fbpx
Çocuğun bakış açısından bir bakalım.

Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı – Stephen Covey

Egzersiz yapmak istediğinizi düşünelim. Süreç nasıl olurdu?

Bir plan yaparsınız, hazırlarsınız. Birinci gün dışarı bakarsınız, yağmur yağıyordur ve hava soğuktur. Hava soğuk, yarına kadar bekleyeyim diye düşünürsünüz. Sonraki gün biraz hasta hissediyorsunuz. “Cok iyi hissetmiyorum, yarına kadar bekleyeyim” dersiniz. Sonraki gün tatil günü, aile ile vakit geçirmece falan. Bir ay sonra arkadaşınız egzersizinizin nasil gittiğini sorar.Siz de; “Çok fazla bir şey yapmadım, cok meşguldum bir de tatil falan girdi araya malum aile bir de çok hasta oldum. Sanırım yeni yıldan sonra başlayacağım.”

Diğer yönden bakacak olursak egzersiz yapmak istiyorsunuz, bu sizin için önemli. 1. Gün yağmur yağıyordur, önemli değil, ceketinizi giyer, gider ve sporunuzu  2. Gün biraz hasta hissediyorsunuz. Ama 30 dakika işinizi görür.  3. Gün tatil, tatil günü. “Sabah erken gideyim ki ailem gelip meşgul olmadan halledeyim” dersiniz.

Bir ay sonra öncesine göre daha hızlı ve daha güçlüsünüz. Buna reaktif ya da proaktif olmak deniyor. Reaktif insanlar onların dışında olup bitenlerden kolayca etkilenebilir. Proaktif insanlar davranışlarının ve eylemlerinin koşullarının değil, kararlarının bir sonucu olduğunu bilirler. Proaktif insanlar değerleriyle hareket ederler. Bu durumda sağlıklıdırlar.

Reaktif insanlar duyguları ve koşulları ile hareket ederler.  Örneğin dillerine bir bakalım.

Reaktif insanlar; “yapmak zorundayım, yapamam, bu beni kızdırıyor” gibi kelimeler kullanırlar. Diğer yandan proaktif insanlar; “seçiyorum, tercih ediyorum, yapacağım” gibi kelimeler kullanırlar. Proaktif insanların dilleri reaktif insanların kontrol eksikliği olan dillerine göre çok daha kontrollüdür. Örneğin “bu beni çok kızdırıyor”, diyen bir insan onları kızdıran durumun kontrolünü bırakmaktadır. Diğer bir yandan “buna kızmamayı tercih edeceğim” diyen bir insan durumunun kontrolünü ele alır ve tepkisinin kontrolünü elinde tutar.

Pekala, reaktif ve proaktif olmak arasındaki farkları ele aldık. Nasil daha proaktif, daha az reaktif olabiliriz?

Kontrol edebileceklerinizi ayırmalısınız.

Değiştirebileceğiniz ve kontrol edemeyeceğiniz şeyleri. Stephen Covey bunları Etki Çemberi ve Endişe Çemberi olarak ikiye ayırıyor. Tipik bir reaktif kişinin endişe çemberi etki çemberinden daha büyüktür. Proaktif oldukça kontrol edebileceğimiz şeylere odaklanırız. Etki çemberimizin büyüklüğünü arttırırız. Ayni zamanda kontrol edemediğimiz seyleri de bırakırız, endişe çemberimizi daraltırız.

Proaktif olmayı seçmelisiniz.

Proaktif kelimesi bir şey yapmak anlamına gelen “aktif” ve önce anlamına gelen “pro” kelimelerinden oluşur. Size bir şey olmadan önce hazır ve aktif olduğunuz anlamına gelir. İlk örneği bir düşünelim. Yağmur yağacağını ve soğuk olacağını ya da hasta olacağınızı bilmiyordunuz. Ama eylemlerinizi koşullara göre değil değerlerinize göre tepki verebileceğinizi bildiğinizde çok da etkilenmeyeceksiniz.

Aynı zamanda proaktif olmak etki çemberinizin daha büyük olmasını sağlar. Örneğin, egzersizlerinizi hava durumuna bakarak planlarsanız, bu sorunları endişe çemberinden çıkartır, çemberin daralmasını sağlar ve bunları etki çemberinize taşır, bu çemberi büyütürsünüz. Bu yüzden birinci alışkanlık, proaktif olun.


Bundan 18 ay sonra bir cenazede olduğunuzu ve sevdiklerinizin orada olduğunu düşünün. Üzgünler. Kimin olduğunu görmek için tabuta doğru yürüyorsunuz ve içinde siz varsınız. Şimdi senaryo çok çılgınca gelse de ailenizi düşünün, arkadaşlarınızı ve iş arkadaşlarınızı düşünün. Sizin hakkınızda ne söylerler? Daha da önemlisi siz kendiniz hakkında ne söylerdiniz? Nasıl hatırlanmak isterdiniz?

Eğer başkalarının üzerinde olumlu etkiler bırakan biri olarak hatırlanmak istiyorsanız,  bunun olmasını sağlayacak şeyleri yapıyor musunuz? Nereye gitmek istediğiniz ve gittiğiniz yer hakkında net bir resim çizerek nerede olduğunuzu daha iyi anlarsınız ve oraya giden yolda adımlarınızı daha kolay atarsınız. Covey’in dediği gibi her şey iki kere yaratılmıştır. Önce akılda sonra gerçekte. Bu yüzden ikinci alışkanlık, zihninizde sonunu düşünerek başlayın.

İlk gelmesi gereken şeyi, ilk yapın.

Size, sizin için en önemli olan şeyler nelerdir diye sorulsa?

Çoğu insan “aile, sağlık, hedeflerini ya da hayattaki amacını başarmak” der. “Hafta sonu bara gitmek, TV izlemek, ya da tüm gün Facebook’ta olmak” demezsiniz. İnsanların istediklerini söyledikleri ve gerçekten yaptıkları arasında kocaman bir boşluk var.

Tanıdığınız kaç kişi hedeflerini başarmaya çalışmak yerine tüm gün Facebook’ta takılıyor. Ya da beslenmesini planlamak yerine televizyon izliyor. Psikolojide buna zihinsel uyumsuzluk deniyor. Bu insanların eylemlerinin değerleriyle çakıştığı zaman ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.

Karşılıklı kazanç düşünün.

Diyelim ki keşfettiğiniz bir YouTube kanalı var. Siz de kanala giriyorsunuz ve “bu adamı sevdim” diyorsunuz. Daha fazla kişinin görmesi gereken bir adam. Bu yüzden kanalın videolarını paylaşıyorsunuz. Artık kanalınıza bakan binlerce kişi var.


Bu Stephen Covey’in karşılıklı kazanç dediği şey. Sizin kazanmanız için başkasının kaybetmesine gerek yok. Aynı zamanda başkalarıyla karşılıklı kazanç durumu yaratmak isteyen kişiler lider olarak algılanır. Çünkü onlar sadece kendilerini değil herkesin kazanması için uğraşırlar.

Önce anlamaya çalışmalısınız.

Bu basit görünüyor ama son derece önemli. Kaç kere daha sorunu bile anlamadan insanların sorunlarını yalanlarla düzeltmeye çalışan insanlar gördünüz? Ya da çocukları okulu sevmeyen aileler. Nedenini anlayıp oradan başlamaya çalışmazlar. Çoğu zaman ‘’neden bahsediyorsun? Okul senin için iyi. Sadece uyum sağlamalısın.’’ derler.

Çocuğun bakış açısından bir bakalım. Size sadece bir şeyi yapmanızı söyleyen birini mi yoksa sizi anlayan ve ona göre önerilerde bulunan birini mi dinlerdiniz? Bu özellikle de mesele iş olduğunda çok önemlidir. Eğer müşterilerinizi ya da izleyicilerinizi anlamazsanız sizin için piyasanızı etkilemek daha zor olacaktır.

Bir sinerji oluşturmalısınız.

Steve Jobs ve Steve Wozniak’ı bir düşünün. Wozniak ilk Apple bilgisayarını yaratan kişidir. Ve hiç bir zaman satma gibi bir düşüncesi olmamıştır. Jobs satmasını önermiştir. Sinerji, bütünün parçalarından daha büyük olmasını gerektirir.


Jobs pazarlama konusunda yetenekliydi. Wozniak bilgisayarlar konusunda yetenekliydi. Bu yetenekler birlikte, ayrıyken olacaklarından çok daha başarılı olmamışlar mı? Bilmeyenler için söyleyeyim. Bu kişiler dünyadaki en büyük teknoloji şirketlerinden olan Apple’ın kurucularıdır. Tabii ki herkes ile sinerji yakalayamazsınız. Ama her zaman bu tarz kişileri arar olmalısınız.

Baltanızı bilemelisiniz.

Bir ağacı kesen bir adam var. Bu adam yorulmuş. Adamın biri geliyor ve ‘’neden mola verip bıçağını bilemiyorsun?’’ diyor. Adam da buna vaktim yok, çünkü ağacı kesmekle meşgulüm’’ diyor. Son alışkanlık sahip olduğunuz en önemli varlığınızı korumak ve güçlendirmekle ilgili. SİZ! Bu alışkanlık diğer tüm alışkanlıkları erişilebilir hale getiriyor. Etkili olmak istiyorsanız kendinizi bilemelisiniz.

Network Okulu

Network Okulu

Türkiye’nin Tarafsız Network Marketing Platformu

Yorum Yap