Başarıyı Yakalamanız İçin Almanız Gereken 5 Mükemmel Ders

0
Kendi yolunuzdan gidebilirsiniz.

Başarılı bir insan olmayı arzulayan herkesin öğrenmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. Bu noktalar tecrübelerden dersler çıkarmamızı ve bir bakış açısı geliştirmemize olanak sağlar. Hayatta yapmak istediklerinizi bulmak ve hayallerinizi gerçekleştirmek için bakış açısı alabileceğiniz 5 adet küçük; fakat mükemmel derslere bir bakalım.

Kural 1: Daima istediğiniz şeylerin peşinden gitmektir.

Kural şu: İstediğin her şeyin ardından gidebilirsin; ama istedikleri şeylerin peşinden giden başka insanları gözardı edemezsiniz. Öyleyse bütün mesele şu ki sıranızı beklemek mecburiyetinde değilsiniz. Yapacağınız şeyleri, başkalarının yaptığı şekilde yapmak zorunda değilsiniz. Kendi yolunuzdan gidebilirsiniz; kuralları yıkabilirsiniz. Sadece başkalarının kendi isteklerini elde ederken izledikleri yolu takip etmek zorunda değilsiniz.

Kural 2: Bazen sorun SEN’sindir.

18.yy’da Avrupa’da yaygınlaşan ve nihayetinde ‘’Lohusalık Kara Ölüm’’ olarak adlandırılan ve Puerperal Humması veya Lohusalık Humması olarak Amerika’ya kadar ulaşan bir şey vardı. Esasen olan şey, kadınların doğum yapması ve doğumu takiben 48 saat içinde ölecek olması. Bu lohusalık Avrupa’nın yıkımı oldu ve bir asır boyunca daha kötüye gitti. Bazı hastanelerde doğum yaparak ölen kadınlar, toplam doğum yapan kadınların %70’ine ulaşıyordu.

Ama dönem, Rönesans Dönemi idi. Deneysel veri ve bilim zamanıydı. Gelenek ve mistisizm gibi şeyler artık hayattan çıkıyordu. Bunu yapanlar doktorlar ve bilim adamlarıydı. Lohusalık Kara Ölüm vakalarının sebebini araştırarak bulmaya çalıştılar bu nedenle okumak ve çalışmak zorunda kaldılar. Ölen kadınların cesetlerini inceliyorlardı. Sabah erken saatlerde otopsi yapıyor, ardından gidip bebeklerin doğumuna giriyor ve böylelikle rutin faaliyetlerini tamamlıyorlardı.

1800’lü yılların ortalarına kadar bu böyle devam etti. Daha sonra Yüksek Mahkeme Yargıcı Oliver Wendel Holmes’in aynı ada sahip babası Dr. Oliver Wendel Holmes, sabah saatlerinde otopsi yapan doktorların ellerini yıkamadan öğleden sonra doğumlara girdiğini fark etti. Ve ‘’Arkadaşlar, sorun sizde!’’ dedi. Diğer doktorlar tabii ki bunu göz ardı ettiler ve 30 yıl boyunca ona deli muamelesi yaptılar. Ta ki sonunda birilerinin ellerini yıkadıkları takdirde bu hastalığın ortadan kaybolacağını fark edene kadar. Tam olarak olan buydu.

Aletlerini sterilize etmeye ve ellerini yıkamaya başladıklarında, Lohusalık Kara Ölüm kaybolmaya başladı. Aslında anlatılmak istenen şey, ‘’Bazen sorun, sensindir.’’

Burada anlatılmak istenen esas şu: eylemleriniz ve hareketlerinizin sorumluluğunu almanız gerekmektedir. Doğru yaptığınız zaman övgüler alabilirsiniz, başarıyı üstlenebilirsiniz; fakat aynı şekilde hata yaptığınız zaman da sorumluluğunu üstlenmeniz gerek. Dengeli bir denklem kurmanız gerek. Sadece tek yönlü yapamazsınız. Başarıyı ve övgüyü üstlendiğiniz zaman hatalarınızı da üstlenmeniz ve sorumluluk almanız gerekir.

Kural 3: Birbirinizi gözetin ve sahip çıkın.

Birleşik Devletler Donanması SEAL deniz komandoları, belki de dünyadaki en seçkin savaşçılardan biridir. Gazetecilerden biri, komandolardan birine hangi adayların programı başarıyla tamamlayıp komando olmaya hak kazanabileceklerini sorar.  Komandonun cevabı şu şekilde oldu: ‘’Kimin komando olabileceğini söyleyemem; ama kimin olamayacağını söyleyebilirim.’’

Dünyaya ne kadar güçlü olduklarını kanıtlamaya çalışırcasına dövmelerle kaplı kocaman şişirilmiş kaslarıyla ortada dolaşan adamlar, işte bunlar olamaz. Sorumluluklarını sürekli olarak başkalarına devreden, başkalarının üzerine atan ve kendisi hiçbir zaman bir şey yapmayan kendini beğenmiş liderler, işte bunların hiçbiri başaramaz.

Kendilerini sonuna kadar zorlamayan lise takımlarının yıldız oyuncuları bunu başaramaz. Sıska ve cılız gibi görünenler bunu başarabilir. Bunu başarabilenlere baktığımız zaman aslında korkudan titrediklerini görürüz. Komando olabilenlerin her şeylerini sonuna kadar kullandıklarını, harcadıklarını ve kanının son damlasına kadar savaştıklarını, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda tükendiklerini görürüz. Fiziksel ve ruhsal açıdan gücü kalmayanlar yanındakilere yardım etmek için ihtiyaçları olan enerjiyi içlerinde hissederler ve ortaya çıkarırlar. İşte bu insanlar komando olurlar.

Seçkin bir savaşçı olmak istiyorsun.

Bu sizin fiziksel olarak ne kadar güçlü olduğunuzla alakalı değil. Ne kadar akıllı ya da ne kadar hızlı olduğunuzla da alakalı değil. Eğer seçkin bir savaşçı olmak istiyorsanız bunun için sağınızdaki kişiye, solunuzdaki kişiye gerçekten elinizden geleni yapıp yardımcı olmak için en iyisini yapmanız gerek. İşte insanlar bu şekilde bir yerlere geliyorlar.

Bütün her şeyi tek başınıza yapmak için dünya çok tehlikeli ve çok zorlu bir yer. Size tavsiye ettiğimiz gibi hayatta yapmak istediğinizi ve hedeflerinizi bulabildiyseniz eğer kimden yardım isteyeceğiniz ya da size teklif edilen bir yardımı ne zaman kabul edeceğinizi biliyorsunuz demektir.  Bu becerinizi geliştirin. Pratik yaparak birbirinize yardımcı olmayı öğrenin. Size yardım sunulduğu zaman bu yardımı kabul etmek ve herhangi bir şeyi yapamayacağınızı bildiğiniz zaman yardım istemek.

Şaşırtıcı olan yardım istemeyi öğrenirken, etrafınızda her zaman size yardım etmeyi isteyen insanların olduğunu keşfedeceksiniz. Şu ana kadar bunu yapmadılar. Çünkü sizin yardıma ihtiyacınız olduğunu hiç düşünmediler. Siz daima her şeyi kontrolünüz altındaymış gibi yapmaya devam ettiniz ve ‘’ne yaptığımı bilmiyorum, sıkıştım, korkuyorum, bunu yapabileceğimi sanmıyorum’’ dediğiniz anda, sizi seven birçok insanın yardımcı olmak için gayret ettiğini ve sizinle ilgilendiklerini göreceksiniz. Fakat bu, onlarla ilgilenmeyi ve onları gözettiğiniz zaman olur.

Kural 4: Bazen dinlemelisin.

Nelson Mandela, özellikle liderler dünyasında ayrı bir yere sahiptir. Çünkü o, evrensel olarak büyük bir lider olarak kabul edilir. Mensubu olduğunuz ulusa bağlı olarak değişik bazı şahsiyetleri de ele alabilirsiniz. Bu kişiler hakkında her birimizin farklı görüşleri vardır. Ancak Nelson Mandela, dünya çapında mükemmel bir lider olarak kabul edilmektedir. Aslında bir kabile şefinin oğluydu. Bir gün kendisine, “Büyük bir lider olmayı nasıl öğrendiniz?” diye soruldu.

Bu soruya cevabı şöyle oldu:

Babamla kabile toplantılarına beraber gidiyorduk. Babam kabilenin diğer önde gelenleri ile görüşmeye gittiği zaman dikkatimi çeken iki şey olduğunu hatırlıyorum. Birincisi, her zaman daire şeklinde oturmaları, ikincisi de babamın her zaman konuşan en son kişi olmasıydı.

Hayatınız boyunca bir şeyler anlatabilmeniz için, dinlenmeyi öğrenmeniz gerektiğini, konuşacak son kişi olmayı öğrenmeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Haftanın her bir günü yönetim kurulu toplantıları görüyoruz. Kendilerini iyi bir lider olarak gören, hatta gerçekten iyi liderler diyebileceğimiz insanlar bile bir odaya girip, ‘’İşte sorunumuz bu, bununla ilgili düşüncem bu, fakat sizin fikrinizi de merak ediyorum, hadi sizleri dinleyelim’’ diyorlar. Artık tabii ki çok geç.

Herkes konuşana kadar, fikirlerinizi saklama becerisi iki şeye sebep olur.

Birincisi,

Herkesin kendi hislerini duyma imkânı ve herkese katkıda bulunduklarını hissetme olanağı verir.

İkincisi,

Düşüncenizi paylaşmadan önce herkesin düşündüğü şeyleri işitme fırsatı elde edersiniz.

Bu beceri gerçekten görüşlerinizi kendinize saklama becerisidir. Biri ile aynı görüşteyseniz başınız ile onayladığınızı göstermeyin. Biri ile aynı görüşte değilseniz, yine başınız ile onaylamadığınızı göstermeyin. Sadece öyle oturun ve karşınızdakinin söylemek istediği her şeyi dinleyin ve sadece soru sorun. Böylece ne demek istediklerini daha iyi anlar ve neden o şekilde düşündüklerini öğrenme fırsatınız olur.

Sadece ne söylediklerini değil, neden o görüşte olduklarını bilmeniz gerek. En sonunda konuşma sırası size gelecek. Aslında her ne kadar kolay görünse de kolay olmayacaktır. Aynı Nelson Mandela gibi en son kişi olarak konuşmayı öğrenin ve kendinizi alıştırın.

Kural 5: Konum önemlidir ancak mütevazı olmalısınız.

Büyük bir konferans sırasında binlerce kişi önünde konuşma yapmak üzere davet edilen eski bir Savunma Müsteşarının hikayesi çok manidardır. Müsteşar arkasında PowerPoint ile hazırladığı sunumları ile elinde kahve fincanıyla sahnede duruyordu. Kahvesini yudumladı; gülümsedi ve kahveye baktıktan sonra bir hikâye anlattı.

‘’Biliyorsunuz, geçen sene de aynı konferansta konuştum. Geçen sene de müsteşardım. Geçen sene burada konuşma yapacağım zaman, beni Business Class ile uçurdular. Havalimanına geldiğimde, otelime götürmek için karşıladılar. Beni otele götürmeden önce girişim yapılmıştı. Odama kadar götürdüler. Ertesi sabah aşağı indim ve beni karşılamak için lobide bekleyen biri vardı. Beni alıp buraya aynı mekana getirdiler. Önce beni arka girişe götürdüler, sonra yeşil bir odaya girdik, bana güzel bir seramik fincanda kahve ikram ettiler.”

Sözlerine şöyle devam etti.

“Buradan alınması gereken ders şu ki, seramik fincan asla benim için değildi; konumum, pozisyonum ve görevim içindi.‘’

Şunu asla unutmayın: itibar veya şöhret kazanmaya, servet sahibi olmaya başladığınız zaman, insanlar size daha iyi davranmaya başlarlar. Her zaman kapınızı tutarlar, hatta siz sormadan bile kahvenizi hazırlayıp size getirirler. Size ‘’beyefendi’’, ‘’hanımefendi’’ diye hitap ederler. Size daha birçok şey hazırlayıp verirler. Aslında bunların hiçbiri sizin için değildir. Bütün bunlar konumunuz içindir.

Şunu asla unutmayın: her zaman alçak gönüllü ve minnettar olmalısınız. Size verilen tüm bu bedava şeyleri alabilirsiniz, avantajlardan sonuna kadar faydalanabilirsiniz ve kesinlikle tüm bunların tadını çıkarabilirsiniz. Fakat minnettar olun, bunların aslında şahsınıza yönelik olmadığını hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here