Network Marketing şirket etkinlikleri işinizi mi değiştirir yoksa sizi mi?

Şirket Etkinlikleri İşinizi Değiştirir Mi?

Network Marketing şirket etkinlikleri işinizi mi değiştirir yoksa sizi mi?

Network sektörü dünyasında ilk yılımda, 6. ayımda idim. Firmamızın uluslararası kongresi geliyordu. Şirket 10 yıldır açık olmasına rağmen, ülkemizden sadece ben ve ablam vardık yola çıkmayı düşünen.

Tüm dünyadan katılacaklar vardı, sosyal medyada sürekli bildirimlerini görüyorduk. İşimizden izin aldık ve o etkinliğe gittik. Programa göre bir hafta kaldık ve bize bu etkinlik çok paraya mal oldu… Ama işletmelerimiz üzerindeki olumlu etki çok büyüktü. Şirket etkinliği dönüşünde kayıt sayılarımızı arttırmaya başladık.

Öyleyse: bu durum sadece etkinliğe gitme meselesi midir ya da işinize katılımları biranda arttıracak sihirli bir değnek mi değecek?

Oraya gitmek için zaman, çaba ve para harcayan herkes bu etkinlikten çıktıktan sonra kayıt rekorları mı kırdı??

Cevap; Hayır.

Farkı ne yaratır peki? Farkı yaratan şey bu olayla nasıl etkileşim kurduğunuz, bu olaya karşı bakış açınızdır.

Ve özellikle, işinize karşı küskün ya da sorumlu olup olmadığınızı, kendinizi mağdur veya inatçı olarak görüp görmediğinizi belirler. Şirket toplantıları bu yüzden önemlidir ki tüm deneyiminizden ne elde edeceğinizi gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur.

İnsanlar bu şirket etkinliklerine, şirket toplantılarına karşı fazlaca bahane buluyorlar;

Bahsettiğim gibi, bu etkinliğe ulaşmak için aşılması gereken bazı engeller vardı – örneğin iki aylık ‘bilet için kira, uçuş ve konaklama için eş değer bulma’, hafta içi yiyecek ve gelirden bahsetmemek gibi ‘ uzak dururdum.

Pazar olarak şirkete küskün bir yerden, şirketin bana borçlu olduğunu hissettim: Gittiğim için, gösterdiğim tüm çabadan sonra, bu etkinlik iyi olsa, çok iyi olurdu. Çünkü sorun şu ki, bir kişiye veya birilerine bir kez kızdığınız zaman, kızmanıza engel olacak kadar iyi bir şey yapamazlar.

Aç kaldığım zaman oldu. Kocamdan uzakta kaldığım zamanlar oldu. Bunları bir kenara bırakalım. Toplantı yerine gittiğimiz zaman, kuyruğa daldık, biriyle konuşmak için, utangaçlığımı yenmek için uzun bir süre beklemek zorunda kaldım. Sonra toplantıya girmek için çok uzun bir sıraya girdik. Toplantıya gelmiştik sonunda. Hep bunun düşüncesindeydim.

Her gün Kongre Merkezi’ne etkinliğe katılmak için yaptığımız yarım saatlik yürüyüşe kızıyordum. Çünkü otelimiz çok uzaktaydı. Ama gerçek şu ki, bunlardan hiçbirine kızmamaya başlamıştım. Çünkü çünkü orada olmak istemiştim ve bu yüzden buradaydım. Aslında tüm bu zorlukların tadını çıkardım. Ve orada olmak istedim çünkü özgürlüğümü çok istedim. Aç olmam umurumda değildi – bazen yemek yemek için can atıyorsun, hepsi bu sadece.

Uçağımızın gecikmesi aslında bu durumu kolaylaştırdı çünkü vücudumun bir sonraki öğünün gerçekte ne zaman geldiği konusunda hiçbir fikri yoktu! Fakat acıkmaya ve kırılmaya odaklanırsam ve bu konudaki küstahlığımı artırırsam sinirime ve negatifliğime mahkum olurdum. Ben de gitmemiş olabilirdim, katılmayabilirdim. Kendi ülkemde kendi şehrimde kalmak için yeterince bahanem vardı.

Toplantı zamanı

Konuşmacılar birer birer sahneye çıkıyordu. Onlardan anlatmaya başladılar. Bu anda kız kardeşim ve ben bir sonraki kişiyi bulmak için acele ettiğimizi, sonrasında çabuk pes ettiğimizi anladık. Liderlerin hayat ve başarı hikayelerinde benzerlikler aradım. Nasıl olduğumuzdan çok farklı olduğumuz, farklı düşündüğümüz yerlerin farkettim.

Ve bu yarım saat boyunca ucuz otelden yürüme mesafesindeki etkinliğe gitmek, sonra da söylediklerini yapmak? Kabul ettik ve çoğunu yaptık. Her gün o yürüyüş için hedeflerimiz ve hayallerimizden bahsettik. Her gün o yolu çekerken, yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı konuşmaya başladık.

Artık toplantı bizim için inanılmaz bir hal almaya başlamıştı. Bu bir haftalık program, şirket toplantı üç gün sürse de  başta çok uzun gibi geliyordu. Ancak zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştık bile.

Toplantı satışlarımızda, kayıtlarımızda rekorlar getirmedi. Bir anda milyoner olmadık. Fakat bu süre içerisinde şunu anlamıştık ki işimize karşı bakış açımız değişmişti. O sahneye çıkan kişilerin hayat hikayelerini dinlemek, başka insanların ne sıkıntılar çektiği, bu sıkıntılar üzerinden nasıl geldiğini dinleme fırsatı bulmak çok iyi gelmişti. Demek ki sıkıntı çeken, “Hayır” duyan bir biz değildik.

Bu etkinlikten gördüm ki ben de o sahnede olmak istiyordum. Ben de bunu yapabilirdim, ben de kazanabilirdim. Sahneye çıkanlar benden sadece biraz daha fazla şey yapmışlardı. Toplantıdan sonra iyi ki bu  toplantıya, dünyanın öbür ucuna gelmişim diyorum. O toplantı hayatıma karşı bakış açımı değiştirmişti.

Ne muhteşem bir ustalık fırsatı!

Olumlu düşünceyi yazmak kolaydır. Ancak (olumlu düşünme gerektiren), sızlanan, muhtaç gibi düşünen “BEN” ile mütevazi, heyecanlı “BEN” arasındaki farkı ortaya çıkarmıştı bu etkinlik. Ve her şey değişmişti.

Unutmayın bu değişimi sizden başka kimse yapamaz. Olaylar sadece size araç olarak yardım eder. Değişim sizin bakı açınızda başlar.

***

Helen Jamieson, kazançlı bir ağ pazarlama işi yaratmaya giden yolda edinilen deneyimlerden yaratılan bir roman olan “The Networker”‘ın yazarıdır. Kitap, masalsı bir roman niteliğinde. Sally hakkında – iki genç çocuğun cesur bir annesi, işi, yorgunluğu ve parasızlığı ve olumsuz eşi! (*Alıntıdır.)

Şirket etkinlikleri hakkında sizin düşünceleriniz ve tecrübeleriniz neler? Hayatınızı değiştiren toplantılar hangileriydi? Bizimle yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

Network Okulu

Network Okulu

Türkiye’nin Tarafsız Network Marketing Platformu

Yorum Yap


Network Okulu, Network Marketing'in kapsadığı her konuda sizleri bilgilendirmek ve bu ticareti yapanlara yardımcı olmak için kurulmuştur. Dilerseniz sorularınızı sorabilir, tecrübeli ekibimizden bilgi alabilirsiniz. NetworkOkulu.net adresi hiç bir firmaya ve takıma bağlı olmamakla birlikte tamamen tarafsız bilgi paylaşma platformudur.

Mail Listemize Katılın