktadır.

Hal böyleyken en önemli konu, sıvı ve elektrolit dengesidir. Hem uzun saatler boyunca sıvı alımının olmaması hem de sıcak havanın etkisi ile vücut ciddi dehidratasyon (susuzluk) yaşayabiliyor. Bu durumu önlemek için iftar ve sahurda sıvı tüketimine çok daha fazla dikkat edilmeli. Bununla birlikte en sık yaşanılan diğer bir problem de uzun süre vücudun aç kalması sonucu kan şekerinin düşmesidir. Bu durum baş ağrısı, halsizlik, dikkatte azalmaya bağlı olarak günlük işlerde performansın düşmesine neden olabiliyor.

Diğer bir nokta ise, en çok korkulan konu, yani kilo alma konusu. Bu problem tamamen bizim beslenme şeklimizle alakalıdır. Ramazan Ayı’nda yapılan en büyük hatalardan biri, hamur işleri ve tatlılara fazlaca ağırlık vermektir. Gün boyunca uzun saatler aç kalıp yavaşlayan metabolizmaya böylesine fazlaca karbonhidrat ve kalori yüklenmesi tabi ki de beraberinde fazla kiloları getirecek. Oysa ki ramazan boyunca günlük yiyecek alımı zaten oldukça azalmaktadır. Buna bağlı olarak aslında bu süreçte çok rahat kilo verilebilir veya ideal kilo sağlıklı bir şekilde korunabilir. Bunu sağlamak için ramazanda da sağlıklı ve dengeli beslenme çok büyük önem taşımaktadır.

Peki beslenmede dikkat edeceğimiz püf noktalar nelerdir?

iftar yemeğine çorba ile başlayın.

Kişinin günlük aktivitesine ve vücut ağırlığına göre değişse de günde ortalama 10-12 bardak su tüketmemiz gerekiyor.

Ramazanda olması gereken doğru besin tercihlerimiz

Kefir, son zamanlarda beslenme kültürü içinde bir ikon olma yolunda ilerliyor.  Kefir tanelerinden kültüre edilen fermente bir süt içeceğidir.

Ramazan için sağlıklı tatlı alternatifleri ise az yağlı sütle evde hazırlanmış az şekerli sütlü tatlılar veya meyveli tatlılardır.

Ramazan Ayı’nın sizlere sağlık getirmesi dileklerimle…

Doğrudan Satış Sektörünün diğer bir adıyla Network Marketing’in ne kadar büyük ve büyüyen bir sektör olduğundan bahsetmiştik daha önce. Bu yazımda, sizin bu sektörde fark yaratabilmenizi sağlayacak olan, etkili bir tanıtım için beslenmede hangi püf noktalara dikkat etmemiz gerektiğinden bahsedeceğim. Etkili bir tanıtım dedim çünkü sıradan bir anlatımla bu sektörü hiç tanımayan ya da sektörle ilgili önyargıları olan  birini yeterince cezbedemezsiniz. Etkili bir tanıtımla , işi tanıttığımız kişide güzel bir izlenim uyandırabiliriz.

Peki etkili bir tanıtım için beslenme neden önemli ?

Network, enerjiyle alakalı bir sektör. Network Marketing sektöründe etkili bir  networker olmak istiyorsanız; her zaman enerjik, güler yüzlü ve canlı bir ses tonunuzun olması gerekir. Bu özellikler herhangi bir liderde olması gereken temel özelliklerdir. Peki enerji neyle alakalı ?  Bir networker için bu sorumun ilk yanıtı kişinin tutkusu ve hayallerine olan inancı, bağlılığı olur her zaman. Bununla birlikte beslenme şekliniz kesinlikle gün içerisindeki enerji seviyenizi inanılmaz etkiler.

Peki  etkili bir tanıtım öncesinde beslenmede hangi noktalara dikkat edilmelidir?

Herhangi bir insan 3- 4 saatten daha uzun bir süre aç kaldığı zaman kan şekeri düşmeye başlar. Kan şekerindeki düşüşle birlikte algılama ve odaklanmada da problemler olur. Aç insan çok daha çabuk sinirlenir ve tahammül seviyesi düşer. Tabi ki  de bu  negatif durumların hiçbirinin bir girişimcide olmaması gerekiyor. İyi bir networker; daima güler yüzlü ,enerjik, hoşgörülü ve sabırlı olmak zorundadır. Bu nedenle tanıtımdan önce öğün saatiniz yakınsa hafif bir ana öğün, eğer ara öğün vakitlerindeyseniz enerjinizi arttırmak için sağlıklı bir ara öğün yapabilirsiniz.

Bu nedenle tanıtımdan önce öğün saatiniz yakınsa hafif bir ana öğün, eğer ara öğün vakitlerindeyseniz enerjinizi arttırmak için sağlıklı bir ara öğün yapabilirsiniz.

Hafif ana öğünlere örnek;

– Izgara balık ya da tavuk + bol salata +  esmer ekmek

-Zeytinyağlı sebze yemeği + yoğurt + esmer ekmek

-Peynirli veya tahıllı salatalar

-Tonbalıklı salata + esmer ekmek

Sağlıklı ara öğün seçenekleri;

sağlıklı ara öğün

-Taze meyve + yoğurt veya süt

-Kuru meyve +  çiğ ceviz/badem/fındık/fıstık/kaju + 1 fincan şekersiz kahve

-Esmer ekmekle peynirli sandviç gibi…

su tüketimine dikkat

Su tüketiminin, beden için ne kadar önemli olduğunu daha önce de bir çok kez yazmıştım. Tükettiğimiz su miktarı yetersiz olduğunda direk algılama yeteneğimiz düşer, odaklanamayız, şiddetli baş ağrıları ve halsizlik gibi semptomlara yol açar. Veriminizi ve etkinizi iyice düşürür. Günlük su tüketiminizin ne kadar olduğuyla ilgili ve suyun bedendeki diğer işlevleriyle ilgili daha detaylı bilgi edinmek için su diyip geçme adlı makalemize göz atabilirsiniz.

Diğer bir önemli konu da tanıtımdan önce nasıl bir ana öğün tercih edeceğimiz. Bu konuya yukarıdaki diğer bölümde de değinmiştim.  Önemli bir görüşme öncesi sindirimi zor olan besinlerin tüketilmesi, yemek sonrasında size ağırlık ve uyku hali  verebilir. Bu durum da  hem görüşmenizin hem de sizin etkinliğinizi düşürür.

Çay ve kahve, içerdiği kafeinle uyarıcı etki gösterir.

Çay ve kahve, içerdiği kafeinle uyarıcı etki gösterir. Hem enerji seviyenizi arttırır hem de odaklanmayı arttırır. Çalışma hayatınızda dinç ve dinamik olmak için kahve adlı makalemizden kahve ile ilgili daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

odaklanma konusunda ceviz, fıstık, fındık gibi kavrulmamış kuru yemişler inanılmaz etkilidir.

Özellikle çok önemli bir tanıtım veya  toplantı öncesinde bazı besinlerin vücuda inanılmaz etkilerinden faydalanmamız mümkün. Örneğin; odaklanma konusunda ceviz, fıstık, fındık gibi kavrulmamış kuru yemişler inanılmaz etkilidir. Limon, portakal, mandalina, çilek ve kivi gibi meyveler ise C vitamini içerikleriyle canlandırır ve algılama yeteneğini arttırırlar. Havuç ise beyin metabolizmasını canlandırır ve hafızayı etkiler. Tanıtım öncesinde bu inanılmaz etkili  besinlerden oluşan küçük bir ara öğün planlanabilir.

Egzersizin en önemli yararlarından biri kas ve güç kazandırmasıdır. Sağlıklı bir kas miktarına sahip olmak, egzersizde ve günlük yaşamda elinizden gelenin en iyisini yapmanıza olanak sağlar.

Maksimum kas kazancı için üç ana kriter karşılanmalıdır: yaktığınızdan daha fazla kalori yemek, parçaladığınızdan daha fazla protein tüketmek ve kaslarınızı zorlayıcı bir egzersiz programı.

Besin takviyesi almadan tüm bu kriterleri yerine getirmek mümkün olsa da, bazı durumlarda  bazı takviyeler kullanmak, hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.

1. Kreatin

Kreatin, vücudumuzda doğal olarak üretilen bir moleküldür. Kaslarımız ve diğer dokularımız için enerji sağlar. Bununla birlikte, bunu bir diyet takviyesi olarak almak, kas kreatin içeriğini normal seviyelerinin ötesinde % 40’a kadar artırır. Bu durum, kas hücrelerini ve egzersiz performansını etkiler, kas kazancını arttırır. Aslında, çok sayıda araştırma kreatinin kas gücünü artırdığını göstermektedir.

2. Protein Takviyeleri

Yeterli protein almak, kas kazanmak için çok önemlidir. Spesifik olarak kas kazanmak için, vücudunuzun doğal süreçlerde parçaladığından daha fazla protein tüketmeniz gerekir. İhtiyacınız olan tüm proteini, protein yönünden zengin yiyeceklerden elde etmek mümkün olsa da, bazı insanlar bunu yapmakta zorlanıyor. Bu size benziyorsa, bir protein takviyesi almayı düşünebilirsiniz .

Diyet takviyesi almadan tüm bu kriterleri yerine getirmek mümkün olsa da, bazı takviyeler hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.

3. Beta-Alanin

Beta-alanin , yorgunluğu azaltan ve egzersiz performansını artırabilen bir amino asittir. Ek olarak, bir egzersiz programı izliyorsanız beta alanin kas kütlesini artırmaya yardımcı olabilir.

4. BCAA

Dallanmış zincirli amino asitler (BCAA’lar) üç ayrı amino asitten oluşur: lösin, izolösin ve valin. Protein kaynaklarının çoğunda, özellikle et, kümes hayvanları, yumurta, süt ürünleri ve balık gibi hayvansal kaynaklı olanlarda bulunur. BCAA’lar kas gelişimi için kritik öneme sahiptir ve kaslarınızdaki amino asitlerin yaklaşık %14’ünü oluşturur.

Doğrudan satış sektörü inanılmaz bir hızla büyüyor, her geçen gün yeni yeni bir sürü firma kuruluyor. Yepyeni kazanç planları, yeni sistemler ortaya çıkmaya başlıyor. Durum böyle iken genel olarak doğrudan satışta veya diğer özel adıyla Network Marketing’de sizi ön plana çıkaracak püf noktalara daha fazla kulak verin.

Network Marketingde, organizasyonunuzun enerjisi tamamen sizin enerjinizle alakalı. Takımınız her anlamda sizi kopyalıyor. Her hafta yapılan toplantıların ve traininglerin enerjik geçmesi ve bunun takımınıza yansıması sizinle alakalı bir şey.  Bu sektörün içerisinde uzun süredir bulunan bir networker ve aynı zamanda bir beslenme uzmanı ve diyetisyen olarak diyebilirim ki, bu sektör tamamen enerjiyle büyüyor. Organizasyonumuzun ilerlemesi için, her zaman  ruhsal ve fiziksel olarak olabileceğimiz en yüksek enerjide olmak zorundayız.

Peki sürekli olarak enerjimizi nasıl yüksek tutabiliriz?

Bir networkerin enerjisi her ne kadar tutkusundan, inancından ve hayallerine bağlılığından gelse de, bu konuda beslenme çok büyük önem taşımaktadır. Sağlıklı, yeterli ve dengeli bir beslenme şekliyle gün içerisinde kendinizi daha dinç ve enerjik hissetmeniz çok kolay.  Çok basit ve pratik birkaç beslenme ipucundan bahsedecek olursak;

 Kahvaltı olmazsa olmaz !

Öncelikle vücudun yakıtı, metabolizmayı çalıştıran, güne maksimum enerjiyle başlamamızı sağlayan kahvaltı öğünümüz vazgeçilmezimiz olmalı.

Öncelikle vücudun yakıtı, metabolizmayı çalıştıran, güne maksimum enerjiyle başlamamızı sağlayan kahvaltı öğünümüz vazgeçilmezimiz olmalı. Sabah uyandığımızda vücudun ve beynin enerji deposu boştur. Bu nedenle dikkatsizlik, odaklanamama ve sinirlilik durumu söz konusu olabilir. Güne kaliteli protein, sağlıklı bir karbonhidrat seçeneği ve C vitamini içeren bir meyve ile başlamak size inanılmaz enerji verecek. Örneğin; 1 adet haşlanmış yumurta + 1 dilim peynir + bolca limonlu yeşillik, biber ve çeri domates + esmer ekmek + portakal, kivi ya da ananas gibi bir meyve ya da  1 kase yoğurt + 2 kaşık yulaf ezmesi + ceviz + meyve gibi karbonhidrat, protein ve vitamin açısından dengeli öğünler tercih etmeye özen gösterin.

Yeterli miktarda su tükettiğinizden emin olun !

Hepimiz biliyoruz ki su, bütün yaşamsal faaliyetlerin gerçekleşmesini sağlayan en temel sıvıdır. 

Hepimiz biliyoruz ki su, bütün yaşamsal faaliyetlerin gerçekleşmesini sağlayan en temel sıvıdır.  Vücutta başlıca; böbrek fonksiyonları için, vücut ısı dengesini sağlamada, detoks (arınma), besin öğelerinin taşınması, kan dolaşımın düzgün olmasında ve metabolizmanın çalışması için,  su elzemdir.

Gün içerisinde yeterince su tüketmiyorsanız; baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk ve konstipasyon (kabızlık) gibi problemleri muhtemelen çok sık yaşıyorsunuz demektir. Asla su diyip geçme! Bizler birer networker olarak gün içerisinde enerji bombası gibi olmak zorundayız demiştik. Bol miktarda su tüketimi bizim enerjimizi maksimum seviyede tutacak bir püf noktadır.

Aşırı çay ve kahve tüketimine dikkat !

Çay ve kahve diüretik (idrar söktürücü) içeceklerdir. Aşırı tüketimi, vücudun aşırı sıvı kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca yemeğin hemen üzerine içmemeye özen gösterilmelidir. Yemekten en az 1 saat kadar sonrasında tercih etmek daha sağlıklı olacaktır. Çay ve kahve içerdikleri kafein ve tanenle,  hemen yemek sonrasında tüketildiğinde, besinlerin  besleyici değerini düşürebilmektedir.

Kesinlikle öğün atlamayın !

kesinlikle öğün atlamayın

Ana öğünlerimiz bizim vazgeçilmezimiz olmakla birlikte ara öğün yapmaya da özen gösteriniz. Çünkü ara öğünler, gün içerisinde uzun saatler aç kalmamanızı sağladığı için kan şekeriniz daha düzenli olur. Böylelikle gün içerisinde kendinizi daha dinç ve dinamik hissedersiniz. Konsantrasyon problemi , uyku yorgunluk ve halsizlik  gibi durumları engellemiş oluruz.

Ara öğün seçeneği olarak gün içerisinde taze ve kuru meyveler ile yoğurt, süt, ayran ya da ceviz, badem, fındık, fıstık gibi kuru yemişler tercih edilebilir.

Özellikle de çok önemli bir toplantı öncesinde bazı besinlerin vücuda inanılmaz etkilerinden faydalanmamız mümkün. Örneğin; odaklanma konusunda ceviz, fıstık, fındık gibi kavrulmamış kuru yemişler inanılmaz etkilidir. Limon, portakal, mandalina, çilek ve kivi gibi meyveler ise C vitamini içerikleriyle canlandırır ve algılama yeteneğini arttırırlar. Havuç ise beyin metabolizmasını canlandırır ve hafızayı etkiler.

Kesinlikle egzersize zaman ayırmalısınız !

Egzersiz, özellikle bütün kasların oksijenlenmesini sağlayarak vücudun daha iyi detoks yapmasını sağlar.

Egzersiz, özellikle bütün kasların oksijenlenmesini sağlayarak vücudun daha iyi detoks yapmasını sağlar. Ayrıca metabolizmanın daha da hızlanmasını sağlar. Böylelikle gün içerisinde kendimizi daha enerjik, zinde ve dinamik hissedebiliriz.

Son yıllarda besin destekleri denildiğinde akla ilk gelenlerin başında multivitamin-mineral destekleri olmaktadır. Genel olarak sadece ülkemizde değil , tüm dünyada bu desteklerin yaygın kullanımı söz konusudur. Birçok birey bu desteklerle ilgili yeterli bilgiye sahip olmasa da kullanıyor.

Vitamin ve mineraller doğrudan enerji sağlamayan ancak organizmanın enerji üreten yaşamsal reaksiyonlarına katkıda bulunan dolayısıyla metabolik işlevlerin sürdürülmesi, büyüme ve genel sağlık için elzem olan organik yapıda mikrobesin öğeleridir. Ayrıca bazıları (A, C, E vitaminleri) antioksidan özelliklerinden dolayı doku ve organları oksidatif strese karşı koruyarak kanserle savaşırlar. Dolayısıyla birçok dejeneratif hastalıktan korunmada ve tedavi aşamasında koruyucu rolleri vardır.

Peki bu vitamin-mineral destekleri kullanılmalı mı? Hangi durumlarda kullanılması daha uygundur?

Genel olarak yeterli ve dengeli beslenen bireyler vitamin- mineral desteğine ihtiyaç duymazlar. Bununla birlikte sağlıklı da olsa bazı özel durumları olan bireylerin besin desteği kullanması gerekli olabilir. Bunu daha detaylı açıklamak gerekirse; modern yaşam tarzının bir sonucu olarak, metropol insanının eskiye nazaran paketli ve hazır gıda tüketiminin artmış olması, doğal ve sağlıklı beslenmeden uzaklaşmış olmamız beraberinde bazı sorunları da
getirmiştir. Vitamin-mineral yetersizliği de bunlardan biridir. Ayrıca tükettiğimiz besinlerin besleyici değerinin eskilere göre azalmış olması da bu yetersizliğin sebeplerindendir. Avrupa’da beslenmeyle ilgili yapılan bir çok bilimsel araştırma da, çeşitli mikro besinlerin, alınması gerekenin altında alındığını ortaya koymaktadır.Bununla birlikte toplumumuzda pek çok birey, sosyo ekonomik etkenler nedeni ile besin değeri düşük olan besinlerle ya da tek besine dayalı olarak beslenmektedir. Bunun sonucunda bu bireylerde bazı besin ögesi/ögelerinin yetersizliği görülebilmektedir. Örneğin düşük gelirli ailelerin kırmızı et ve balık tüketiminin yetersiz olmasına bağlı olarak , demir ve omega-3 alımının düşük olması ve bu değerlerin bedende eksikliği söz konusu olabilmektedir.

Vitamin-mineral desteğinin gerekli olduğu durumları genel olarak şöyle sıralayabiliriz;

Herhangi bir nedenden dolayı yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlayamayan bireyler ,
Düşük enerjili diyet yapan bireyler,
Vejetaryen ve vegan bireyler,
Gebe ve Ezikli kadınlar ( özellikle folik asit, demir , omega 3, B12 vitamini gibi )
Bebek ve çocuklar (özellikle D vitamini desteği ve omega 3 desteği),
Demir yetersizliği anemisi olanlar,

Yaşlı bireyler,
Uzun süredir ilaç tedavisi gören bireyler (özellikle antibiyotik, laksatif, diüretik )
Herhangi bir alerjik durumdan dolayı besin alımı yeterli olmayan bireyler,
Diyaliz tedavisi gören bireyler,
Herhangi bir hastalıktan dolayı besin çeşitliliği sınırlı olan bireyler gibi durumlarda vitamin-
mineral destekleri yaşam kalitesini arttırmada büyük rol oynayabilir. Bu gibi durumlarda
diyetisyeniniz ya da doktorunuzun tavsiyesi ile önerilen dozlarda vitamin-mineral takviyeleri
kullanabilirsiniz.

Teknolojinin hızla ilerlediği çağımızda, biz insanların beslenme alışkanlıklarında da inanılmaz bir değişim söz konusudur. Metropol insanının eskiye nazaran  paketli ve hazır gıda tüketiminin artmış olması, doğal ve sağlıklı beslenmeden uzaklaşmış olmamız beraberinde bazı sorunları da getirmiştir. Yetersiz veya düzensiz beslenme vitamin-mineral yetersizliğine, bağırsak sorunlarına, ruh sağlığının bozulmasına, hormonel sistemin işleyişinin aksamasına, obezite, diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları gibi kronik hastalıklara neden olabilmektedir.

 Tükettiğimiz besinlerin besleyici değerinin eskilere göre azalmış olması vücudumuzda birçok yetersizliğe sebep olabilmektedir

Tükettiğimiz besinlerin besleyici değerinin  eskilere göre azalmış olması vücudumuzda birçok yetersizliğe sebep olabilmektedir . Kısmen modern yaşam tarzının sonucu olarak, herkes sağlıklı bir şekilde beslenemeyebiliyor. Avrupa’da  beslenmeyle ilgili yapılan bir çok araştırma, çeşitli mikro besinlerin, alınması gerekenin altında alındığını ortaya koymaktadır. Teknoloji, bilim ve sağlık alanındaki gelişmeler, günümüzdeki  yetersiz, sağlıksız ve dengesiz beslenmenin  ortaya çıkardığı problemleri en aza indirmek için bir çok çözüm sunmaktadır. Besin(gıda) takviyeleri bu çözümlerden biridir.  Gıda takviyeleri; hap, tablet, kapsül, sıvı, vb. formunda sağlanan vitaminler, mineraller, aminoasitler, yağ asitleri, probiyotik bakteriler ve diğer maddeler olabilir.

Teknoloji, bilim ve sağlık alanındaki gelişmeler, günümüzdeki yetersiz, sağlıksız ve dengesiz beslenmenin ortaya çıkardığı problemleri en aza indirmek için bir çok çözüm sunmaktadır.

Peki kimlerin besin(gıda) takviyesi kullanması gerekir?

Gıda takviyelerine, modern yaşam tarzının sonucu olarak birçoğumuzun ihtiyaç duyduğundan bahsetmiştik. Fakat hiçbir besin takviyesi, yeterli ve dengeli beslenmenin yerini alabilecek, vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir şey  değildir. Güçlü  bir bağışıklık sistemi, yeni bir hücrenin oluşturulması, hastalıklara karşı korunmak,  kirli hava, su ve çevreden aldığımız toksinlerin yok edilebilmesi gibi pek çok hayati işlev için mutlaka vitamin ve minerallere ihtiyacımız vardır.  Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıl, yeterli protein ve sağlıklı yağlar içeren bir diyet, normalde sağlık için gerekli olan tüm besin ögesi ihtiyaçlarımızı karşılayabilmektedir. Bu beslenme düzeninin bozulduğu ya da  gebelik – emziklilik dönemi ve çeşitli hastalıklar gibi özel durumlarda besin takviyesi kullanımı hayati önem taşıyabilir.

Özellikle son yıllarda D vitamini yetersizliği birçok ülkede yaygın olarak görülmekte ve takviye olarak alınması önerilmektedir. Bu vitaminin yetersizliği, sadece beslenmeye bağlı değildir. Modern çalışma hayatıyla gün içerisinde kapalı ortamlarda, ofislerde çalışıp güneş ışığına yeterince maruz kalamamak ve güneş koruyucular kullanmak, bu eksikliğin sebeplerindendir. Diğer bir önemli neden ise obezitedir. Vücuttaki yağ oranının artışıyla D vitamini seviyesi düşmektedir.

Vücuttaki yağ oranının artışıyla D vitamini seviyesi düşmektedir.

Özellikle besin(gıda) takviyesine ihtiyaç duyan gruplardan bahsedecek olursak; 50 yaş üstü kişiler D vitamini, B12 vitamini, folik asit takviyelerine ihtiyaç duyabilirler. Daha hassas yaşlılar ise, düşük dozlu bir multivitamin takviyesinden faydalanabilirler. Doğurganlık yaşındaki kadınlarda ise, folik asit ve D vitamini ve  muhtemelen gebeliğe bağlı demir ihtiyacı artabilmektedir. 5 yaş altı çocukların; A vitamini, C vitamini, D vitamini gibi  ek vitamin ihtiyaçları olabilir; fakat çok çeşitli yiyecekler yiyen iyi iştahlı çocukların bunlara ihtiyacı olmayabilir. Emziren kadınların takviye olarak D vitamini ve demire, cildini örtenler ve esmer tenli olanlar veya pek dışarı çıkmayanlar D vitaminine, veganlar ise; B12 vitamini ve D vitaminine ihtiyaç duyabilirler.

Besin takviyeleri kimler için riskli olabilir?

Besin takviyeleri, bazı bireylerin sağlığında önemli rol oynamasına rağmen,  herkes için yararlı değildir. Bu takviyelerin kullanımı, kişinin sağlık durumunun ve kan tahlillerinin değerlendirilip, kronik hastalığının olup olmamasına göre doktor ya da diyetisyen tarafından  belirlenmeli. Bazı besin takviyelerinin, özellikle yüksek dozlarda alınması, bazı kişilere önerilmez.   Örneğin hamile kadınlar için, balık yağı dahil olmak üzere A vitamini (retinol) içeren takviyeler, önerilen doz büyük ölçüdeyse ya da uzun bir süre boyunca doz aşıldıysa zararlı olabilir ve doğum kusurlarına yol açabilir.

hamile kadınlar için, balık yağı dahil olmak üzere A vitamini (retinol) içeren takviyeler, önerilen doz büyük ölçüdeyse ya da uzun bir süre boyunca doz aşıldıysa zararlı olabilir ve doğum kusurlarına yol açabilir.

Sonuç olarak,  bazı durumlarda besin takviyelerinin kullanılması hayati önem taşıyabilir.  Her zaman için sağlıklı ve dengeli beslenme ana temamız olmakla birlikte, gerektiği durumlarda besin takviyelerinden de faydalanabiliriz. Herhangi bir takviye kullanacaksanız mutlaka etiket okumaya özen gösterin ve günlük kullanım dozlarını aşmayın. Kullanma konusunda emin olmadığınız bir takviyeyi mutlaka diyetisyeninize veya doktorunuza danışınız.

Günümüzde kapalı yerlerde çalışan insanların ya da plazada yaşayan insanların karşılaştığı sorunların başında D vitamini eksikliği geliyor.  Bu vitaminin yetersizliği yaygın kemik ve kas ağrısı, kaslarınızda güçsüzlük ve halsizlik gibi problemlere neden olarak yaşam kalitesini ve enerjinizi düşürebilmektedir. Özellikle yoğun çalışma temposu içerisinde, bilgisayar başında ve neredeyse bütün günü kapalı ofislerde çalışarak geçirenler güneş ışığından yeterince faydalanamıyor ve D vitamini alamıyor. Bunun için ne yapmak gerekir, nedir bu vitamin ve vücuttaki işlevleri neler kısaca inceleyelim.

 Günümüzde kapalı yerlerde çalışan insanların ya da plazada yaşayan insanların karşılaştığı sorunların başında D vitamini eksikliği geliyor.

D vitamini nedir?

D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir. Güçlü kemiklerin ve dişlerin korunması, bağışıklık sisteminizin sağlıklı kalması , kalsiyum ve fosforun emiliminin olması için gereklidir.

D vitamini birçok gıdada doğal olarak bulunmadığından, çoğu sağlık uzmanı, günde en az 5–30 dakika güneşe maruz kalmayı veya önerilen günlük 600 IU (15 mcg) miktarı karşılamak için D vitamin takviyesi almanızı önerir. Peki bu vitaminin vücuda başlıca  etkileri nelerdir?

D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir. Güçlü kemiklerin ve dişlerin korunması, bağışıklık sisteminizin sağlıklı kalması , kalsiyum ve fosforun emiliminin olması için gereklidir.

D vitamini hastalıklarla savaşır.

Birçok bilimsel araştırmada D vitamininin; MS hastalığı, kalp hastalığı ve gribin gelişme riskini azaltmaya yardımcı olduğu belirtilmiştir.

D vitamini depresyonu azaltır.

Araştırmalar, D vitamininin ruh halini düzenlemede ve depresyonu önlemede önemli bir rol oynayabileceğini göstermiştir. Diğer bir çalışmada, D vitamini takviyesi alan ve depresyonu olan kişilerin semptomlarında bir iyileşme olduğu fark edilmiştir.

D vitamini kilo kaybını artırır.

Kilo vermeye ya da kalp hastalığını önlemeye çalışıyorsanız diyetinize D vitamini takviyesi eklemeyi düşünün .

Yapılan bir bilimsel çalışmada, günlük kalsiyum ve D vitamini takviyesi alan kişilerin kilo vermelerinin daha iyi olduğu ortaya konmuştur. Bilim adamları ekstra kalsiyum ve D vitamini alımının, iştahı bastırıcı bir etkiye sahip olduğunu belirtmektedir.

Kilo vermeye ya da kalp hastalığını önlemeye çalışıyorsanız diyetinize D vitamini takviyesi eklemeyi düşünün .

Doktorlar basit bir kan testi yaparak D vitamini eksikliğini teşhis edebilirler .D vitamini eksikliği teşhisi konulduğunda,  günlük D vitamini takviyesi almaya mutlaka özen gösteriniz.

D vitamini akne oluşum riskini azaltır.

D vitamini  antienflamatuar ve antimikrobiyal özelliğe sahiptir. Vücudumuz, yeterli D vitamini düzeyine sahip olduğunda, iltihaplı akne oluşum riski azalır.

D vitamini açısından zengin  gıdalar ise

 

Sağlıklı ve kontrollü yeme biçimi,  aslında  enerjinizi ve  motivasyonunuzu yükselten  bir şey. Bu yaşam biçimi,  aç kalacağınız ya da mütemadiyen  sevdiğiniz yiyeceklere veda edeceğiniz  bir şey değildir.

Sağlıklı ve dengeli bir diyette kaçamaklara da yer vardır. Yalnızca tüketim sıklığı  ve tüketilen miktarlar kilo verme ve kilo koruma diyetinde kontrollü olmalıdır. Hatta  diyet yaparken  haftada 1 gün  sevdiğiniz bir kaçamağa  yer vermeniz diyet motivasyonunuzu arttırır ve daha rahat  kilo vermenizi sağlar.

Sevdiğiniz yiyecekleri yiyerek ruhunuzu ve bedeninizi beslerken ipin ucunu kaçırmamak önemli. Sağlıklı beslenmenin püf noktalarını  ve yaptığınız kaçamakları dengelemenin yollarını öğrenmeye  istekli olun. Bu önemli noktaları öğrendiğinizde  diyetinizden  çok daha fazla keyif alacaksınız  ve  diyet yapmak sizin için çocuk oyuncağı olacak.

Anlayacağınız önemli olan şey, dengedir. Yalnızca, yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine  bağlı kalıp dengeyi sağladığımızda, bedenin kusursuz dizayn edilmiş mekanizmasını koruyabiliriz.